Salih Tuna'dan çarpıcı yazı! "Liyakatsiz ve sadakatsiz mürailere fırsat vermeyeceksiniz..."
Sabah gazetesi yazarı Salih Tuna bugünkü köşesine "RÜZGAR" başlıklı çarpıcı bir yazı kaleme aldı. "Rüzgâr arkanızdayken herkes yanınızdadır. Daha yola koyulmadan ‘Köprüden önceki son çıkışta' ayrılmayı kafaya koyanlardan tutun da yoldan pay almak için yola koyulanlara kadar herkes..." ifadelerine yer veren Tuna, "Başka yolu yok. Yine gayret edecek, algıyı yerle yeksan edeceksiniz. Bunun için de her şeyden evvel çıkarcı, muhteris, nobran, halka yukardan bakan, yetimi yoksulu görmezden gelen, Allah "yürü ya kulum" deyince helal-haram demeden depara kalkan, şımarık mirasyediler gibi liderlerinin halkla kurduğu gönül bağlarını biteviye sömüren, nasipsiz, liyakatsiz ve sadakatsiz mürailere fırsat vermeyeceksiniz." tespitinde bulundu. İşte Salih Tuna'nın o yazısı...
Sabah yazarı Salih Tuna, bugünkü köşesinde önemli bir yazı kaleme aldı. "Rüzgâr arkanızdayken her şey yolundadır." diyen Tuna, "Rüzgâr dönünce her şey değişmeye başlar!" ifadelerine yer verdi.
İşte Salih Tuna'nın güne damga vuran yazısı şu şekilde...
"KÖPRÜDEN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞTA..."
Rüzgâr arkanızdayken yanlışınız, eksiğiniz varsa da ne gören olur ne de gösteren!
Zaten pişmiş aşa su katmak "sevimsizliğinde" bulunmayı kimse göze almaz.
Rüzgâr arkanızdayken herkes yanınızdadır. Daha yola koyulmadan "köprüden önceki son çıkışta" ayrılmayı kafaya koyanlardan tutun da yoldan pay almak için yola koyulanlara kadar herkes...
"MUHABBET RÜZGARA KADAR"
Rüzgârın tadını öyle almışlardır ki kovsanız da gitmezler. Kapıdan kovsanız bacadan girerler. Herkes yanınıza sokulmak için kırk takla atar. Birçoğu da rüzgârın arkanızdan esmesini, yanınızda yer almasına hasreder.
Rüzgâr arkanızdayken her şey yolundadır.
Eğrisi doğrusuna denk gelir. Sorunlar sorun olmaktan çıkar. Muhabbet sürer ama rüzgâra kadar.
Rüzgâr dönünce her şey değişmeye başlar!
Birileri istifade edemediği için istifa eder. Birileri yangından mal kurtarma telaşına düşer. Fareler de gözlerini kirişe diker...
"TAKVA SANDIĞINIZ O HALLERİ.."
Rüzgâr dönmeye görsün, daha önce göze batmayan her şey göze batmaya başlar. Sağda solda mırıldanmalar artar. Kimse kendine toz kondurmaz; hep yekdiğeri suçludur. Huzursuzluklar, tepişmeler gitgide artar. Herkes birbirinin kuyusunu kazar.
Rüzgârla gelenlerin rüzgârla gitmesini anlarsınız da, ya o mangalda kül bırakmayan muhteremler? Takva sandığınız o halleri meğer yoksulluktanmış!.. Hayal kırıklıklarınız öyle artar ki artık hiçbir şeye şaşıramazsınız!
Kimileri de son darbeyi vurmak için pusuda bekler. Elias Canetti'nin "Zararsız ve dost yaratık dışarıdadır ve kendisini ancak son sahnede açığa vuracak olan düşman ve ölümcül olan içerdedir. Bu ikiyüzlülük, dissimülasyonun aşırı biçimidir..." dediği tahtakuruları.
Hülasa, rüzgâr dönünce ihanetler bitmez.
Ne yapacaksınız?
"Rüzgâr istediği kadar sert essin, kayadan alacağı tek şey tozdur" gibi retoriklere de sığınamazsınız. Hamaset içinizin yangınını kısa süre söndürmenin dışında sadra şifa olmaz.
Rüzgârı tekrar arkanıza almak için yolunuzdan da dönemezsiniz. O vakit sadece...