
"ADİL BİR BARIŞA İHTİYAÇ DUYULDUĞU ORTADA"
Başkan Erdoğan, uluslararası hukuku hiçe sayan bu aleni hırsızlıklar sonucunda, Filistin'in coğrafi bütünlüğünden bahsetmenin neredeyse imkansız hale geldiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Artık sadece lafta kalan barış çabaları yerine, teminatlara sahip adil bir barışa ihtiyaç duyulduğu apaçık ortadadır. Türkiye olarak bu bağlamda, garantörlük mekanizması çerçevesinde sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu açıkladık. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili çabalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Yaklaşmakta olan ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz. Radikal İsrailli siyasetçilerin, Müslümanların Harem-i Şerif'e girişinin kısıtlanması yönündeki talepleri tam anlamıyla bir hezeyandır. Böyle bir adım atılmasının sonuçları şüphesiz çok ağır olacaktır. Filistinli kardeşlerimiz arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini de yakından takip ediyoruz. Gelinen aşamada İsrail'in zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri Filistinliler arası birliğin ve beraberliğin sağlanmasıdır. Bu alanda da üzerimize düşeni yapmaya her zaman hazırız."
Filistin davasını ellerinden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistin halkının güvenliğini ve refahını artırmaya yönelik her türlü gayreti desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, bugün gerçekleştirilen görüşmelerin hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
Başkan Erdoğan, ramazanın, İslam dünyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek, "Tüm Filistinli kardeşlerimize en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum." şeklinde konuştu.

ABBAS'TAN TÜRKİYE'YE TEŞEKKÜR
Abbas, Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.
Filistin'in uluslararası sistemdeki yerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Abbas, "Filistin'e uluslararası korumanın sağlanması için çabaların güçlendirilmesi gerekiyor." diye konuştu.
Abbas, kendilerinin de bu korumanın gerçekleşebilmesini arzuladıklarına işaret ederek, "Filistin'in Birleşmiş Milletler'de daimi üyeliğe sahip olması, Güvenlik Konseyi'nin kararıyla böyle bir durumun ortaya çıkması, bizim arzuladığımız bir şeydir." dedi.
Başkan Erdoğan'a ve kardeş Türk halkına en içten selamlarını ve teşekkürlerini ileten Abbas, "(Türkiye'nin) Filistin davasına olan sürekli desteğinden ötürü müteşekkiriz." ifadesini kullandı.
Abbas, Türkiye'nin Filistin halkına ve Gazze'deki halka yönelik gönderdiği yardımlardan dolayı da en içten minnettarlıklarını ifade ederek, "Türkiye, Filistin halkına karşı kardeşlik temelinde tarihi sorumluluğuyla bütün sorumluluğunu en iyi şekilde yerine getirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.
Şu anda 120 binden fazla Filistinlinin yaralandığını ve öldüğünü kaydeden Abbas, "Batı Şeria'da da aynı şekilde İsrail suçlarına devam etmektedir, katliamlarını yapmaktadır." diye konuştu.
İsrail'in Gazze'deki saldırılarının yanı sıra işgal altındaki Kudüs'te ve Batı Şeria'da da "pervasızca saldırılarına devam ettiğini" aktaran Abbas, Yahudi yerleşimcilerin saldırılarının da sürdüğünü söyledi.
Uluslararası bir barış konferansının tertip edilmesi ve bir yol haritasının kabul edilmesi gerektiğini kaydeden Abbas, "Bu çabalar bağlamında, biz Türkiye'nin rolünü önemsiyoruz." diye konuştu.
Abbas, "Filistin halkının Gazze'den ve Batı Şeria'dan tehcir edilmesini kabul etmiyoruz. İsrail ise yakıp yıkarak bu projesini hayata geçirmeye çalışıyor." ifadelerini kullandı.
"Gazze, Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve hiçbir şekilde işgal devletinin planlarının kabulü mümkün değildir." diyen Abbas, Filistin devletinin "bölünemeyeceğini" vurguladı.
Abbas, "Barış ve güvenlik İsrail işgalinin son bulmasıyla mümkündür" diyerek, İsrail işgalinin sonlanması yoluyla bölgede "güven, istikrar ve iyi komşuluk ilişkilerinin sağlanabileceğine" dikkati çekti.

BAŞKAN ERDOĞAN'DAN PAYLAŞIM!
Başkan Erdoğan sosyal medya hesabından konuya ilişkin açıklamada bulundu.
Başkan Erdoğan'ın paylaşımında:
Filistin Devlet Başkanı, aziz kardeşim Mahmud Abbas ve heyetini ülkemizde misafir etmekten büyük memnuniyet duydum.
Filistin davasını elimizden gelen en güçlü şekilde savunmaya, Filistinlilerin güvenliğini, refahını artırmaya yönelik her gayreti desteklemeye devam edeceğiz.
Filistinli kardeşlerimiz tarihlerinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Tam 151 gündür son asrın en büyük barbarlıklarından birine şahit oluyoruz.
Batılı güçlerin de sınırsız desteğiyle Netanyahu ve gözü dönmüş yönetimi, Filistin halkına yönelik apaçık bir soykırım uygulamaktadır.
İsrail'in şımarıklığının ve hukuk tanımaz tavrının en büyük sebebi, Batılı güçlerin Holokost'taki günahlarından dolayı İsrail'e verdikleri destektir.
Elbette bunda İslam dünyasının vahdet olamamasının da büyük payı vardır.
Kalıcı barışın tek yolu 1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğü haiz Filistin devletinin tesisidir.
Uluslararası toplumun bunun yerine süregelen işgalin sonuçlarını yönetmeye çalışması beyhudedir, anlamsız ve faydasız bir yaklaşımdır.
Yaklaşmakta olan Ramazan ayı bağlamında provokasyonların önlenmesi gereğine ilişkin mesajlarımızı ilgili yerlere iletiyoruz.
Radikal İsrailli siyasetçilerin Müslümanların Harem-i Şerif'e girişinin kısıtlanması yönündeki talepleri tam anlamıyla bir hezeyandır. Böyle bir adım atılmasının sonuçları şüphesiz çok ağır olacaktır.
Filistinli kardeşlerimiz arasında birlik ve mutabakat sağlama gayretlerini de yakından takip ediyoruz.
Gelinen aşamada İsrail'in zulmüne verilecek en güzel cevaplardan biri, Filistinliler arası birliğin ve beraberliğin sağlanmasıdır.
Netanyahu ve cinayet ortakları döktükleri her damla kanın hesabını hukuk ve maşerî vicdan önünde mutlaka verecektir.
Türkiye olarak bunun için çalışmaya, tüm kapıları zorlamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.