Başkan Erdoğan: ABD ile güvenlik sorunumuz var
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Türkiye- Afrika 4. İş ve Ekonomi Forumu Kapanış Töreni’nde konuştu. Başkan Erdoğan "Afrika, Türk milletinin kalbinde olduğu kadar ülkemizin dış politikasında da özel bir yere sahiptir." dedi. Sözlerinde ekonomik ilişkilere de değinen Başkan Erdoğan, "Afrika Kıtası'yla 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz, geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla 41 milyar dolara yaklaştı." ifadelerine yer verdi. Filistin’e karşı uygulanan alçak İsrail zulmüne yüklenen Başkan Erdoğan, “Tüm dünyaya sesleniyorum; 360 kilometrekareye sıkışmış 2 milyon insanın elektriğini, suyunu, yakıtını, gıdasını kesmek en temel insan haklarının ihlalidir. Gazze şu an itibarıyla mazlumdur, mağdurdur. Ama İsrail'in böyle bir mazlum durumu söz konusu değil.” mesajını verdi. ABD'nin terör örgütü PKK ile yürüttüğü kirli pazarlığı sert bir dille eleştiren Başkan Erdoğan, "Amerika'nın, PKK'nın Suriye'deki uzantılarıyla bu ülkede yürüttüğü faaliyetler Türkiye'nin milli güvenliği için olağanüstü bir tehdittir." şeklinde konuştu. ABD'yi açık açık ikaz eden Başkan Erdoğan, ABD ile Türkiye arasında güvenlik sorunu olduğunu bildirerek, terör örgütünün arkasında kim olduğuna bakmaksızın kökünü kazımakta kararlı olduklarını söyledi.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türkiye-Afrika 4. İş ve Ekonomi Forumu'nun kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı ve Afrika Birliği Dönem Başkanı Assoumani Azali ve diğer katılımcıları en kalbi duygularıyla selamladığını söyledi.
Başkan Erdoğan, Türkiye-Afrika 4. İş ve Ekonomi Forumu vesilesiyle katılımcıları medeniyetlerin beşiği, tarih ve kültür şehri İstanbul'da ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
Toplantının hayırlara vesile olmasını dileyen Başkan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Türk milleti olarak Afrika halkları ile kökleri 10. yüzyıla uzanan güçlü bağlarımız bulunuyor. Kıtanın farklı şehirlerinde inşa edilen asırlık camiler, kütüphaneler, hanlar, limanlar, aramızdaki kadim dostluğun nişanelerinden sadece bazılarıdır. Ortak tarihimizin izlerine Sudan'dan Libya'ya, Harar'dan Timbuktu'ya kadar kıtanın her köşesinde rastlıyoruz. Nice Afrika kökenli Osmanlı vatandaşının, cihan harbinde vatan müdafaasına katılarak atalarımızla omuz omuza çarpıştığını biliyoruz. İşgalcilere karşı verdiğimiz istiklal harbimizin, özgürlük mücadelelerinde Afrika halklarına cesaret ve ilham aşıladığı bir başka tarihi hakikattir."
Başkan Erdoğan, Afrika ülkeleri ile köklü geçmişlerine rağmen ilişkilerinde bir dönem adeta fetret devri yaşandığını aktararak, "Şüphesiz bunda ülkemiz ve kıtanın içinde bulunduğu şartlar etkili oldu. Uzun yıllar süren savaşlardan yorgun düşen ülkemiz, Cumhuriyetimizin ilk yıllarında daha çok iç meseleleriyle uğraştı, yaralarını sarmaya çalıştı. Ancak bu dönemde dahi Türkiye, Afrika'ya ve Afrika halklarına asla sırtını dönmedi. Başta Kuzey Afrika ülkeleri olmak üzere kıtadaki özgürlük hareketlerini, dönemin zorlu koşullarına rağmen güçlü bir şekilde destekledik. Bir şekilde Afrika halklarıyla irtibatlarımızı korumaya gayret ettik." ifadelerini kullandı.

İktidara geldikleri 2002 yılında, ilişkilerin yeterince gelişmediği bölgelere öncelik verdiklerini vurgulayan Başkan Erdoğan, bunlardan birinin de Afrika olduğunu kaydetti.
Başkan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kıta ülkelerinin çoğuyla olan münasebetlerimizin seviyesi ne bize ne de Afrikalı dostlarımıza yakışmıyordu. İlk olarak 2003 yılında Afrika ile ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi stratejisini uygulamaya koyduk. Ardından 2005 senesini ülkemizde 'Afrika Yılı' ilan ederek, kıtayla ilişkilerimizde yeni bir sayfa açtık. Afrikalı kardeşlerimizle yeniden kucaklaşırken işbirliğimizi eşit ortaklık ve kazan-kazan temelinde ilerletmeye çalıştık. Kıtaya yönelik kibirli bakış açılarını elimizin tersiyle ittik. Afrikalı kardeşlerimizle göz hizasında ilişki kurmaya, duygudaşlık geliştirmeye, birbirimizi daha çok anlamaya ihtimam gösterdik. Tarihinde sömürgecilik lekesi bulunmayan bir millet olarak hiçbir ayrım yapmadan Afrika halklarını bağrımıza bastık."

Başkan Erdoğan, Afrika açılımıyla ivme kazanan işbirliklerini 2008 yılında Afrika Birliğinin stratejik ortağı olarak bütüncül bir yapıya kavuşturduklarını kaydederek, "Düzenlediğimiz 3 Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi ile ülkemizin ciddiyetini, kıta ile işbirliğine atfettiğimiz önemi açıkça ortaya koyduk." diye konuştu.
Başkan Erdoğan, Afrika'nın, Türk milletinin kalbinde olduğu kadar ülkenin dış politikasında da özel bir yer tuttuğunu belirtti.
Afrika'nın kendisinin gözündeki ve gönlündeki yerin müstesna olduğunu ifade eden Başkan Erdoğan, şunları söyledi:
"Başbakanlığım ve Cumhurbaşkanlığım döneminde kıtaya 50'den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Her ziyaretimde Afrika'nın zengin kültürünü, insanlarının samimiyetini, yokluk ve yoksulluk içinde olsalar bile Afrikalı kardeşlerimizin metanetini, gülen yüzlerinde çiçekler açan Afrikalı çocukların yaşama sevincini yakından görme imkanı buldum. Afrikalı muhataplarımın söylediği şu sözün ne kadar doğru olduğunu ben de bizzat tecrübe ettim. Evet, bir kez Afrika'ya giden her zaman gitmek istermiş. Biz de ne Afrika'dan ne Afrikalı kardeşlerimizden ne de kıtanın büyüleyici atmosferinden asla kopmadık, kopamadık. Aynı şekilde kıtanın dört bir yanından dost devlet ve hükümet başkanlarını ülkemizde ağırlamanın bahtiyarlığını yaşadık."










