İLK DEFA OY KULLANACAKLAR...
Bazen örnek veriyorum Avrupalı dostlarımıza 'sizin parlamentonuz bombalansaydı, sizin ülkenizin önemli meydanlarına birtakım tanklar çıksaydı, sizin vatandaşlarınızı öldürmeye kalksalardı, nasıl bir tepki verirdiniz?'
Basit soru soralım; bu terörle mücadele verilmeseydi ne olurdu? Bugün Türkiye kendi şehirlerinde her gün terör örgütlerinin can aldığı, bombalı saldırı gerçekleştirildiği tablolarla haftada birkaç kez karşı karşıya kalırdık. Hemen sınırımızın ötesinde, dibinde Suriye ve Irak topraklarında PKK, PYD, YPG'den DEAŞ'a kadar birtakım unsurlar devlet türü yapılar kurmuş olurdu.
Bu mücadele verilmeseydi FETÖ en sinsi yollarla tekrar sahne almak için her türlü yolu denerdi.
Şu nettir; bu bir Cumhuriyetimizi, demokrasimizi, hukuk devletimizi koruma iradesidir. Hiç kimse siyasi retorikler kullanarak teröre hafifletici sebepler üretmeye kalkmasın.
Bütün bu tablonun içerisinde aynı zamanda hizmet siyasetinin devam etmesi, Türkiye'nin pozitif bir şekilde dünyadaki birçok ülkeden ayrışması doğru siyaset ve yaklaşımlarla yürütüldüğünü göstermektedir.
Bu sene ilk kez oy kullancak genç kardeşlerimiz, hiçbirimizin sahip olmadığı ayrıcalığa sahipler. Onlar 100. yılında Cumhuriyetin daha ileriye gitmesi, Türkiye Yüzyılı'nın hayata geçmesi için büyük imkana sahipler. Nesiller boyunca devlet hayatımızda yaşanan meydan okumalara hep milletin iradesiyle cevap verilmiştir.
Türkiye'de siyasete ve devlet hayatına yön vermeye çalışan provokasyonlar bertaraf edilmiştir. Bu sebeple gururla, onurla, şanla cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağız ve yeni yüzyıla, Türkiye Yüzyılı'na bu ufka hep beraber, dayanışma içerisinde ulaşacağız.

BALKANLARDAKİ GELİŞMELER
AK Parti Genel Merkezi bu duygularla, bu siyasete güçlü şekilde destek vererek, Türkiye'nin en büyük partisinin yönetim organları olarak bu yolu güçlü şekilde yürüyeceğimizin bir kez daha altını çiziyoruz.
Dış politika açısından Balkanlardaki gelişmeleri, Kosova ve Sırbistan arasındaki gerginliği yakından takip ediyoruz. Bosna Hersek'teki hükümet kurma çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Balkanlar'daki vekalet çatışmalarına müsade etmeyecek tek ülke Türkiye'dir.

SURİYE İLE İLİŞKİLER
Suriye meselesiyle ilgili olarak bütün dünyanın önemli devletleri karşı çıksa da Türkiye Suriye halkının faydasına olacak şekilde, Suriye'nin reformlar yapması, dünyayla entegre olması için güçlü bir irade ortaya koydu. Sayın Cumhurbaşkanımızın Suriye, Şam, Halep'e gidiş gelişlerinde yanındaydık. Kendi siyasetimiz açısından Arap Baharı ile ortaya çıkan dalganın bölge ülkelerini sarsacağını gördük ve değerlendirdik.
O zaman bu ülkelerin birtakım reformlar yaparak bu dalgalar karşısında daha kapsayıcı yaklaşım üretmesiydi. Bu aslında iyi gidiyordu. Bir dönem bazı bürokratlar oraya gidip gelmeye başlamışlardı. Biz bunları yaparken dünyanın önemli ülkeleri Suriye'ye tırnak içinde haydut devlet muamelesi yapıyordu.
En son bütün süreci reddeden ABD bile Şam'la temas kurdu. Daha sonra katliamlar, öldürmeler, kötü görüntüler bu ilişkilerin kopmasına yol açtı. Türkiye, Suriye'nin toprak bütünlüğünden yana olmuştur.
Bizim tutumumuz devlet yapıların korunmasıydı. Etrafımızdaki sorunlu bir coğrafya. Herkes güvende olmadan toplam güvenlik üretilmesi mümkün değildir. Komşularımızın güvensizliğe ve yoksulluğa sürüklenmesinden siyasi bir çıkar üretmemiz mümkün değildi. İç savaşın ortaya çıkmasından sonra ilişkiler kesildi.
Her zaman Astana, Cenevre sürecinde sorunun siyaset ve diplomasi yoluyla çözülmesi yönünde altını çizdik. Suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması, Suriye halkının ortak yararının gözetilmesi. Suriye'deki olaylar bizi tehdit etmeye başlayınca müdahale ettik. Zeytindalı, Fırat Kalkanı gibi harekatlar olmasaydı orada birtakım devletçik yapıları kurulacaktı.
Akdeniz'de her ülkenin o kadar çok savaş gemisi var ki, neredeyse balıkçı gemilerini yakalayacak. Göçmen krizinden Rusya-Ukrayna savaşının ortaya çıkardığı tabloya kadar bu kaotik yapı içerisinde Türkiye diplomasiyi işleterek istikrar alanlarını çoğaltmaya, diyalog kanallarını büyütmeye çalışıyor.
Bu noktada yine çözümün siyasi olduğunu düşünüyoruz. Astana ile Cenevre süreçlerinin birbirini tamamlayan süreçler olduğunu ifade ettik. Gelinen bu noktada oturup konuşmamız lazım. Bu terörist yapılara petrolu satan ilişkiler ağı, birtakım devletler tarafından sunulmuştur. Bunlar artık orada Suriye'nin kaynaklarını sömürerek kendi terör faaliyetleri için para kazanmaya başladılar. Ortadaki tablo birileri bunları orada kalıcı kılmaya ve tırnak içinde devletimsi yapılar hale getirmeye çalışıyorlar. Defalarca söyledik, sınırımızın dibinde bir Afganistan istemiyoruz. Türkiye istikrar üreten, Suriye halkını gözeten, toprak bütünlüğünün korunması için ortaya irade koyan bir ülke olarak ortaya çıktı.
Bu terörist yapılara petrolu satan ilişkiler ağı, birtakım devletler tarafından sunulmuştur. Bunlar artık orada Suriye'nin kaynaklarını sömürerek kendi terör faaliyetleri için para kazanmaya başladılar. Ortadaki tablo birileri bunları orada kalıcı kılmaya ve tırnak içinde devletimsi yapılar hale getirmeye çalışıyorlar.
Defalarca söyledik, sınırımızın dibinde bir Afganistan istemiyoruz. Türkiye istikrar üreten, Suriye halkını gözeten, toprak bütünlüğünün korunması için ortaya irade koyan bir ülke olarak ortaya çıktı.
Burada Cumhurbaşkanımız net bir irade koydu. İstihbarat teşkilatlarımız arasında görüşme, Milli Savunma Bakanlıklarının arasında görüşmeye evrilmiştir. Bundan sonra en üst seviyede görüşmenin ajandası oluşturulacaktır.
Gelinen noktadan memnunuz. Diplomasi, müzakere, konuşma sorunu çözmek için üretilmiştir. Burada köprü kurma zamanıdır. Bu köprüler kurularak bu yola devam edilecektir.
