
"UYGUN PİLOT ÜRETİM AMAÇLI MERKEZİMİZİ BU YIL AÇMAYI ÖNGÖRÜYORUZ"
Gebze'de aşı ve ilaç merkezinin kurulması fikri nasıl ortaya çıktı? Söz konusu merkez aşı ve ilaçların pilot üretim merkezi mi olacak?
9 Ağustos 2020'de Sayın Cumhurbaşkanımız TÜBİTAK Gebze Yerleşkesini ziyaret etmişti. Aşı ve ilaç üretimi odaklı bir Merkezin kuruluşu ilk kez burada Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından gündeme getirildi.
Ülkemizde yapılacak aşı ve ilaç çalışmalarının hücreden pilot üretime kadar tüm aşamalarının bu merkezde tek çatı altında gerçekleştirilebilmesi planlanıyor. Bu anlamda bu tesis, özellikle laboratuvar aşaması ile seri üretim arasındaki ihtiyaca çok önemli bir katkı sağlayacak. Yaklaşık 3500 m2 kapalı alan üzerine kurulu ve GMP (İyi Üretim Uygulamaları) kurallarına uygun pilot üretim amaçlı merkezimizi bu yıl açmayı öngörüyoruz.
Ayrıca, aşı ve ilaç adaylarının seri üretimi için özel sektörümüzde önemli bir kapasite oluştu. TÜBİTAK Marmara Teknokent'te VLP aşıyı üretecek tesis de dahil olmak üzere ülke çapında aşı üretim tesisi sayıları hızla artıyor. Halihazırda 6 firmamız aşı üretimi için GMP onayı almış durumda. Özel sektörün bu alandaki yatırımlarını, yatırım teşvik sistemimiz kapsamında öncelikli yatırım olarak destekliyoruz.
"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NÜN COVID-19 AŞI ADAYLARI LİSTESİNDE ÜLKEMİZİN TOPLAM 18 AŞI ADAYI BULUNUYOR"
Türkiye'nin, Çin ve ABD'den sonra en çok aşı projesi yürüten ülke olduğu ifade ediliyor. Bu konudaki gelişmeler nedir?
Dünya Sağlık Örgütü'nün COVID-19 aşı adayları listesine göre Çin ve ABD'nin ardından en çok aşı projesi yürüten üçüncü ülkeyiz. Dünya Sağlık Örgütü'nün COVID-19 aşı adayları listesinde ülkemizin toplam 18 aşı adayı bulunuyor. Bu aşı adaylarından 4'ü de DSÖ klinik çalışma listesinde yer alıyor. Bu durum, ülkemizin bu alanda sahip olduğu kapasite ve yetkinliğin net bir göstergesi…
COVID-19 Türkiye Platformu özelinde yürütülen 17 projeden 7'si aşı geliştirme projesidir. İlk olarak VLP aşı adayı, sonrasında 25 Nisan 2021'de yenilikçi inaktif aşı adayımızda Faz I çalışmasına başladık. Yakın zamanda başka bir teknoloji olan adenovirüs aşı adayında da bu çalışmayı başlatıyoruz.
Ayrıca platform dışında yürütülen çalışmalarda da önemli gelişmeler kaydedildi. Erciyes Üniversitesi bünyesinde Aykut Özdarendeli Hocamızın liderliğinde geliştirilen inaktif aşı adayında faz 2 denemeleri tamamlandı. İnşallah faz 2 çalışmasında başarılı sonuçlar elde edilmesiyle birlikte faz 3 çalışmaları başlayacak ve ardından seri üretime geçilmesi mümkün hale gelecek.
Bunlarla birlikte yine platform dışından bir firmamız, burundan sprey olarak uygulanacak yenilikçi bir aşı adayı üzerinde çalışıyor. Burundan uygulanan bu aşı virüsün insanları enfekte ettiği yolu takip ettiği için, aşının virüs ile daha etkin mücadele edebileceği öngörülüyor. Preklinik aşamaları başarıyla tamamlanan ilk intranazal yerli aşı adayında da TİTCK onay verirse çok kısa bir süre sonra Faz-1 insan denemelerine başlanacak.
Diğer taraftan aşı adaylarımızda olduğu gibi COVID-19'un tedavi odaklı ilaç geliştirme projelerinde de önemli gelişmeler kaydettik.
Toplamda 20.000'den fazla molekül sanal olarak tarandı. Tespit edilen 2 ilaç adayı için Faz 2 insan çalışması aşamasına geldik. Ribavirin ve Montelukast molekülleri için Faz 2 çalışmalarına bu hafta başlanıyor. Tedavi amaçlı bu ilaç adaylarımızın insandaki etkinliği ispatlanırsa, sene sonundan önce bu iki ilacın da kullanıma hazır hale gelmesini öngörüyoruz.
"ÇİN'İN DE DAHİL OLDUĞU G-20 ÜLKELERİ ARASINDA SANAYİ ÜRETİMİNİ EN ÇOK ARTIRAN ÜLKE OLDUK"
Pandemi sanayi üretimimizi nasıl etkiledi?
Küresel salgın ile mücadelede halk sağlığı ve ekonomik hayatın işleyişi arasında başarılı bir denge kurduk. 2020 Nisan ayında kısa süreli kapanmanın ardından, imalat sektöründeki işletmelerimizin gerekli sağlık önlemlerini alarak faaliyetlerine devam etmelerini sağladık.
Uzak doğu pazarlarından yaşanan tedarik sıkıntıları ve AB ülkelerindeki kapanmalar nedeniyle Türk mallarına talep arttı. Sanayicilerimiz ve emekçilerimiz iç ve dış talebi karşılamak noktasında bu süreçte büyük bir gayret gösterdiler.
Haziran ayıyla birlikte yükselişe geçen sanayi üretimimiz yılın son çeyreğinde bir önceki yıla göre yüzde 10,2 artış gösterdi. Bu dönemde Çin'in de dahil olduğu G-20 ülkeleri arasında sanayi üretimini en çok artıran ülke olduk.
2021 yılının ilk iki ayında da sanayi üretimimiz beklentileri aşarak sırasıyla %11,3 ve %8,8 artış gösterdi. Bu artışlarla da Çin'in ardından ikinci olduk. En son açıklanan imalat sanayi PMI endeksi verileri, OSB'lerdeki elektrik tüketiminde yaşanan artış ve geçtiğimiz hafta açıklanan imalat sanayi kapasite kullanım oranları sanayi üretimindeki pozitif eğilimin sürdüğüne işaret ediyor.
Bizi en çok mutlu eden taraf ise üretimdeki artışın istihdama yansıdığını görmek. TÜİK'in son açıkladığı ücretli istihdam verilerine göre sanayi sektörü istihdamımız Şubat 2021 itibarıyla bir önceki yılın aynı ayına göre 344 bin ilave istihdamla yüzde 8,3 artış gösterdi, 4,5 milyona ulaştı.
Tabii bu başarıda planlı sanayi altyapılarına ve Ar-Ge faaliyetlerine bugüne kadar yaptığımız yatırımlar ile Türk sanayicisinin değişen şartlara hızla uyum sağlayabilme kabiliyetinin önemli bir payı var.
Önümüze çıkan fırsatları çok iyi kullandık. Özellikle Uzak Doğu'da yaşanan tedarik sıkıntıları ve AB'deki kapanmaların ortaya çıkardığı arz açığını doldurarak ihracatımızı artırdık. 2021 yılı ilk dört ayında 68,8 milyar dolar ihracata ulaşarak, tüm zamanların en yüksek ilk dört aylık ihracatını gerçekleştirmeyi başardık.
Pandemi sonrası dönemde uluslararası yatırımların ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi bekleniyor. Uzak doğu pazarlarından yakın coğrafyalara doğru bir üretim kayması öngörülüyor. Bu noktada hem coğrafi konumu hem de pandemi sürecinde ortaya koyduğu muazzam üretim başarısıyla Türkiye'nin uluslararası yatırımlar bakımından cazibesi hiç olmadığı kadar artmış durumda. Türkiye'ye yönelmekte olan doğrudan yabancı yatırımların da etkisi ile imalat sanayi öncülüğündeki istikrarlı büyüme eğilimimizin daha da güçlenmesini bekliyoruz.

TÜBİTAK BAŞKANI PROF.DR. MANDAL: ÇOK AMAÇLI BİR MERKEZ
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal; Medikal Biyoteknoloji Araştırma Merkezi'nin, medikal biyoteknoloji alanında ülkemizin ihtiyacı olan ilaç üreten master hücre bankalarının geliştirilmesi, geliştirilen biyoteknolojik ilaç/aşıların FDA/EMA gibi uluslararası ilaç ajanslarının talep ettiği standartlarda üretilmesi ve fizikokimyasal ve biyolojik karakterizasyonların yapılabildiği çok amaçlı bir merkez olarak kurgulandığını söyledi.
Prof. Dr. Hasan Mandal, şunları söyledi:
"Biyoteknoloji, ilaçtan tarıma, savunmadan enerjiye uzanan pek çok alanda karşımıza çıkan yeni fikirler ve buluşlar ile önemli her geçen gün artmakta olan bir alandır. Bu alanda yaşanan büyük gelişmeler bize Biyo-Ekonomi döneminin geldiğini işaret etmektedir."
"Özellikle ilaç sektöründe son yıllarda ruhsatlanan yeni ilaçlar mercek altına alındığında biyoteknolojik ilaçların konvasyonel ilaçlara karşı ağırlığının ve pazar payının her geçen gün artığı rahatlıkla görülmektedir. Aralarında kanser, Alzheimer, kalp hastalıkları, diyabet ve romatoid artriti de içeren 200 farklı hastalığının tedavisi için geliştirilen en etkili yeni ilaçların çoğunluğunu biyoteknolojik ilaçlar oluşturmaktadır."

"TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) kampüsünde yapımına başlanan Medikal Biyoteknoloji Araştırma Merkezi (MEDİBİYO)'de medikal biyoteknoloji alanında ülkemizin ihtiyacı olan ilaç üreten master hücre bankalarının geliştirilmesi, geliştirilen biyoteknolojik ilaç/aşıların FDA/EMA gibi uluslararası ilaç ajanslarının talep ettiği standartlarda üretilmesi ve fizikokimyasal ve biyolojik karakterizasyonların yapılabildiği çok amaçlı bir merkez olarak kurgulanmıştır.. Bu altyapı ile alanında yarım yüzyıllık tecrübesi ve gerek üniversitelere gerek özel sektöre eşit yakınlıkta bulunan TÜBİTAK MAM' ın yüksek teknolojli biyoteknolojik ilaç sanayinde, ulusal biyoteknoloji know-how' unun yaratılmasına ve hem bilimsel hem de ekonomik olarak katma değeri yüksek faydalı ürünlere çevrilmesine katkı sağlanması hedeflenmektedir. Bu bağlamda halen MAM GMBE olarak NOBEL ilaç firması ile birlikte gerçekleştirilen Biyobenzer ilaç projesine yönelik çalışmalar devam etmektedir. Ayrıca biyoteknolojik ilaç geliştiren firmalara çeşitli analiz hizmetleri de verilmektedir."
"Medikal Biyoteknoloji Araştırma Merkezi (MEDİBİYO), tamamlandığında 3500 m2 kapalı alan üzerine kurulu, bir adet 500 m2 lik GMP kurallarına uygun pilot ölçekte üretim yapılabilen üretim alanına, ihtiyaca göre kullanılabilecek ekstra 700 m2'lik ikinci bir rezerv üretim alanına ve biyoteknolojik/biyobenzer ilaç geliştirmeye yönelik yeni ArGe çalışmalarının yürütüleceği İyi laboratuvar uygulamaları (GLP) koşullarında çalışma yapılabilecek 660 m2 'kapasiteli laboratuvar alt yapısına sahip olacaktır. Merkez çatısı altında farklı disiplinlerde yapılacak çalışmalarında birbirleriyle koordine olarak yürütülmesine imkan sağlanacaktır. Bunun yanı sıra, GLP standartlarına sahip Deney Hayvanları Ünitesi ile de preklinik çalışmalarını da desteleyecek bir merkez olması hedeflenmektedir."