MİT raporu açıklandı! Ajan ağları bir bir çökertildi | Kalın: Ülkemizi hedef alan girişimler akamete uğratıldı
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın 2025 yılı faaliyet raporu yayımlandı. Raporda görüşlerine yer verilen MİT Başkanı İbrahim Kalın, teşkilatın milli güvenliği ilgilendiren her alanda ülkenin stratejik çıkarlarını gözeterek kritik görevler yerine getirdiğini vurguladı. Kalın, "Teşkilâtımız, 2025 yılında da casusluk faaliyetlerinin akamete uğratılmasını ve ajan ağlarının deşifre edilmesini sağlamıştır" dedi. İşte Suriye'den Gazze'ye Türkiye'nin stratejik güvenlik vizyonu...
MİT'in 2025'e ilişkin Faaliyet Raporu yayımlandı.
Raporun sunuş yazısını kaleme alan MİT Başkanı Kalın, 2025'te dünyada ve Türkiye'de yaşanan gelişmeler, Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin rekabeti, İsrail'in Orta Doğu'daki saldırıları, Suriye'deki durum, istihbarat diplomasisi çalışmaları konusunda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Kalın, yazısında, MİT'in, 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nda düzenlenen görev ve yetkiler çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığına, bağımsızlığına, bütünlüğüne, güvenliğine, anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel tehditlerin bertaraf edilmesine yönelik görev ve faaliyetlerini kararlılıkla yerine getirmeye devam ettiğini vurguladı.
Savaş ve çatışmaların gölgesinde geçen 2025'in küresel norm ve değerlerin zedelendiği, mevcut uluslararası düzenin krizleri çözmede yetersiz kaldığı, stratejik dengelerin yeniden tanımlandığı, jeoekonomik dengelerin hızla değiştiği ve teknolojik gelişmelerin beraberinde getirdiği risklerin katlanarak arttığı bir yıl olduğunu belirten Kalın, bu süreçte, geleneksel güvenlik tehditlerinin giderek hibrit karakter kazandığını, belirsizlik ve kaosun etkisini tüm dünyada hissedilir hale geldiğini söyledi.
"İSRAİL'İN SALDIRILARINI GENİŞLETMESİ ORTA DOĞU DENKLEMİNİ KIRILGAN TUTMAYA DEVAM EDİYOR"
Kalın, Gazze'de yılın ortasında arabulucu ülkelerin desteğiyle 60 günlük geçici ateşkes sağlansa da kalıcı barışın tesis edilememesi nedeniyle bölgedeki insani yıkımın derinleştiğini ifade ederek, İsrail'in Lübnan, Suriye, Yemen, İran'ı da hedef alacak şekilde saldırılarını genişletmesinin Orta Doğu denklemini kırılgan tutmaya devam ettiğini kaydetti.
İbrahim Kalın, şöyle devam etti:
"Eş zamanlı olarak Rusya-Ukrayna savaşı, Batı'nın askeri desteği ile Rusya'nın endüstriyel yıpratma stratejisi arasında bir kilitlenme noktasına ulaşmış, taraflar masada toprak tavizi ve güvenlik garantileri arasında sıkışırken, savaşın dinamikleri, nükleer restleşmeler ve otonom silah sistemlerinin hakimiyetine evrilmiştir. Ekonomik ve jeopolitik düzlemde ise ABD-Çin rekabeti ABD'nin uyguladığı agresif gümrük tarifeleri ve teknolojik hamlelerle 'yeni soğuk savaş' karakterini pekiştirmiştir. Ticaret savaşları küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirirken, rekabetin yansımaları Afrika kıtasında doğrudan hissedilmiştir.
Darbe girişimleri ve iç çatışmalar nedeniyle siyasi istikrarsızlıkla mücadele eden Afrika Kıtası, küresel güçlerin hem ham madde hem de nüfuz alanı için yarıştığı en önemli jeopolitik satranç tahtalarından biri olma özelliğini 2025'te de sürdürmüştür."
"ÜLKEMİZ, 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' HEDEFİYLE ÖNEMLİ BİR STRATEJİK KAZANIM ELDE EDECEKTİR"
Küresel güç dengelerinin yeniden tanımlandığı tarihsel kavşakta Türkiye'nin 2025'te hem dış politikada hem iç güvenliğinde stratejik bir "denge ve tahkimat" dönemi yaşadığının altını çizen Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel krizlerde üstlendiği etkin arabuluculuk rolüyle diplomatik kapasitesini bir kez daha kanıtlayan ülkemiz, 'Türkiye Yüzyılı' vizyonunun en kritik iç güvenlik ve toplumsal barış hedefi olan 'Terörsüz Türkiye' sürecini derinleştirmiştir. 2025'in ilk çeyreğinde atılan önemli adımlar ve somut silah bırakma çağrılarıyla ivme kazanan 'Terörsüz Türkiye', Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmalarının da katkısıyla toplumsal bir mutabakata doğru ilerlemektedir. Terör kamburundan kurtulma yolunda mesafe kat eden ülkemiz, 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yalnızca bir güvenlik başarısı değil küresel belirsizlikler çağında devletimizin kendi kaderini tayin etmesi ve bölgesel istikrar sağlanması konusunda önemli bir stratejik kazanım da elde etmiş olacaktır."