NATO'da dikkat çeken rapor: Rusya, Çin...
NATO'nun bir grup uzmana hazırlattığı gelecekteki tehditler ve ittifakın nasıl daha güçlü olacağına dair raporda Rusya, Çin, yeni ve yıkıcı teknolojiler, terörizm ile iklim değişikliği ve muhtemel salgınlar gibi sınamalara karşı tavsiyeler yer aldı. Raporda 71 yıllık ittifakın dağılacağına dair birçok kez dile getirilen öngörülerin boşa çıktığı, tam tersine Sovyet tehdidi ve Balkanlar ile Irak'taki savaşları atlattığı, terörle mücadele için Afganistan'a gittiği vurgulandı.
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından görevlendirilen Almanya Savunma Bakanı Thomas de Maiziere ve eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wess Mitchell eş başkanlığındaki bağımsız grup, "NATO'nun nasıl daha güçlü hale gelebileceği" hakkında hazırladıkları 138 tavsiye içeren 67 sayfalık raporu sundu. Grupta Türkiye'den eski NATO Genel Sekreter Yardımcısı Büyükelçi Tacan İldem de yer aldı.
NATO Dışişleri Bakanlarının bugün video konferansla yaptığı toplantıda sunumu yapılan rapor, ittifakın birliğinin güçlendirilmesi, müttefikler arası siyasi istişarelerin artırılması ve NATO'nun tehditler ve sınamalar karşısındaki siyasi rolünün kuvvetlendirilmesi amacıyla hazırlandı.
Raporda 71 yıllık ittifakın dağılacağına dair birçok kez dile getirilen öngörülerin boşa çıktığı, tam tersine Sovyet tehdidi ve Balkanlar ile Irak'taki savaşları atlattığı, terörle mücadele için Afganistan'a gittiği vurgulandı.
"NATO bugün tarihin en başarılı ittifakı olarak ayakta durmaktadır." ifadesine yer verilen raporda, gelecek 10 yılın çok farklı olacağı öngörüsü yer aldı ve "iddialı otoriter devletlerin" bu dönemde etkisini artırmak isteyeceği, terör tehdidinin süreceği, yeni salgınlar ve iklim değişikliği risklerinin artacağı, yeni ve yıkıcı teknolojilerin hem tehlike hem fırsatlar ortaya çıkaracağı belirtildi.
NATO'nun kendi içinde de sorunlar bulunduğu, bazı müttefikler arasındaki anlaşmazlıkların vurgulandığı raporda, Avrupalıların bir kısmında ABD'nin içe döndüğü ve Asya-Pasifik'e ağırlık vererek transatlantik taahhütlerini azalttığı algısı bulunduğu, ABD'de ise bir kesimin Avrupa'nın sorumluluklarından kaçtığı endişesi olduğu ifade edildi.