
"ÜLKE OLARAK BÜYÜME SORUNUMUZ YOK"
Karahan, arzulanan ekonomik soğumaya ne kadar uzaklıkta olunduğuyla ilgili soru üzerine talep görünümünün bir önceki enflasyon raporundaki öngörüleriyle genel olarak uyumlu olduğunun altını çizdi.
Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Fiyatlama gelişmeleri de bu şekilde. Burada temel olarak 2 kaynaktan destek aldık. Birincisi reel değerlenme, diğeri ise talepte soğuma. Fiyatlama değişmeleri konusunda, enflasyonun düşmesiyle, beklentilerden de önümüzdeki dönemde destek alacağımızı düşünüyoruz. Dolayısıyla arzuladığımız dengelenme gerçekleşiyor."
Türkiye'nin büyümeye dair sorununun olmadığına işaret eden Karahan, geçmiş verilere de bakıldığında ülkenin potansiyel büyümesinin oldukça yüksek olduğunu söyledi.
Buna karşın sürdürülebilir ve uzun vadeli olması açısından büyümenin kompozisyonunun iyileşmesi gerektiğini anlatan Karahan, şu değerlendirmede bulundu:
"Buna ulaşmak da ancak fiyat istikrarıyla mümkün. Biz de bu doğrultuda çalışıyoruz. Zaten bize kanunla verilen görev de fiyat istikrarını sağlamak. Dolayısıyla bütün adımlarımızı bu doğrultuda atıyoruz. Dezenflasyon sürecinde büyümede bir miktar azalma yaşanabilir. Kısa vadede bir miktar yavaşlayabilir. Bunun belirtileri de zaten gerçekleşiyor ama fiyat istikrarına ulaştığımızda büyümenin getirdiği refah artışının toplumun çok daha geniş kesimleri tarafından kalıcı olarak paylaşıldığını göreceğiz."
"TÜİK VE MERKEZ BANKASI ARASINDA BİR KOMİTE OLUŞTURDUK"
Karahan, "enflasyon hesaplama yöntemini, şeffaflık adına, paylaşmayı düşünüp düşünmediklerine" yönelik bir soruya şu yanıtı verdi:
"Bunun daha iyisini yapacağız. Hedeflediğimizi söylediğimiz sayıyı bizim açıklamamız ideal değil. Biz kendimiz hesaplıyoruz. Yani arındırmayı biz yapıyoruz ama enflasyon verisini TÜİK açıklıyor. Bu doğrultuda TÜİK ve Merkez Bankası arasında bir komite oluşturduk. Bizim çalışma arkadaşlarımız TÜİK'teki konunun uzmanlarıyla bu konuda teknik bir çalışma yürütüyorlar. Süreç başladı. Bu çok önemli bir konu. Tamamlanması ne zaman olur bunu kestirmek zor ama mümkün olduğu kadar kısa sürede burada bir mesafe alınacağını düşünüyorum."

"BİZİ SÜRPRİZE UĞRATAN BİR GELİŞME OLMADI"
Elektrik ve doğal gaz zamlarının uygulanan politikalarla uyumuna ilişkin bir soru üzerine Karahan, son 2 yıldır enerji fiyatlarının, çeşitli sübvansiyonlar nedeniyle büyük ölçüde sabit kaldığını dile getirdi.
Söz konusu dönemde yapılan toplam zamlara bakıldığında yüzde 4 civarında bir oranın ortaya çıktığını anlatan Karahan, şunları kaydetti:
"Bu süreçte enflasyonist ortamda enerjiye dair harcamaların hane halkı bütçesi içindeki payı oldukça düştü. Dolayısıyla bunların beklenti üzerindeki etkisi daha sınırlı olacaktır. Onun dışında eş güdümün üst düzey olduğunu görebilirsiniz. Çünkü elektrikte yüzde 38'lik zam yapıldı, doğal gazda daha da az. Dolayısıyla burada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın, Merkez Bankası hedefini ne kadar ciddiye aldığını ne kadar içselleştirdiğini görebilirsiniz. Genel olarak bu eş güdüm bütün kurumlar arasında üst düzeyde. Bizi şu ana kadarki gerçekleşmelerde sürprize uğratan bir gelişme olmadı. Bunun dışında tabii ki bunun geçici olduğunu değerlendiriyoruz ama veri odaklı gittiğimizi de her seferinde söylüyoruz. Önümüzdeki dönem verilerini değerlendireceğiz. Yıl başıyla şu an arasında bir fark var. Şu anda talep koşulları hızla iyileşiyor. Arz talep dengesi bir miktar yerine geldi, fiyatlama davranışları biraz daha düzeliyor. Dolayısıyla geçici etkilerin daha uzun vadeye yayılması ihtimalini daha düşük görüyoruz."
"GELİŞMELERE GÖRE GEREKENİ YAPMAYA HAZIRIZ"
Kur Korumalı Mevduat (KKM) konusuna da değinen Karahan, zararın kaynaklarını faaliyet raporlarında açıkladıklarını belirtti.
Bu konuda "bakiyeyi azalttıklarını" anlatan Karahan, şu ifadeleri kullandı:
"Bugüne kadar 140 milyar dolardan şu anda 60 milyar doların altına geldi. Mevcut dönemde, beklentilerin de iyileşmesiyle, daha hızlı gerçekleşebilmesi için düzenlemelerde bulunduk. Dolayısıyla bunun yıl sonuna kadar iyileşmeye devam edeceğini düşünüyoruz. Geçmişteki gibi bir dönem bu sene olmayacağını düşünüyorum. Geçmiş zarar konusunda şu andaki anlaşmamız önümüzdeki dönem karlarından bunun düşülmesi, önümüzdeki yıllarda bunun mahsuplaşılması yönünde ama likidite gelişmeleri çerçevesinde diğer opsiyonları da değerlendirebiliriz. Bu konuda biraz da küresel gelişmelere bağlı olarak oynaklık yaşanabiliyor. Gelişmelere göre gerekeni yapmaya hazırız."
"UZUN SÜRE SIKI DURUŞU KORUMAMIZ GEREKECEK"
Enflasyon hedefine ilişkin soru üzerine de Karahan, şu değerlendirmede bulundu:
"Enflasyon hedefi konusunda bu seneki gerçekleşme de önemli olacak. Bu sene sonu için enflasyon beklentileri yüzde 45'ti hatta çok daha yüksek beklentiler de vardı. Şu anda geldiğimiz noktada piyasa yüzde 43'e çok yakın bir rakama geldi. Genel olarak çok daha yüksek beklentilerin indiğini görüyoruz. Dolayısıyla bizim tahminimize yakınsayan bir süreç oldu. Önümüzdeki sene de sıkı duruşun korunmasıyla talepteki dengelenme ve enflasyon gerçekleşmeleriyle daha olumlu bir seyir olacağını değerlendiriyoruz. Bu da dezenflasyon sürecine katkı verecektir. Tam olarak nereye geleceğini göreceğiz. Enflasyon hedeflerini de bu doğrultuda dinamik olarak değerlendireceğiz ama bu, biraz da bizim duruş niyetimizi belli etme açısından önemli. Çünkü 2026 sonunda da tek haneli bir enflasyon hedefimiz var. Bununla birlikte de uzun süre sıkı duruşu korumamız gerekecek. Bu demek değildir ki faiz, bu süreçte asla inmeyecek. Faiz indirimi döngüsüne girildiği zaman da sıkı duruş korunabilir ama enflasyon orta vadeli hedefimize yaklaşana kadar sıkı duruşu korumamız gerekecek."
Olası faiz indirimine ilişkin sorular üzerine Karahan, "İki koşul gözetiyoruz. Bunlardan bir tanesi, yıllık enflasyona değil aylık enflasyona vurgu yapıyoruz. Çünkü yıllık enflasyon son dönemde baz etkisi nedeniyle aylıktaki görünümden farklı olabiliyor. Burada da ana eğilime bakıyoruz. Bu ana eğiliminde belirgin ve kalıcı düşüş olmasını değerlendiriyoruz. Son aylara baktığımızda aylık enflasyonda bir düşüş olduğu ve bunun belirgin olduğu net. Kalıcı olduğu noktasında yeteri kadar emin değiliz. Bunun kalıcı olduğundan emin olmak istiyoruz." diye konuştu
Karahan, diğer bir hususun beklentiler olduğuna işaret ederek, "Piyasa katılımcıları daha olumlu seyrediyor. Hane halkı beklentileri de sene başından beri azalma eğiliminde. Son ay biraz farklıydı. Reel sektör beklentilerinde henüz ilerleme yok. Burada da dezenflasyona katkı alacağımızdan emin olmak istiyoruz. Bu duruş konusunda atacağımız adımları sadece bu sene sonu hedefini gözeterek değil, 2025 ve sonrası projeksiyonlarımızı, hedeflerimizi de gözeterek belirleyeceğiz." ifadelerini kullandı. Karahan, enflasyonda orta vadeli hedeflerinin yüzde 5 olduğunu ve bunu değiştirmenin doğru bir davranış olmayacağını bildirdi.

"ENFLASYONUN DÜŞMESİ EN ÇOK DÜŞÜK GELİRLİYİ OLUMLU ETKİLEYECEK"
Ücretlere yapılan artışın enflasyona etkisine ilişkin de değerlendirmede bulunan Karahan, "Bize kanunla verilen görev, fiyat istikrarını sağlamak. Burada toplumsal refaha yapabileceğimiz en büyük katkı da bu görevi başarıyla yerine getirmek olacak. Enflasyonun kalıcı olarak tek haneye düşmesi, büyümenin getireceği refah artışının toplumun her kesimine daha sağlıklı şekilde yansımasına, dağılmasına sebep olacak. Enflasyonun düşmesi en çok düşük gelirliyi olumlu etkileyecek. Çünkü zorunlu harcamaları fazla olan düşük gelir grupları yüksek enflasyondan daha olumsuz etkileniyor. Dolayısıyla bu grupta refah artışı olabilmesi için öncelikle fiyat istikrarının sağlanması gerekiyor. Bu konuda da kararlıyız, attığımız adımlarla da bunu gösteriyoruz."dedi.
Karahan, asgari ücret artışına ilişkin karar verici veya tavsiye kurumu olmadıklarına da işaret etti.
Sermaye şirketlerinin karlarının dünyada birçok ülkede tartışıldığını ve akademik çalışmalar da yapıldığını anımsatan Karahan, konuyu yakından takip ettiklerini ama fikir birliğine varılamadığını gördüklerini söyledi.
Kovid-19 salgını sonrası küresel çapta arz ve talep dengesinin bozulduğuna dikkati çeken Karahan, şöyle devam etti:
"Küresel ölçekte önce arz koşullarının bozulmasıyla, daha sonra da arz toparlandığında fiyatın yüksek kalması sebebiyle karlılıklarda artış oldu. Enflasyonun arttığı dönemlerde göreli fiyat algısı bozulabiliyor. Buna, metinlerimizde fiyatlama davranışlarındaki aksaklık şeklinde değiniyoruz. Firmalar bu dönemde maliyetlerin üzerinde fiyatlama yapıyor ya da maliyetleri birebir fiyatlarına yansıtabiliyor. Bu, hem enflasyona hem de karlılığa yansıyor. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde karlılıklar tarihsel ortalamalarının üzerine çıkabiliyor. Bizim için önemli olan fiyatlama davranışlarının normale dönmesi. Bu da ancak fiyat istikrarı sağlandığında olacak. Biz de adımlarımızı bu doğrultuda atıyoruz."
"POLİTİKA DURUŞUNU DEĞERLENDİRİRKEN İKİ UNSURU GÖZETİYORUZ"
Karahan, politika duruşunu değerlendirirken iki unsuru gözettiklerine dikkati çekerek, "Birincisi, enflasyonun ana eğilimin düşmesi. Çünkü bizim tek hedefimiz bu sene değil, önümüzdeki sene ve ondan sonraki sene de iddialı bir hedef var. Dolayısıyla bunu gözetmek durumundayız. İkincisi de beklentiler. Enflasyon beklentileri düzelmezse bu hedeflere ulaşmak daha zor oluyor. Dolayısıyla bu iki koşulu gözetmek durumundayız. Enflasyon gerçekleşmeleriyle beklenti arasında çok büyük fark olduğu durumlarda reel faiz hesaplamak o kadar kolay olmuyor. Birçok merkez bankasının yaptığı gibi veri odaklı gidiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
"TÜİK, ULUSLARARASI METODOLOJİYE UYGUN ŞEKİLDE VERİ AÇIKLIYOR"
Kamuoyunda enflasyon ölçümüne ilişkin tartışma yaşandığının hatırlatılması üzerine ise Karahan, şunları kaydetti:
"Son dönemde artan bir tartışma var. Bu da enflasyonun düştüğü döneme denk geldi. TÜİK'in inandırıcılığı önemli. Metodolojisine baktığımızda uluslararası metodolojiye uygun şekilde veri açıklıyor. EUROSTAT'ın normlarına göre hareket ediyor. Dönem dönem denetleme çalışmaları bağımsız denetçiler tarafından yurt dışından gerçekleşiyor. Bu, işin bir boyutu. İkinci boyutu, bizim ay içinde fiyat gelişmelerini anlamak için belli çalışmalarımız var. Çok daha küçük ölçekte de olsa bir miktar fiyat topluyoruz. Bir de ay içi diğer gelişmeleri de kullanarak bir tahminde bulunuyoruz. Son dönemde TÜİK gerçekleşmeleriyle kendi ay içi tahminlerimizi karşılaştırdığımızda ciddi fark görmüyoruz. Ortalamada oldukça yakın. Hatta bazı aylarda ciddi yukarı yönlü sürprizler olduğunu da söyleyebilirim. Şubat ve mayıs ayları bunun örnekleri. Burada sık sık İTO'yla karşılaştırma yapılıyor. Zaman zaman gözlemlenen bir ayrışma var ama burada metodoloji olarak gerçekten çok farklı, endeksler farklı. Alt kalemler oldukça farklı şekilde toplanıyor. Bir de coğrafi kapsamı farklı. Dolayısıyla bu iki endeks her zaman birbiriyle aynı olmayabilir."
Karahan, kur korumalı mevduatın (KKM) maliyetinin "100 milyar doların üzerinde" olduğu iddialarının sorulması üzerine, "O sayı kesinlikle doğru değil." ifadesini kullandı.
KKM'nin maliyetinin büyük kısmının geçen sene gerçekleştiğini bildiren Karahan, şunları söyledi:
"Bu sene için baktığımızda kur ödemelerinde bir miktar ödeme var. Bunun sebebi de geçen sene haziran öncesi yapılan bazı hesapların vadelerinin bu sene içinde gelmiş olması. Geçen sene yaz aylarında yaşanan kur gelişmeleri neticesinde onların ödemeleri bu sene yapıldı. Biraz da kurda reel değerlenmeyle birlikte kur farkı ödemesi yapılmadı. Dolayısıyla bu seneki görünüm geçen seneye göre oldukça olumlu, bu sene yapılan ödemeler de geçen sene kaynaklı."

"EK BİR ENFLASYONİST BASKI BEKLENMİYOR"
Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın, Bankanın İdare Merkezi'nde bu yılın üçüncü Enflasyon Raporu'nun tanıtımı amacıyla düzenlediği bilgilendirme toplantısında bazı sorulara Başkan Yardımcıları Hatice Karahan ve Osman Cevdet Akçay yanıt verdi.
Başkan Yardımcısı Hatice Karahan, kira artışlarında yüzde 25 sınırının kaldırılmasının enflasyona etkisine ilişkin soru üzerine, "Üç öncü gösterge takip ediyoruz. Bunlardan birisi kiralık ilanların takip edildiği online platformlardan elde ettiğimiz veriler. Diğeri konut kredisi değerleme raporlarındaki emsal niteliğindeki konut birim fiyatları. Diğeri de perakende ödeme sistemimizden elde ettiğimiz kira ödemeleri verileri. Öncü göstergeler bize kira enflasyonunda düşüş sinyalleri olduğunu gösteriyor. Tüketici fiyat endeksindeki kira enflasyonuna bunların yansıması biraz gecikmeli olabiliyor. O nedenle biz önümüzdeki dönemde kira enflasyonunda düşüş öngörüyoruz. Düzenlemeyle ilgili olarak da bu takip ettiğimiz göstergeler şu anda düzenlemenin kalkması kaynaklı ek bir enflasyonist baskıya işaret etmiyor." ifadelerini kullandı.
Arz ve talep dinamiklerinin önemine dikkati çeken Hatice Karahan, yaz aylarında talepte bir miktar artış olabileceğini söyledi.
Karahan, bunun enflasyonist bir etkisinin olabileceğini ama aynı zamanda arz tarafında da bu tür düzenlemelerin normalleşmesi ve fiyat sınırlamalarının kalkmasıyla birlikte diğer ülkelerde de bunların görülebildiğini anlattı. Kiralık ev arzının artışıyla enflasyonist etkinin azaltılabildiğini vurgulayan Hatice Karahan, "Dolayısıyla önümüzdeki verileri takip ederek buradaki etkiyi daha net görmeyi ümit ediyoruz ama genel gidişat olumlu yönde." diye konuştu.
AKÇAY'DAN "ENFLASYONDA BEKLENTİ VE HİSSİYAT FARKI" DEĞERLENDİRMESİ
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Osman Cevdet Akçay da Enflasyon Beklenti Anketi'nde katılımcıların beklentilerindeki farklılığa ilişkin soruları yanıtladı.
Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde enflasyon şoku yaşandığını anımsatan Akçay, bu şokun ortak birtakım faktörleri içerdiğini söyledi. Akçay, düşük ve yüksek enflasyona yakalananlar arasında ciddi bir ilişki ortaya çıktığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Ortak noktalar nedir? Birincisi, öngörülemiyor. Fed'in 'Bu geçici' demesi gibi. İkinci ortak nokta, enflasyon zirveye çıktığı zaman beklentiler karamsar bir meyille revize ediliyor. Karamsar bir meyille sürekli revize edilen enflasyon beklentileri var, hem gelişmiş ülkelerde hem gelişmekte olanlarda. Meali şu, bizi hemen sokağın dibinde kötü bir şey bekliyor. Dolayısıyla o hissiyatı beklenti anketlerinde biz de görüyoruz. O anketlere verilen cevaplarda aslında beklenti ve hissiyatın ağırlıklı ortalaması var."
Düşük enflasyonlu ekonomilerde şoka yakalandıktan sonra dezenflasyona girildiğinde beklenti bileşeninin öne çıktığını, hissiyatın geride kalmaya başladığını vurgulayan Akçay, "Yüksek enflasyonda şoka yakalanmış bizim gibi bir yerde tam tersini görüyorsunuz. Hissiyat ağırlığı azalmamakta direniyor, beklenti öne çıkamıyor. Gördüğümüz ayrışmayı aslında biz burada yaşıyoruz." diye konuştu.
"ORTA NOKTAYI ZORLUYORUZ"
Enflasyon tahmini ve ara hedef ayrıştırmasının iyi yapılması gerektiğine dikkati çeken Akçay, şunları kaydetti:
"Biz nokta atışı yapmıyoruz. Tahminlerimizde şunu kullanıyoruz, orta nokta üzerinden tanımlanmış olan tahmin aralığı üzerinden gidiyoruz. O aralıkta kaldığımız sürece 'Tamamız' diyoruz ama orta noktayı zorluyoruz. Gidemeyebiliriz ama orta noktayı zorlayarak bandın içinde zaten kalıyoruz. Belirsizliğin iki yönlü arttığını gördük. Yani hem yukarı hem aşağı yönlü belirsizlikler olduğu için tahmin aralığımızı daraltmadık. Yoksa, mekanik olarak daralması gerekiyor. Belirsizlik arttığı için bunu yapmadık."