Eskiden zil çaldığında öğrencilerin bahçeye koştuğunu anımsatan Tekin, "Şimdi tekrar bunun olmasını istiyoruz. Bu toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz bir şey. Bu kararları alırken sadece bu boyutları da değil aynı zamanda bunun pedagojik olarak eğitim sürecine de pozitif yansıyacağını düşündüğümüz için bunları yaptık." ifadelerini kullandı.
Bakan Tekin, hem temel eğitim düzeyinde hem ortaöğretim düzeyinde öğrencilere sosyal etkinliklerinin zamanla notlandırılacağı bir düzen oluşturmak istediklerini de vurgulayarak, "Çocuklarımız eğitim öğretim sürecinin dışında sosyal etkinlikler içerisinde de bulunsunlar. Bunları da bizim oluşturduğumuz modüle kaydederek sonra eğitim öğretim sürecindeki başarıların ölçüldüğü bir şey oluşsun istiyorum."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Ekim sonu itibarıyla branş bazlı olarak kaç kişi alınacağını ilan edip, şubat ayı yani yeni bahar eğitim öğretim yılı başlarken yeni öğretmen arkadaşlarımızı ailemize dahil etmiş olmayı planlıyoruz." dedi.
Bakan Tekin, AAtölye'deki Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmede bulundu.
"Öğretmen ihtiyacı var mı, bu ihtiyaç ne zaman karşılanır?" sorusuna Tekin, Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen ihtiyacına ilişkin net bir rakam vermenin doğru olmadığını, söylenilen rakamların yaklaşık rakamlar olduğunu söyledi.
Bakanlığın her yıl takvim yılının sonunda, her okulda okutulan ders, öğrenci sayısı, şube sayısı üzerinden okulların normunu hesap ettiğini belirten Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şu anda 68 bin öğretmen ihtiyacımız var. Yaklaşık ama bu rakam. Başka parametrelerle birlikte öğretmen ihtiyaç rakamımızı sürekli güncelliyoruz. Çünkü müfredat ve Talim Terbiyeyi Kurulu Başkanlığı sürekli müfredat güncellemesi yaptığı için biz de okullarımızdaki devam, kayıt ve benzeri rakamlar üzerinden sürekli güncelleme yaptığımız için öğretmen ihtiyacımız güncelleniyor."
Bakan Tekin, şu an duyulan 68 bin öğretmen ihtiyacıyla ilgili bir süreç başlatmak istediklerini, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da destek olduğunu dile getirdi.
Cumhurbaşkanlığıyla, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile öğretmen ihtiyacı rakamı konusunda konuştuklarını belirten Tekin, "Sayı söyleyemem ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim bahar yarı yılının başında yeni atanan bir grup öğretmen arkadaşımızla eğitim öğretim sürecine başlayacağız. Bunun anlamı şudur; ekim sonu itibarıyla branş bazlı olarak kaç kişi alınacağını ilan edip, şubat ayı yani yeni bahar eğitim öğretim yılı başlarken yeni öğretmen arkadaşlarımızı ailemize dahil etmiş olmayı planlıyoruz." diye konuştu.

Tekin, gelecek dönemde yapacakları yeniliklerle birlikte özellikle yabancı dil eğitimiyle ilgili ihtiyaçlarının yoğun olduğunu, özel eğitim öğretmenliği, sınıf öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği, imam hatip okullarında meslek dersi öğretmenliği gibi alanların temininde güçlük yaşadıklarını ifade etti.
Bu konuda bir tercihte bulunmadıklarını, elektronik ortamda ihtiyacın belli olduğunu belirten Tekin, şunları kaydetti:
"İngilizce öğretmenliğinde, sınıf öğretmenliğinde kaç tane ihtiyacımız var, bize tahsis edilen kadro sayısı kaçsa onu aritmetik olarak bunlara eşit dağıtıyoruz ve tablo kendiliğinden ortaya çıkmış oluyor. Orada herhangi bir ihtiyacı önceleyip bir başka ihtiyacı ikinci plana atmıyoruz. Otomatik olarak hesap ettiğimiz bir rakam. Tahmin ediyorum ekim içerisinde de bu konuyla ilgili takvimimizi branş dağılımlı olarak kamuoyuyla paylaşmış oluruz."
"ÖĞRETMENLER GÜNÜ'NDE ÖNLÜK HEDİYE ETMEYİ PLANLIYORUZ"
Bakan Tekin, "Öğretmenlerin sınıf içerisinde rol model olmasına yönelik önlük giymelerinin teşvik edileceğini açıkladınız. Bu uygulamayı nasıl hayata geçireceksiniz, önlükleri bakanlık mı temin edecek?" sorusu üzerine bu kararı alırken yaklaşık 10 bin öğretmenle sohbet ettiğini söyledi.
Öğretmenlerin şu an çok genç olduğunu, yüzde 70'den fazlasının 2003'ten sonra sisteme dahil edilen öğretmenlerden oluştuğunu dile getiren Tekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Okula gidildiğinde, öğrenci mi, veli mi, öğretmen mi, ayırt edemiyorlar, böyle bir tablo söz konusu. Öğrenciler fark edemiyorlar yani öğretmeninin öğretmen olduğunu, dersine girmiyorsa büyük okullarda özellikle. Öğretmen arkadaşlar, genel anlamda toplumumuzda, bu anlamdaki uygulamalardan, öğrencilerimizin, çocuklarımızın, gençlerimizin disiplin anlamında istediğimiz gibi yetişmediklerinden çok bu anlamda farklılıklar arz ettiğinden rahatsız olunduğu bize dile getiriliyor. Öğrencilerimize bu anlamda örnek olmak açısından, öğrencilerimizin en çok örnek aldığı kişiler öğretmenleri... Dolayısıyla öğretmen arkadaşlarımıza şunu söyledik, bu konuda bir tavsiye kararı yok zaten. Biz öğretmen arkadaşlarımıza tavsiye kararında bulunduk. Şu an bu bir zorunluluk değil.
Biz 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde bir aksilik olmazsa öğretmen arkadaşlarımıza bakanlık olarak bir önlük hediye etmeyi planlıyoruz. Hem bizim olgunlaşmalar hem de üniversitelerdeki moda tasarım bölümlerindeki arkadaşlar bir önlük tasarlıyor şu anda. 24 Kasım'da da arkadaşlarımız önlük giyerlerse mutlu olacağız. Şu an zorunlu değil."
MÜFREDAT GÜNCELLENMESİ
"Seçmeli dersler konusunda müfredat değişikliğinin detayları ve güncel gelişmelerin müfredata hızlı aktarılması konusunda ne yapmayı planlıyorsunuz?" sorusuna ilişkin Bakan Tekin, müfredatı sürekli güncellediklerini, güncellenmesi için Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının gerekli adımları attığını belirtti.
Bu konuda bazı eleştiriler bulunduğunu dile getiren Tekin, gelişen durumlara dinamik bir yapı olarak gördükleri müfredatın güncellemesine ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Tekin, müfredatı öğrencilerle paylaşan öğretmenlerin geri dönüşlerinin de kendileri için önemli olduğunu, öğretmenlerin görüşlerini sıklıkla aldıklarını vurguladı.
Seçmeli derslerdeki müfredat güncellemesine ilişkin de seçmeli derslerin diğer akademik derslerin devamı niteliğinde olmasının pedagojik anlamı bulunmadığını vurgulayan Tekin, çocukların, sosyal, kültürel veya kişisel gelişimleri açısından kendilerine fayda verecek başka alanlara yönelmeleri için düzenlemeler yaptıklarını ifade etti.
Tekin, "Dersleri 3 kategoriye ayırdık. İlla 'Ben akademik anlamda kendimi eksik duyduğum bir ders var, devamını almak istiyorum' diyen arkadaşımıza sadece bir tanesinin bu şekilde değerlendirebileceğini söyledik. Diğer iki tanesini çocuğun farklı alanlarda gelişebileceği, kendisini geliştirebileceği seçmeli dersleri seçmesini arzu ettiğimiz için bunu yaptık." şeklinde konuştu.
Bu konuda eleştirilerde bulunanlardan da seçmeli derslerin içeriğine bakmalarını isteyen Tekin, seçmeli dersler arasına düşünme eğitimi, metin tahlilleri, bilişim teknolojileri ve yazılım, iklim, çevre ve yenilikçi çözümler, sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği, temel hukuk bilgisi, adabımuaşeret, Türk sosyal hayatında aile, Türk kültür ve medeniyet tarihi, sanat ve spor eğitimi konulduğunu bildirdi.
Tekin, bu derslerin kimler tarafından okutulacağının Talim Terbiye Kurulu Başkanlığının 9 No'lu kararına göre belirleneceğini belirterek, şunları kaydetti:
"Okullarımızda koyduğumuz bu yeni dersi doğrudan lisans programı itibarıyla okutabilecek arkadaşlarımız varsa bu öğretmenimizin dersi açmasını istiyoruz. Lisans formasyonu olarak bu dersi anlatabilecek arkadaşımız yok ama buna ilgi duyan, bununla ilgili sertifikaları ya da benzeri belgeleri olan arkadaşlarımız var, onlar verebilir. Bunları verebilecek kimse yok o zaman il milli eğitim müdürlüğümüze bu konuda dersi verebilecek dışarıdan, il genelinden, il tarım müdürlüğünden veya bu konuyla ilgili kamu otoritesinden herhangi bir uzmanın bu dersi vermesi için imkan tanıdık. Okul idaresinin, seçilen bu dersleri verebilecek ilinde, ilçesinde uygun formasyona sahip öğretmeni bulabileceği bir imkanı oldu."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 11 Eylül'de çocukların bütün ders kitaplarını masalarının üzerinde bulacağını belirterek, "Bu yıl tahminim 200 milyon civarında ders kitabını çocuklarla paylaşmış olacağız." dedi.
Bakan Tekin, AAtölye'deki Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmede bulundu.

"Temmuz ayında Anayasa Mahkemesi, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda 6 madde iptal etmişti. Bu iptal edilen maddelerle ilgili yeni bir çalışmanız var mı?" sorusu üzerine Tekin, Anayasa Mahkemesinin kararını, öğretmenlerin kendilerine ait bir meslek kanunu boyutuyla incelemek gerektiğini söyledi.
Anayasa Mahkemesi henüz gerekçeli kararı yayımlamadığı için iki versiyon üzerine çalıştıklarını belirten Tekin, "Gerekçeli kararı gördükten sonra eğer bu gerekçeli karar mevcut Öğretmen Meslek Kanunu'nu uygulama kabiliyetini ortadan kaldırabilecek nitelikte ise yeni bir öğretmenlik meslek kanunu çalışmamız var. Ama gerekçeli karar mevcut yasal düzenlemeyi ortadan kaldırabilir veya uygulama kapasitesini ortadan kaldırabilecek şekilde değil de daha farklı çözümlerle yürütebileceğimiz bir gerekçeli karar karşımıza çıkarsa da bu sefer mevcut kanunun üzerinde bu tür revizyonlarla yürüyeceğiz." diye konuştu.
Tekin, kasım ayında yapılması planlanan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik sınavına ilişkin ise şu bilgileri verdi:
"Biliyorsunuz Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği hususlardan bir kısmı bu sınavı uygulayamayacağımız hale getiriyor. Eğer gerekçeli karar kamu otoritesine bu maddelerle ilgili bir süre tanımı yaparsa, yani 'bunu iptal ediyorum ama 9 ay, 6 ay süre veriyoruz' gibi bir süre verebilir. Anayasa Mahkemesinin kararı önümüze geldiğinde, eğer 'şu andan itibaren iptal ettik' dediğinde uzman ve başöğretmenlikle ilgili süreci yürütemeyebiliriz. Böyle bir süre verdiği zaman uzman öğretmenlik ve başöğretmenlikle ilgili meri mevzuat çerçevesinde sistemimiz yürüyecek. Zaten başvurularımızı aldık, kasım ayı içerisinde, 19 Kasım'da yanlış hatırlamıyorsam sınav var. Ondan sonra da dediğim gibi tamamen Anayasa Mahkemesinin bizi yönlendireceği hukuki sürece göre hareket etmiş olacağız."
"BU ÇOK BÜYÜK BİR RAKAM"
Bakan Tekin, "Anayasa Mahkemesinden gerekçeli kararın ne zaman yayınlanacağına dair bir işaret geldi mi?" sorusuna, "Üye arkadaşlarımızla konuştuk, 'gündemimize aldık' dediler ama tabii bilemiyorum. Ortalama Anayasa Mahkemesi kararlarının yayınlama takvimine baktığımızda sadece bu karar için söylemiyorum, kendi akademik ilgi alanım itibarıyla tahminim ekim ayı içerisinde yayınlanabilir diye düşünüyorum. Ama dediğim gibi o konuyla ilgili mahkemeden herhangi bir geri dönüş aldığımdan değil. Anayasa Mahkemesinin genel uygulamasına baktığımız zaman 3 ay periyotta bu tür konularda gerekçeli kararlarını yayınladığını gördük." yanıtını verdi.
Tekin, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yasama yılına başladığında duruma göre kendilerine yeni takvim belirleyeceklerini söyledi.
Ücretsiz ders kitabı uygulaması kapsamında şu ana kadar öğrencilere ulaştırılan kitap sayısına ilişkin soruya Tekin, uygulamanın AK Parti iktidarları döneminde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eğitimle ilgili üzerinde durduğu çok önemli hususlardan biri olduğunu dile getirdi.
Kendi öğrencilik dönemlerinden bahseden Tekin, "Rize'de öğrenciyken ilk dersin kitabını almak için gidip bir kırtasiyeye para ödüyorduk, çoğunlukla güz yarı yılının ortalarında elimize geliyordu. Bazen ikinci yarı yılda bile ancak yetişiyordu. Ders kitabı temininde ciddi sıkıntılar yaşıyorduk. Şimdi çocuklarımızın benzer bir süreci yaşamaması için Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatıyla 11 Eylül yani okulları açtığımız gün çocuklarımız bütün ders kitaplarını masalarının üzerinde bulmuş olacaklar. Bu yıl tahminim 200 milyon civarında ders kitabını çocuklarla paylaşmış olacağız. Bu çok büyük bir rakam." şeklinde konuştu.
Bakan Tekin, "Hiç endişeye mahal yok. 170 milyon civarında şu anda zaten kitabımız ulaştı gerektiği yerlere. 11 Eylül sabahı itibarıyla kalanlar da tamamlanmış olacak ve 200 milyon civarında bir ders kitabının o gün itibarıyla dağıtılmış olacağını söyleyebiliriz." dedi.
"KİTAPLARIMIZ BİLİMSELLİĞİYLE İLGİLİ KIYAS KABUL ETMEZ BİR NOKTADA"
Ücretsiz ders kitaplarının performansına ilişkin soru üzerine Bakan Tekin, 2013 yılında dershanelere ilişkin sürecin başladığı takvim itibarıyla bazı verileri aktardı.
Bugüne kadar 20 milyon öğrenciye dağıtılan ders kitabının devlete maliyetiyle, piyasada o tarihte sadece FETÖ yayınevlerinin elde ettikleri pasta karşılaştırıldığındaki sonuca ilişkin bilgi veren Tekin, "Bize maliyetinin 2,5 katı kadar bir büyüklük vardı." dedi.
Tekin, sadece o zaman 38 FETÖ yayınevinin Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki öğrenciler için ders ve yardımcı kitap hazırladığına işaret etti.
Pastanın büyüklüğünü görenlerin buradan sadece ekonomik rant da elde etmediğini belirten Tekin, FETÖ yayınevlerinden birisi tarafından dağıtılan bir yardımcı kitapta, 2015 yılı Ekim ayında "15 Temmuz 2016 uçurtma şenliklerine sizleri davet ediyoruz" diye bir metin olduğunu, halbuki Türkiye'de hiçbir yerde 15 Temmuz'da uçurtma şenliği olacağıyla ilgili bir bilgi bulunmadığını söyledi.
Bu pastayı yöneten kitlelerin kendi çıkarlarının sekteye uğramaması için manipülasyon yaptığına dikkati çeken Tekin, şöyle devam etti:
"Milli Eğitim Bakanlığının ders kitapları kötü, liseye giriş ya da üniversiteye giriş hazırlığında çocuklara hiçbir faydası yok.' Bu söylemi yaydığınız zaman bu kitapların kapağı açılmıyor ama sektöre çocuklarımızı teslim ediyoruz. Biz ne yaptık o tarihte? Biz o zamanki adıyla önce SBS sonra TEOG dediğimiz temel eğitimden ortaöğretime geçiş sürecinde velilerimize şu konuda teminat verdik. 'Bu süreçte çocuklarımıza bizim dağıttığımız ders kitapları dışında hiçbir materyalden soru sormayacağız, bütün sorularınızın cevapları burada olacak.' Aynı şeyi o tarihte ÖSYM başkanından rica etmiştim. Üniversiteye giriş sınavındaki bütün soruların lise yani ortaöğretim müfredatında ve ders kitaplarındaki karşılığıyla ilgili bize rapor verilmesini istemiştim. Dolayısıyla onlardan aldık ve bunu da kamuoyuyla paylaştık. Kamuoyuna şunu deklare ettik, dedik ki 'Bizim ders kitaplarımız dışında başka bir şeye ihtiyacınız yok. Takviye istiyorsanız da zaten biz size EBA üzerinden ya da başka yerlerden verebiliriz."
Bakan Tekin, şimdi de bu söylemin yeniden egemen olduğunu belirterek, bu pastadan pay elde eden kişilerin ders kitaplarıyla ilgili bu tür olumsuz yargıları kamuoyuyla paylaştığını dile getirdi.

"BAŞKA TÜR KİTAPLAR VEYA BAŞKA TÜR YAYINLARDAN BAHSEDİYORLAR"
Bakan Tekin, ders kitaplarının ve müfredatın Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylandığının altını çizdi.
"Dolayısıyla kitaplarımız bilimselliğiyle ilgili piyasadaki diğer kitaplarla kıyas kabul etmez bir noktada." diyen Tekin, şöyle konuştu:
"Onlarca öğretmen, akademisyen kitabı satır satır okumuş, yorumlar yapmış, eleştiriler yapmış, hakeme göndermiş, revize edilmiş, gözden geçirilmiş defalarca. Böyle bir yayın var. Bir de dışarıda böyle bir sürece tabi olmadan yayınlanmış bir yayın var. İçerik olarak baktığımızda bizim ders kitaplarımızın kıyas bile kabul etmeyecek düzeyde, nitelikte olduğunu iddia ediyoruz. Baskı kalitesi itibarıyla baktığımızda kitaplarımızın kalite olarak piyasadaki bu kitapların büyük çoğunluğundan çok daha nitelikli bir baskıya sahip olduğunu görüyoruz."
Bazı özel okullarda ücretsiz ders kitaplarının açılmadan geri dönüşüme yollandığı yönündeki iddialara değinen Tekin, bunu yapan birkaç özel okula ulaştıklarını belirtti.
Bunun da bir kısmının yalan olduğunu ifade eden Tekin, "Başka tür kitaplar veya başka tür yayınlardan bahsediyorlar. İşte o kamyonetlere yüklenirken verilen görüntüler var. Ama birileri bir fotoğraf çekiyor ve sonra da kamuoyunda bunu paylaşıyor. Ben bu iddialara kesinlikle katılmıyorum. Kitaplarımız gerçekten nitelikli, bunun tamamen bir manipülasyon olduğunu, yani buradaki pastadan pay almak isteyen grupların ürettiği sansasyonel manipülatif bir haber olduğunu düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.
"Liseye ve üniversiteye Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 11 Eylül günü sıralarda bulunacak ders kitaplarıyla hazırlanan öğrenciler bu sınavları kesinlikle kazanabilirler diyebilir miyiz?" sorusuna Tekin, şu yanıtı verdi:
"Kesinlikle bu sınavlarda başarılı olacaklardır. İhtiyaç duydukları konularda da bu kitaplarla müfredatla uyumlu bir biçimde kimseye bir ücret ödemeden EBA'da her sınıf düzeyine göre hazırlanmış bu süreci destekleyecek materyallerimiz var. Öğrenciler elektronik ortamına girecek, hiçbir şeye ihtiyaç duymadan, kendi seviyesine uygun bir biçimde oradan yararlanacak."
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, deprem bölgesinde yürütülen güçlendirme ve onarım çalışmalarıyla toplam 48 bin dersliğin eğitim öğretime hazır hale getirildiğini, ayrıca 11 bin konteynerin de bölgedeki öğretmenlerin konaklaması için tahsis edildiğini bildirdi.
Bakan Tekin, AAtölye'deki Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'na konuk olarak, yeni eğitim öğretim yılına ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmede bulundu.
"Deprem bölgesindeki eğitim öğretim yılı hazırlıkları hangi aşamada? 11 Eylül'de eğitim öğretim sorunsuz başlayacak mı? Öğretmenlerin barınma sorunu çözüldü mü? Depremden en çok etkilenen il ve ilçelerde öğretmenlerin yer değişikliği taleplerine ilişkin ikinci bir düzenleme yaptınız, tüm bu düzenleme ile hedefleriniz nelerdir?" şeklinde soru üzerine Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın deprem bölgesindeki çalışmalarla ilgili talimatlarını anımsattı.
Bu çerçevede deprem bölgesindeki bütün illere gittiklerini, Bakanlık merkez teşkilatında "acil müdahale ekibi" oluşturulduğunu ve deprem bölgesindeki her ilin bu ekibin içindeki görevlilere zimmetlendiğini anlatan Tekin, "Ekiplerimiz valilerimiz ve il milli eğitim müdürlerimizle koordineli bir biçimde süreci yürüttüler. Deprem bölgesindeki illerimiz için geçerli olmak üzere bu kadar kısa süre içerisinde 2 bin 571 derslik 11 Eylül itibarıyla ilk defa hizmete açılmış olacak. Bunların bir kısmı prefabrik bir kısmı çelik konstrüksiyon yapılar." ifadesini kullandı.
Bakan Tekin, başka tür tedbirlerle hızlıca çözülemeyecek noktalarda bu tip derslik yapılarının faaliyete alındığını vurgulayarak, "Bunun dışında güçlendirme ve onarım çalışmaları yaptığımız okullar oldu. Bu kapsamda 48 bin dersliği elden geçirip eğitim öğretime hazır hale getirdik. Dersliklerimizin, okullarımızın büyük çoğunluğu 2002 sonrası deprem mevzuatına uygun hazırlandığı için okullarımızda oransal olarak ciddi bir problem yoktu. Bu nedenle kendi tedbirlerimizi aldık." diye konuştu.
"ÖĞRENCİLERİMİZİ KAYIT ETTİĞİMİZ OKULLARA TAŞIYACAĞIZ"
Yeni derslik yapılamayan alanlarda farklı tedbirlerin devreye alındığını aktaran Tekin, ikili eğitimin bunlardan biri olduğuna işaret etti.
Bakan Tekin, ikili eğitim uygulanacak öğrencilere bakanlıkça okula taşıma desteğinin verileceğini, mevzuatın buna göre düzenlendiğini belirterek, "Eski mevzuata göre, belediye sınırları içerisinde taşıma yapılmıyordu ama şimdi nerede olursa olsun öğrencilerimizi kayıt ettiğimiz okullara taşımayı taahhüt etmiş oluyoruz. İl müdürlüklerimiz bununla ilgili taşıma süreçlerini başlattılar." dedi.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ ÖĞRETMENLERİN KONAKLAMASI İÇİN 11 BİN KONTEYNER TAHSİS EDİLDİ
Milli Eğitim Bakanı Tekin, depremden etkilenen 11 ilde yaklaşık 210 bin öğretmenin bulunduğuna, bu öğretmenlerin bir kısmının yeni atananlar bir kısmının ise depremden önce de bu bölgelerde görev yapanlardan oluştuğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İl milli eğitim müdürlerini topladık ve kendilerinden yeni atanan ya da eski öğretmen tamamıyla telefonla irtibat kurarak, konaklama ihtiyacı olup olmadığının belirlenmesini rica ettim. Bu çerçevede il milli eğitim müdürlüklerimiz 210 bin öğretmenimizle tek tek irtibata geçti, ailesinde kaç kişi oldukları gibi durumları belirlendi. İçişleri Bakanlığımız ve AFAD'ın koordinesinde 11 bin konteyner tahsis edildi. Biz bu konteynerleri okullarımız, taşıma bölgeleri gibi uygun alanlarda oluşturduk. Toplam 11 bin 76 konteyner sadece öğretmenlerimizin konaklaması için tahsis edildi. Öğretmen arkadaşlarımızın bu anlamda bir sıkıntısı yok."
"OKULLAR AÇILDIKTAN SONRA ZORUNLU TELAFİ PROGRAMLARI UYGULANACAK"
Deprem bölgesinde yaz aylarında hayat boyu öğrenme kapsamında 53 bin 920 kurs açıldığını ve bu kurslardan zor süreçler geçiren yetişkinlerin yararlandığını anlatan Tekin, toplam 745 bin 866 kursiyerin bu kurslara katıldığını söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde bu kurslarda kursiyerlerin ürettiği ürünlerin hayırseverlere satışı ve buradan elde edilen gelirin de deprem bölgesinde kullanılmasına ilişkin bir proje de başlatıldığını anımsatan Tekin, şöyle devam etti:
"Öğrencilere yönelik olarak da yaz aylarında telafi programları açmıştık, bunlar isteğe bağlıydı. Şimdi okullar açıldıktan sonra 11 Eylül'den 4 Ekim'e kadar bu kez zorunlu telafi programları uygulanacak. Her öğrencimize seviyesine göre destek sağlamış oluyoruz.
Ayrıca Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı kapsamında deprem bölgesindeki iller için toplam 30 bin ilave kontenjan sağlandı. Bu da çok önemli. Bir de özellikle ortaokuldan liseye geçen çocuklarımız haklı olarak 'Haziran ayındaki sınava o psikolojik ortamda nasıl hazırlanacağız' serzenişinde bulundu. Yaş itibarıyla 8'inci sınıftaki bir öğrenciden bahsediyoruz... O psikolojik ortamda hazırlanamayacaklarını düşündüğümüz için bu çocuklarımıza şöyle bir ayrıcalık tanıdık, Türkiye genelinde, nerede olursa olsun, sınavla öğrenci alan her okulda en az ikişer kontenjan oluşturduk. Dolayısıyla yaklaşık 13 bin ilave kontenjan oluşturulmuş oldu. Yani sadece 5 il, 2 ilçedeki öğrencilerin müracaat ettiği, sadece kendi aralarında yarıştığı bir süreç oldu. Bu sadece bir yıla mahsustu, bunu yaparken de o okulu doğal olarak tercih edecek bir öğrencinin hakkını da gasbetmeden sadece şubeye ilave 2 kontenjan tanımlamış olduk."
"DEPREM BÖLGESİNDEKİ EĞİTİM ÖĞRETİM SÜRECİ SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE BAŞLAYACAK"
Bakan Yusuf Tekin, deprem bölgesindeki çocukların gittikleri okulların bulunduğu illerdeki pansiyon, barınma hizmetlerini de üstlendiklerini, öğretmen ve öğrenciler için psikososyal destek programları açtıklarını, 3 bine yakın öğretmenin bu programlarda görev aldığını ifade etti.
Tekin, "Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, 11 Eylül günü itibarıyla deprem felaketini yaşamış bölgedeki eğitim öğretim süreci inşallah sağlıklı bir şekilde başlayacak. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla orada hızlı bir şekilde derslik ihtiyacımızı gidereceğiz. Yani zorunluluklar gereği ikili veya benzeri yöntemlerle çözdüğümüz ihtiyacı gidereceğiz. Kendimize şöyle bir takvim oluşturduk, bir kısım derslikleri 11 Eylül itibarıyla bitirmiş olacağız, bir kısım derslikleri şubat yarıyılı başladığında hizmete açacağız, bir kısım derslikleri de önümüzdeki eylül ayına yetiştirecek şekilde bir hazırlık içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.
HEP BERABER TOPLUMSAL BİR EĞİTİM SEFERBERLİĞİ ARZU EDİYORUM"
Tekin, Türkiye milli eğitim sisteminin en büyük probleminin ne olduğu ve sistemde "reform" ihtiyacına gerek görüp görmediğine ilişkin soru üzerine, Türkiye'de çok fazla dejenere olduğunu düşündüğü reform kavramını çok fazla kullanmamaya özen gösterdiğini anlattı.
Reform yerine eğitim sistemindeki rutin problemlerin çözümünün ve yeni gelişmelere göre adımlar atılmasının daha doğru bir çözüm olduğuna inandığını dile getiren Tekin, bunlar hayata geçirildiğinde "reform" ile tarif edilen hedeflere ulaşılacağını ifade etti.
Tekin, Milli Eğitim Bakanlığının çağın gereksinimlerine uygun şekilde hızlı hareket etme kapasitesini geliştirmesi gerektiğine işaret ederek, "Bakanlığı daha dinamik hale getirirsek ve sahayla entegrasyonunu sağlarsak çok büyük mesafe katetmiş olacağız." dedi.
Göreve gelmesinin hemen akabinde birim amiri genel müdürlere 6 soru yönelttiğini, bu soruların özünü bakanlıktaki birimlerin birbirinden haberdar olup olmadığının oluşturduğunu anlatan Tekin, bu durum hayata geçirildiğinde başarının geleceğini vurguladı.
Bakan Tekin, "Hayalim, idealim; kısa süre içerisinde Milli Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatını sahadan, öğretmenden beslenen, öğretmeni önemseyen ve ona göre kendini revize eden dinamik bir bürokratik yapıya kavuşturmak. Şu ana kadar yaptığımız şeyler de bu yönde." değerlendirmesinde bulundu.
Sahadan gelen verilerin bir havuza aktarılması ve hızlı hareket edilmesi yönünde çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Tekin, çok büyük kitleyi ilgilendiren kararların hayata geçirilmesinde gecikmenin büyük bir faturaya mal olabileceğini vurguladı ve bu tıkanmalar çözüldüğünde sorunların da hızlı şekilde çözüme kavuşacağını söyledi.
"TOPLUMSAL BİR EĞİTİM SEFERBERLİĞİ ARZU EDİYORUM"
Öğretmen ve öğrencilere yeni eğitim öğretim yılının başlayacağı 11 Eylül'e ilişkin mesajının sorulması üzerine Tekin, öğretmen meslektaşlarının bakanlık ekibinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, "Ne yapacaksak hep beraber yapacağız." dedi.
Tekin, velilerin kimi zaman öğretmenden anne baba, ağabey ya da abla olma yönünde toplumsal taleplerde bulunduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"Bu yükün kaldırılabilir hale gelmesi noktasında ebeveyn olarak bizler de kendi çocuğumuza ve etrafımızdaki çocuklarımıza destek olalım. Hep beraber toplumsal bir eğitim seferberliği arzu ediyorum. Hepimiz kendi üstümüze düşeni yapalım. Çocuklarımıza zaman ayıralım, eğitimleriyle ilgilenelim, her şeyi öğretmenden bekleyecek bir yapımız yok. Veli, anne, baba öğretmen, kamu ve sivil toplum kuruluşları ile hep beraber eğitim seferberliği ilan edelim. Sadece kendi üzerimize düşeni yaparsak süreç çok iyi ilerleyecektir."