CANLI | Zirve sonrası Trump'tan Tahran'a Hürmüz mesajı: Ülkenizi yok ederim | İran'dan tehditlere rest: Müzakere alanını terk ettiler

CANLI | Zirve sonrası Trump'tan Tahran'a Hürmüz mesajı: Ülkenizi yok ederim | İran'dan tehditlere rest: Müzakere alanını terk ettiler

ABD ile İran'ın İsviçre'deki görüşmeleri sonrası dört ülkenin temsilcileri önemli açıklamalarda bulundu. ABD Başkan Yardımcısı Vance görüşmelerin tarihi seviyede olduğunu vurgularken "İran'ın nükleer programı bitiyor. Başkan Trump yeni sayfa açmamızı istiyor " şeklinde konuştu. Trump ise İran'ı yeniden tehdit ederek "Eğer İranlılar Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutarsa, ülkeleri yok edilecek." dedi. Trump'ın tehditlerine tepki gösteren İran heyeti müzakere alanını terk etti.

Katar Dışişleri Bakanlığı, Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında görüşmelerin başladığını duyurdu.

CANLI ANLATIM

İRAN'DAN YENİ AÇIKLAMA: LÜBNAN KRİZİ SONA ERMEDİKÇE MUTABAKAT UYGULANMAYACAK

İran müzakere heyeti üyesi Hüseyin Kurbanzade, İsviçre’de gerçekleştirilen İran-ABD görüşmelerinde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılması ile ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini söyledi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Kurbanzade, İran-ABD görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Lübnan'da savaşın sona erdirilmesi konusu kesinleşmedikçe, mutabakat zaptının diğer maddelerinin de uygulama aşamasına girmeyeceğini vurgulayan Kurbanzade, İsviçre’de ana müzakere görüşmelerinin yanı sıra teknik konularda da farklı görüşmeler yapıldığını söyledi.

Kurbanzade, teknik konularda yapılan görüşmelerde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılmasıyla ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini belirtti.

İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması hususunda da Katar heyeti ile görüşüldüğünü söyleyen Kurbanzade, ikili ve çok taraflı toplantıların en önemli konusunun, mutabakat zaptının 13. maddesi olduğunu dile getirdi.

İRAN HEYETİNDEN "TEHDİT" RESTİ: MÜZAKERE ALANINI TERK ETTİLER

 ABD ile İsviçre’de, mutabakatın uygulanması amacıyla müzakere yürüten İran heyetinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın saldırı tehdidinin ardından müzakere alanını terk ettiği bildirildi.

Yarı resmi Fars Haber Ajansı’na göre, İran heyeti, müzakere alanından ayrıldı.

İranlı heyet, ABD Başkanı Trump’ın İran’a karşı kullandığı "İran, Lübnan’daki yüksek maaşlı vekil güçlerinin sorun çıkarmalarını derhal engellemelidir. Aksi takdirde, geçen hafta yaptığımız gibi İran’a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta bu sefer daha da sert şekilde. Pezeşkiyan ağzından çıkanlara dikkat etse iyi olur, yoksa ülkenin geri kalanını da ele geçiririz” ifadelerinin ardından müzakere alanını terk etti. ​​​​​​​
 

BÜRGENSTOCK’TA KRİTİK RANDEVU: SAAT 15:09’DA KAPALI OTURUMA GEÇİLDİ

Tarihi tanıklıkların yaşandığı İsviçre’nin Bürgenstock beldesinde, Lucerne Gölü başlığıyla gerçekleştirilen ABD-İran memorandum görüşmeleri için tüm hazırlıklar tamamlandı ve heyetler yerel saatle 15:09 itibarıyla kapalı oturuma geçti. Diplomatik bir satranç oyununu andıran zirvede görüşme formatı, bölgedeki güven krizinin derinliğini gözler önüne serdi. Konuya ilişkin Washington’dan canlı bağlanan A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, sürece ilişkin konuşarak görüşmede Katar ve Pakistan heyetlerinin salonda tam olarak ABD ve İran delegasyonlarının arasına yerleştirildiğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İşte sürece ilişin detaylar…

MASADAKİ DEV İSİMLER: DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE GÜÇ SAVAŞI

Sıcak temasın adresi olan toplantı masasında ABD tarafına Başkan Yardımcısı J. D. Vance başkanlık ederken, heyette Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi kilit isimlerin yer alması dikkat çekti. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın masada olması Tahran’ın sürece verdiği önemi gösterdi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani ise arabulucu rolleriyle bu tarihi müzakerenin garantörleri olarak salondaki yerlerini aldılar.

J. D. VANCE’TEN İLK AÇIKLAMA: "BÖLGESEL BARIŞ İÇİN UĞRAŞIYORUZ"

ABD heyetinin başındaki isim olan Başkan Yardımcısı J. D. Vance, görüşmelerin hemen başında gazetecilere yaptığı açıklamada çok işlerinin olduğunu vurgulayarak, J. D. Vance, "Bölgesel bir barış için uğraşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'daki çatışmayı durdurmak için çabalıyor." ifadelerini kullandı. Barışın hiçbir zaman kolay olmadığını dile getiren Vance, sürecin zorluklarına işaret ederken son birkaç saat içinde büyük ilerleme kaydettiklerini belirtti. J. D. Vance, "Önümüzdeki saatlerde daha fazla ilerleme bekliyorum." sözleriyle Washington’ın bu turu sembolik bir buluşma değil, memorandumun uygulanmasına dönük gerçek bir teknik müzakere olarak gördüğünü kanıtladı.

BASIN ODASINDA GERGİN ANLAR: ARAKÇİ’DEN DİPLOMATİK MESAJ

Görüşme öncesinde basın odasında yaşananlar, bölgedeki gerilimin ve güven krizinin adeta bir özeti gibiydi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi kısa süreliğine basın odasına girerek Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile samimi bir şekilde kucaklaştı ancak odanın tam diğer ucunda bulunan J. D. Vance ile hiçbir temas kurmaması dikkat çekti. Arakçi'nin bu tavrı, diplomasinin başladığını ancak iki ülke arasındaki buzların henüz tam anlamıyla erimediğini gösterdi.

PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞAHBAZ ŞERİF: "GÜZEL BİR ANLAŞMA UMUYORUZ"

Arabulucu rolüyle masada bulunan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de İsviçre'deki atmosferi değerlendirdi. Görüşme sonrası ilk açıklamasında umutlu bir tablo çizen Şahbaz Şerif, "Elimizde güzel bir anlaşma olacağını umuyoruz." şeklinde konuştu. Bu açıklama, kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelerin olumlu bir zemine oturmaya başladığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendirildi.

MASADAKİ 4 DEV DOSYA: HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER PAZARLIK

Ateş hattındaki bölgeyi yakından ilgilendiren müzakerelerin odağında 4 ana dosya bulunuyor. Associated Press ve Axios gibi kuruluşların aktardığı bilgilere göre görüşmeler; İran’ın nükleer programına getirilecek sınırlamalar, ABD yaptırımlarının hafifletilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve petrol ihracatı konuları etrafında şekilleniyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve enerji güvenliği de masanın en sıcak başlıkları arasında yer alıyor.

LÜBNAN DOSYASI VE İSRAİL ÜZERİNDEKİ BASKI

İran’ın masadaki ilk şartı olan Lübnan’daki çatışmaların durdurulması konusu, müzakerelerin en kritik virajı olarak görülüyor. The Guardian’ın haberine göre İran, özellikle Lübnan’daki İsrail-Hizbullah gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı kartını masaya sürerek Washington’dan İsrail üzerinde baskı kurmasını talep ediyor. J. D. Vance ise Netanyahu’ya yönelik mesajı sorulduğunda İsrail’in operasyonlarında son günlerde büyük ilerleme gördüklerini belirterek, J. D. Vance, "Lübnan konusunda bulunduğumuz yerden iyi hissediyorum, hâlâ kesilecek odun var ama çalışmaya devam edeceğiz. Bu işler her zaman biraz dağınık olur." sözleriyle sahadaki durumun karmaşıklığına dikkat çekti.

SOYKIRIM İDDİALARINA ABD'DEN YANIT

Lübnan’daki insani dram ve soykırım iddiaları da J. D. Vance’in gündemindeydi. ABD’nin bölgedeki rolünü savunan J. D. Vance, "Amerika Birleşik Devletleri son aylarda Lübnan'daki çatışmayı durdurmak için dünyadaki herhangi bir hükümetten daha fazlasını yaptı." şeklinde konuştu. Bu ifadeler, Washington’ın hem diplomatik masada hem de insani zeminde elini güçlendirme çabası olarak yorumlandı.

TRUMP’IN DİPLOMASİ VE ASKERİ BASKI STRATEJİSİ

Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump’ın gözü kulağı Cenevre’den gelecek haberlerde. Trump’ın zaman zaman gazetecilere yaptığı açıklamalarda, her ne şart altında olursa olsun bu memorandumu kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürme yolunda ilerlediklerini belirttiği ifade ediliyor. CBS kanalı ise Trump’ın Hürmüz Boğazı konusundaki sert uyarılarını öne çıkararak, Washington’ın bir yandan diplomasi yürütürken diğer yandan İran’a yönelik güçlü askeri baskı mesajları verdiğini, bu "iki yönlü" stratejinin İsrail ile ABD arasında gergin bir hava oluşturduğunu aktarıyor.

GÜVEN KRİZİ AŞILABİLECEK Mİ? SÜREÇ HALA KIRILGAN

Sonuç olarak İsviçre’deki bu tarihi zirve, Trump yönetiminin İran meselesini diplomatik bir kazanca dönüştürme girişiminin en kritik aşamasını oluşturuyor. Ancak nükleer denetimler, yaptırım takvimi ve Hizbullah faktörü gibi unsurlar sürecin hala son derece kırılgan olduğunu gösteriyor. ABD ve İran delegasyonlarının aynı salonda olmasına rağmen aralarındaki fiziksel ve diplomatik mesafenin Pakistan ve Katar ile doldurulması, diplomasi başlasa da güven krizinin henüz aşılamadığını kanıtlıyor. Dünyanın gözü, Lucerne Gölü kıyısından gelecek nihai ateşkes ve barış haberlerine kilitlenmiş durumda.

 

İRAN VE KATAR HEYETLERİNDEN İSVİÇRE'DE İKİLİ GÖRÜŞME

İran devlet televizyonu, İsviçre’de ABD-İran arasında Katar ve Pakistan arabuluculuğunda gerçekleştirilen görüşmeler marjında İran ve Katar heyetlerinin ikili görüşme gerçekleştirdiğini kaydetti.   
  
İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında ABD, İran ve arabulucular Katar ile Pakistan arasındaki diplomatik temaslar sürüyor. İran devlet televizyonu, taraflar arasındaki dörtlü görüşmelerin ilk turunun sonlanmasının ardından İranlı ve Katarlı heyetler arasında ikili görüşme ve toplantılar gerçekleştirildiğini kaydetti.  
  
İran merkezli Fars Haber Ajansı’nın haberine göre, görüşmenin ilk oturumu yaklaşık 80 dakika sürmüştü. Görüşmenin "iç istişareler" gerçekleştirilecek olması nedeniyle sonlandırıldığı iddia edilmişti.      

J.D. VANCE: İRAN İLE İLİŞKİLERİMİZİ DÖNÜŞTÜRMEYE HAZIRIZ

ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, ABD-İran arasında Katar ve Pakistan'ın katılımıyla İsviçre’de gerçekleştirilen dörtlü toplantı öncesinde, "Eğer bölgesel istikrarsızlık kaynağı olmaktan ve uzun vadede nükleer silah hedeflerinden vazgeçmeye istekli olurlarsa, ABD, İran ile ilişkilerini köklü bir şekilde dönüştürmeye hazır" dedi.   
  
ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Thani, İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında ABD, İran, Katar ve Pakistan’ın katılımıyla gerçekleştirilen dörtlü toplantı öncesinde basın mensuplarına açıklama yaptı. 
  
Bu hafta ABD ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına yönelik Luzern Gölü manzaralı Bürgenstock Resort’ta gerçekleştirilen toplantı marjındaki açıklamalarında Vance, "Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, İran’ın nükleer programının sona erdirilmesi; bütün bunlar zaten başarılmış durumda. Şimdi önümüzdeki soru, birlikte daha ne kadarını başarabileceğimiz. Yeni bir sayfa açabilir miyiz, Orta Doğu’daki ilişkileri kalıcı biçimde değiştirebilir miyiz, yoksa eski yaptıklarımıza mı döneceğiz? Bu bizim tercihimiz değil, ancak kesinlikle bunun gerçekleşme ihtimali de var" dedi. 
  
Pakistanlı yetkililere ve özellikle Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’e teşekkür eden Vance, "Onun devlet adamlığı olmasaydı, bugün burada olmazdık. Kendisi büyük bir askeri lider olduğu kadar, büyük bir diplomat da olduğunu gösterdi" ifadelerini kullandı. 
  
Artık Orta Doğu’da herkesin barış ve refahı teşvik etmek için birlikte çalışabileceği bir gelecek gördüklerini söyleyen Vance, "ABD’de düşük benzin fiyatları şimdiden görülebiliyor. Petrol ve doğal gaz serbest bir şekilde akmaya başladı. Şimdi bunun üzerine daha iyi ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye çalışıyoruz" dedi. 
 
"BU TARİHİ BİR TOPLANTI"
  
"Bu tarihi bir toplantı. Son birkaç aya kadar, İslamabad ve burası dışında, İran ve ABD yönetimi, daha önce hiç bu kadar üst düzeyde bir araya gelmemişti. Başkanın bizden istediği şey yeni bir sayfa açmak, İran halkıyla ilişkilerimizi dönüştürmek ve İran halkına uzatılmış bir el sunmaktır" diyen ABD Başkan Yardımcısı Vance, "Eğer bölgesel istikrarsızlık kaynağı olmak ve uzun vadede nükleer silah hedeflerinden vazgeçmeye istekli olurlarsa, ABD İran ile ilişkilerini köklü bir şekilde dönüştürmeye hazır. Hedefimiz kesinlikle bu. Son birkaç saat içinde büyük ilerleme kaydettik ve önümüzdeki saatlerde daha fazla ilerleme sağlayacağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 
 
"LÜBNAN’DAKİ ATEŞKES KONUSUNDA BÜYÜK İLERLEME KAYDETTİK"
  
Burada Lübnan’daki çatışmalara ilişkin bir soruya cevap veren Vance, "Son birkaç gün içinde Lübnan’daki ateşkesin korunması konusunda büyük ilerleme kaydettik. Bu süreçler her zaman biraz karmaşık olur. Üç ay öncesiyle üç hafta öncesini karşılaştırırsanız büyük ilerleme kaydedildiğini görürsünüz. Üç hafta öncesiyle üç gün öncesini karşılaştırırsanız ilave ilerleme görürsünüz" dedi. 
  
Bir gazetecinin İsrail’in Lübnan’da soykırım yaptığını ve bunun nasıl durdurulacağını sorusuna Vance, "ABD son birkaç ay içinde Lübnan’daki çatışmayı durdurmak için dünyadaki tüm ülkelerden fazlasını yaptı ve bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Barış asla kolay değildir. Barış her zaman biraz çalışma, biraz da karşılıklı taviz gerektirir" açıklamasını yaptı. 
  
Durumun sadece ABD ile İran arasındaki barışa değil, bölgesel barışa da bağlı olduğunu söyleyen Vance, "Bugün her anlaşmazlığı çözmeyecek ama tarihte ilk kez ekiplerimiz birlikte oturup taraflar için en önemli meseleleri belirlemesine, bu meseleleri çözmesine ve daha iyi bir yarına ulaşmasına imkan tanıyacak teknik müzakerelerin başlangıcını temsil ediyor" ifadelerine yer verdi. 
  
Vance, siyasi liderlerin bu toplantıda bulunma sebebinin öncelikle teknik müzakerelerin çerçevesini oluşturmak ve ikinci olarak da heyetlerin tam desteğe sahip olduklarını bilmelerini sağlamak olduğunu belirtti. 
 
PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF: "NETİCESİ, KÜRESEL BARIŞ OLACAK"
  
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, buradaki açıklamasında, "Büyük zorlukların üstesinden geldik ama bunun neticesi küresel barış olacak" dedi. 
  
Görüşmelerin harika geçtiğine inandığını söyleyen Şerif, "Umarım evlerimize döndüğümüzde elimizde dünya genelinde barışı, ilerlemeyi ve refahı teşvik edecek harika bir belge olur" şeklinde konuştu. 
 
AL THANİ: "UMARIM BUGÜN SADECE BAŞLANGIÇTIR"
  
Katar Başbakanı Al Thani ise toplantı ve anlaşmanın sadece bölge için değil, dünyanın güvenliği ve küresel ekonomi için de büyük öneme sahip olduğuna vurgu yaptı. 
  
Asıl hedefin nihai anlaşmaya ulaşılması olduğunu vurgulayan Al Thani, "Umarım bugün sadece başlangıçtır. Katar, çözüme ulaşıncaya kadar bu ortaklığı ve arabuluculuk çabalarını desteklemeye kararlılıkla devam edecek. Bölgemize daha fazla barış, daha fazla refah ve daha iyi bir gelecek getirmek için her zaman bir ortak olmaya devam edeceğiz" dedi. 

TRUMP: GEREKİRSE HÜRMÜZ'Ü ELE GEÇİRİRİZ

ABD Başkanı Donald Trump yaptığı açıklamada "İran, Lübnan'daki yüksek maaşlı vekillerini hemen durdurmalı. Eğer yapmazlarsa, İran'ı çok sert bir şekilde vuracağız. Geçen hafta yaptığımız gibi, ama bu sefer daha sert! Gerekirse Hürmüz Boğazı'nı ele geçirebiliriz. İran'ı darmadağın edeceğim. Uranyum zenginleştirmekten vazgeçmeyeceklerini söyleyen İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'ın sözlerine dikkat etmesi en iyisi olur, yoksa ülkenin geri kalanına da el koyarız. İranlılar müzakere masasında ciddi taahhütlerde bulunmazsa, birden fazla seçeneği değerlendireceğim. Mutabakat zaptı yalnızca ateşkesin uzatılmasıdır ve nihai bir anlaşma değildir." dedi.

"HÜRMÜZ'ÜN AÇILMASI ÖNEMLİ"

Vance yaptığı açıklamada "Hürmüz'ün açılması önemli. Trump harika bir diplomat." ifadelerini kullandı.

GÖRÜŞMELER BAŞLADI

İran basını, İran ile ABD arasında görüşmelerin İsviçre'de başladığı duyurdu.

 

Ahaber

İRAN-ABD HATTINDA 60 GÜNLÜK YOL HARİTASI MASADA

İsviçre'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen kritik nükleer zirvede İran ile ABD arasındaki gerilimi düşürmeyi amaçlayan 60 günlük yeni yol haritası ele alınıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Canan Tercan, yaptırımların kaldırılmasından 300 milyar dolarlık yardım paketine, İsrail'in süreci sabote etme ihtimalinden Hürmüz Boğazı kartına kadar müzakerelerde öne çıkan başlıkları A Haber'e değerlendirdi.

300 MİLYAR DOLARLIK DEV YARDIM PAKETİ VE YENİDEN İNŞA SÜRECİ

Yaptırımların kaldırılması karşılığında İran'a sunulan ekonomik vaatlere değinen Tercan, "Yaptırımların ne şekilde kalkacağı henüz detaylandırılmasa da en az 300 milyar dolarlık bir yardım paketi taahhüt edildi. Bu paranın Körfez ülkelerinden temin edilmesi planlanırken, ABD'nin paranın kontrolü ve yeniden inşa sürecinde aktif rol alması bekleniyor. Ancak İran ile ABD arasındaki sürtüşmenin önüne geçmek için hangi prosedürün uygulanacağı hâlâ büyük bir soru işareti" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'İN SABOTAJ İHTİMALİ VE LÜBNAN DENGESİ

Masadaki en kırılgan maddelerden birinin İsrail-Lübnan hattındaki gerilim olduğunu belirten Dr. Canan Tercan, "İsrail kendi güvenliğini bahane ederek Güney Litani'de işgalci değil, gözlemci konumunda kalmak isteyebilir. Bu durum Lübnan'ın toprak bütünlüğü açısından kabul edilemez. İsrail'in süreci sabote etmek için sahte bayrak operasyonları yapması veya vekil güçler üzerinden çatışmaları körüklemesi ihtimali müzakereleri ciddi şekilde baltalayabilir" değerlendirmesinde bulundu.

DİPLOMASİ MASASINDAKİ "GİZLİ KABİNE" VE MAGA İDEOLOJİSİ

ABD heyetindeki isimlerin ideolojik farklılıklarına dikkat çeken Tercan, "Bir tarafta ABD'nin çıkarlarını ön plana alan MAGA ideolojisiyle Vance var, diğer tarafta ise İsrail'in genişleme politikalarına yakın duran Kushner ve Vitkoff bulunuyor. Masayı gizlice sabote etmek isteyen bir İsrail eli olarak Kushner ve Vitkoff'un varlığı, 60 günlük süreci oldukça gergin kılacaktır" şeklinde konuştu.

URANYUM KRİZİ VE HÜRMÜZ BOĞAZI KARTI

İran'ın nükleer kapasitesi ve Hürmüz Boğazı üzerindeki stratejik hamlelerini değerlendiren Dr. Canan Tercan, "Uranyumun ülke dışına çıkmaması İran için bir başarı olarak sunulsa da seyreltme işleminin hangi seviyede kalacağı hâlâ tartışmalı. İran, Hürmüz Boğazı'nı kapatma kartını Lübnan meselesi üzerinden bir koz olarak kullanmaya devam ediyor. G7 ülkeleri boğazın açık kalması için Trump'a baskı yaparken, İran tarafı ABD'ye olan güvensizliğini her fırsatta dile getiriyor" dedi.

G7 BASKISI VE TRUMP'IN İMZA HAMLESİ

Sürecin neden hızlandığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tercan, "Trump, G7 ülkelerinin Hürmüz Boğazı baskısı nedeniyle süreci erkene alarak imzayı attı. Cuma gününü beklemeden gelen bu hamle, sahadaki kaygan zeminde ön almak istemesinden kaynaklanıyor. Ancak İsrail ve İran içindeki siyasi çatlaklar, bölgede kalıcı bir barışın önündeki en büyük engel olarak durmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

İRAN HEYETİNDEN ÖNEMLİ GÖRÜŞME

İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasında ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin ilk teknik görüşmeler için bulunan İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi.

Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Kalibaf ve Al Sani, İsviçre’de görüştü.

Görüşmede, ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasına ilişkin meseleler ele alındı.

İRAN: HÜRMÜZ HALA KAPALI

 İran medyası, ülkenin güneyindeki Hürmüz Boğazı'nın tüm gemilerin geçişine hala kapalı olduğunu bildirdi.

Fars Haber Ajansı, ismi açıklanmayan askeri bir yetkilinin açıklamasını yayımladı.

Açıklamada, Hürmüz Boğazı'nın hala kapalı olduğu ve İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri tarafından yapılacak ikinci bir duyuruya kadar hiçbir geminin boğazdan geçişine izin verilmeyeceği belirtildi.

İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahından dün yapılan açıklamada, ABD'nin mutabakat sorumluluklarını yerine getirmemesi ve İsrail’in Lübnan’a saldırılarını devam ettirmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatıldığı duyurulmuştu.

CENTCOM'DAN HÜRMÜZ MESAJI

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmediğini, deniz trafiğinin devam ettiğini bildirdi.

CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, Axios'a Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklama yaptı.

"İran, Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmiyor." diyen Hawkins, ABD güçlerinin durumun bu şekilde devam etmesini sağlamak amacıyla gelişmeleri izlediğini belirtti.

Hawkins, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari gemi geçişlerinin sürdüğünü kaydetti.

Açıklama, İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı'nın ABD'nin mutabakat sorumluluklarını yerine getirmemesi ve İsrail'in Lübnan'a saldırılarını devam ettirmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılacağını duyurmasının ardından geldi.

İSVİÇRE: MEMNUNİYETLE KARŞILIYORUZ

İsviçre, ABD ve Pakistan heyetlerinin İran ile ABD arasında imzalanan mutabakata dair görüşmeler için ülkeye gelişini memnuniyetle karşıladığını bildirdi.

İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından paylaşımda bulundu.

"ABD heyetinin İsviçre'ye gelişini memnuniyetle karşılıyoruz." ifadelerinin yer aldığı paylaşımda, ABD heyetinin, İran ile ABD arasında imzalanan mutabakat zaptının uygulanmasını görüşmek üzere İsviçre'nin Nidwalden kantonuna bağlı Bürgenstock kasabasına doğru yola çıktığı kaydedildi.

Bir diğer paylaşımda ise Pakistan heyetinin İsviçre'ye gelişinin memnuniyetle karşılandığı belirtildi.

Paylaşımda, "ABD ile İran arasında imzalanan zaptın arabulucularından biri olan Pakistan heyeti, görüşmelerin bir sonraki aşaması için Bürgenstock'a doğru yola çıktı." ifadesine yer verildi.

İsviçre, İran heyetinin ABD ile imzalanan mutabakata dair görüşmeler için ülkeye gelişini memnuniyetle karşıladığını bildirmişti.

Pakistan, ABD ile İran arasındaki teknik seviyedeki görüşmelerin yarın İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında yapılacağını duyurmuştu.

TAHRAN'DA GİZLİ YAZIŞMALAR İFŞA OLDU

İran ve ABD arasında sağlanan hassas uzlaşma süreci, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararıyla büyük bir darbe aldı. İsrail’in Lübnan saldırılarını ve ABD’nin taahhütlerini yerine getirmemesini gerekçe gösteren İran ordusu, "bu daha ilk adım" uyarısında bulunurken; İsviçre’deki kritik diplomasi trafiği ve İran içindeki siyasi krizler bölgedeki belirsizliği derinleştiriyor.

UZLAŞMA PAMUK İPLİĞİNE BAĞLI: HÜRMÜZ’DE GEMİLER DURDU

Bölgedeki gelişmeleri yakından takip eden A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "Bu uzlaşmanın bir pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve oldukça kırılgan olduğunun altını çizmiştik, nitekim de aynısı oldu" ifadelerini kullandı.

Uzlaşma maddelerinin Amerika Birleşik Devletleri tarafından yerine getirilmediğini savunan Tahran yönetimi, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine kapattığını duyurdu. İran ordusundan gelen resmi açıklamada, "Bu daha ilk adımdır, gerekirse Amerika Birleşik Devletleri taahhütlerini yerine getirmezse daha fazla eylemde bulunulacaktır" uyarısı yapıldı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı boğazın açık olduğunu iddia etse de bölgedeki sakinlik ve belirsizlik, "gergin bir gece yaşanabileceği" ihtimalini güçlendiriyor.

İSVİÇRE’DE KRİTİK RANDEVU: 14 MADDE MASADA

Hürmüz Boğazı’ndaki restleşmenin gölgesinde, diplomasi trafiği İsviçre’ye taşındı. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf liderliğindeki heyetin İsviçre’de ABD tarafını temsil eden JD Vance ile bir araya geleceğini belirten Karabağ, "Cuma günü yapılması beklenen bu görüşme, Lübnan-İsrail hattındaki gelişmeler nedeniyle bugüne sarktığını" sözleriyle aktardı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Amerika Birleşik Devletleri'ne bu taahhütlerini nasıl yerine getireceklerini hatırlatacağız" diyerek Tahran’ın öncelikli şartının savaşın başta Lübnan olmak üzere tüm cephelerde bitirilmesi olduğunu vurguladı.

GİZLİ YAZIŞMALAR CANLI YAYINDA İFŞA OLDU

Dış dünyada savaş rüzgarları eserken, İran’ın iç siyaseti de skandal bir sızıntıyla sarsıldı. Bir milletvekilinin devlet televizyonuna çıkarak üst düzey devlet sırlarını paylaştığını belirten Ekber Karabağ, "Milletvekili, Mücteba Hamaney ile Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi arasındaki gizli yazışmaları deşifre etti" bilgisini paylaştı.

Bu gelişmenin ardından devlet televizyonunun ilgili kanal müdürü istifa etmek zorunda kalırken, deşifreyi yapan isim hakkında gizli bilgileri ifşa suçundan dava açıldı.

 

İRAN HEYETİ İSVİÇRE'DE

Küresel diplomasinin odağı yeniden İsviçre'ye çevrildi. ABD ile İran arasında uzun süredir devam eden gerilimi azaltmayı amaçlayan teknik düzeydeki temaslar için İran heyeti müzakerelere katılmak üzere İsviçre'de.

GÖRÜŞMEYE KİMLER KATILACAK?

Pakistan, ABD ile İran arasındaki teknik seviyedeki görüşmelerin İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında yapılacağını duyurdu.

Pakistan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "İslamabad Mutabakatı'nın imzalanmasının ardından, 21 Haziran'da İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında teknik düzeyde görüşmeler yapılacak." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, görüşmelere ABD ve İran temsilcilerinin yanı sıra arabulucu sıfatıyla Pakistan ve Katar'dan da yetkililerin katılacağı bildirildi.

İran, mutabakat zaptının uygulanması ve İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının durdurulmasını görüşmek üzere bir heyetin bu akşam İsviçre'ye gideceğini açıklamıştı.

PAKİSTAN HEYETİNE BAŞBAKAN ŞERİF BAŞKANLIK EDECEK

AA'ya konuşan Pakistan Başbakanlık Ofisinden bir yetkili, İsviçre'de yapılacak teknik düzeydeki görüşmelerde Pakistan'ı Başbakan Şahbaz Şerif'in temsil edeceğini söyledi.

Pakistanlı yetkililer ayrıca, İran-ABD müzakereleri için Tahran'da resmi temaslarda bulunan Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi'nin de İsviçre'ye gitmek üzere hareket ettiğini aktardı.

Pakistan Başbakanlık Ofisinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan paylaşımda, Şerif ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir'in görüşmelere katılacağı teyit edildi.

Paylaşımda, Şerif'in üst düzey bir heyetle birlikte görüşmelere katılmak üzere İslamabad'dan İsviçre'ye hareket ettiği kaydedildi.

İRAN-ABD ARASINDA VARILAN MUTABAKAT

İran ve ABD, Pakistan aracılığında yapılan müzakere süreci kapsamında 14 Haziran'da savaşın durdurulması ve taraflar arasındaki sorunların görüşmelerle çözülmesini öngören 14 maddelik bir mutabakata vardıklarını duyurmuştu.

İslamabad Mutabakatı adı verilen mutabakat zaptı, 18 Haziran'da İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından dijital ortamda imzalanarak yürürlüğe girmişti.

Mutabakat, Lübnan dahil olmak üzere savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı'nın açılması, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi maddeleri içeriyor.

Mutabakat zaptının imzalanmasının ardından tarafların, nihai anlaşmaya varılması için İran'ın nükleer programı ve yaptırımların kaldırılması gibi konularda kısa süre içinde 60 günlük müzakere sürecine başlaması bekleniyor.

 

VANCE İSVİÇRE'YE GİDİYOR

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'de başlaması planlanan İran müzakereleri için Washington'dan ayrıldı.

ABD Başkan Yardımcısı Vance'in Basın Sözcüsü Luke Shroeder, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Shroeder, Vance'in uçağa binerken bir görüntüsünü paylaşarak, "Başkan Yardımcısı JD Vance, İsviçre'ye gitmek üzere Washington'dan ayrılıyor." ifadesini kullandı.

Vance, İran müzakerelerine ilişkin son açıklamasında, görüşmelerin en erken 21 Haziran Pazar günü başlayabileceğini ve kendisinin de gerekli ayarlamalardan sonra görüşmelere katılacağını belirtmişti.

60 GÜN VE SONRASINDA HÜRMÜZ ÜCRETSİZ

ABD Başkanı Donald Trump, 60 günlük ateşkes boyunca Hürmüz Boğazı'ndan herhangi bir geçiş ücreti alınmayacağını açıkladı.

Trump, sosyal medya hesabından Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş ücreti tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Açıklamada Trump, "60 günlük ateşkes süresi boyunca Hürmüz Boğazı'nda geçiş ücreti olmayacak." ifadesini kullanırken, İran ile anlaşma olmaması durumunda, Orta Doğu'ya sağlanan yardımlar nedeniyle ABD bir ücret getirmedikçe, 60 günlük sürecin sonunda da Boğaz'dan bir geçiş ücreti olmayacağını kaydetti.

 

KALİBAF VE ARAKÇİ İSVİÇRE'YE GİDİYOR

İran medyası İran Meclis ve Müzakere Heyeti Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin İsviçre'ye gittiğini iddia etti.

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KİLİT: İRAN’IN "TÜM CEPHELER" ŞARTI

Ateş hattındaki son durumu aktaran Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, diplomasi masasındaki gerilimin ekonomik bir savaşa evrildiğine dikkat çekti Boyraz, "İran, anlaşma mutabakat metninde yazdığı gibi, savaşın bütün cephelerde bitmemesi halinde bu mutabakatın karşı taraf tarafından ihlal edilmiş sayılacağını açıkladı. Ve bugün Hürmüz Boğazı'nı bu sebepten dolayı kapattığını söyledi" şeklinde konuştu. İran heyetinin İsviçre’ye teknik müzakereler için değil, mutabakatın hayata geçirilmesini konuşmak için gittiğini vurgulayan Turgut Alp Boyraz, "İsrail tarafına bu, Amerika üzerinden baskı yapmaya çalışıyor İran. Amerika, İsrail'i dizginleyebileceğini düşünüyor" diyerek Tahran’ın stratejik hamlesini analiz etti.

CEPHEDE SİLAH SESLERİ KESİLMEDİ: KAĞIT ÜZERİNDE KALAN ATEŞKES

Turgut Alp Boyraz, "İsrail tarafı başından beri bu anlaşmadan, bu mutabakattan memnun değil. Özellikle de Lübnan'ın bu ateşkes çerçevesine eklenmemesini istiyordu," sözleriyle krizin fitilini ateşleyen ilk detayı paylaştı. Dün Türkiye saatiyle 16.00'da hayata geçirildiği duyurulan ateşkese rağmen İsrail ordusunun durmadığını belirten Turgut Alp Boyraz, "Buna rağmen İsrail'in hava saldırıları, topçu saldırıları devam etti Lübnan'ın güneyinde. Bugün 16 kişi hayatını kaybetti. İsrail ordusu dün geceki çatışmalarda da bir İsrail askerinin öldüğünü, 12 İsrail askerinin de yaralandığını söyledi" ifadelerini kullanarak sahadaki acı tabloyu gözler önüne serdi.

SICAK ÇATIŞMANIN MERKEZİ: NEBATİYE VE TAHİR EL-ALİ TEPELERİ

Lübnan sınırındaki işgal girişimlerinin tüm hızıyla sürdüğünü belirten Turgut Alp Boyraz, "Hizbullah, İsrail askerlerine saldırdığını doğruluyor ancak Lübnan içerisinde, Lübnan topraklarında işgali genişletmeye çalışıyordu İsrail askerleri ve biz onlara karşılık verdik diyor. İsrail, özellikle de Nebatiye kenti yakınlarındaki birkaç tepeyi, Tahir el-Ali tepesini ele geçirmeye çalışıyor" sözleriyle sıcak temastaki kritik noktaları işaret etti. Hizbullah’ın İsrail ordusunun işgali genişletmesine izin vermeyeceğini ve karşı koymaya devam edeceğini belirten Turgut Alp Boyraz, bölgedeki bütün düğümün burada kilitlendiğini ifade etti.

TRUMP’IN ZAMANLA YARIŞI: EKONOMİK ÇÖKÜŞ KORKUSU

ABD cephesindeki hareketliliği ve Donald Trump’ın motivasyonunu değerlendiren Turgut Alp Boyraz, "ABD Başkanı Donald Trump’ın kendi çıkarları ve siyasi kariyeri açısından savaşı bitirmeye ihtiyacı var. Trump, dünya rezervlerinin 2 hafta içerisinde biteceğini ve dünya ekonomisinin çok büyük bir krize gireceğini bizzat söyledi" dedi. Trump’ın "ucu bucağı bitmeyen savaşlara sokmayacağım" vaadiyle iktidara geldiğini hatırlatan Turgut Alp Boyraz, "Kendi kendisiyle çelişiyor. Hem de bu savaşı bir an önce hızlı bir şekilde tamamlayamayıp ve güç kullanarak Hürmüz Boğazı'nı açamayarak ekonomik baskı altında kaldı. Trump’ın 'Bakın ben saldırıyı düzenledim, iyi de bir anlaşma kopardım' diye seçmenlerine dönmeye ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.

İSRAİL İÇİNDE İSYAN: "AMERİKA’NIN KUKLASI OLMAYIZ" SESLERİ

İsrail iç siyasetindeki derin çatlağa da değinen Turgut Alp Boyraz, "İsrail kamuoyunun tamamı İran ile Amerika arasındaki mutabakata karşı ve bu ateşkesin Lübnan'ı kapsamasına da karşı. İsrail ordusunun saldırılarına devam etmesini istiyor. Amerika'nın baskısına boyun eğerse İsrail basını bunu 'Amerika'nın kuklası olmak' gibi eleştiriyor" sözleriyle Tel Aviv’deki sıkışmışlığı anlattı. Netanyahu’nun siyasi kariyeri için savaşa muhtaç olduğunu belirten Turgut Alp Boyraz, İsrail toplumunda İran’a sağlanan 300 milyar dolarlık fon ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konusunda çok ciddi bir hayal kırıklığı ve öfke olduğunu dile getirdi.

BÜYÜK BİLMECEDE SON PERDE: AMERİKA İSRAİL’İ DİZGİNLEYEBİLECEK Mİ?

Gelecek günlerin seyrini belirleyecek olanın Washington’ın baskı gücü olacağını söyleyen Turgut Alp Boyraz, "Anlaşmanın devam edebilmesi için Lübnan'da İsrail'in dizginlenmesi lazım. Son birkaç saattir İsrail'in saldırılarının hafiflediğini görüyoruz, bazı topçu atışları var ama son derece hafif" gözlemini paylaştı. Anadolu Ajansı muhabirlerinin İsrail Ordu Sözcülüğüne ateşkesi sorduğunu ancak "yorum yapmayacağız" yanıtını aldıklarını aktaran Turgut Alp Boyraz, "Ne 'ateşkes var' dediler ne 'yok' dediler ama anlaşılan o ki Amerika Birleşik Devletleri'nin ciddi bir baskısı var. İsrail de hem kamuoyu baskısı nedeniyle hem de kendi çıkarlarını böyle gördüğü için Amerika'ya direniyor" diyerek Orta Doğu’daki bu tehlikeli bekleyişin altını çizdi.

 

TAHRAN’DAN SERT ÜLTİMATOM: SALDIRILAR DURMAZSA MÜZAKERE YOK!

Tahran-İsviçre hattında diplomasi trafiği "ateş hattına" dönerken, İran'dan tüm dengeleri altüst edecek hamleler peş peşe geldi! "Minab 168" ismi verilen üst düzey heyet kritik müzakereler için İsviçre'ye doğru yola çıkarken, Tahran yönetimi Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığını duyurarak dünyayı ayağa kaldırdı. Nükleer faaliyetlerden yaptırımların kaldırılmasına, Lübnan’daki sıcak temastan İsrail’in saldırılarına kadar her detayın masada olduğu bu tarihi süreçte, A Haber Muhabiri Ekber Karabağ sıcak bölgedeki son durumu ve diplomasi koridorlarındaki dehşet verici sessizliği tüm çıplaklığıyla aktardı.


KRİTİK HEYET TÜRKİYE HAVA SAHASINI GEÇTİ
İran’ın en üst düzey isimlerinden oluşan diplomasi ordusu, dünyanın gözünün çevrildiği İsviçre müzakereleri için harekete geçti. Gelişmeleri anbean takip eden A Haber Muhabiri Ekber Karabağ, "İran heyeti şu an yoldadır ve az sonra İsviçre’ye varmış olacaklar. Son kontrollerimi yaptığımda Türkiye hava sahasını da geçtiklerini gördüm" sözleriyle sevkiyatın hızını gözler önüne serdi. Heyetin içinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin yanı sıra Petrol Bakanlığı ile Merkez Bankası’ndan üst düzey yetkililerin bulunması, Tahran’ın bu görüşmelere verdiği "tarihi tanıklık" niteliğindeki önemi kanıtlar nitelikte.


İsviçre’ye giden heyetin ismi, sıradan bir kod adı değil; adeta bir "dehşet anının" hafızalara kazınmış hali. Heyetin neden bu ismi taşıdığını açıklayan Ekber Karabağ, "Heyetin ismi Minab 168 olarak belirlendi. Minab, İran’ın güneyinde Hürmüz’ün hemen yakınında bulunan bir şehir. 28 Şubat tarihinde buradaki saldırılarda 168 kişi hayatını kaybetmişti, Tahran bu ismi seçerek dünyaya bir mesaj gönderiyor" ifadelerini kullandı.


MASADA NÜKLEER PAZARLIK VE 14 KRİTİK MADDE
İran heyetinin İsviçre’deki ajandası oldukça kabarık ve bir o kadar da gerilimli. Müzakerelerin içeriğine dair teknik detayları paylaşan Ekber Karabağ, "Aslında bu turda nükleer faaliyetler ve İran’a yönelik yaptırımların kaldırılması meselesi masaya yatırılacaktı. Ancak İran cephesinde gündem tamamen değişti. İsrail’in saldırıları sonrası Tahran yönetimi, nükleer dosyanın önüne 14 maddelik bir mutabakat zaptı koydu" şeklinde konuştu. Karabağ, özellikle 5 maddenin altının kırmızı kalemle çizildiğini ve bu maddelerin başında Lübnan ve saldırıların durdurulması konusunun geldiğini vurguladı.

TAHRAN’DAN SERT ÜLTİMATOM: SALDIRILAR DURMAZSA MÜZAKERE YOK!
İran, masadaki elini her geçen dakika daha da güçlendirirken Batı dünyasına adeta bir "sıcak temas" uyarısında bulunuyor. Bölgedeki diplomatik restleşmeyi aktaran Ekber Karabağ, "İran çok net bir duruş sergiliyor. Eğer ilk madde, yani saldırılar durmazsa kalan hiçbir konuyu görüşmeyeceklerini söylüyorlar. Önce saldırıların durması, ardından karşı tarafın taahhütlerini nasıl yerine getireceğinin açıklanması isteniyor" sözleriyle Tahran’ın geri adım atmaya niyetinin olmadığını ifade etti.


HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA DÜNYAYI SARSAN KARAR: "KAPATTIK!"
Günün en sansasyonel ve küresel piyasaları sarsacak gelişmesi ise Hürmüz Boğazı’ndan geldi. İran’ın stratejik hamlesini duyuran Ekber Karabağ, "İran resmen Hürmüz Boğazı’nı kapattığını ilan etti. Gerekçe olarak ise ABD başta olmak üzere Batılı güçlerin nükleer uzlaşmadaki yükümlülüklerini yerine getirmemesi gösterildi" diyerek bölgedeki gerilimin zirve noktasına ulaştığını bildirdi. Her ne kadar ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) "boğaz açık" dese de İran tarafının yüzde yüz kapalılık vurgusu yapması, bölgede bir deniz çatışması riskini ve "dehşet anlarını" tetikleyecek boyuta taşıdı.


İSRAİL’İN İKİYÜZLÜ SİYASETİ: ATEŞKES DERKEN SALDIRI TALİMATI
Lübnan cephesinde ise İsrail Başbakanı Netanyahu’nun çelişkili açıklamaları kaosu derinleştiriyor. A Haber stüdyosunda dile getirilen "İsrail saldırmak istiyor, ABD baskı yapıyor gibi bir durum var" tespitine katılan Ekber Karabağ, "Netanyahu ateşkes kararı aldığını ve ordusuna talimat verdiğini söylüyor ama sadece birkaç saat sonra 'güneye doğru saldırıları genişletin' talimatı geliyor. Kameralar karşısında anlaştık deniliyor ama sahada bombalar yağmaya devam ediyor" sözleriyle bölgedeki ikiyüzlü diplomasiyi ve sivil halkın yaşadığı can pazarını gözler önüne serdi.

CENTCOM: HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPATILMADI

CENTCOM, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden kapatıldığı yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi. CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, İngiliz haber ajansı Reuters’a yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’na ilişkin iddiaları reddederek uluslararası su yolunun açık olduğunu belirtti. Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu vurgulayan Hawkins, "Deniz trafiği akmaya devam ediyor ve ABD güçleri durumun bu şekilde sürmesini sağlamak için gelişmeleri izlemeyi sürdürüyor" dedi.

"MUTABAKAT ZAPTININ İHLALİ NEDENİYLE HÜRMÜZ KAPATILDI"
İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı’ndan yapılan açıklamada, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının ABD ile varılan mutabakat zaptının ihlali olduğu belirtilmiş ve Hürmüz Boğazı'nın kapatıldığı duyurulmuştu. Açıklamada, "ABD'nin savaşın sona ermesine yönelik mutabakat zaptının 1'inci maddesini uygulamayarak verdiği sözü ve muhabakat zaptını açıkça ihlal etmesi, siyonist rejimin (İsrail'in) Lübnan'daki ateşkesi sürekli olarak ihlal etmesi, bu toprakların ezilen yüz binlerce insanını vahşice öldürmesi ve yerinden etmesi, siyonist işgal güçlerinin Lübnan topraklarından çekilmemesi sonucu Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılacağı duyurulur" denilmişti.

MUTABAKAT ZAPTININ İLK MADDESİNDE LÜBNAN YER ALIYOR
ABD ile İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ilk maddesinde, "ABD ile İran ve mevcut savaştaki müttefikleri, bu mutabakat zaptını imzalayarak Lübnan dahil tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiğini ilan eder, bundan böyle birbirlerine karşı herhangi bir savaş veya askeri operasyon başlatmayacaklarını, birbirlerine karşı güç kullanmaktan veya güç kullanma tehdidinde bulunmaktan kaçınacaklarını ve Lübnan’ın toprak bütünlüğünü ve egemenliğini güvence altına alacaklarını taahhüt eder. Nihai anlaşma, Lübnan dahil olmak üzere tüm cephelerdeki savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesini ve bu paragrafın diğer hükümlerini teyit edecektir" ifadeleri yer alıyor.

 

PAKİSTAN: ABD-İRAN ARASINDA TEKNİK DÜZEYDE GÖRÜŞMELER YARIN KONUŞULACAK

Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ve İranlı temsilcilerin yarın teknik düzeyde görüşmeler gerçekleştirmek üzere İsviçre'nin Bürgenstock kasabasında bir araya geleceğini açıkladı.   
  
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerin bir sonraki turu kapsamında İsviçre’de yapılması planlanan görüşmelere ilişkin açıklama yayımladı. Bakanlık, ABD ve İran arasında imzalanan mutabakat zaptının ardından tarafların teknik düzeyde görüşmeler gerçekleştirmek üzere yarın İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında bir araya geleceğini bildirdi. Açıklamada, görüşmelere ABD ve İranlı temsilcilerin yanı sıra Pakistan ve Katar’dan arabulucuların da katılacağı kaydedildi. 
  
Pakistan’ın, "İslamabad Mutabakat Zaptı" kapsamında varılan uzlaşıların ilerletilmesi amacıyla arabulucu rolünü sürdürmeye devam edeceği belirtilen açıklamada, ülkenin diplomatik sürece katkı sunmayı sürdüreceği vurgulandı. 
 

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA TRAFİK DURDU: İRAN'DAN DÜNYAYI SARSAN REST

Bölgedeki ateş hattındaki dengeleri A Haber ekranlarından bildiren A Haber Tahtan Muhabiri Ekber Karabağ, konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Karabağ, "Yeni gelişmeler söz konusu. Birinci en önemli gelişme Hürmüz Boğazı'nın tekrar kapatılması. İran'dan bu konuyla ilgili gelen açıklamada, İsrail'in Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını devam ettirdiğinden ve bu bölgedeki işgalin devam ettiği hasebiyle, İran'ın Amerika Birleşik Devletleri'nin mutabakat zaptı kapsamındaki sorumluluklarını yerine getirmediğini belirterek Hürmüz Boğazı'nu yeniden kapattığını duyurdu" ifadelerini kullanarak krizin fitilini ateşleyen gelişmeyi aktardı. Bu karar, sadece bölgesel bir hamle değil, küresel enerji piyasalarını da sarsacak bir deprem etkisi yarattı.

DEVRİM MUHAFIZLARI TEYİT ETTİ: "BU DAHA İLK ADIM"

İran tarafının kararlılığı, askeri kanattan gelen açıklamalarla perçinlendi. Ekber Karabağ, "İran'dan gelen açıklamada, bunun ilk adım olduğu, ancak karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmezse daha fazla eylemde bulunacağı belirtildi. Bu açıklamadan hemen sonra, Devrim Muhafızları Ordusu kuvvetleri bir açıklama yaptı ve Hürmüz Boğazı'nın tamamıyla kapatıldığını duyurdu" sözleriyle, bölgedeki askeri teyakkuzun boyutunu gözler önüne serdi. Tahran yönetiminin, ABD ve müttefiklerine yönelik bu "karşı hamle" politikası, gerilimi geri dönülemez bir noktaya taşıdı.

İSVİÇRE'DE KRİTİK ZİRVE: DEV HEYET YOLA ÇIKTI

Askeri restleşmenin gölgesinde, diplomasinin son şansı olarak görülen İsviçre görüşmeleri için uçaklar havalandı. Sıcak bölgedeki trafiği takip eden Ekber Karabağ, "Yeni bir sıcak gelişme şu ki, İsviçre'de görüşmeler yapılacak. Az önce İran'dan gelen açıklamada, İran heyetinin İsviçre'ye doğru hareket ettiği belirtildi. İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf başkanlık ediyor. Onun yanı sıra Dışişleri Başkanı Abbas Irakçi ve diğer yetkililer de söz konusu uçakta bulunmaktadır" diyerek heyetin ağırlığına dikkat çekti.

UÇAKTAKİ SIR VE SEMBOLİZM: MİNAB 168 DETAYI

Heyetin yolculuk ettiği uçağın ismi ise bölgedeki acı hatıraları ve İran'ın mesajını içinde barındırıyor. Ekber Karabağ, "Uçağın ismi Minab 168, ki Minab kenti İran'ın güneyinde, Hürmüz'ün hemen kıyısında bulunmaktadır ve saldırıların ilk gününde hedef alınmıştı. 168 çocuk da burada hayatını kaybetmişti" ifadeleriyle, diplomatik yolculuğun taşıdığı dramatik ve sembolik anlamı vurguladı. Bu detay, İran'ın masaya sadece dosyalarla değil, tarihsel bir hafızayla oturduğunu kanıtlar nitelikte.

EKONOMİ KURMAYLARI DA MASADA: "TAAHHÜDE KARŞI TAHHÜT"

Görüşmelerin sadece siyasi değil, derin bir ekonomik boyutu olduğu heyetteki isimlerle netleşti. Ekber Karabağ, "İlginç detay şu ki, uçakta sadece az önce belirttiğim yetkililer değil, Merkez Bankası'ndan, Petrol Bakanlığı'ndan ve bazı diğer üst düzey İranlı ekonomik yetkililer de vardır. Malum biliyorsunuz ki söz konusu uzlaşmada çok sayıda İran'a yönelik avantajlar Amerika Birleşik Devletleri sunmuştu" şeklinde konuştu. İran tarafının bu geniş kadrosu, uzlaşmanın ekonomik ayaklarının ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.

ABD’NİN KOZU J.D. VANCE VE YENİ TUR MUAMMASI

Masadaki diğer taraf olan ABD cephesinde de hazırlıklar en üst düzeyde. Ekber Karabağ, "Amerika Birleşik Devletleri tarafından da yarınki görüşmelere J. D. Vance'in katılması öngörülmektedir" bilgisini paylaştı. Ancak bu görüşmelerin mahiyeti konusunda İran'ın tavrı oldukça net. Ekber Karabağ, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün açıklamalarını şu sözlerle aktardı: "İran'dan gelen son açıklamada, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yarın İsviçre'de yapılacak görüşmelerin yeni tur görüşmeler olmayacağını ifade etti. Sadece uzlaşma kapsamındaki Amerika Birleşik Devletleri'nin taahhütlerini hatırlatmak ve onların nasıl uygulanacağı ile ilgili karşı tarafla fikir alışverişinin bulunacağı ifade edildi. İran'dan gelen açıklamada, 'Biz ancak taahhüde karşı taahhüt politikasını uyguluyoruz ve karşı taraf da buna uymalı' denildi."

NETANYAHU’DAN BEKLENMEDİK HAMLE: LÜBNAN’DA ATEŞKES KARARI

Hürmüz’ün kapatılması ve İsviçre yolculuğu devam ederken, İsrail kanadından gelen son dakika bilgisi tüm bu süreci etkileyebilir. Ekber Karabağ, raporunu şu çarpıcı bilgiyle noktaladı: "Yarın o muamma çözülmüş oldu. İsviçre'de görüşmeler yapılacak ve an itibariyle de Hürmüz kapalı. Az önce İsrail'den gelen açıklamada Netanyahu, Lübnan'ın güneyi için ateşkes kararı verdi. Bu da yeni sıcak bir gelişme." Bu hamlenin, İran’ın Hürmüz kararını esnetip esnetmeyeceği ise tüm dünya tarafından merakla takip ediliyor.