MHP MYK toplantısı | Devlet Bahçeli'den Kandil'le ittifak kuran CHP'ye çok sert sözler: "DEM"lendikçe şuurlarını kaybettiler
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli MYK toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Kandil'in siyasi uzantısı DEM Parti ile "Kent uzlaşısı" adı altında ittifak yapan CHP'nin Türkiye'nin karşısında olduğunu belirten Bahçeli, "DEM'lendikçe şuurlarını kaybettiler. Muhalefet Türkiye'den çoktan uzaklaşmıştır. Kent uzlaşısı PKK ittifakıdır. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, partisinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) toplantısının ardından genel merkezde yaptığı açıklamada, MHP'nin milletin haliyle hallenen, diliyle dillenen, gönlüyle şereflenen, her bir insanın ömrünü gül bahçesine çevirmenin hedefiyle bezenen siyasi meşrep ve mizaca sahip olduğunu söyledi.
Bahçeli, "Kent uzlaşısı PKK ittifakıdır. CHP düştüğü denizde yılana sarılmıştır. Teröristlerle DEM'lenen parti Atatürk'ün partisi olamaz." ifadelerini kullandı.
MHP'nin ilke ve ülküsü, meşrep ve mizacı, hedef ve heyecanının serdengeçti dava arkadaşları tarafından tıpkı bir bayrak gibi taşındığını belirten Bahçeli, "Davamız halkın davası, haklının davası, hakikatin davası, elbette Allah'ın davasıdır. Yolumuz uzun, yükümüz ağır, velakin irade ve inancımız çelik gibidir. Pürüzsüz 55 yıllık geçmişimizi parlak bir gelecekle buluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur." ifadesini kullandı.
Partisinin gündemi ve siyasi koordinatlarının yalnızca büyük Türk milleti tarafından belirlendiğini anlatan Bahçeli, milletten aldıkları desteği millete hizmet olarak tahvil etmekle mesul olduklarını söyledi.
Daha yapacakları çok iş, ulaşacakları çok hedef bulunduğunu aktaran Bahçeli, "55 yıldır, ülke için var olduk, bir ülküye yar olduk. 55 yıldır ülkeye sevdalandık, ülküye yemin ettik. Nice 55 yıllara, nice yüzyıllara, bizler göremesek bile milletin himmeti, Allah'ın hikmetiyle partimizin vasıl olacağından da en ufak şüphe duymuyorum, duymuyoruz." diye konuştu.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI
Rusya-Ukrayna savaşı ve bu savaşın yayılıp küresel mahiyet alması için yapılan provokatif tertip ve telkinlerin barış ümitlerini sabote ettiğini bildiren Bahçeli, "Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un, Ukrayna'ya asker göndermeyi telaffuz etmesi, bu ülkenin savunma bakanının Ermenistan'a uzun menzilli füze vereceklerini duyurması kabus senaryolarına maalesef canlılık kazandırmaktadır." değerlendirmesinde bulundu.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:
"Macaristan'ın, geçtiğimiz günlerde İsveç'in NATO'ya katılımını onaylamasından hemen sonra bu tartışmanın alevlenmesi, üstelik Kremlin yönetimi tarafından, Macron'un sözlerinin fiiliyata yansıması halinde NATO ile çatışmanın kaçınılmazlığına vurgu yapılması hafife alınacak bir güvenlik riski değildir. Rusya'nın NATO ile savaşması demek Türkiye için beka düzeyinde bir sorun ve sancıdır. Bölgesel barış, huzur ve istikrarın temelinden dinamitlenmesi, mütecaviz ve mütehakkim zorlamaların dip akıntı halinde ilerleyiş kaydetmesi insanlığı felakete sürükleyecektir. Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üçüncü yılında aklıselimin öne çıkmasından, sağduyunun hakim olmasından, diplomasi ve diyalog kanallarının açılmasından başka makul bir alternatif yoktur. 2022'de İstanbul'da kurulan müzakere masasının tekrar güncellenerek silahların susması, sıkılı yumrukların açılması, bölgemizde barış ikliminin tesis edilmesi Rusya, Ukrayna ve Türkiye başta olmak üzere her ülkenin çıkarınadır."

İSRAİL'İN GAZZE'YE SALDIRILARI
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına da değinen Devlet Bahçeli, "İsrail ile Filistin arasında derhal ateşkes rejimiyle birlikte kalıcı çözüm ve barış beklentileri kuvveden fiile geçmelidir. Akan kan durmalıdır. Soykırımcı İsrail hesap vermelidir." diye konuştu.
Türkiye'nin Uluslararası Adalet Divanı'na sunduğu sözlü beyanın mazlum Filistin halkına tercüman olduğunu ve İsrail'in maskesini bir kez daha indirdiğini belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Filistin halkına yapılan haksızlıklar sebebiyle kurallara dayalı uluslararası sistem bugün çöküş aşamasına geçmiştir. 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal eden İsrail'in, aleyhine açılan bir davada yargılanması, bu yargılamaya Türkiye'nin hak, hukuk ve insani temelde müdahil olması tarihe düşülen cesur bir not, çok değerli bir mücadele timsalidir.
İsrail'in, Uluslararası Adalet Divanı'nın açıkladığı geçici tedbirlere tam ve eksiksiz riayeti gecikmeksizin sağlanmalı, saldırılarına son vermesi için ihtiyaç duyulan mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Filistin halkının istediği adalettir, eşitliktir, bağımsızlıktır. Hiç kimse, uluslararası nitelikli hiçbir kurum ve kuruluş bu meşru taleplere sırtını dönmemelidir.
İsrail'in, doğu Kudüs, Gazze ve işgal altındaki diğer Filistin topraklarının kimliğini ve statüsünü değiştirme amacı gayrimeşrudur, gayri hukukidir, gayri ahlakidir, böylesi bir dayatma insanlık vicdanında asla karşılık bulmayacaktır. ABD Başkanı Biden'ın, önümüzdeki pazartesi günü ateşkesin olacağını söylemesi en azından ihtiyatlı iyimserliğimizi desteklemiştir. İsrail suçludur, soykırımcıdır ve 30 bin masumun hayatına son vermesinin bedelini en ağır şekilde ödemelidir. Bir halkın onuru ve şerefi yok sayılırken, bir halkın varlığı ve güvenliği inkar edilirken, bir halkın hak ve hürriyeti çiğnenirken sessiz ve seyirci kalmak zulme ortaklıktır."
Filistin'de iki devletli çözüm dışında barış ortamına davetiye çıkaracak bir başka seçenek bulunmadığını belirten Bahçeli, "1967 sınırlarına haiz, başkenti Doğu Kudüs olan; egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tescillemiş bir Filistin devletinin kurulması tarihen, siyaseten, vicdanen ve hukuken kaçınılmaz bir zorunluluktur." dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Filistin'deki samimi gayret ve emeklerinin ziyan olmayacağını ve adaletin muhakkak tecelli edeceğini belirten Bahçeli, Türkiye'nin Filistin'e ilişkin tutum ve duruşunun doğru olduğunu bildirdi.







