CANLI | Zirve sonrası Trump'tan Tahran'a Hürmüz mesajı: Ülkenizi yok ederim | İran'dan tehditlere rest: Müzakere alanını terk ettiler
ABD ile İran'ın İsviçre'deki görüşmeleri sonrası dört ülkenin temsilcileri önemli açıklamalarda bulundu. ABD Başkan Yardımcısı Vance görüşmelerin tarihi seviyede olduğunu vurgularken "İran'ın nükleer programı bitiyor. Başkan Trump yeni sayfa açmamızı istiyor " şeklinde konuştu. Trump ise İran'ı yeniden tehdit ederek "Eğer İranlılar Hürmüz Boğazı'nı kapalı tutarsa, ülkeleri yok edilecek." dedi. Trump'ın tehditlerine tepki gösteren İran heyeti müzakere alanını terk etti.
Katar Dışişleri Bakanlığı, Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda ABD ile İran arasında görüşmelerin başladığını duyurdu.
CANLI ANLATIM
İRAN'DAN YENİ AÇIKLAMA: LÜBNAN KRİZİ SONA ERMEDİKÇE MUTABAKAT UYGULANMAYACAK
İran müzakere heyeti üyesi Hüseyin Kurbanzade, İsviçre’de gerçekleştirilen İran-ABD görüşmelerinde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılması ile ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini söyledi.
Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na göre, Kurbanzade, İran-ABD görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Lübnan'da savaşın sona erdirilmesi konusu kesinleşmedikçe, mutabakat zaptının diğer maddelerinin de uygulama aşamasına girmeyeceğini vurgulayan Kurbanzade, İsviçre’de ana müzakere görüşmelerinin yanı sıra teknik konularda da farklı görüşmeler yapıldığını söyledi.
Kurbanzade, teknik konularda yapılan görüşmelerde İran petrolüne ilişkin yaptırımların geçici olarak kaldırılmasıyla ilgili hazırlanan taslağın nihai hale getirildiğini belirtti.
İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması hususunda da Katar heyeti ile görüşüldüğünü söyleyen Kurbanzade, ikili ve çok taraflı toplantıların en önemli konusunun, mutabakat zaptının 13. maddesi olduğunu dile getirdi.
İRAN HEYETİNDEN "TEHDİT" RESTİ: MÜZAKERE ALANINI TERK ETTİLER
ABD ile İsviçre’de, mutabakatın uygulanması amacıyla müzakere yürüten İran heyetinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın saldırı tehdidinin ardından müzakere alanını terk ettiği bildirildi.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı’na göre, İran heyeti, müzakere alanından ayrıldı.
İranlı heyet, ABD Başkanı Trump’ın İran’a karşı kullandığı "İran, Lübnan’daki yüksek maaşlı vekil güçlerinin sorun çıkarmalarını derhal engellemelidir. Aksi takdirde, geçen hafta yaptığımız gibi İran’a yine çok sert bir darbe indireceğiz, hatta bu sefer daha da sert şekilde. Pezeşkiyan ağzından çıkanlara dikkat etse iyi olur, yoksa ülkenin geri kalanını da ele geçiririz” ifadelerinin ardından müzakere alanını terk etti.
BÜRGENSTOCK’TA KRİTİK RANDEVU: SAAT 15:09’DA KAPALI OTURUMA GEÇİLDİ
Tarihi tanıklıkların yaşandığı İsviçre’nin Bürgenstock beldesinde, Lucerne Gölü başlığıyla gerçekleştirilen ABD-İran memorandum görüşmeleri için tüm hazırlıklar tamamlandı ve heyetler yerel saatle 15:09 itibarıyla kapalı oturuma geçti. Diplomatik bir satranç oyununu andıran zirvede görüşme formatı, bölgedeki güven krizinin derinliğini gözler önüne serdi. Konuya ilişkin Washington’dan canlı bağlanan A Haber Muhabiri İrfan Sapmaz, sürece ilişkin konuşarak görüşmede Katar ve Pakistan heyetlerinin salonda tam olarak ABD ve İran delegasyonlarının arasına yerleştirildiğini belirterek dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İşte sürece ilişin detaylar…
MASADAKİ DEV İSİMLER: DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE GÜÇ SAVAŞI
Sıcak temasın adresi olan toplantı masasında ABD tarafına Başkan Yardımcısı J. D. Vance başkanlık ederken, heyette Donald Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner gibi kilit isimlerin yer alması dikkat çekti. İran tarafında ise Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın masada olması Tahran’ın sürece verdiği önemi gösterdi. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman El Sani ise arabulucu rolleriyle bu tarihi müzakerenin garantörleri olarak salondaki yerlerini aldılar.
J. D. VANCE’TEN İLK AÇIKLAMA: "BÖLGESEL BARIŞ İÇİN UĞRAŞIYORUZ"
ABD heyetinin başındaki isim olan Başkan Yardımcısı J. D. Vance, görüşmelerin hemen başında gazetecilere yaptığı açıklamada çok işlerinin olduğunu vurgulayarak, J. D. Vance, "Bölgesel bir barış için uğraşıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri, Lübnan'daki çatışmayı durdurmak için çabalıyor." ifadelerini kullandı. Barışın hiçbir zaman kolay olmadığını dile getiren Vance, sürecin zorluklarına işaret ederken son birkaç saat içinde büyük ilerleme kaydettiklerini belirtti. J. D. Vance, "Önümüzdeki saatlerde daha fazla ilerleme bekliyorum." sözleriyle Washington’ın bu turu sembolik bir buluşma değil, memorandumun uygulanmasına dönük gerçek bir teknik müzakere olarak gördüğünü kanıtladı.
BASIN ODASINDA GERGİN ANLAR: ARAKÇİ’DEN DİPLOMATİK MESAJ
Görüşme öncesinde basın odasında yaşananlar, bölgedeki gerilimin ve güven krizinin adeta bir özeti gibiydi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi kısa süreliğine basın odasına girerek Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile samimi bir şekilde kucaklaştı ancak odanın tam diğer ucunda bulunan J. D. Vance ile hiçbir temas kurmaması dikkat çekti. Arakçi'nin bu tavrı, diplomasinin başladığını ancak iki ülke arasındaki buzların henüz tam anlamıyla erimediğini gösterdi.
PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞAHBAZ ŞERİF: "GÜZEL BİR ANLAŞMA UMUYORUZ"
Arabulucu rolüyle masada bulunan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de İsviçre'deki atmosferi değerlendirdi. Görüşme sonrası ilk açıklamasında umutlu bir tablo çizen Şahbaz Şerif, "Elimizde güzel bir anlaşma olacağını umuyoruz." şeklinde konuştu. Bu açıklama, kapalı kapılar ardında yürütülen müzakerelerin olumlu bir zemine oturmaya başladığına dair önemli bir sinyal olarak değerlendirildi.
MASADAKİ 4 DEV DOSYA: HÜRMÜZ BOĞAZI VE NÜKLEER PAZARLIK
Ateş hattındaki bölgeyi yakından ilgilendiren müzakerelerin odağında 4 ana dosya bulunuyor. Associated Press ve Axios gibi kuruluşların aktardığı bilgilere göre görüşmeler; İran’ın nükleer programına getirilecek sınırlamalar, ABD yaptırımlarının hafifletilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve petrol ihracatı konuları etrafında şekilleniyor. Ayrıca Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması ve enerji güvenliği de masanın en sıcak başlıkları arasında yer alıyor.
LÜBNAN DOSYASI VE İSRAİL ÜZERİNDEKİ BASKI
İran’ın masadaki ilk şartı olan Lübnan’daki çatışmaların durdurulması konusu, müzakerelerin en kritik virajı olarak görülüyor. The Guardian’ın haberine göre İran, özellikle Lübnan’daki İsrail-Hizbullah gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı kartını masaya sürerek Washington’dan İsrail üzerinde baskı kurmasını talep ediyor. J. D. Vance ise Netanyahu’ya yönelik mesajı sorulduğunda İsrail’in operasyonlarında son günlerde büyük ilerleme gördüklerini belirterek, J. D. Vance, "Lübnan konusunda bulunduğumuz yerden iyi hissediyorum, hâlâ kesilecek odun var ama çalışmaya devam edeceğiz. Bu işler her zaman biraz dağınık olur." sözleriyle sahadaki durumun karmaşıklığına dikkat çekti.
SOYKIRIM İDDİALARINA ABD'DEN YANIT
Lübnan’daki insani dram ve soykırım iddiaları da J. D. Vance’in gündemindeydi. ABD’nin bölgedeki rolünü savunan J. D. Vance, "Amerika Birleşik Devletleri son aylarda Lübnan'daki çatışmayı durdurmak için dünyadaki herhangi bir hükümetten daha fazlasını yaptı." şeklinde konuştu. Bu ifadeler, Washington’ın hem diplomatik masada hem de insani zeminde elini güçlendirme çabası olarak yorumlandı.
TRUMP’IN DİPLOMASİ VE ASKERİ BASKI STRATEJİSİ
Washington’da ise ABD Başkanı Donald Trump’ın gözü kulağı Cenevre’den gelecek haberlerde. Trump’ın zaman zaman gazetecilere yaptığı açıklamalarda, her ne şart altında olursa olsun bu memorandumu kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürme yolunda ilerlediklerini belirttiği ifade ediliyor. CBS kanalı ise Trump’ın Hürmüz Boğazı konusundaki sert uyarılarını öne çıkararak, Washington’ın bir yandan diplomasi yürütürken diğer yandan İran’a yönelik güçlü askeri baskı mesajları verdiğini, bu "iki yönlü" stratejinin İsrail ile ABD arasında gergin bir hava oluşturduğunu aktarıyor.
GÜVEN KRİZİ AŞILABİLECEK Mİ? SÜREÇ HALA KIRILGAN
Sonuç olarak İsviçre’deki bu tarihi zirve, Trump yönetiminin İran meselesini diplomatik bir kazanca dönüştürme girişiminin en kritik aşamasını oluşturuyor. Ancak nükleer denetimler, yaptırım takvimi ve Hizbullah faktörü gibi unsurlar sürecin hala son derece kırılgan olduğunu gösteriyor. ABD ve İran delegasyonlarının aynı salonda olmasına rağmen aralarındaki fiziksel ve diplomatik mesafenin Pakistan ve Katar ile doldurulması, diplomasi başlasa da güven krizinin henüz aşılamadığını kanıtlıyor. Dünyanın gözü, Lucerne Gölü kıyısından gelecek nihai ateşkes ve barış haberlerine kilitlenmiş durumda.