Tüm savaşlarda olduğu gibi burada da en büyük mağduriyeti kadınlar ve masum çocukların yaşadığını vurgulayan Başkan Erdoğan, "Gazze'den yansıyan haberler ve fotoğraflara bakıp da tepkisiz kalmak mümkün mü? Ne kadar sarsıcı olursa olsun hiçbir eylem böyle bir vahşeti meşru kılmaz." dedi.
Başkan Erdoğan, Gazze'ye yönelik saldırıların, kendini savunma sınırını çoktan aşmış açık bir zulme, mezalime, katliama ve barbarlığa dönüştüğünü ifade ederek, "İşin üzücü yanı, medeni geçinen gayri medenilerin bu vahşeti sadece seyretmesidir." değerlendirmesini yaptı.
AB Komisyonundan dün, "Henüz ateşkes çağrısı yapamayız." şeklinde açıklama yapıldığını aktaran Erdoğan, "Daha ne kadar insan ölmesi lazım? Ne kadar çocuk ölmesi lazım? Sizin hesabınız ne, neye göre yapıyorsunuz bunu? Bunu bir açıklayın. Ateşkes ne zaman yapılır ne zaman yapılmaz? Eğer siz siyaset yapıyorsanız, bu siyaseti biz de yapıyoruz, 40 yıldır siyasetin içindeyim ama hiçbir zaman sizin gibi bu tür vahşetlere seyirci kalmadık ve kalamayız. Ağız birliği etmişçesine tüm Batılı ülkeler İsrail yönetimini aklıselime davet etmek yerine, saldırılara koşulsuz destek veriyor." diye konuştu.

Lafa gelince insan hak ve hürriyetleri konusunda ahkam kesenlerin, Gazzeli mazlumların hayat hakkını tam 19 gündür yok saydıklarını belirten Başkan Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:
"Ne oldu İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi? Siz bu beyannameye hiç bakmıyor musunuz? Yok. İşlerine gelirse bakarlar. İşlerine gelmediği için bakmazlar, niye? Akan kan Müslüman kanı da onun için. Yardım gemisi göndermek yerine uçak gemisi, savaş gemisi göndererek hangi lobilere hizmet ettiklerini açıkça ortaya koydular, ortaya koyuyorlar. Sizi daha iyi tanıdık, daha da iyi tanıyacağız. Bunun adı ikiyüzlülüktür, riyakarlıktır, ateşe benzin dökmektir. Buradan soruyorum, Avrupa Birliği Komisyonunun ateşkes çağrısı yapabilmesi için sayıyı versinler, daha kaç çocuk ölmelidir? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin harekete geçmesi için daha kaç ton bombanın Gazze'ye düşmesi gerekir? Batılı kuruluşların katliama 'dur' demeleri için daha ne kadar kadın, sivil, yaşlı hayatını kaybetmelidir? Uluslararası basın organlarının gerçekleri yazması, söylemesi, anlatması için daha kaç tane meslektaşları bombaların hedefi olmalıdır? Bölgemizi yangın yerine çeviren bu krizi sona erdirmek için daha ne kadar beklenmelidir?"

Başkan Erdoğan, "Gazze'ye ulaştırılmak üzere Mısır'a gönderdiğimiz yardım malzemelerinin toplamı 200 tonu aşıyor. Kardeş Mısır'la birlikte yardımları Gazzelilere ulaştırmaya çalışıyoruz." dedi.
Erdoğan, "Yavrularını bulabilmek için vücutlarına yazıyorlar. Bu kimin çocuğudur onu anlamak için. Her masumun vebali bombaları atanlar kadar ikircikli tavırlarıyla buna fırsat verenlerin de boynunadır. Savaş suçlarını aklamak için tüm ilkeleri çiğneyen medya organlarından, katliamları ısrarla görmezden gelen uluslararası kuruluşlara kadar herkes Gazze'de ve Filistin topraklarında yaşanan vahşetin ortaklarıdır." diye konuştu.
Türkiye'nin bu konuda prensibinin belli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin tek başına kalsa da hakkı ve hakikati haykırmaktan çekinmeyeceğini belirten Erdoğan, "Acı da olsa muhatapları için rahatsız edici de olsa birilerinin konforlarını bozsa da doğru bildiklerimizi açık yüreklilikle ifade edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Gazze halkının acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları daha da yoğunlaştıracaklarını aktaran Erdoğan, 7 Ekim'den bu yana bir taraftan diplomatik temasları her seviyede sürdürürken, diğer taraftan da Gazze'ye insani yardımların ulaştırılması için gayret gösterdiklerini anlattı.
"SİVİL YARDIM GEMİMİZİ DE ŞARTLAR OLGUNLAŞINCA GÖNDERECEĞİZ"
Erdoğan, Mısır makamlarıyla işbirliği içinde şimdiye kadar 10 uçak dolusu yardım malzemesinin El Ariş Havalimanı'na sevk edildiğini, dün Gazze'nin en çok ihtiyaç duyduğu jeneratörlerin de bölgeye gönderildiğini bildirdi. Başkan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ayrıca 25 sağlık personelimizin tıbbi malzemelerle beraber Mısır'a intikalini sağladık. Gazze'ye ulaştırılmak üzere Mısır'a gönderdiğimiz yardım malzemelerinin toplamı 200 tonu aşıyor. Kardeş Mısır'la birlikte yardımları Gazzelilere ulaştırmaya çalışıyoruz. Sahra hastanelerinin kurulmasından yaralıların tedavi edilmek üzere ülkemize getirilmesine kadar her türlü insani yardımı yapmaya hazırız. Hazırlıklarını yürüttüğümüz sivil yardım gemimizi de şartlar olgunlaşınca inşallah bölgeye göndereceğiz. Gemimiz hazır, yeter ki müsaade edilsin."
Saldırılardan etkilenen çocuklara yönelik her türlü tıbbi, psikolojik ve diğer desteklere ilişkin çalışmaların da sürdüğünü vurgulayan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde, bölgeden çocukların getirilmesi ve burada himaye edilmesi konusunda ilgili bakanlıkların temaslarının devam ettiğini aktardı.
Başkan Erdoğan, yaraların süratle sarılması ve insanı trajedinin önlenmesi konusunda ne yapmak gerekiyorsa Türkiye olarak ellerini taşın altına koymaktan asla imtina etmeyeceklerini belirtti. Erdoğan, şöyle devam etti:
"İsrail sana sesleniyorum. 500 sene önce engizisyondan kaçan Musevilere alicenaplık gösterdiğimiz gibi unutmayın, açın tarih kitaplarınıza bakın. Bunu biz yaptık. Tıpkı İkinci Dünya Savaşı'nda soykırıma uğrayan Yahudi bilim adamlarına sahip çıktığımız gibi, tıpkı Rusya-Ukrayna Savaşı'nda yurtlarından göç etmek zorunda kalan Ukraynalı sivillere, çocuklara yardım ettiğimiz gibi, tıpkı Suriye'den Irak'a zulme uğrayan mazlumları bağrımıza bastığımız gibi, tıpkı daha önce Kafkaslar'dan ve Balkanlar'dan hicret ederek Anadolu'ya gelen kardeşlerimize kucak açtığımız gibi, bugün de Gazze krizinde bizim yegane pusulamız, vicdandır, merhamettir, insanı insan yapan kadim değerlerin ihyasıdır."
Gazzeli, Filistinli, Suriyeli çocuklarla İsrail'deki çocuklar arasında hiçbir farkın olmadığını söyleyen Erdoğan, çocukların tüm kimliklerden, tanımlardan öte olduğunu vurguladı.
Çocuklar öldürülürken sessiz kalmanın utancını kimsenin kendilerine yaşatamayacağını belirten Erdoğan, "Gözlerimizin önünde bir mezalime imza atılırken kimse bizden sükut etmemizi bekleyemez. Dilimizi bağlasak da böylesi bir vahşete sessiz kalmaya her şeyden önce vicdanımız el vermez." dedi.
Mehmet Akif Ersoy'un "Zulmü alkışlayamam" şiirinden dizeler okuyan Erdoğan, Türkiye'nin, hakkı tutup kaldırmak, kimliğine bakmadan mazlum ve mağdurların haykıran sesi olmak görevini üstlendiğini dile getirdi.
Erdoğan, tarihin, soğuk betonların üzerinde sıra sıra dizilen masum çocuk cenazeleri karşısında susanlarla, zor zamanında konuşanları, çalışanları, barış ve sükunetin tesisi için samimiyetle koşturanları kaydettiğini söyledi.
Türkiye'nin asırlardır hep haktan, hakkaniyetten ve adaletten yana olduğunu, şimdi de hiçbir ayrım yapmadan mazlumun ve mağdurun safında yer aldığını dile getiren Erdoğan, dün olduğu gibi bugün de insanı ve insan hayatını savunduklarını, çocuklar ölmesin diye gayret gösterdiklerini belirtti.
Türkiye'nin, yakın çevresindeki tüm insani krizlerde dengeli ve ilkeli bir duruş sergilediğini, zamanın da kendilerini daima haklı çıkardığını anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Filistin ve Gazze meselesinde de tavrımızın doğruluğundan hiçbir şüphe duymuyoruz. Asıl sorgulanması, asıl kendilerini hesaba çekmesi gerekenler, Gazze'deki katliamı görüp de yüzünü başka tarafa dönenlerdir. Asıl hicap duyması gerekenler, üç kuruş için zağarlık yapacak kadar onurunu, vakarını, vicdan pusulasını yitirenlerdir. Allah'ın izniyle biz de kendimizi, ne ülkemizi ne de aziz milletimizi böyle bir duruma kesinlikle düşürmeyeceğiz.
Şimdi buradan tekrar sesleniyorum, şu Batı'nın sesini çıkarmayanları var ya bunlar İsrail'e borçlu olanlardır, borçlu... Ama Türkiye'nin İsrail'e borcu yok. Onun için biz rahatız, onun için biz güçlüyüz. Bundan sonra da aynı şekilde hakkı haykırmaya devam edeceğiz. Tüm çocukların huzuru, esenliği, güvenliği ve refahı için çalışmaya devam edeceğiz."
Başkan Erdoğan, Cumhuriyet'in 100. yılında gerçekleştirdikleri tarihi şuranın, başarılı ve verimli geçmesini dileyerek, katkı sunanlara teşekkür etti.
NOTLAR
Konuşmasının ardından Başkan Erdoğan'a, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş tarafından Arapça hat sanatında yaygın olarak kullanılan bir yazı türü olan kufi yazısıyla hazırlanmış bir tablo hediye edildi. Tabloda, Erdoğan'ın, Birleşmiş Milletler 78'inci Genel Kurulu'ndaki hitabında söylediği, "Aileye sahip çıkmak, insana ve insanlığın istikbaline sahip çıkmaktır." sözünün yer aldığı aktarıldı.
Erdoğan, eski Aile ve Sosyal Hizmetler bakanları Ayşen Gürcan, Fatma Şahin, Fatma Betül Sayan Kaya, Sema Ramazanoğlu ve Zehra Zümrüt Selçuk ile salonda bulunan bazı ailelerin katılımıyla fotoğraf çektirdi.

AİLE VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI GÖKTAŞ, 8. AİLE ŞURASI'NDA KONUŞTU
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmanın yolunun tüm tehditlere karşı aile kavramını korumak ile aileyi ve bağlarını güçlendirmekten geçtiğini belirterek, "Bu sebeple aile bağlarımıza her zamankinden daha fazla sahip çıkacak, aile bağlarımızı sarsacak yaklaşım ve uygulamalara karşı daha fazla teyakkuzda olacağız." dedi.
Göktaş, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen, 8. Aile Şurası'nın açılışında yaptığı konuşmada, büyük bir coşku, gurur ve heyecanla karşılanacak Cumhuriyet'in 100. yılını kutladı.
Ecdadın izinde, adalet ve kalkınma hedeflerine emin adımlarla ilerleyen güçlü Türkiye inşa etmek için büyük inanç ve gayretle çalıştıklarını belirten Göktaş, en son 2019'da "Aileye Değer, Türkiye'ye Değer" imzasıyla toplandıklarını, bu yıl ise "Türkiye Yüzyılı'nda Ailemiz, İstikbalimiz" diyerek yola devam ettiklerini dile getirdi.
"75 YILDIR FİLİSTİN'DE AİLELER PARÇALANIYOR"
Türkiye'nin bugün Filistin'de yaşanan insanlık dramına da sessiz kalmadığını, Filistin halkının da diğer tüm milletler gibi özgür ve bağımsız yaşamaya hakkı olduğunu ifade eden Göktaş, "Fakat 75 yıldır Filistin'de aileler parçalanıyor, yerinden ediliyor ve geldiğimiz noktada artık pervasızca kadın, çocuk, yaşlı demeden siviller hedef alınıyor. Dünyanın gözü önünde çocuklar ve kadınlar İsrail yönetimi tarafından katlediliyor. İnsanların yaşam hakkını yok sayan, aileleri yok eden, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere sivilleri mağdur eden bu anlayışa karşı, tüm dünyayı Türkiye gibi sağlam bir tavır almaya çağırıyoruz." diye konuştu
"BİZ, ÇINARLARIMIZIN GÖLGESİNDE BÜYÜYEN BİR NESİLİZ"
Bakan Göktaş, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimize ulaşmanın yolu tüm tehditlere karşı aile kavramını korumak, aileyi ve bağlarını güçlendirmekten geçiyor. Bu sebeple aile bağlarımıza her zamankinden daha fazla sahip çıkacak, aile bağlarımızı sarsacak yaklaşım ve uygulamalara karşı daha fazla teyakkuzda olacağız." dedi.
Ailenin, kadın ve erkeğin, sevgi ve merhametle, birlik ve beraberlikle, alın teri ve fedakarlıkla var ettiği bir vatan olduğunu vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti:
"Aile, geçmişten bugüne evlatlarımızın milli ve manevi değerlerimizle yoğrulup güçlü bireyler olarak yetiştiği yuvadır. Aile, geleneklerimizin, göreneklerimizin aktarıcısı olan yaşlılarımızın hanelerimize getirdiği huzurdur. Aile, çocukluktan itibaren hayatın dalgalı denizinde dönüp dolaşıp geldiğimiz güvenli bir limandır. İnsanın, çağın yol açtığı fırtınalarda sarsılmadan, güvenle yoluna devam edebilmesi için zorda kaldığında sığınabileceği bir limanın olması gerekir. İşte o liman, o vatan, o yuva, o huzur ailedir. Biz, çınarlarımızın gölgesinde büyüyen bir nesiliz. Yaşlılarımıza sahip çıkmak, medeniyetimizin ve manevi değerlerimizin ayrılmaz bir parçasıdır. Aileleri bir arada tutan en güçlü bağ, kuşaklar arasındaki bağdır. Bakanlık olarak, bu bağları korumak ve güçlendirmek için hep çalıştık, çalışıyoruz. Ailede güven ve huzur ortamını bozan her türlü şiddet karşısında, hak sahiplerini koruyan net bir tavır aldık, almaya da devam edeceğiz."
"ÇOCUKLARIMIZIN HUZURLU VE GÜVENLİ BİR AİLE ORTAMINDA YETİŞMELERİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ"
Göktaş, aile odaklı tüm hizmetleri, 81 ildeki Sosyal Hizmet Merkezleri ile halka doğrudan ulaştırdıklarını ifade etti.
Aile kavramının korunabilmesi için gençleri aile kurmaya teşvik etmenin yollarını açmaya çalıştıklarını, Aile ve Gençlik Bankasıyla verilecek evlilik kredisinin yeni evlenen çiftlere yuva kurmanın mutluluğunu yaşatacağına inandıklarını vurgulayan Göktaş, gerek çalışma hayatında gerek karar alma mekanizmalarında kadınların katılımının gitgide artması için çalışmaları çeşitlendirdiklerini, aile kurumunu besleyen ve büyüten babaların eş ve çocuklarıyla saygı, sevgi ve merhamet eksenli ilişki kurması için çaba gösterdiklerini söyledi.
Çocuklara yönelik bütün çalışmalarda aile sıcaklığını korumaya özen gösterdiklerinin altını çizen Göktaş, "Tüm çocuklarımızın huzurlu, güvenli ve merhametli bir aile ortamında, milli ve manevi değerlerine bağlı, dürüst, erdemli ve ahlaklı şahsiyetler olarak yetişmeleri için çalışıyoruz." ifadesini kullandı.
Koruyucu aile ve evlat edindirme programlarını tanıtan ve teşvik eden çalışmalar yaptıklarını belirten Göktaş, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan himayesinde yürütülen Gönül Elçileri Projesinin, bu alanda milletin teveccühünü kazandığını ifade etti.
"GÜÇLÜ BİREY, GÜÇLÜ AİLE, GÜÇLÜ TÜRKİYE..."
Bakan Göktaş, yaşlılara yönelik hizmetlerde, büyüklerin aileleriyle kalmalarını önemsediklerini belirterek, engellilerin de ekonomik, sosyal ve kültürel hayata katılmalarına yönelik çalışmaları devam ettirdiklerini söyledi.
Şehit yakınları ve gazilere istihdam imkanı sağlayıp, sosyal hizmetlere erişimlerinde öncelik tanındığını aktaran Göktaş, yurt dışındaki vatandaşlara da ataşelik ve müşavirlikler kanalıyla sosyal hizmetleri ulaştırdıklarını ifade etti.
Göktaş, bu yıl 6 Şubat'ta meydana gelen depremlerin ardından, deprem bölgesi ve diğer illerde toplam 3,8 milyon vatandaşın elinden tuttuklarını dile getirdi.
Bugün başlayan 8. Aile Şurası'nda, alanında yetkin ve birikim sahibi birçok katılımcıyı bir araya getirdiklerini, kamu kurumlarından, akademiden ve sivil toplum kuruluşlarından temsilcilerin yer aldığı geniş bir katılımla, nüfus ve demografi, çevre ve iklim, hukuk, dijitalleşme, sosyal kalkınma, yaşam döngüsü ve aile dayanıklılığı konularında 6 komisyon oluşturduklarını anlatan Göktaş, bu komisyonlar aracılığıyla, dünya nüfusunun hızla yaşlanması, iklim değişikliği, dijital dönüşüm süreci gibi aileyi tehdit eden unsurları değerlendirmek adına hukuk, yaşam döngüsü ve aile dayanıklılığı açısından çözümler aramayı hedeflediklerini söyledi.
Eylülde 81 ilde ilgili kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve akademi dünyasından, 1000'in üzerinde kurum ve kuruluş, 3 binden fazla katılımcıyla aile çalıştayları yaptıklarını aktaran Göktaş, Aile Şurası'nın tüm sonuçlarının da 2024'te yayınlanacak "Ailenin Güçlenmesi Vizyon Belgesi ve Eylem Planı" için güncel ve güvenilir bir kaynak oluşturacağına inandığını vurguladı.
Bakan Göktaş, "Güçlü Birey, Güçlü Aile, Güçlü Türkiye" anlayışıyla hedeflere doğru emin adımlarla yürüdüklerini, 85 milyonluk büyük Türkiye ailesinin parçası olarak, bu yüzyılı Türkiye Yüzyılı yapmak için özveriyle çalıştıklarını belirtti.
Millete en iyi hizmeti sunma gayesinin en önemli çabaları olduğunu kaydeden Göktaş, 8. Aile Şurası'nda alınacak kararların hayırlara vesile olmasını diledi.