Asrın felaketinde Konya örneği: En iyi bildiğimiz işi yaptık
Türkiye, asrın felaketi olarak adlandırılan Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremle sarsıldı. İlki 7,7 ikincisi 7,6 büyüklüğündeki deprem, Kahramanmaraş, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'da büyük yıkıma yol açtı. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, deprem bölgesinde Konya Büyükşehir Belediyesi'nin çalışmalarıyla ilgili bir yazıyı köşesine taşıdı.
Kahramanmaraş merkezli meydana gelen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki deprem, Kilis, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Malatya ve Hatay'da büyük yıkıma yol açtı.
Konya Büyükşehir Belediyesi, depremin hemen ardından ulaştığı Hatay'da arama kurtarma, yardım, destek ve koordinasyon çalışmalarıyla bölgede örnek bir çalışmaya imza attı. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu da "Asrın felaketine müdahalede Konya örneği..." başlığı ile bir yazıyı köşesine taşıdı.

İşte Müderrisoğlu'nun yazısı:
Büyük afetlerden sonra, toplum psikolojisinin nasıl seyrettiğine ilişkin bilimsel çalışmalar Ankara'nın da gündeminde. Allah bir daha yaşatmasın... Ama büyük yıkımların ardından kitleler yaşadıklarını şu sıralama ile yansıtıyormuş.
1- Önce, kaos ve kriz hali. 2- Derken, öfke hali. 3- Sonra, olup biteni anlamlandırma, giderek kabullenme hali. 4- Ve nihayet hayata tutunma ve hayatı sürdürme hali.
Bütün bunlarla birlikte... Düne ait kişisel ve kamusal bilanço çıkarma duygusu ise uzun süreli.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın dün gerçekleştirdiği Adıyaman ziyaretiyle bir kez daha depremzede vatandaşlarla buluşması, onların acılarını paylaşması, helâllik istemesi, geleceğe dair sözler vermesi insani açıdan elbette önemliydi! Ancak belli ki Sn. Cumhurbaşkanımız da anlaşılabilir somut nedenlere ve engellere rağmen ilk 24-48 saati derinlemesine sorgulama eğiliminde. Ki bu hassasiyet, ilerisi ve sistemik risklerin kalıcı olarak bertaraf edilmesi açısından oldukça kritik!
Neden?
Çünkü... Kişisel ve kurumsal kapasite olağanüstü zamanlarda anlam kazanıyor da ondan...
Neden?
Çünkü... Vitrinde olanla gerçekte olan arasındaki ayrım büyük sınavlarda belli oluyor da ondan!
Bakınız...
10. yılına yaklaşan Gezi Olayları ve kalkışmaya dönüşen karakteri, bilhassa sosyal medya operasyonları yönüyle AK Parti siyasal genetiğini derinden etkiledi. Bu dönemden çıkarılan derslerle dezenformasyonla mücadeleye özel önem verildi. Doğru da yapıldı. Tabii bu arada... Sosyal medya kullanımı ve görünürlüğü de bir tür siyasi kritere dönüştü. Maalesef... Sosyal medyada var olma biçimi, sahada olma biçiminin önüne geçmeye başladı. Hatta sahadaki organik siyaset bile, sosyal medya üzerinden servis edilmenin yapay aracı haline geldi. Yani, amaç-araç ilişkisi yer değiştirdi. Haliyle, popüler olanın etkin olduğu ve iş yapabilir sanıldığı algısı, bir olguya evrildi. Kısacası... Herkesin işini yapması ile iş yapar gibi görünmesi arasındaki fark, maliyet üretti.


