A Haber'e parmak sallayan Özgür Özel'in asıl hedefi ne? Canlı yayında peş peşe tepki: Bunlar milli basın düşmanı
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İzmir'de organize ettiği sözde gazeteciler yürüyüşünde milli medyanın sesi olan A Haber'i küstah sözlerle hedef alarak açıkça tehdit etti. Basın özgürlüğü maskesi altında sokağı kışkırtmaya çalışan Özel'in tehlikeli provokasyonuna gazeteci Hasan Çölmekçi ile Takvim Gazetesi Yazarı Bülent Erandaç canlı yayında gerçekleri tek tek sıralayarak tepki gösterdi. A Haber'in milli duruşunun küresel odakları rahatsız ettiğini kaydeden Erandaç, "İyi ki A Haber var. Bunlar milli basına düşmanlar." dedi.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in partisindeki skandalları, yolsuzlukları ve rant çarkını belgeleriyle ortaya koyan A Haber'i hedef alarak açıkça tehdit etmesi ve vatandaşı sokağa çağırması siyasetin bir numaralı gündemi oldu.
A Haber canlı yayınına katılan Takvim Gazetesi Yazarı Bülent Erandaç, Özgür Özel'in panik halindeki saldırgan dilinin ve tehlikeli sokak kışkırtmasının arkasındaki gerçekleri tek tek deşifre etti.
KÜRSÜDEN A HABER'E PARMAK SALLAYAN ÖZEL'İN ASIL HEDEFİ NE?
Erandaç; partideki 655 milyon liralık trol bütçesini, Ekrem İmamoğlu'nun adliye tiyatrosunu ve kongre kavgalarını örtbas etmek için milli basının hedef tahtasına oturtulduğunu vurguladı.
Özel'in siyasi geçmişindeki kutuplaştırıcı dile işaret eden Gazeteci Bülent Erandaç, "Şimdi Özgür Özel'i tanıyoruz ve kendisiyle ilgili CHP'deki genel başkanlığı döneminde kutuplaştırma, öfke siyaseti, Türkiye'yi şikayet etmeleriyle ve bunların yanında da çok kritik bazı olaylarla tanıyoruz. Bunları yazdık, bugünlerde de onların sonuçlarını hep görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
655 MİLYON LİRALIK TROL BÜTÇESİ VE SOSYAL MEDYA MİLİTANLIĞI
Parti içindeki karanlık para trafiğini ve sosyal medya operasyonlarını gözler önüne seren Gazeteci Bülent Erandaç, "655 milyon lira CHP'den sosyal medya trollerine para aktardılar bunlar. Bu trollerle beraber yolu yürüyorlar. Yani CHP'nin bu sosyal medya hesaplarını da beraber götürdüler ve trolleriyle beraber" sözleriyle kirli dijital çarkı anlattı.
Özel'in siyaset üretemediği için hırçınlaştığını belirten Erandaç, "Şimdi bunların arkasında şu yatıyor: Yeni Parti'nin başındaki Özgür Özel şu anda siyaset üretemiyor. Büyük sıkıntı içinde. Umduklarını da bulamadılar, umdukları rakamlara ulaşamıyorlar" ifadelerini kullandı.
EKREM İMAMOĞLU TİYATROSU VE KONGRE KAVGALARINI ÖRTME TELAŞI
Sokak kışkırtmasının asıl amacının iç krizleri kamufle etmek olduğunu vurgulayan Gazeteci Bülent Erandaç, "Bu arada da doğrudan doğruya Ekrem İmamoğlu'nun tiyatro sahnesine çevirdiği İstanbul'daki adliyeyi savunamamasının, ezikliğinin altında kaldı. Bunları bahane ederek devamlı fırsat aramaya çalışıyor. İşte bu olayda Halk TV'yi bahane ederek 'Basın özgürlüğü yoktur, sansür vardır' diye bir kampanya yapıyorlar" dedi.
"İYİ Kİ A HABER VAR"
A Haber'in milli duruşunun küresel odakları rahatsız ettiğini kaydeden Erandaç, "Şimdi iyi ki A Haber var. Bunlar milli basına düşmanlar. Çünkü sosyal medya; ki sosyal medyanın da yabancı istihbarat örgütlerinin ve Türkiye üzerinde karanlık mahfillerle iş birliği yapan küresel bazı sermaye çevrelerinin kontrolüyle ve beraberliğiyle oldukları için bunları köpürtüyorlar sosyal medyada. Sosyal medyada bir militan yayıncılık, kampanyacılık var. Ama iyi ki burada A Haber var, milli basın var. Milli basın gerçekleri belgelerle, yazılarla ortaya çıkarıyor" ifadelerini kullandı.
Kendi gazetecilik tecrübesine değinen Erandaç, "Ben, Takvim'de yazıyorum, A Haber'de programlara katılıyorum. Bugün Türkiye'de basına sansür uygulanmıyor. Halk TV sansür edilmedi. Sahibi yurt dışında, şirketlerinde kara para aklamayla, şirketleri üzerinden bir soruşturma yapıldı ve o soruşturma sonucu kara para aklamayla ilgili iddiaların Halk TV'de kullanıldığına dair iddialar üzerine bir soruşturma yapılıyor ve yürüyor" sözleriyle olayın hukuki boyutunu aktardı.
Meslek hayatı boyunca yalan habere imza atmadığını belirten Erandaç, "Ben 40 senelik gazeteciyim, 35 senedir sürekli basın kartı, şeref basın kartı taşıyorum ve bugüne kadar da hiçbir yazım doğrudan doğruya mahkemeler tarafından soruşturmaya girmedi, yalan haber vermedim, hep doğru haber verdim. Ben bugün bu olayları bir gazeteci olarak, yani hür basına, milli basının bir mensubu olarak eleştiriyorum. Bunu bahane ediyor. Bugün de yaptı aynı şeyi; İstanbul'da Halk TV'nin önüne gitti ve dedi ki: 'Sokaklara gidiyoruz, çıkın!'" ifadelerini kullandı.
Muhalefetin sokak taktiğinin geçmişteki acı sonuçlarını hatırlatan Gazeteci Bülent Erandaç, "Bunu biliyorsunuz Çağlayan'da da yaptı. Orada genç çocuklarımızı sürdü oraya; o çocuklarımız günlerce tutuklandılar, anneleri ağladı. Ama kendi çocukları, bazı isimlerini vermediğim CHP milletvekillerinin çocukları yurt dışındaydı, Londra'da okudular. Onlar kendi çocuklarını Türkiye'ye getirmediler. Hedef belli: İktidarı doğrudan doğruya sıkıştırmak" dedi.
İktidarı yıpratma çabalarının boşa çıktığını aktaran Erandaç, "Önce bunu erken seçim çıkarmak için yaptılar, başaramadılar. İktidarı sarsamadılar. Şimdi algı operasyonlarıyla fon krizini, ciddiyetle devletin yürüttüğü bir olayı, dünlerde de gördük; işte belli isimler yine operasyonlarla, yapay zekâ şemalarıyla yine kalktılar, hortlatmaya çalışıyorlar bu vesayet odaklarını. Yapamayacaklar. Özgür Özel'in bunlara sahip çıkması bir bahanedir, fırsat arıyor. Çünkü doğrudan doğruya siyaset üretemiyor. Sıkılmışlık içinde, köşede. Bunların altında A Haber gibi milli basına yükleniyor" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
A Haber'in dezenformasyonu çökerttiğini ifade eden Erandaç, "A Haber'in belgeselleri, A Haber'in yazarları ve programları bunların oyunlarını bozuyor. Sadece bunların değil, o sosyal medyadaki trollerinin oyunları da bozuluyor. Çok bağırıyorlar. Azınlığın hareketini burada görüyoruz. Azınlıkla beraber bir tahakkümü kurmaya çalışıyor ama gerçekler tüm çıplaklığıyla ortaya çıkıyor, başarılı olamıyorlar. Türk basınının mümtaz isimleri bugünkü toplantılara katılmıyor" ifadelerini kullandı.
Geçmişteki sokak provokasyonlarını hatırlatan Erandaç, "Bakıyorum İzmir'e; ben de Egeliyim, yakından takip ediyorum. Orada sol orijinliler, Çağlayan'da olduğu gibi, Taksim'de olduğu gibi sokak hareketlerinde halkımızla polisi karşı karşıya getirmek istiyorlar. Gerçekten bir bekledikleri vardı burada; 'Aman izin verilmesin, izin verilmeyince işte sansür var' buna bahane arayacaklardı" dedi.