Son dakika | Türkiye'den Irak'a PKK ile mücadele desteği | Kanser hücresi gibi her yeri sarıyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye'yle olan sınırın güvenliği, terörle mücadele, Suriyelilerin güvenli ve özgür şekilde ülkelerine geri dönüşü konularının Türkiye için fevkalade önemli olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanı Fidan PKK ile mücadele kapsamında "PKK Irak'ın her yerini kanser hücresi gibi sarıyor. Bu artık bizim sorunumuz olmaktan çıkıp Irak'ın bir milli güvenlik sorununa dönüştü" dedi.
Bakan Fidan, Türkiye'nin Suriye ve Irak ile ilişkilerinin yanı sıra İsrail'in Gazze'ye saldırıları ve ateşkes müzakereleri başta olmak üzere Orta Doğu'daki gelişmelere dair Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli Sky News Arabia televizyon kanalına mülakat verdi.

Filistin-İsrail barış müzakerelerinde anlaşmaya varılamamasıyla ilgili olarak Fidan, "(İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun, başka bir ajandası var. Filistin'de ateşkes, Netanyahu'nun politik amaçlarıyla örtüşmüyor. Gerek Amerikalılar, gerek Batılılar da bu konuda hemfikirler." diye konuştu.
Fidan ayrıca, "İki devletli çözümü şimdi hayata geçirmezsek, ileride bir dördüncü Gazze savaşı çıkacaktır. Sürekli savaşlarla uğraşacağız." değerlendirmesinde bulundu.
Dışişleri Bakanı, "İki devletli çözüm konusunda anlaşma olursa, Türkiye olarak önerdiğimiz garantörlük mekanizmasının parçası olabiliriz." ifadesini kullandı.
Suriye konusunda Türkiye'nin nihai duruşuna ilişkin soru üzerine Fidan, terörizmin Suriye'den temizlenmesi gerektiğine işaret ederek, orada özellikle PKK'nın işgal ettiği Arap toprakları, ele geçirdiği petrol tesisleri olduğunu belirtti. Fidan, "(PKK/YPG) ile savaşmamız, bunun elindeki petrolü, enerji kaynaklarını alıp Suriye halkına geri vermemiz gerekiyor." dedi.
Ankara ve Bağdat'ın PKK'yla mücadele konusunda ortak bir perspektife ve duruşa sahip olup olmadığı sorusuna ilişkin Fidan, Türkiye olarak Irak'ta hem siyasal istikrarın hem can güvenliğinin sağlanması için sürekli yapıcı katkıda bulunduklarını söyledi.
Fidan, "PKK, Irak'ın her yerini kanser hücresi gibi sarıyor. Bu artık bizim sorunumuz olmaktan çıkıp Irak'ın bir milli güvenlik sorununa dönüştü." ifadelerini kullandı.

Gazze meselesinin özelde İslam dünyasının, genelde de tüm dünyanın kalbine saplanmış bir hançer gibi olduğunu ifade eden Fidan, bütün insanlık kurallarının ayak altına alındığı bir soykırımı canlı yayında bütün insanlığın izlediğini söyledi.
Gazze'deki savaşı durdurmak, halkın yaralarını sarmak ve Filistin devletinin tanınması için dünyada muazzam bir seferberlik olduğunu ve özellikle Mısır'ın ve Katar'ın müzakereler konusundaki arabuluculuk rollerini çok değerli bulduklarını dile getiren Fidan, "Türkiye olarak ateşkes konusunda biz de bütün taraflara elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz. Bu konuda Hamas ile de temaslarımız var, onlarla da konuşuyoruz. Hem istihbaratımız, hem Bakanlığımız yoğun bir diplomasi trafiği içerisinde. Amacımız bu savaşın, bu katliamın bir an önce durması. Bunun için uğraşıyoruz." dedi.
"ÖNEMLİ OLAN, İŞGALİN SONA ERMESİ VE FİLİSTİNLİLERE DEVLETİNİN VERİLMESİDİR"
Hamas liderlerinin Katar'ın başkenti Doha'dan çıkarılması için baskı yapıldığına dair iddiaların dedikodudan ibaret olduğunu belirten Fidan, Hamas liderlerinin Türkiye'de misafir edilmesi meselesini ise şu anda teoride ve pratikte tartışmadıklarını bildirdi.
Bakan Fidan, İsrail'in Gazze saldırıları sonrasında Hamas'a içeriden yöneltilen eleştirilerle ilgili ve Ankara'nın Hamas'ın geleceğini nasıl gördüğüne dair soru üzerine şu ifadeleri kullandı:
"Bugün Hamas olur, yarın daha başka bir örgüt olur, direniş neticede hep devam edecek. Mesele Filistin direnişinin ne olacağı meselesidir. Biz Türkiye olarak konuya buradan bakıyoruz. Bizim başta Amerika olmak üzere uluslararası kamuoyuna hep söylediğimiz şey şudur: İşgali sona erdirmezseniz, daha detay aktörlerle uğraşırken büyük resmi kaçırırsınız. Önemli olan, işgalin sona ermesi ve Filistinlilere devletinin verilmesidir. Diğer konular tali konulardır."
Ankara'nın desteklediği tek konunun, Filistin'in haklı davası ve haklı direnişi olduğunu söyleyen Fidan, "Bunun, Batı Şeria'da, Kudüs'te veya Gazze'de olması fark etmiyor. Önemli olan Filistinlilerin uluslararası sistem tarafından kendilerine verilmiş olan 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan bir devlete sahip olmalarıdır." diye konuştu.
Filistin'de iki devletli çözüm hayata geçirilmezse savaşların önüne geçilemeyeceğini, bölgelerinde savaşın yaygınlaşmasını istemediklerini vurgulayan Fidan, İsrail, Filistin ve bölgenin güvenliği için bunun yapılması gerektiğini, Türkiye'nin bu politikayı esas aldığını vurguladı.
Fidan, Türkiye olarak bazı İslam ülkeleriyle bu devletin ve barış anlaşmasının ayakta kalması için ellerini taşın altına koymaya hazır olduklarını söyledi.

Türkiye'nin hem Arap ülkeleri ile ilişkilerini çok ileri düzeye taşımak hem de güvenlik krizleri başta olmak üzere başka türden krizler yaşamamak için bir mekanizma oluşturulmasını istediğini belirten Fidan, şunları söyledi:
"Çünkü yakın tarihten alınacak çok ders var: Bakın, Irak'ta işgal oldu, Suriye'de iç savaş çıktı, Yemen'de olan hadiseleri biliyorsunuz. Şu anda Gazze ve bölgedeki bütün ülkeler diken üstünde. Herkesin bir güvenlik ihtiyacı var, herkesin kalkınma yolunda attığı bazı adımlar var. Bizim Türkiye olarak bu güvenlik ihtiyacı konusunda özellikle Arap ülkeleriyle ittifak kurarak bölgedeki güvenlik sorununu kökünden çözecek bir perspektifimiz var."
"SURİYE İLE BELLİ NOKTALARDA GEREKLİ ADIMLARI ATMAK İSTİYORUZ"
"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye'yle yakınlaşma hususunda bazı çağrıları olmuştu. Başkan (Beşşar) Esed buna olumlu yaklaştı fakat bazı şartlar koymuştu. Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir açıklaması olmuştu. Türkiye'nin Suriye ile yakınlaşma konusunda nihai duruşu nedir?" sorusunu Fidan şu şekilde yanıtladı:
"Biz bütün bölgedeki kardeş ve dost ülkelerle normalleştiğimiz gibi Suriye'yle de belli noktalarda gerekli adımları atmak istiyoruz. Cumhurbaşkanı'mız bu konudaki politikamızı, en üst düzeyde zaten ilan etti. Nedir o? Biz aramızdaki mevcut sorunları çözmek için, Cumhurbaşkanlığı dahil her türlü diyaloğu her türlü seviyede başlatmaya hazırız. Bu çok kıymetli ve önemli bir çağrıdır. Çünkü sorunları çözmek için bir araya gelmeye ve konuşmaya ihtiyaç var."
2017'den itibaren çeşitli kanallarla yürütülen görüşmeler ve çoklu ortamlarda yapılan tartışmalar olduğuna ve bunların faydasını gördükleri anlar olduğuna işaret eden Fidan, "Mesela bakın, son 6-7 yıldır Suriye'de, Suriye muhalefeti ile rejim arasında bir çatışma yaşanmıyor. Bu birincisi. İkincisi, halihazırda Suriye'den bölge ülkelerine ve dünyaya daha fazla mülteci gitmiyor. Suriye rejimi, savaşın olmadığı bu süreç içerisinde, altyapı sorunlarını, ekonomi sorunlarını gidermek için, bazı siyasi sorunlarını gidermek için fırsat buldu." dedi.
Fidan, "bu geçici durumu" daha kalıcı bir hale dönüştürmeleri gerektiğini dile getirerek, "Biliyorsunuz Suriye'den, hayatlarından endişe ettikleri için bölge ülkelerine gitmek zorunda kalmış milyonlarca insan var. Ürdün'e gittiler, Lübnan'a gittiler, Körfez ülkelerine gittiler, 1 milyon Avrupa'ya gitti, birkaç milyonu Türkiye'ye geldi. Yani Suriyelilerin yarıdan fazlası şu anda ülke dışında yaşıyor. Bu insanlar güvenli şekilde ülkelerine dönebilmeli." ifadelerini kullandı.
Terör örgütü PKK'nın yurt dışındaki faaliyetlerine ilişkin konuşan Fidan, "Çünkü bu örgüt oradan çaldığı bu servet sayesinde hem Suriye halkına karşı hem Türk devletine karşı bir savaş içerisinde." diye konuştu.

"SURİYE MUHALEFETİNİN GELECEĞİ"
Fidan, kendisine yöneltilen "Şam'ın bahsettiği bir terör var, teröre yönelik ortak bir perspektif var mı? Suriye muhalefetinin geleceği, siyasi muhalefet ve silahlı muhalefetin geleceği hakkında Suriye ordusuyla birleştirme konusu var. Bu konuda ne dersiniz?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Şimdi bunlar tabii ki çok ileri düzeyde tartışma konuları. Suriye muhalefeti meselesi, Suriye muhalefetinin kontrolü altındaki bölgeler, tüm bunlar Birleşmiş Milletlerin (BM) ilgili kararları çerçevesinde tartışılması, görüşülmesi gereken konular. Ben daha önceki beyanatlarımda da ifade ettim. Bu hususta, uluslararası toplum tarafından ve uluslararası sistem tarafından tanınmış meşru Suriye muhalefetinin görüşü ve tercihleri esastır."
Suriye muhalefetinin Cenevre'de rejimle katıldıkları anayasa çalışmaları olduğuna ve bu çalışmaların sağlıklı şekilde gitmesi gerektiğine dikkati çeken Fidan, "Aslında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) aldığı 2254 sayılı kararla fevkalade kısa ve öz bir iç uzlaşma yol haritasını ortaya koydu. Hem muhalefetin hem rejimin beraber bir araya gelip ne yapması gerektiğine ilişkin çok net bir yol haritası var. Bu uluslararası sistemin koyduğu bir harita. Biz iki tarafın da bu harita çerçevesinde çalışmasını destekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Fidan, "Buna ilaveten Türkiye olarak bizim Suriye devletiyle beraber atmamız gereken adımlar var. Sınır güvenliği, terörle mücadele başta olmak üzere, mültecilerin güvenli ve özgür bir şekilde geri dönüşü konusu var. Bunlar fevkalade önemli." dedi.
Fidan, milyonlarca insanın Suriye'yi terk ettiğini, ülke nüfusunun yarıdan fazlasının mülteci olduğunu hatırlatarak, "Burada ne ekonomi olur, ne tarım olur, ne sanayileşme olur, ne yatırım olur." diye konuştu.




