
"İŞSİZLİK ORANININ YÜZDE 8'İN ALTINA GERİLEMESİNİ ÖNGÖRÜYORUZ"
Uluslararası kıyaslanabilir verilere göre, kamu borcunun millî gelire oranı ülkemizde yüzde 20'ler seviyesindeyken, bu oranın gelişmekte olan ülkelerde yüzde 70'ler, gelişmiş ülkelerde ise yüzde 100'lerin üstünde olduğunun altını çizmek isterim. Küresel belirsizliklerin ve zorlukların devam ettiği bir ortamda ülkemizin geleceği adına en güçlü dayanaklarımızdan birinin, kamunun düşük borçluluk stokuna sahip olması olduğunu ifade edebilirim. Programımızın kararlılıkla uygulanmasıyla dönem sonunda daha fazla istihdam üreten, ekonomik ölçeğini büyüten ve oluşturduğu refahı toplumun geneline daha güçlü biçimde yansıtan bir Türkiye hedefliyoruz. Bu dönemde 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulmasını ve işsizlik oranının yüzde 8'in altına gerilemesini öngörüyoruz. Üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve rekabet gücümüzü artırmaya yönelik politikalarımızla ekonomik ölçeğimizi büyüteceğiz.
Milli gelirimizi 2,2 trilyon doların üzerine, mal ve hizmet ihracatımızı ise 450 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz. Esas hedefimiz, büyümeyi vatandaşlarımızın yaşam standartlarına yansıyan kalıcı sosyal refah artışına dönüştürmektir. Bu doğrultuda kişi başına millî gelirin 25 bin dolar seviyesine ulaşmasını, artan refahın geniş toplumsal kesimlere yansıtılmasını ve enflasyonun yeniden tek haneli seviyelere gerilemesini öngörüyoruz.
"SANAYİ EKONOMİLERİ ZORLU BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR"
Değerli katılımcılar, önümüzdeki dönemde başarımızı belirleyecek olan yalnızca ortaya koyduğumuz hedefler değil, bu hedefleri destekleyecek yapısal dönüşümü ne ölçüde hayata geçireceğimiz olacaktır. Program döneminde büyümenin yalnızca hızına değil, kalitesine ve sürdürülebilirliğine odaklanacağız. Verimlilik artışlarını büyümenin temel itici güçlerinden biri hâline getirirken, üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü güçlendirecek, kaynaklarımızın daha etkin kullanılmasını sağlayacağız. Bu politikaları fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikalarımızla eş güdüm içinde yürüterek dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikası tesis edeceğiz. Bu yaklaşımımızın en önemli ayaklarından birini imalat sanayimizin üretim ve ihracat kapasitesinin korunması ve güçlendirilmesi oluşturuyor. Sanayimizin kapasitesini korurken yeşil ve dijital dönüşümle rekabet gücünü artıracağız. Yapay zekâ destekli ve otonom üretim sistemleriyle enerji, ham madde, iş gücü ve makine kullanımında verimliliği artırırken, düşük karbonlu üretim, enerji verimliliği ve döngüsel ekonomi uygulamalarını yaygınlaştıracağız. Bu dönüşümlerin gerektirdiği beşerî ve fiziki altyapıyı da eş zamanlı olarak güçlendireceğiz. Mesleki ve teknik eğitimi sektörlerimizin ihtiyaçlarıyla daha güçlü bir şekilde buluşturacak, stratejik teknolojik alanların gerektirdiği insan kaynağını yetiştirecek, sanayi bölgelerimizin lojistik ve dijital altyapısını geliştireceğiz.
Türkiye ekonomisinin üretim gücü, ihracat kapasitesi ve teknolojik dönüşümünün temel taşı imalat sanayimizdir. Bunun ihracatımızın yaklaşık yüzde 94'ünü oluşturduğunu ifade etmek isterim. Bugün yalnızca Türkiye değil, dünyanın önde gelen sanayi ekonomileri de zorlu bir dönemden geçmektedir. Birçok ülkede sanayi politikaları yeniden gündemin merkezine yerleşmiş, üretim kapasitesinin korunması stratejik bir öncelik hâline gelmiştir.
Bu amaçla imalat sanayimize yönelik veriye dayalı ve hedef odaklı kapsamlı bir İmalat Sanayisini Güçlendirme Programı'nı hayata geçiriyoruz. Bu yılki Orta Vadeli Program'ın en önemli vurgularından birinin bu olacağını ifade etmek isterim. Finansmana erişimi kolaylaştıracak, yatırım, üretim ve ihracata yönelik seçici kredi imkânı sunacak, KOBİ'lerimizin teminat ve işletme sermayesi sorunlarını hafifleteceğiz. İmalat Sanayisi Finansman Desteği Programı kapsamında 250 milyar TL büyüklüğünde ilave kredi desteğini sağlıyoruz.

"İHRACAT FİNANSMANINI GÜÇLENDİRECEĞİZ"
İhracatçımıza düşük faizli reeskont kredisi sunarken, orta yüksek ve yüksek teknoloji ağırlıklı sanayi yatırımlarına yönelik olarak üç yıl süre için ayırdığımız 750 milyar liralık YİTAK kredilerini kullandırmaya devam edeceğiz. Genel finansal koşullarda iyileşmenin yanı sıra ihtiyaç duyulacak alanlarda selektif uygulamaları geliştirmeyi sürdüreceğiz. Sanayide kullanılan elektrik ve doğal gaza maliyeti azaltıcı sübvansiyon uygulamalarımıza devam edeceğiz. İmalat Sanayisi İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında istihdamı koruyan işletmelere sunduğumuz destekleri de vermeyi sürdüreceğiz. Enerji verimliliği yatırımlarını hızlandıracak, lojistik ve üretim maliyetlerini azaltacak uygulamaları yaygınlaştıracağız. Organize sanayi bölgelerimizi yalnızca üretim alanları değil, aynı zamanda ortak altyapıların kullanıldığı daha güçlü ekosistemler hâline getireceğiz.
Sanayimizin en önemli meselelerinden biri hâline gelen ara kademe teknik iş gücü ihtiyacını karşılamak için sektör-okul iş birliklerini güçlendireceğiz. İhracatta yeni pazarlara erişimi güçlendirecek Eximbank desteklerini ve ihracat sigortası imkânlarını genişleterek ihracat finansmanını güçlendireceğiz. Kamu alımlarını da stratejik bir araç olarak kullanacağız. Yerli üretime öngörülebilir talep oluşturacak, savunma sanayinde başarıyla uygulanan uzun vadeli sipariş ve tedarik yaklaşımını sağlık teknolojileri, raylı sistemler, enerji ekipmanları, elektronik ve kritik sanayi girdileri gibi alanlara da yaygınlaştıracağız. Yatırım yapan, üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan sanayicinin her zaman yanında olmaya devam edeceğiz. Daha müreffeh ve kapsayıcı bir ekonomik yapının tesisinde güçlü ve etkin işleyen bir iş gücü piyasasının taşıdığı önemin bilinciyle istihdam politikalarımızı dört temel eksen üzerine inşa ettik. Birincisi, iş gücünün beceri uyumunun iyileştirilmesi. İkincisi, yeni nesil çalışma biçimlerine ve sektörel dönüşümlere uyumun sağlanması.
Üçüncüsü, iş gücüne katılımda güçlük yaşayan kesimlerin istihdamının desteklenmesi. Özellikle kadınlar, gençler ve engelliler. Dördüncüsü ise atıl iş gücünün azaltılması. Burada geçen sene, biliyorsunuz, ilk defa OVP'de atıl iş gücüne bir başlık açmıştık. Onu güçlendirerek devam ettiriyoruz. Birçok tedbirimiz var ama üçünün özellikle altını çizmek isterim. Birincisi, üretim kültürünü ve emeğin değerini her çerçevede vurgulamamız gerekiyor. Eğitim sisteminden iletişim politikalarımıza kadar alın teri döken, emek harcayan insanların gerçek kahramanlar olduğunu bizim her fırsatta ortaya koymamız lazım. Gerçek kahramanların üretenler olduğunu her fırsatta ortaya koymamız lazım. İkincisi mesleki eğitim. Mesleki eğitimi çok güçlü bir şekilde sürdürmemiz gerekiyor. İnsanımızı yeniden üretime ve emek piyasalarına çekmek için. Üçüncüsü de bakım hizmetleri. Özellikle kadınlar için çocuk bakım hizmetlerinin çok daha güçlü bir şekilde devreye alınmasının, atıl iş gücünün azaltılmasında önemli bir etki yapacağını bekliyoruz.
"TÜRK LİRASI YATIRIM ARAÇLARI ÇEŞİTLENECEK"
Programımızın önceliği olan fiyat istikrarını kalıcı biçimde tesis etmek ve enflasyonu tekrar tek haneli seviyelere indirmek için para, maliye ve gelirler politikalarımızı güçlü bir eş güdüm içerisinde uygulamaya devam edeceğiz. Bu süreçte enflasyon beklentilerinin hedeflerimizle uyumlu biçimde çapalanması özel önem taşımaktadır. Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlar ile tarımsal ürünlerin alım fiyatlarında program hedefleri ile uyumu çok daha hassas bir şekilde gözeteceğiz. Vatandaşlarımızın günlük hayatında doğrudan hissettiği alanlardan biri olan gıda fiyatlarında ise arz yönlü politikaları daha güçlü biçimde devreye alacağız. Tarımsal üretimde verimliliği artırarak, üretim planlamasını güçlendirerek ve maliyet baskılarını azaltacak yapısal adımları hızlandırarak gıda fiyatlarındaki oynaklığı sınırlandırmayı hedefliyoruz. Böylece kaliteli gıdaya makul fiyatlarla erişimi kolaylaştırırken özellikle düşük gelirli vatandaşlarımızın bütçesindeki yükün hafiflemesini sağlayacağız.
Program döneminde makro ihtiyati politika araçlarını, para politikası duruşunu destekleyecek şekilde etkin bir biçimde kullanmayı sürdüreceğiz. Yatırım ve ihracata yönelik faaliyetlerde finansmana erişim koşullarının iyileşmesini destekleyeceğiz. Aynı zamanda yurt içi tasarruflarımızı artırarak finansal sistemimizin kaynak tabanını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Finansal okuryazarlığı yaygınlaştıracak, uzun vadeli tasarrufları teşvik edecek mekanizmaları destekleyeceğiz. Finansal istikrarın güçlendirilmesinde, bankacılık sektörüne ilişkin düzenlemelerde uluslararası normlarla uyumu gözetirken, banka dışı finansal kuruluşlara yönelik düzenleyici çerçeveyi geliştireceğiz.
Dijital Türk Lirası'nın kullanıma sunulması ve yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı devam ettirirken, ödeme sistemlerinin ve finansal teknoloji ekosisteminin güvenli ve yenilikçi şekilde gelişmesini destekleyeceğiz. Program döneminde sermaye piyasalarımızı da daha derin ve etkin bir yapıya kavuşturacağız. Düzenleyici çerçeveyi piyasa işleyişini güçlendirecek şekilde gözden geçirecek, Türk lirası tasarruf ve yatırım araçlarını çeşitlendirecek ve şirketlerimizin sermaye piyasalarının sunduğu finansman imkânlarından daha fazla yararlanmasını sağlayacağız.
Dış ticarette önceliğimiz rekabet gücümüzü daha da artırmak, ihracatımızın nitelik açısından daha güçlü bir yapıya kavuşmasını sağlamaktır. Bu doğrultuda ihracatımızda yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin payını artıracağız. Düşük ve orta teknoloji sektörlerimizin dönüşümünü desteklerken firmalarımızın yeşil ve dijital dönüşüme uyumunu hızlandıracak, küresel değer zincirindeki konumunu güçlendireceğiz.
LOJİSTİK ALTYAPIMIZ GÜÇLENİYOR
Türk malı ve hizmetlerinin uluslararası pazarlardaki bilinirliğini ve marka değerini yükseltecek, ihracatımızdaki artışı daha yüksek katma değere ulaştıracak politikaları destekleyeceğiz. Mevcut ticaret anlaşmalarımızın etkinliğini artıracak, yeni pazarlara yönelik ilişkilerimizi geliştirecek ve ticaret diplomasisi araçlarını daha hedef odaklı kullanacağız. AB ile ilişkilerimizin derinleştirilmesinin yanı sıra Uzak Ülkeler Stratejisi, özellikle Afrika coğrafyasına yönelik stratejik açılım, Orta Asya ve Türk dünyasıyla ürün ve pazar çeşitliliğini artıracağız. Kritik girdi, ürün ve teknolojilerde yerli üretim kapasitemizi geliştirerek tedarik kaynaklarımızı ve stratejik ticaret koridorlarımızı çeşitlendireceğiz. Lojistik ve dağıtım altyapımızı güçlendirirken, stratejik bağlantısallık projeleriyle Türkiye'nin bölgesel ve küresel ticaret alanındaki konumunu tahkim edeceğiz. Bu noktada Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru, Orta Koridor, Hicaz Demiryolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü üzerinde demiryolu bağlantısı gibi stratejik hatlara yoğunlaşacağız. Buradaki amacımız, Türkiye'nin eski köprü imajının yerine merkez ülke, cazibe merkezi olan, yolların kesiştiği, bir üretim ve lojistik merkezi olan ülke konumunu pekiştirmek olacaktır. Program döneminde öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ve yatırım ortamının güçlendirilmesini önceliklendiriyoruz. Bürokratik süreçleri bu anlamda sadeleştireceğiz. Özellikle dijital imkânları bu noktada daha fazla devreye alarak bu süreçleri etkinleştireceğiz. Doğrudan yatırımları sadece miktar olarak değil, nitelik olarak da yükseltecek politikalar izleyeceğiz. Güçlü Merkez Türkiye yaklaşımımızla İstanbul'u ve özellikle İstanbul Finans Merkezi'ni daha güçlü bir pozisyona taşıyacağız. Tüm bu politikaları izlerken de özel kesimle, paydaşlarımızla ve meslek kuruluşlarıyla çok yakın istişare içinde olacağız. Bu süreçte üçer aylık periyotlarla özel sektörle ve paydaşlarımızla bir araya gelip politikalarımızı ve gelişmeleri birlikte değerlendirmeyi de planlıyoruz.

KAMU MALİYESİNDE DİSİPLİN VURGUSU
Değerli basın mensupları, kıymetli vatandaşlarımız, ilk defa açtığımız bir başlık olarak program döneminde ekonomik güvenlik ve dayanıklılığı önceleyerek kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltan ve ekonomimizin çoklu şoklara karşı direncini güçlendiren bir yaklaşımı esas alıyoruz. Yansıda görüldüğü üzere bu alanda dört kritik başlığa odaklanıyoruz. Birinci odaklandığımız başlık, enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğini güçlendirecek hususlardır. Kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik ekipmanların yerlileştirilmesine kadar stratejik alanlarda AR-GE ve yerli üretim kapasitemizi geliştireceğiz. Bu güvenli ve dayanıklı ekonomi kapsamında ikinci başlığımız, gıda arz güvenliğimizi ve tarımsal dayanıklılığımızı artıracak faaliyetlerdir. Üçüncü başlığımız ise kritik teknolojilerde yerli kapasitemizin geliştirilmesidir. Özellikle savunma sanayi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zekâ başta olmak üzere stratejik alanlarda AR-GE, üretim ve yenilik kapasitemizi daha ileriye taşıyacağız. Dördüncü alan ise ailenin güçlendirilmesi, demografik yapımızın korunması ve şehirlerimizin afetlere karşı daha dayanıklı hâle getirilmesidir. Bu noktada da aile ve nüfus politikalarını destekleyen hususlar, sosyal konut ve afete dayanıklı yapıların inşa edilmesi gündemimizde olan hususlar olacaktır. Bu konuları önümüzdeki dönemlerde daha güçlü bir şekilde tartışacağız.
Kamu maliyesinde mali disiplinden taviz vermeden verimlilik ve etkinliği en üst düzeye çıkarmayı hedefliyoruz. Harcamalarda tasarruf sağlarken öte yandan afetlere karşı direncin artırılması noktasında gerekli kaynakları ayırıyoruz. İstanbul başta olmak üzere risk azaltıcı kentsel dönüşüm projelerine ivme kazandırmayı planlıyoruz.
Kayıt dışılıkla etkin mücadelemiz devam edecek. Burada özellikle yapay zekâ ve diğer dijital imkânlardan en üst düzeyde faydalanacağız. Sosyal güvenlik sisteminin mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla prim gelirlerini artıracak, sistemi yeni nesil esnek çalışma modellerine uyumlu hâle getireceğiz. Sağlık alanında da harcamaları etkinleştirmeyi sürdüreceğiz ve KİT'lerde yönetişim reformunu hayata geçireceğiz. Özellikle burada enerji KİT'lerini önceliklendirdiğimizi de ifade etmek isterim. Enerji KİT'lerimizin dünyada artık çok daha aktif hâle gelmesini, küresel şirketler olarak çok daha farklı ve etkili bir yönetişim sistemiyle çalışmasını öngörüyoruz. Vergi sistemimizi yatırımı, istihdamı ve büyümeyi desteklerken aynı zamanda gelir dağılımında adaleti de gözeten bir yapıda güçlendiriyoruz.
"YÜKSEK KATMA DEĞER ÜRETEN BİR TÜRKİYE HEDEFLİYORUZ"
Değerli katılımcılar, önceliklerimizin sadece metinlerde güzel cümleler olarak kalmadığını göstermek için burada sizinle bütçedeki bazı tercihlerimizi, rakamsal tercihlerimizle paylaşmak isterim. Bu rakamlardan da göreceğiniz gibi ifade ettiğimiz politikaları bütçede de kaynakların artış hızına yansıtmış durumdayız.
Ülkemizin stratejik ihtiyaçlarını ve vatandaşlarımızın doğrudan hayatına dokunan alanları gözeterek bütçemizi şekillendiriyoruz. Gıda arz güvenliği kapsamında sulama yatırımlarını yüzde 42, içme suyu yatırımlarını yüzde 71, organize tarım bölgesi yatırımlarını ise yüzde 103 oranında artırıyoruz. Enerji, savunma sanayi, yüksek teknoloji ve sanayimizin geleceği açısından kritik öneme sahip madenlerde dışa bağımlılığımızı azaltmak zorundayız. Bu doğrultuda MTA'nın yatırımlarını yüzde 139 artırıyoruz. Aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardı diye güzel bir söz var. Aramadan bu işler olmuyor. İnşallah bu hızlanan aramalar bize farklı şekillerde geri dönecek. Sanayi altyapımızı organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi siteleri başta olmak üzere güçlendiriyoruz. Bu kapsamda sanayi altyapı yatırımlarını yüzde 54 oranında artırıyoruz. Savunma sanayinde kendi teknolojisini geliştiren, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilen ve yüksek katma değer üreten bir Türkiye hedefliyoruz. Bu kapsamda savunma harcamalarını yüzde 229 artırıyoruz. Güvenliğin olmadığı yerde ne kalkınma olur ne demokrasi olur. Güvenlik çok sağlam tutmamız gereken bir alan. Biz de bu çerçevede bütçemizi şekillendiriyoruz.
Özellikle dar ve orta gelirli vatandaşlarımızın konuta erişimini kolaylaştırmak için sosyal konut yatırımlarımıza yaptığımız bütçe aktarımını yüzde 150 artırıyoruz. 100 milyardan 250 milyara gibi bir değişim söz konusu. Program çerçevesinde İstanbul'da başlattığımız kiralık sosyal konut projelerimizi de ülke sathına yaymayı planlıyoruz. Bu da ilk tecrübe olacak. İstanbul'da başlayıp daha sonra bunu farklı illerimize yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Sadece satılık değil, kiralık sosyal konut üzerinde de önemli bir önceliğimiz olduğunu söyleyebilirim. Sanayi ve ticaretimizin hızlı biçimde gelişmesi, bireysel ulaşım konforunun artması için ulaştırma modlarımızda demiryollarını önceliklendirmiş durumdayız. Nitekim Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı demiryolu projelerine ayırdığımız kaynağı yüzde 49 oranında artırmış bulunuyoruz. Sayın basın mensupları, kıymetli vatandaşlarımız, bugün sizlerle paylaştığımız 2027-2029 Orta Vadeli Programı, ekonomide sağladığımız kazanımları kalıcı hâle getirirken önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarına güçlü bir şekilde cevap verecek politika çerçevemizi ortaya koymaktadır.
POLİTİKA VE REFORMLARI KARARLILIKLA HAYATA GEÇİRECEĞİZ
Temel amacımız, makroekonomik istikrarı daha da güçlendirirken üretim kapasitemizi ve rekabet gücümüzü artırmak, ekonomimizin potansiyelini yükseltmek ve elde ettiğimiz kazanımların vatandaşlarımızın refahına daha güçlü biçimde yansımasını sağlamaktır. Önümüzdeki dönemin küresel ölçekte yeni sınamalar kadar yeni fırsatları da beraberinde getireceğinin farkındayız. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu süreci yalnızca dış gelişmelere uyum sağlayan değil, sahip olduğu güçlü üretim yapısı, girişimcilik kapasitesi ve stratejik avantajlarıyla değişen dünya ekonomisinde konumunu daha da güçlendiren bir ülke olarak değerlendirmeye kararlıyız. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde ilgili bütün kurumlarımızla etkin bir eş güdüm içerisinde çalışarak programımızda yer verdiğimiz politika ve reformları kararlılıkla hayata geçireceğiz. Bu vesileyle Cumhurbaşkanımızın tüm bu çalışmalarda ortaya koyduğu güçlü iradeye, kararlı ve dirayetli liderliğine şükranlarımızı sunuyoruz. İnanıyoruz ki bu süreç sonunda daha fazla üreten, daha fazla ihraç eden, nitelikli istihdam oluşturan, rekabet gücü yüksek ve vatandaşlarımızın refahını kalıcı bir şekilde artıran ekonomik yapıyı hep birlikte inşa edeceğiz. Bu vesileyle konuşmama son verirken, Orta Vadeli Programımızın hazırlık sürecini yürüten Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ve Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere katkı sunan tüm bakanlıklarımıza, kamu kurum ve kuruluşlarımıza, meslek kuruluşlarımıza, sivil toplum kuruluşlarımıza, özel sektör temsilcilerimize, görüş ve önerileriyle katkı sunan herkese gönülden, yürekten teşekkür ediyorum. 2027-2029 Orta Vadeli Programımızın ülkemiz, milletimiz ve ekonomimiz için hayırlı olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum."