
Savunma Güvenlik ve Strateji Uzmanı Yusuf Alabarda konuya ilişkin yaptığı açıklamaları şöyle; "Türkiye'nin İsveç'e NATO'ya kabulü konusu gündeme geldiğinde sayın Cumhurbaşkanı ile Biden arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde sayın Cumhurbaşkanının da F-16'ları gündeme getirdiğini Türkiye'de yapılan açıklamalardan biliyoruz. Böyle olunca Cumhurbaşkanı'nın ağzından İki Dışişleri Bakanı bu işi koordineli bir şekilde ele alsınlar cümlesi çıkıyor. "Blinken ile Fidan bu işi birlikte götürsünler" diye değerlendirildi. Böyle olunca da ilk adımı Türkiye'nin atmasını istediler. Ve TBMM'den Türkiye'nin NATO üyeliği geçti. Tabii geçince de bir takım haklı eleştiriler geldi. Bu senkronize adımın bir parçası. Fidan ile Blinken arasında mutabakata bağlanmış senkronize adımların bir parçası. Türkiye dün TBMM'de kabul etti. Bugün de Kongre'ye gitti.

Türkiye Milli Muharip Uçağı KAAN'nı 2028 yılında uçuracak. En Son Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün'ün basın mensupları ile yaptığı toplantıya katıldım. Kaan Milli Muharip Uçak seri üretime geçtiğinde milli motorunda yetiştirilmeye çalışılacağı söylendi. Son derece iddialı cümlelerin arkasında ise Savunma Sanayii'nin başarısı var. Milli Muharip uçağın semalarımızda yerini alıncaya kadar geçecek sürede Türkiye hava gücü ile ilgili bir takım eksikliklerini bu ara formülle gidermek istiyor.

Türkiye sahip olmuş olduğu 30 ile 50 blok dediğimiz daha alt nesil diye tabir edebileceğimiz f-16'larını 70 blok seviye noktasına bir şeyler yapmak istiyor. Bunun ilgili de diyor ki bana 40 tane sıfır 70 blok, 80 tane de kendimi modernize edeceğim modernizasyon kiti ver. Ben bunları 4,5 nesile getireyim. Türkiye bunları 4,5 nesile getirdiğinde KAAN'ın ise aradaki üsre için Türkiye'ye avantaj kazandırıyor. Fakat Türkiye Cumhuriyeti Deevleti'nin F 35 projesinden çıkartılması ve F-16'lar ile ilgili ABD'nin kongre bahanesiyle müşkülat çıkarması Türkiye açısından bir tehdit unsuru oluşturabilir. Fakat asla bir beka sorunu oluşturmaz.