Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri

2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu 2. maçında Paraguay'a 1-0 mağlup olan A Milli Futbol Takımı, gruptan çıkma şansını kaybetti. İlk yarısı da Paraguay'ın 1-0'lık üstünlüğü ile sona eren mücadelenin tek golü 2. dakikada Galarza'dan geldi. Milliler sergilediği kötü performansın ardından eleştiri yağmuruna tutulurken Sabah Gazetesi yazarı Levent Tüzemen "Sadece Montella bir bedel ödememeli, TFF yönetimi de şapkasını önüne koyup hataların hesabını vermeli" ifadelerini kullandı.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 1

A Milli Futbol Takımı, 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu'ndaki ikinci maçında Paraguay'a 1-0 mağlup oldu. Bu sonuçla son maçlar öncesinde 0 puanda kalan Türkiye, Dünya Kupası'na veda etti.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 2

La Gazzetta dello Sport, "Montella'nın Türkiye'si elendi" başlığıyla verdiği haberde, "Türkiye, Dünya Kupası'na, Amerika'ya ve genç altın jenerasyonun zafer hayallerine veda ediyor. Arka arkaya aldığı iki yenilginin ardından Türkiye, gözyaşları içinde turnuvadan eleniyor." değerlendirmesinde bulunuldu.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 3

Sergiledikleri kötü oyunla milyonlarca vatandaşı üzen Bizim Çocuklar son maçta ABD ile karşı karşıya gelecek. Spor yazarları Dünya Kupası'ndan elenilmesine ilişkin sert ifadeler kullanırken hedefte teknik direktör Montella ve TFF yönetimi var...

İşte spor yazarlarının Türkiye-Paraguay maçı yorumları...

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 4

LEVENT TÜZEMEN-KADER DİYEMEZSİN

Milli Takım'ın Dünya Kupası'ndaki elenme skandalı, kader ve şanssızlık olarak açıklanamaz. EURO 2020'de (2021'de oynandı) sıfır çeken Milli Takım'ın hocası Şenol Güneş, eğer görevden alınmışsa Montella da elenmenin bedeli olarak bavullarını toplamalı, Roma biletini almalı. Yeni teknik direktörle yeni hayallere ve hedeflere yelken açılmalı. İş dünyasının yazılı ve görsel medyada reklamlarla yaratmış olduğu coşkuyu maalesef Milli Takım oyuncuları Dünya Kupası'na taşıyamadı. Ruh, mücadele, tekmeye kafa sokma gibi bir anlayışla oynamadılar. Montella'nın oyuncuya dayalı sisteme teslim olup tamamen Hakan Çalhanoğlu'nun kontrolünde hareket etmesi ve sakat ile formsuz olan bazı yıldız oyuncuları duygusal olarak ilk 11'e koyması, elenmenin baş nedenleriydi. Hakan Çalhanoğlu sadece bir kaptan gibi hareket etmedi, adeta Milli Takım'ın sportif direktörlüğünü de üstlendi. Montella'nın ilk maçtaki hatalara rağmen oyun planı ve kadro seçiminde yenilenmeye gitmemesi, İtalyan inatçılığının ve inatlaşmasının bir göstergesiydi. Yapılan değişikliklerin tümü panik hamleleriydi. Roma'ya giderken Hakan Çalhanoğlu'nun 'Gitme bizimle kal, büyük başarılara seninle imza atmak istiyoruz" sözüyle Milli Takım'da göreve devam eden Montella'nın, maalesef zihinsel olarak turnuvaya tam olarak hazırlanmadığını gördük. Çalhanoğlu da ne yazık ki Montella'ya verdiği sözün arkasında duramadı. Milli Takım'ın doymuş değil başarıya aç oyunculardan oluşması gerekir. Ayrıca artık Milli Takım'da paraların, villaların konuşulduğu ortam olmamalıdır. Takımın ruh halini bilmeden hatta 'Amerika'ya neden psikolog götürülmedi' diye hesap sormayan TFF yönetiminin, 'Kupayı alacağız' söylemenin, ne kadar gerçekçilikten uzak bir hayalcilik olduğunu gözlemledik. Sadece Montella bir bedel ödememeli, TFF yönetimi de şapkasını önüne koyup hataların hesabını vermeli, yaşanan başarısızlıklara kader gözüyle bakmamalı. Arda Güler'in maç sonu, "Çok büyük takımlarda oynuyoruz ve bunu sahada göstermemiz gerekiyor. Milli Takım kariyerim boyunca bu turnuvayı unutturabilmek için elimden geleni yapacağım" söylemi, Milli Takım'ın içinde bulunduğu gerçeği ve ruh halini çok iyi anlatıyor.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 5

MUSTAFA ÇULCU - MONTELLA'YA YAZAR

Dünya Kupası'na 24 yıl gibi uzun aradan sonra katılmanın mutluluğu, heyecanı, hayalleri, umutları iki maçta bitti. Gol atamadık, puan alamadık.
Avustralya maçında Metcalfe'nin attığı golün kopyasını daha ikinci dakikada Paraguay'dan Galarza yine bizim 3 savunmacının refakati arasından attı.
Rakip 45+3'te 10 kişi kaldı. Maçın akışında sakatlık beklemeleri dolayısıyla 9 kişi kaldığı anlar bile oldu. Maalesef uzatmalar dahil 107 dakika gol atamadık, sonuç hüsran.

Paraguay temaslı oynayan, savaşçı ruha sahip, canla başla savunma yapan dirençli bir takım. Golü erken bulunca iyice kapandılar, 4-4-2 ile topun arkasına geçerek savunma yaptılar ve geçiş kovaladılar. Bunda da başarılı oldular.
10 kişi kaldıktan sonra özellikle ikinci yarıda 20-25 metreye sanki TIR çekip kaleyi kapattılar. Oyaladılar, oyunu soğuttular, tempo yaptırmadılar, resmen bizi uyuttular. Biz de bir türlü ezberin dışına çıkıp yeni oyun geliştiremedik.
Aynı şeyleri tekrarlayarak farklı sonuç alınamayacağı gerçeğini herkes görüyor bir tek Montella görmüyor! Her maçta 4-6-0 geçerli olmaz. Bunda niye inat eder, rakibe göre değiştirmez anlamışız değiliz!

Paraguay'ın da kalabalık savunma yaptığı bilindiği halde ilk maçta rakip savunma arasında kaybolan Kerem ile aynı bölge de başlamak! Sadece bu örnek bile Montella gerçeğini bize gösterdi!
Montella sınıfta kaldı. Havalı geldik lakin takımın fiziksel ve mental gerçekliğini görünce hazır olmadığımızı anladık. Temaslı oyunda ise kırılganız.
TFF'nin her türlü konforu sağlamasına ve desteğine rağmen bu başarısızlık Montella'ya yazar. 2 maçtaki yetersiz oyunu ve başarısızlığı ülke olarak kabul etmemiz mümkün değil. Çok üzüldük çok. Gerçekler tokat gibiydi.
El-Salvadorlu 35 yaşında kimya profesörü İvan Barton kendi coğrafyasının "Concacaf" en katı kuralcı, atletizmi yüksek, başarılı hakemi.
Kimsenin gözünün yaşına bakmadan yeni kuralları uygularken kulübelerin disiplini dahil profesörlüğünü sahaya yansıttı.
Maçın ilk dakikasından son dakikasına kadar yönetim karakterini, otoritesini, kararlılığını ortaya koydu ve kabul ettirdi.
Çok başarılıydı.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 6

ZEKİ DURUNDURUKAN - DÜNYANIN SONU

2002 Dünya Kupası'nı (Güney Kore ve Japonya'nın ortaklaşa düzenlediği) yerinde izleyen biri olarak, derin bir acı ve tarifsiz bir hayal kırıklığı içindeyim.

2002 Dünya Kupası'ndaki yürekli ve kolej havasındaki Milli Takım ile 2026 Dünya Kupası'ndaki Milli Takım arasında güneş ışığı ile mum aydınlığı kadar fark olduğunu gördüm!

O turnuvaya giderken, dönemin teknik direktörü Şenol Güneş'e ne hakaretler yapılmıştı...
Giydiği ceketten-saç modeline kadar! Hocayı yerle bir ederek 2002'ye göndermiştik.
Ama o Şenol Güneş, Dünya Üçüncüsü olarak Türk futboluna çağ atlatmıştı.
Kendisini şuursuzca eleştirenlere kapak yapmıştı Dünya Üçüncülüğünü!
O turnuvada şampiyon olan Brezilya'ya sahayı dar etmiştik. Hem de tarihin en iyi Brezilya'sına!
Nereden-nereye! 24 yılda nasıl da geriye gitmişiz!

2026 Dünya Kupası'na bizi götürdü diye el bebek gül bebek pamuklara sardığımız Montella ise ne yaptı!
O toz kondurmadığımız, bir dediğini iki etmediğimiz, her türlü konforunu sağladığımız, baştacı yaptığımız Montella!
Hani Avustralya yenilgisinden sonra bizlere ayar vermeye çalışan Montella'dan bahsediyorum!
2026'ya katılan 48 milli takım arasında en parıltılı olan Türk Milli Takımı'nı yerle bir eden hocasın sen Montella!
Dünya Kupası'nda belki de final oynayacak Türkiye'ye facia hataların ve inatların yüzünden sıfır çektirdin!
Bizleri hüsrana uğrattın, yasa boğdun!
Dünya Kupası'nda en kötü futbolu oynayan 3-5 takımdan biri olduk!

Sayende Haiti ile birlikte ikinci maçlar sonunda turnuvaya veda ettik!
Sen Montella hocam, Dünya Kupası'nda tarihi tersten yazdın!
Türk Milli Takımı'nı santrforsuz ilkel bir oyuna mahkum ettin!
Bana istatistiklerle gelme! Rakip kaleyi şuta boğmuşsun öyle mi hocam!
Hani gol nerde hocam! Senin şutların dağa-taşa gitmiş! Çünkü sen golcüsüz oynuyorsun!
Elindeki kadroyu kullanmayı bile bilmiyorsun!
Avustralya'nın hocası da, Paraguay'ın teknik direktörü de seni çözmüş hocam!
Ama sen rakipleri çözmeyi bırak, kendi takımını kördüğüme çevirdin!

Yahu korner bile atmadan maçı tamamlayan, bir devreyi 10 kişi oynayan Paraguay'a yenildin!
'Olmak ya da olmamak' maçına böyle mi çıkar bir milli takım!
Gerektiğinde topu bile ısıracaksın arkadaş!
Gözlerinizden alev fışkıracak ki rakip sizden çekinsin, korksun, tedirgin olsun!
Arda Güler'den, Kenan Yıldız'a, Uğurcan Çakır'dan, Hakan Çalhanoğlu'na kadar iki maçta da tel tel dökülen bir futbolcular topluluğu izledik sayende hocam! Avustralya maçında sahada hayalet gibi dolaşan Kerem Aktürkoğlu ile Paraguay maçına çıkmak akıl tutulmasıdır hocam!

Senin kazanmaya, gol atmaya ihtiyacın var. Golcün kulübede!
Bu takıma ne oldu hocam! Sahada ne takım bütünlüğü vardı, ne yardımlaşma, ne de savaş! İki maçı da 'bitse de gitsek' havasında oynadınız!
Sonuç mu hocam, elde var sıfır!
Sınıfta kaldın hocam!
Sayende yastayız hocam!
Dünyayı başımıza yıktın hocam!
Hayaller finaldi, gerçekler kabus oldu hocam!
Bize La Fontaine'den Masallar anlatmayı bırak hocam!
Bu başarısızlığın faturası sana çıkar hocam!

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 7

REHA KAPSAL - FATİH SULTAN MEHMET

Nereden nereye... Turnuva öncesi en az çeyrek final oynarız diye yola çıktık. Gelinen noktada Paraguay ile ikinci maç öncesi ya tamam ya da devam maçına çıkmak, bunu başarmak, başka maharet ister. Nitekim mağlup olup üçüncü maçı formalite olarak oynamak sanırım hepimizi derinden çok üzdü.

Montella'ya sormamız gereken konular var sanırım.

1- Adaletli bir geniş kadro seçimi ile birlikte ilk 11 tercihi doğru muydu?

2- Maç öncesi saha içinde oyun ile ilgili çıkabilecek sıkıntılara çözüm üretmek için maç önü nasıl bir hazırlık yapıp bununla beraber zihninde simülasyon yapıldı mı?

3- Günümüz oyunlarının en önemli özelliği; pozisyonel oyun ve saha içi konumlanmalar. Bu olmayınca daha doğaçlama oyun ortaya çıktı maalesef. Bir de 2 maçta da oyun istatistikleri dile getirildi. Peki bu neden oldu? Çünkü rakiplerin oyun anlayışından ve planından. Saha içinde bunu biz değil, rakipler talep ettirdiğinden bu tuzağa düştük. Yani saha içi oyunun durumu buna oyuncuları itti. Bunu bile yanlış okuduk ve sanki bizim takım hep böyle oynama alışkanlığı varmış gibi anlatmak hata idi.

4- Mental olarak iyi hazırlanmayan nasıl olsa gruptan çıkarız diye vücut dili olan futbolcular ve teknik heyet vardı.

5- Risk almamak en büyük risktir. Daha cesur olmalıydı, özelikle iki maçta oyuncu seçimi ve değişikliklerinde teknik adamımız.

6- Maç sonu, yok 'kader bizden yana değildi', 'elimizden gelenin en iyisini yaptık' gibi cümleler tam bir hikaye... Neden mi?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethi için hazırlığı 6 Nisan'da başlayıp 29 Mayıs 1453'te 53 günde gerçekleştirdi. Haliç'e karadan gemileri indirdi. Doğru mesafe ve yerlere koyduğu gibi birçok mükemmel plan, strateji ve kurgu ile bu zaferi kazandı. Peki 3 yıldır takımı çalıştıran, o istediği için lig erken bittiği gibi her şeyin onun istediği şekilde yerine getirdiği bir ortamda, iki maçta bir milli takımın oyun anlayışı, planı, stratejisi ve hiçbir kurgusu olmaz mı? Esas Montella bizlere bunları anlatmalı ve bedeli varsa onu da yerine getirmeli.

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 8

TURGAY DEMİR - TORNA A CASA MONTELLA

Sahanın en iyisi Mert Müldür'dü. İlk dört şutumuzun ikisini Merih, diğer ikisini ise İsmail Yüksek attı. Hakan Çalhanoğlu'nun kaleye şut atmayı aklına getirmesi tam 75 dakika sürdü... Avustralya'dan yediğimiz ikinci golün kopyasını bu maçın 64. saniyesinde yemeyi başardık!.. Paraguay, tıpkı Avustralya gibi (ilk maçtaki çaresizliğimizi görmüş olmalılar) iyi kapandı ve kontratakla çarptı bizi.

Bizim Çocuklar da, tıpkı Avustralya maçında olduğu gibi sağdan-soldan etkisiz ve plansız ortalarla Paraguay stoperlerine adeta antrenman yaptırdı. Hücum organizasyonu adına neredeyse hiçbir üretkenlik gösteremedik. Tam 24 yıl sonra bir şampiyonaya gitme şansı yakalamışız ama gelin görün ki bir İtalyan'ın inadı uğruna 80 milyonun hevesi kursağında kaldı...

Hakan Çalhanoğlu ve Kerem sahada yok gibiydi; tıpkı Avustralya maçında olduğu gibi. Yunus Akgün de onlara keza... Kulübede ise Can Uzun, Deniz ve Orkun bekliyordu. İyi bir teknik adam 46. dakikada Kerem, Yunus ve Hakan'ı çıkarıp, Orkun, Deniz ve Can'ı sahaya sürer ama nerde… 60'ta Can'ı, sonlara doğru da Orkun'u oyuna aldı. Pes!. Yazık… Çok yazık… Aylardır, Kenan, Can ve Deniz'in yerine Kerem, Barış ve Yunus'u tercih eden Montella, belki de futbol tarihimizin en iyi jenerasyonlarından birini heba ediyor, vesselam.

Eve gönderdiği Aral'ı ve görmezden geldiği (en iyi ve en hızlı yerli stoperlerden biri olan Emirhan'ı) saymaya bile gerek duymuyorum. Velhasılkelam; Montella doresti dimettert! Yani, Montella istifa… Eğer TFF Başkanı kalmanı isterse lütfen onu dinleme, 80 milyonun gözyaşlarını görmemezlikten gelme olur mu!?

Bizim Çocuklar tersten tarih yazdı! Spor yazarlarından Dünya Kupası sonrası ağır eleştiri 9

SERKAN KORKMAZ - KIRK YEDİNCİ

Yıl olmuş; 2026! Milli Takım'ın, Dünya Kupası kafilesinde, spor psikologu, mentör vb. bir tek profesyonel dahi yok. Dehşet verici bir şey bu. Yıl olmuş; 2026! Sayın Hacıosmanoğlu, Samet Akaydin ve Hakan Çalhanoğlu'nun vereceği motivasyon bu kadar. Tarihimizdeki başarıların hepsinde neden Türk teknik adamlar vardı; sorgulanmalı. Bu konu hakkında, sosyologlar, spor akademisyenleri tezler yazmalı. Araştırmacı gazeteciler kitaplar bastırmalı. "24 yıl önce de Brezilya'ya yenilmiştik" dediler, o Brezilya, Dünya Şampiyonu oldu. "Şenol Güneş de İtalya'ya yenilmişti" dediler, o İtalya, Avrupa şampiyonu oldu. Şenol Hoca için "Dünya üçüncüsü yaptı ama tek bir Avrupa takımıyla oynamadı" demişlerdi 2002'de.

İyi ki bu takım da oynamadı. Turnuvaya veda eden ikinci takım olduk. Bence Haiti ile bir maç yaparak kimin 47. olduğunu netleştirmek zorundayız. Dost acı söyler. 1- Montella ile gün bitmeden yollar ayrılmalı. 2- Hakan Çalhanoğlu, Merih Demiral, İrfan Can Kahveci, Kaan Ayhan, Çağlar Söyüncü ve Mert Günok, Milli Takım'ı bırakmalı. 3- TFF güven oylaması için seçime gitmeli. 4- Denenmemiş yerli bir hoca, ince ince hesaplanarak kotarılmış bir teknik heyetle başa geçmeli. 5- Milli Takım'ın yönetim ile teknik heyet arasında konuşlanan IQ ve EQ'su yüksek bir idari kadrosu acilen oluşturulmalı. 6- Kaptanlık pazubandı en doğru isme verilmeli. Bu isim -bence- Arda Güler. TFF ve milliler bence bir iki hafta "ölü taklidi" yapsınlar. Şu saatten sonra hiçbir bahane ve savunmaya tahammül edemeyeceğim.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin