Türkiye'nin konuştuğu Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme yaşandı. Bu kapsamda ahaber.com.tr'nin ulaştığı ifadelerde dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in çarpıcı beyanları ortaya çıktı. Dosyada, kayıp olarak aranan Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeynal Abakarov'un "yurt dışına kaçırıldığı" yönündeki detaylar gün yüzüne çıktı.
Türkiye, Tunceli'de 5 Ocak 2020'den bu yana kayıp olan, yıllar sonra cinayete kurban gittiği ortaya çıkan Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmayı yakından takip ederken yeni gelişme yaşandı.
DÖNEMİN EMNİYET MÜDÜRÜNÜN İFADESİ ALINMMIŞTI Geçtiğimiz günlerde (27.04.2026) Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in Erzurum'da ifadesi alındı. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 161/6. maddesi gereğince "Valilerin kişisel suçlarından dolayı soruşturma yetkisinin suç tarihinde görev yaptıkları ilin bağlı olduğu Bölge Adliye Mahkemesinin bulunduğu yerdeki İl Cumhuriyet Başsavcılığına ait olması" dolayısıyla eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma çerçevesinde dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, tanık olarak ifadeye çağrıldı.
İFADE İŞLEMİ 4 SAAT SÜRDÜ Yalova İl Emniyet Müdürü olan Delen, talimat üzerine Erzurum'a geldi. Delen'in ifade işlemleri yaklaşık 4 saat sürmüştü. Tunceli'de 2019-2021 yılları arasında İl Emniyet Müdürlüğü görevini yürüten Yılmaz Delen, 23 Ocak 2026'da Yalova İl Emniyet Müdürlüğüne atanmıştı.
DÖNEMİN TUNCELİ İL EMNİYET MÜDÜRÜ DELEN'İN İFADESİNE AHABER.COM.TR ULAŞTI Ahaber.com.tr'nin ulaştığı ifadelerde dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen'in çarpıcı beyanları dikkat çekti. Dosyada, kayıp olarak aranan Gülistan Doku'nun erkek arkadaşı Zeynal Abakarov'un "yurt dışına kaçırıldığı" yönündeki iddialar, Rusya bağlantısı, Antalya ve Alanya hattında yaşanan süreç tek tek anlatılarak gün yüzüne çıktı.
"ZEYNAL YURT DIŞINA KAÇIRILDI" İDDİASI
Dönemin Tunceli İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen ifadesinde, Gülistan Doku olayının ardından Zeynal Abakarov'un ailesinin yurt dışına çıkış süreciyle ilgili çeşitli iddiaların gündeme geldiğini anlattı. Yılmaz Delen, "Olaylar çok yoğunlaşınca Gülistan Doku'nun ailesi bu olayın tek faili olarak lanse edilen Zeynal'in yurt dışına kaçırıldığı haberini yaymaya başladı. Tek şüphelinin de elden kaçırıldığını söylemeye başladılar" sözleriyle süreçte yaşanan atmosferi aktardı.
"AİLESİ RAHATLIKLA YURT DIŞINA ÇIKARABİLMİŞ"
Delen, o dönem savcılık aşamasında Zeynal hakkında yurt dışı çıkış yasağı gibi bir tedbir bulunmadığını belirterek, "Benim bildiğim savcılık aşamasında Zeynal'in yurt dışına çıkış yasağı gibi bir tahdidinin olmadığını hatırlıyorum. Zira ailesi rahatlıkla yurt dışına çıkarabilmiş" ifadelerini kullandı.
Yılmaz Delen, İçişleri Bakanlığı'ndan beni aradılar. Burada oluşan süreçle ilgili insanlarda sanki bu kişinin bizim ihmalimiz veya dahlimizle yurt dışına kaçırıldığı yönünde bir algı oluşmaya başladı, aileyi ikna edin çocuğu geri getirelim şeklinde talimat verildi" ifadelerine yer verdi.
Bu ifadeler dosyada yeni tartışmaları beraberinde getirirken, kamuoyunda "Zeynal gerçekten kaçırıldı mı yoksa kendi isteğiyle mi çıktı?" sorusu yeniden gündeme taşındı.
"ZEYNAL'İN YURT DIŞINA ÇIKARILMASIYLA İLGİLİ BANA BİLGİ VERİLMEDİ"
Yılmaz Delen ifadesinde, Zeynal'in yurt dışına çıkış süreciyle ilgili kendisine bilgi aktarılmadığını da anlattı. Delen, "Zeynal'in yurt dışına çıkarılma sürecine ilişkin herhangi bir şekilde bana bilgi aktarımında bulunulmadı" dedi.
İfadede ayrıca Zeynal'in önce Elazığ'a tayin edildiği, ardından Antalya'ya geçtiği, daha sonra ise yurt dışına çıktığı yönündeki bilgiler de yer aldı. Yılmaz Delen, "Yanlış hatırlamıyorsam önce tayini Elazığ'a çıktı. Sonra Antalya'ya çıkmış olabilir. Kendi talebiyle sanıyorum bu tayini istemiş" dedi.
DOSYADA RUSYA DETAYI Soruşturma dosyasında yer alan en dikkat çekici bölümlerden biri ise Rusya bağlantısı oldu. Şüpheli Cemile Yücer'in avukatı Merve Kaya'nın savunmasında, Zeynal'in olay sonrası baskı altında olduğu ve Rusya'ya götürülmek istendiği öne sürüldü.
Savunmada, "Müvekkilim Gülistan'ın evden ayrıldıktan sonra bir daha kendisinden haber alamamıştır. Müvekkil olay sonrasında mağdur konumundadır. Emniyet Müdürü ve korumaları Zeynal'in Rusya'ya götürülmesini teklif etmiştir" ifadelerine yer verildi.
Aynı savunmada, Zeynal'in herhangi bir suç işlemediği halde kaçak gibi ülkeyi terk etmek istemediği, bu nedenle ilgili müdürlerden yazılı beyan almak istediği öne sürüldü. Telefon kayıtlarının incelenmesi halinde bu durumun ortaya çıkacağının savunulduğu görüldü.
"ÖNCE ELAZIĞ'A SONRA YURT DIŞINA"
Savunma metninde Zeynal'in yurt dışına çıkış süreci de ayrıntılı biçimde anlatıldı. Buna göre önce Elazığ'a gidildiği, ardından 9 Ocak tarihinde yurt dışına çıkışın gerçekleştiği ifade edildi.
Avukat savunmalarında "Bu beyanın alınması üzerine müvekkil oğlunu yurt dışına çıkarmak için öncelikle ailecek Elazığ iline gelmiştir. Sonra 9 Ocak tarihinden Zeynal yurt dışına çıkmıştır" denildi.
İfadelerde, yurt dışına çıkışın ardından emniyet mensuplarının yeniden aileye baskı yaptığı ve Zeynal'in Türkiye'ye geri dönmesinin istendiği öne sürüldü.
ANTALYA VE ALANYA HATTI Dosyada Antalya ve Alanya'da yaşandığı öne sürülen gelişmeler de dikkat çekti. Savunmaya göre Zeynal, Antalya Havalimanı'ndan alınarak Belek'te bir otele götürüldüğü iddia edildi.
Savunma metninde şu ifadelere yer verildi.
Gülistan Doku'nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abarakov, Abarakov'un annesi şüpheli Cemile Yücer müdafii Av. Merve Kaya'dan soruldu: Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğumuz beyanları aynen tekrar ederiz. Müvekkile Gülistan'dan geldiği iddia edilen 4 adet mesaj geldiğini müvekkil Zeinal ve Engin eve geldikten sonra fark etmiştir. O sırada evde tartışma olduğu için mesajla ilgilenmek yerine evdeki tartışma durumuna. odaklanmıştır. Müvekkilim Gülistan'ın evden ayrıldıktan sonraki andan sonra bir bilgisi bulunmamaktadır. Müvekkil olay sonrasında mağdur konumundadır. Emniyet Müdürü, Emniyet Müdürü korumaları Ertuğrul müdür isimli şahsın baskılarıyla Zeinal'ın Rusya'ya götürülmesi teklif edilmiştir. Bunun üzerine müvekkil oğlunun herhangi bir suç işlememesi sebebiyle kaçarak ülkeyi terk etmesini istemediği için bunu talep eden ilgili müdürlerden bir yazılı beyan almak istemiştir. Telefon kayıtlarında inceleme yapılması halinde bu durum açığa çıkacaktır. Bu beyanın alınması üzerine müvekkil oğlunu yurt dışına çıkarmak için öncelikle ailecek Elazığ iline gelmiştir. Sonra 9 Ocak tarihinden Zeinal yurt dışına çıkmıştır. Zeinal yurt dışına çıktıktan sonra tekrar aynı emniyet mensuplarının baskısıyla Zeinal'ın Türkiye'ye dönmesi istenmiştir. Müvekkil olay zamanı oğlunun can güvenliğinden ve başına geleceklerden korktuğu için emniyet ne dediyse yapmış ve oğlunun Türkiye'ye gelmesini sağlamıştır. Ertuğrul müdür ve beraberindeki korumaları ile Zeinal'ı Antalya havaalanından alaraktan Belekte bulunan otele geçmiştir. Yaklaşık 2 ay boyunca Ertuğrul müdür ve beraberindeki korumalarla bu otelde kalmıştır. Otelde kaldığı süreçte de otel kayıtları bulunmamaktadır.
"Otel kayıtlarının bulunmamasının sebebi emniyet mensuplarından kaynakladır. Güvenlik tedbiri olduğunu ve Zeinal'ın ölümle karşı karşıya olduğundan korkutarak baskı altında tutmuşlardır. Herhangi bir yere çıkmalarını veya biriyle iletişime geçmelerini engellemişlerdir. Bu süreçte müvekkil baskı altında olmasından ötürü Rusya konsolosluğuyla iletişime geçmiştir. Rusya Konsolosluğu Ertuğrul müdür ve yanındakilerle iletişime geçerek durumla alakalı görüşme yapmıştır. Bunun üzerine Ertuğrul müdür ve beraberindekiler müvekkile sinirlenip neden Rusya Konsolosluğuna bu bilgileri verdiğini söyleyerek tekrar baskı ortamı yaratmıştır. Elazığ depremi sonrası Engin Yücer'in Elazığ da yaşayan akrabalarının evlerinin hasar görmesi sebebiyle Antalya'ya müvekkilin yanına gelmişlerdir. Ancak Ertuğrul müdür ve beraberindekiler otele almayacaklarını, böyle bir durumun söz konusu olmayacağını söylediklerini. Müvekkil artık daha fazla otelde kalmak istemediğini söyleyerek Alanya'da bulunan arkadaşıyla iletişime geçerek arkadaşının evine geçmiştir. Alanya'ya giderken de il girişinde koruma olduğunu söyleyen insanlar tekrar kendilerini karşılayıp eve kadar götürmüşlerdir. Bundan sonra çevrede bulunup kendilerine koruyacaklarını söylemişlerdir. Müvekkil ve ailesi bu olaydan ötürü kendilerine bir zarar geleceği korkusuyla kandırılarak baskı altında tutulmuş herkesten uzak tutulmuştur. Gülistan'ın ortadan kaybolmasıyla alakalı herhangi bir bilgi veya görgüsü bulunmamaktadır. Bu sebeple müvekkilin tutuklanması hukuka aykırı olacaktır. Suçun vasfı ve mahiyeti gözönüne alındığında tutuklama ağır tedbir olacaktır. Saydığımız tüm bu sebeplerde ötürü müvekkilin öncelikle tutuksuz yargılanmasını, şayet hakimliğiniz aksi kanaate ise adli kontrol tedbirleri de dahil olmak üzere lehe olan tüm hükümlerin uygulanmasını talep ediyoruz, dedi."
Öte yandan Tunceli'de yıllardır Türkiye'nin gündeminden düşmeyen Gülistan Doku dosyasında soruşturmanın seyrini değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşandı. Müşteki avukatı Ali Çimen tarafından Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in oğlu Mustafa Türkay Sonel'in yakın arkadaşlarından Uğurcan Açıkgöz hakkında çok çarpıcı iddialar gündeme taşındı. Dilekçede, Açıkgöz'ün soruşturmayı yanıltmaya yönelik gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu öne sürülürken, yeniden sorgulanması ve tutuklamaya sevk edilmesi talep edildi. Dosyada özellikle baz kayıtları, MOBESE görüntüleri, gizli tanık beyanları ve çelişkili ifadeler üzerinden dikkat çeken detaylar ortaya çıktı.
"GENÇLİK MERKEZİ" DETAYI DOSYANIN ODAĞINDA
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede, Uğurcan Açıkgöz'ün 16 Nisan 2026 tarihli ifadesine dikkat çekildi. Şüpheli Açıkgöz'ün, 27 Aralık 2019 günü saat 15.31 ile 16.22 arasında Gençlik Merkezi civarında bulunmasına ilişkin savunmasında, Mustafa Türkay Sonel, Ercem Çelebi ve kendisinin Ot Kafe'de yemek yediklerini, ardından Ercem Çelebi'nin teyzesiyle yaşadığı tartışma nedeniyle Gençlik Merkezi otoparkına çağrıldıklarını söylediği aktarıldı. Uğurcan Açıkgöz, "Bu nedenle o bölgede bulunmuş olabilirim" şeklinde konuştuğu belirtildi.
Dilekçede, şüphelinin bu ifadeyle yalnızca Gençlik Merkezi civarında bulunduğunu kabul etmekle kalmadığı, aynı zamanda olay saatlerinde Mustafa Türkay Sonel ile birlikte olduğunun da ortaya çıktığı vurgulandı. Özellikle gizli tanık ifadelerinde de Uğurcan Açıkgöz'ün adının geçmesinin, dosyadaki şüpheleri daha da derinleştirdiği kaydedildi. Avukat Ali Çimen, şüphelinin Gençlik Merkezi çevresindeki varlığının "tesadüfi" ya da yalnızca "soyut baz kaydı" olarak değerlendirilemeyeceğini belirtti.
"YILBAŞI PLANI" SAVUNMASI DA ÇÖKTÜ
Dilekçede yalnızca Gençlik Merkezi açıklamasının değil, Uğurcan Açıkgöz'ün Umut Altaş ile yaptığı yoğun telefon görüşmelerine ilişkin savunmasının da çelişkiler içerdiği vurgulandı. Şüphelinin 29-30-31 Aralık 2019 tarihlerindeki yoğun iletişim trafiğini "yılbaşı planı" ile açıkladığı ancak Ercem Çelebi'nin bu savunmayı da yalanladığı belirtildi. Çelebi'nin ifadesinde, bahsedilen yılbaşı kutlamasının 31 Aralık 2019'da değil, 31 Aralık 2020 tarihinde gerçekleştiğini söylediği aktarıldı.
Bu gelişmenin ardından dilekçede, Uğurcan Açıkgöz'ün hem olay günündeki konumunu hem de kritik tarihlerdeki yoğun görüşmelerini gerçeğe aykırı şekilde açıklamaya çalıştığı ifade edildi. Şüphelinin anlatımlarındaki çelişkilerin artık "sıradan tutarsızlık" boyutunu aştığı kaydedildi.
MOBESE VE KAMERA KAYITLARI DOSYADA YENİ KRİTİK DELİL
Dosyada dikkat çeken bir diğer bölüm ise 4 Ocak 2020 tarihine ilişkin kamera ve MOBESE kayıtları oldu. Dilekçede, Gülistan Doku'nun Hanımeli Cafe'de tehdit ve baskı altında tutulduğu süreçte, MOBESE görüntülerinde Uğurcan Açıkgöz'ün annesine ait olduğu kabul edilen aracın görüldüğü belirtildi. Şüphelinin ise bu zaman diliminde Ot Kafe'de bulunduğunu savunduğu ifade edildi.
Ancak kamera kayıtlarının, Uğurcan Açıkgöz'ün Gülistan Doku'ya yönelik baskı ve tehdit sürecinde yer alan kişiler arasında bulunduğunu ortaya koyduğu iddia edildi. Dilekçede, şüphelinin savunmasının yalnızca 27 Aralık 2019'daki baz kayıtlarıyla değil, 4 Ocak 2020'deki Hanımeli Cafe süreciyle de çeliştiği vurgulandı.
"SONRADAN ALİBİ Mİ OLUŞTURULDU?" ŞÜPHESİ
Soruşturma dosyasındaki en çarpıcı başlıklardan biri de 5 Ocak 2020 tarihine ilişkin dijital veriler oldu. Dilekçede, Uğurcan Açıkgöz'ün yıllar sonra sunduğu bazı dijital kayıtların "olağan hayat akışına aykırı" olduğu ifade edildi. Özellikle eniştesine ait WhatsApp güncelleme kayıtlarının beş yıl boyunca saklanmasının hayatın doğal akışına uygun olmadığı vurgulandı.
Avukat Ali Çimen, şüphelinin olay tarihine ilişkin "sonradan alibi üretmeye çalıştığı" yönünde kuvvetli şüphe oluştuğunu belirtti. Dilekçede, "Şayet şüpheli gerçekten telefonundaki tüm verileri eksiksiz saklayan bir kişi ise, telefon, iCloud, WhatsApp yedekleri ve tüm dijital materyalleri üzerinde adli bilişim incelemesine açık rıza göstermesi gerekir" ifadelerine yer verildi.
Müşteki avukatı Ali Çimen, dilekçesinde Uğurcan Açıkgöz'ün yalnızca lehine olan kayıtları dosyaya sunduğunu, buna karşılık soruşturmanın tüm yönleriyle aydınlatılmasını sağlayabilecek dijital materyallerin incelenmesine yanaşmamasının "delil karartma şüphesini" güçlendirdiğini belirtti. Dilekçede, şüphelinin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleme, diğer şüphelilerle ifade uyumu oluşturma ve soruşturmayı yanıltma ihtimalinin kuvvetli olduğu ifade edildi.
YENİDEN SORGULAMA VE TUTUKLAMA TALEBİ
Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan talepte, Uğurcan Açıkgöz'ün yeniden ifadeye çağrılması istendi. Özellikle 27 Aralık 2019 günü saat 15.31-16.22 arasındaki Gençlik Merkezi civarındaki hareketliliği, telefonunun kapalı olduğu zaman aralığı, Ot Kafe-Gençlik Merkezi anlatımı, Umut Altaş ile yaptığı yoğun görüşmeler, Mustafa Türkay Sonel ile olay öncesi ve sonrası irtibatı, gizli tanık ifadeleri, Hanımeli Cafe'deki baskı ve tehdit süreci ile dijital delillere ilişkin ayrıntılı şekilde yeniden sorgulanması talep edildi.
Dilekçenin en dikkat çeken bölümünde ise CMK 100 ve devamı maddeleri kapsamında Uğurcan Açıkgöz'ün tutuklamaya sevk edilmesi istendi. Avukat Ali Çimen, "Kuvvetli suç şüphesi, delil karartma ihtimali, tanıklar ve diğer şüpheliler üzerinde etki kurma riski ile soruşturmayı yanıltmaya yönelik davranışlar" nedeniyle tutuklama tedbirinin uygulanmasını talep ettiklerini belirtti.