Beyrut'a kara operasyonunun ardından Hizbullah'tan misilleme! İsrail saldırı planını onayladı

Beyrut'a kara operasyonunun ardından Hizbullah'tan misilleme! İsrail saldırı planını onayladı

Orta Doğu’da savaşın 18. gününde terör devleti İsrail, Beyrut'a yönelik saldırılarını hız kesmeden sürdürürken Lübnan’a kara harekatı başlattığını duyurdu. Hizbullah, operasyonun ardından Tel Aviv'e misilleme saldırısıyla yanıt verirken, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir Lübnan'a yönelik yeni saldırı planını onayladı. A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun ve kameraman Hüseyin Koçak, bölgede yaşanan sıcak çatışmaları anbean aktardı.

İşgalci İsrail, 2 Mart'ta Lübnan'a gerçekleştirdiği saldırının ardından Beyrut'u bombalamaya sürdürürken, ülkenin güneyine kara operasyonu başlattı. Hizbullah silahlı güçleri ise kara operasyonunun ardından misilleme saldırıları düzenlerken ülkede yoğun çatışma devam ediyor. A Haber Muhabiri Ata Gündüz Kurşun ve kameraman Hüseyin Koçak, Lübnan'ın güneyinden ilk canlı yayını gerçekleştirirken, sıcak bölgede yaşananları anbean aktardı.

CANLI ANLATIM

LÜBNAN SEMALARINDA DUMANLAR YÜKSELDİ

Terör devleti İsrail, Beyrut'a yeni bir saldırı gerçekleştirirken Lübnan semalarında dumanlar yükseldi. 

KATİL BAKAN LÜBNAN SALDIRISINA İLİŞKİN PLANLARI ONAYLADI

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 2 Mart'tan bu yana hava, deniz ve karadan saldırılar düzenledikleri Lübnan'a yönelik yeni saldırı planlarını onayladı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Zamir'in İsrail'in Kuzey Komutanlığı Komutanı ve diğer üst düzey komutanlarla görüştüğü belirtildi.

Açıklamada, Lübnan'a yönelik saldırılara ilişkin yeni planları onayladığı kaydedilen Zamir'in görüşlerine yer verildi.

400 HİZBULLAH MENSUBU ÖLDÜRÜLDÜĞÜ İDDİASI 

Zamir, İran'ın savaşın ana cephesi olduğunu, Hizbullah'a yönelik saldırıların ise ikinci merkez durumunda bulunduğunu ifade ederek, Lübnan'ın güneyine yönelik bir kara saldırısı başlatıldığını hatırlattı.

Lübnan'a yönelik saldırıların genişletilmesinden bu yana 400 Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü ileri süren Zamir, Kuzey Komutanlığı'nı ek birliklerle takviye ettiklerini bildirerek ülkeye yönelik saldırıların artacağı tehdidinde bulundu. 

İSRAİL LÜBNAN BATAKLIĞINA MI SAPLANIYOR?

Terör devleti İsrail'in Lübnan'ın güneyine başlattığı kara operasyonunun ardından Hizbullah'tan saldırılara misilleme geldi. Özellikle Hiyam bölgesinde sıcak çatışmalar sürerken, başkent Beyrut'ta peş peşe bombardıman yaşanıyor. A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun Lübnan'da bölgedeki son gelişmeleri aktardı. 

HİZBULLAH’IN KALESİNDE SERT MUKAVEMET

Lübnan’ın güneyindeki coğrafi yapının İsrail için büyük bir engel teşkil ettiğini belirten Ata Gündüz Kurşun, "Lübnan'ın güneyi, yıllardır Hizbullah'ın adeta kalesi konumunda. Hizbullah, bölgenin her bir dağını, taşını, ovasını ve çukurunu avucunun içi gibi biliyor. Dolayısıyla İsrail'in girmek istediği bu topraklarda çok sert bir mukavemetle karşılaştığını söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı. Çatışmaların şiddetine dikkat çeken Kurşun, "Hizbullah hesaplarından yapılan açıklamaya göre, Hiyam ilçesinde düşman İsrail ordusuyla doğrudan temas halindeler. Bu da artık bölgede göğüs göğüse çarpışmaların yaşandığı anlamına geliyor" sözleriyle sahadaki durumu özetledi.

STRATEJİK HİYAM DAĞI VE İSRAİL’İN HAVA BOMBARDIMANI

Hiyam Dağı’nın stratejik önemine vurgu yapan Ata Gündüz Kurşun, "Bu dağın ele geçirilmesi İsrail açısından kritik bir hamle ancak Hizbullah şu ana kadar buna müsaade etmiş değil. İsrail ordusu karada adeta çamura saplandığı için sonuç almak adına yoğun topçu atışları ve hava saldırılarına yönelmiş durumda. Bu yolla Hizbullah üyelerini güneyden püskürtmeye çalışıyorlar" değerlendirmesinde bulundu. İsrail’in tampon bölge planını da hatırlatan Kurşun, "İsrail'in amacı 15 kilometrelik bir tampon bölge oluşturarak Lübnan topraklarını işgal etmek. Ancak Litani Nehri'nin güneyi olarak adlandırılan bölgenin derinliği 30 kilometre ve İsrail bu hattın tamamen boşaltılmasını hedefliyor" dedi.

HİZBULLAH’IN "KAPALI KUTU" CEPHANESİ

İsrail’in Hizbullah’ın kapasitesine dair yaptığı çelişkili açıklamalara değinen Kurşun, "İsrail yetkilileri geçtiğimiz yıl Hizbullah'ın altyapısının büyük kısmını yok ettiklerini ve komuta kademesini etkisiz hale getirdiklerini iddia etmişti. Ancak bugün gelinen noktada Hizbullah'ın elinde hâlâ birkaç bin roket olduğu söyleniyor. Hizbullah bu anlamda tam bir kapalı kutu; İsrail bir buçuk yıl önce bu sayının 150 bin olduğunu iddia ediyordu" sözleriyle askeri belirsizliğe işaret etti.

LÜBNAN YÖNETİMİ VE DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Lübnan hükümetinin içinde bulunduğu zor durumu aktaran Ata Gündüz Kurşun, "Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, 'Hiç kimse başkalarının savaşlarının topraklarımızda gerçekleşeceğini beklemiyordu' diyerek bir anlamda Hizbullah unsuruna göndermede bulundu. Lübnan yönetiminin Hizbullah'ın silah bırakmasına yönelik bir çağrı arayışında olduğunu biliyoruz" ifadelerini kullandı. Uluslararası alandaki girişimlere de değinen Kurşun, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu süreçte devrede olduğunu görüyoruz. Ancak Hizbullah'ın silah bırakmaya niyetli olmadığı ve İsrail'in kuzeyindeki askeri tesisleri hedef alarak direnişini sürdürdüğü bir gerçek" sözleriyle haberini noktaladı. 


 

HİZBULLAH'IN ROKETLERi İSRAİL'İN KUZEYİNDE BİRDEN FAZLA BÖLGEYE DOĞRUDAN İSABET ETTİ

İsrail'in Kanal 12 televizyonunda yayımlanan habere göre, Hizbullah'ın saldırısı nedeniyle İsrail'in kuzeyindeki birçok kentte sirenler çaldı.

Hizbullah'ın roketlerin yanı sıra insansız hava araçlarını da saldırıda kullandığı belirtilen haberde, fırlatılan roketlerin İsrail'in kuzeyinde birden fazla noktaya doğrudan isabet ettiği aktarıldı.

Haberde, Nahariye'de birkaç noktaya roketlerin isabet etmesi sonucu hasar meydana geldiği ve güvenlik güçlerinin bölgede çalışmalara başladığı kaydedildi.

Nahariye'de roketin bir eve isabet etmesi nedeniyle yangın çıkarken İsrail acil yardım servisi, bölgede 3 kişiye zehirlenme belirtileri nedeniyle tıbbi müdahalede bulunulduğunu bildirdi.

Açıklamada ayrıca 40 yaşında bir kişinin kafasına şarapnel isabet etmesi sonucu orta derecede yaralandığı kaydedildi.

HİZBULLAH'TAN İSRAİL'E SALDIRI: 3 YARALI

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, Hizbullah da İsrail’i roket ve dronlar ile hedef almaya devam ediyor. Hizbullah’ın İsrail’in Nahariya bölgesine düzenlendiği roket saldırısında 3 kişi yaralandı. Saldırı sonrası roketin isabet ettiği binada yangın çıktı.

İsrail ordusu, bölgeye düşen füzenin roket saldırısını önlemede başarısız olan bir hava savunma sistemine ait olabileceği yönündeki ilk bulguları yalanlayarak, bölgeye düşen cismin Hizbullah füzesi olduğunu açıkladı.

 

LÜBNAN'DA BİLANÇO AĞIRLAŞIYOR

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart'tan itibaren düzenlediği hava saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 886’ya, yaralananların sayısının 2 bin 141’e yükseldiğini açıkladı.

İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında can kaybı artmaya devam ediyor. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in saldırılarını başlattığı 2 Mart'tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısının 886’ya, yaralananların sayısının 2 bin 141’e yükseldiği belirtildi. Bakanlık, ayrıca saldırılarda en az 38 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini, 69'unun da yaralandığını ifade etti.

 

LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE CAN PAZARI: A HABER SICAK ÇATIŞMALARIN ORTASINDA

A Haber ekibi, İsrail saldırılarının ve şiddetli çatışmaların hedefindeki Lübnan'ın güneyine girerek bölgedeki son durumu yerinden görüntüledi. Muhabir Ata Gündüz Kurşun ve kameraman Hüseyin Koçak, Nebatiye kentinden aktardıkları çarpıcı görüntülerle savaşın yıkıcı yüzünü, tahliye edilen şehirleri ve SİHA tehdidi altındaki halkın yaşam mücadelesini Türk televizyonlarında ilk kez ekranlara taşıdı.

NEBATİYE GİRİŞİNDE SESSİZLİK HAKİM

Lübnan'ın güneyindeki stratejik noktalardan biri olan Nebatiye kentine giren A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "A Haber ekibi olarak kameraman arkadaşım Hüseyin Koçak'la birlikte Lübnan'ın güneyindeyiz ve Türk televizyonlarında ilk kez A Haber farkıyla getireceğiz ekranlarınıza bu görüntüleri. Nebatiye kentinin tam da girişi burası ve girişinde bizi bir taraftan Hizbullah'ın, bir taraftan da Lübnan'ın bayrakları karşılıyor." sözleriyle bölgedeki atmosferi aktardı.

Tahliye uyarılarının ardından kentin adeta bir hayalet şehre dönüştüğünü belirten Kurşun, "İnsanlar bir taraftan canlarını kurtarmanın derdinde, bir taraftan da hemen ileriki noktada, yaklaşık 10 kilometre ötede çok şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Kentler, yerleşim yerleri ne yazık ki bomboş. 1 milyon kişi şu anda yerinden yurdundan edilmiş durumda; deyim tam da yerinde, 'cin top oynuyor'." ifadelerini kullandı.

HIYAM HATTINDA SICAK TEMAS VE AMBULANS TRAFİĞİ

Bölgede İsrail ordusu ile Hizbullah güçleri arasında göğüs göğüse çarpışmaların yaşandığına dikkat çeken Ata Gündüz Kurşun, "Hizbullah açıklama yapmıştı; Nebatiye kentine bağlı Hıyam ilçesinde İsrail ordu birlikleriyle yakın temas halinde, doğrudan temas halinde olduklarını duyurmuştu. Ambulanslar şu anda sınır hattına doğru gidiyor. Bakın ambulanslar art ardına, bir tane daha geliyor, bir ambulans daha... Çünkü İsrail katliamı devam ediyor." şeklinde konuştu. 

İSRAİL SİHA'LARINDAN KURTULMAK İÇİN ZAMANLA YARIŞ

Bölgede hareket eden kısıtlı sayıdaki aracın neden çok süratli olduğunu açıklayan Kurşun, "Sadece kısıtlı sayıda geçen araçları görüyoruz. Onlar da çok hızlı bir şekilde seyrediyor. Bunun sebebini şöyle açıklıyor buradakiler: İsrail hava araçlarından, saldırılarından kurtulmak için en azından bir tedbir. Hem Hizbullah üyeleri hem de burada yaşayan yerleşik vatandaşlar, İsrail SİHA'larından kurtulmak için kendilerine göre böyle bir önlem alıyor." ifadelerini kullandı.

LİTANİ NEHRİ'NİN GÜNEYİ ENKAZ YIĞINI

İsrail saldırıları sonucu harabeye dönen yerleşim yerlerini gösteren Ata Gündüz Kurşun, "Yıkılan yerleri, daha doğrusu İsrail tarafından vurulan yerleri ekranlarınıza taşıyoruz çünkü her bir taraf enkaz yığını. 2 Mart'tan sonraki o İsrail katliamında yerle bir edilen binalar yan yana duruyor. Nebatiye kent merkezinde bu şekilde yüzlerce bina var." dedi.

Bölgedeki demografik baskıya da değinen Kurşun, "Lübnan'ın güneyinde, Litani Nehri'nin güneyinde yaklaşık 200 bin kişi yaşıyor ki İsrail bu nüfusun tamamının o bölgeyi boşaltmasını istiyor. İnsanlar şu anda nereye gideceklerini bilemiyor. Kara harekatının kapsamı genişleyecek mi kimse bilmiyor." sözleriyle bölgedeki belirsizliğin ve insani dramın altını çizdi.

A HABER EKİBİ LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE

İsrail ve ABD’nin İran’a ve Lübnan’a yönelik saldırıları 17. güne girdi. Tel Aviv’den Sur’a kadar bölgedeki şehirler ve stratejik üsler hedef alınırken, Lübnan’ın güneyinde 1 milyon kişi yerinden edildi. Sur kentindeki yıkım, İsrail ordusunun kara harekâtıyla daha da derinleşti. A Haber ekibi, bölgeden özel görüntülerle gelişmeleri aktarıyor.

TEL AVİV’DE SİRENLER ÇALDI: İRAN’DAN İLK FÜZE SALDIRISI

İran, İsrail’e ilk kez Seccil füzesiyle saldırı düzenledi. Başkent Tel Aviv ve çevresinde sirenler çalarken güvenlik güçleri alarma geçti. Devrim Muhafızları, İsrail’e yönelik 52. füze dalgasında sanayi bölgelerini hedef aldıklarını belirtti ve Netanyahu’nun durumu belirsiz olsa da gerekirse takip edilerek öldürülmesine yönelik operasyonların süreceğini ifade etti.

İsrail medyası, Tel Aviv’in Bney Brak ve Ramat Gan bölgelerine roket düştüğünü ve 108 kişinin yaralandığını duyurdu. İran saldırıları sadece İsrail ile sınırlı kalmadı; Irak’taki Harir Hava Üssü ve Kuveyt’teki Ali Al Salem ile Arifcan üsleri de füze ve İHA’larla hedef alındı. ABD, 6 binden fazla hedefi vurduğunu ve İran’ın balistik füze ile İHA kapasitesinin büyük ölçüde azaldığını iddia etti. İsrail basını ise füze savunma stoğunun azaldığını ve bu durumun ABD’ye iletildiğini aktardı.

LÜBNAN’DA İNSANLIK KRİZİ: 1 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ

A Haber ekibinden Ata Gündüz Kurşun, Sur kentinden gelişmeleri aktararak, "Sur kenti bugüne kadar İsrail hava ve topçu birlikleri tarafından hedef alındı. Burası sahil kenti olmasına rağmen caddeler boş, alışveriş merkezleri yerle bir olmuş durumda, halk ne yapacağını şaşırmış durumda" ifadelerini kullandı.

Gündüz Kurşun, Lübnan’ın güneyinde yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edildiğini, bunun Lübnan topraklarının yüzde 20’sine tekabül ettiğini ve bölgedeki tahliye sürecinin İsrail tarafından dayatıldığını sözleriyle aktardı.

KARA HAREKATI VE SICAK ÇATIŞMALAR

İsrail işgal güçlerinin başlattığı kara harekâtı kapsamında Litani Nehri’nin güneyinde çatışmalar sürüyor. Gündüz Kurşun, "Nebatiye’ye bağlı Hıyam ilçesinde İsrail ordusu ile Hizbullah arasında doğrudan temas sağlandı. Hizbullah’ın özel birliği Rıdvan güçleri sıcak çatışmalara girdi" ifadelerini kullandı.

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’ın silahlarını devlete teslim etmesi çağrısını yineledi. Ancak Hizbullah, "Lübnan topraklarını biz koruyoruz, İsrail sürekli saldırıyor" diyerek silah bırakmayı reddediyor.

LİTANİ NEHRİ: HAYAT DAMARSI

Gündüz Kurşun, Litani Nehri’nin Lübnan’ın güneyinde can damarı olduğunu belirterek, "Burada yaklaşık 200 bin kişi yaşıyor. Bölgenin su ihtiyacı büyük ölçüde buradan sağlanıyor. 300 köy ve 54 bin hektarlık alanın sulaması Litani Nehri ile karşılanıyor" ifadelerini kullandı.

UNIFIL unsurlarının 30 yıldır sınır hattında konuşlu olduğunu ancak İsrail’in zaman zaman bu birlikleri hedef aldığını, Birleşmiş Milletler’in tepkisinin ise çoğunlukla kınama ile sınırlı kaldığını aktardı.

SUR’DAN CANLI GÖRÜNTÜLER

Gündüz Kurşun, "Sur kenti bir zamanlar cıvıl cıvıl bir yerleşimdi, ancak artık dükkanların çoğu kapalı, insanlar birkaç parça eşyayla ayrılmak zorunda kaldı. İsrail ordusunun kara harekâtı ve hava saldırıları, bölgede normal yaşamı imkânsız hale getirdi" sözleriyle Sur’daki durumu aktardı.

A Haber, Lübnan’ın güneyinden özel görüntüler ve saha raporlarıyla gelişmeleri anbean izleyiciye aktarmaya devam ediyor.

LÜBNAN, UNIFIL GÜÇLERİNE ÜLKENİN GÜNEYİNDE YAPILAN SALDIRIYI KINADI

Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) askerlerine ülkenin güneyinde ateş açılmasını kınadı ve Hizbullah'a askeri faaliyetlerinin yasa dışı sayıldığı kararı hatırlattı.

Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Dışişleri Bakanlığı, Yatır, Deyr Kifa ve Kallaviye'deki üslerinin yakınlarında rutin devriye gezen UNIFIL güçlerine yönelik üç ayrı olayda gerçekleştirilen silahlı saldırıları en güçlü şekilde kınamaktadır." ifadesi kullanıldı.

UNIFIL güçlerine düzenlenen saldırının uluslararası hukuku ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını ihlal ettiğine dikkat çekilen açıklamada, barış güçlerinin BMGK'nin 1701 sayılı kararı uyarınca kendini savunma ve görevlerini engelleme girişimlerine karşı koyma hakkına sahip olduğu kaydedildi.

Lübnan Bakanlar Kurulu'nun 2 Mart tarihli kararının hatırlatıldığı açıklamada, Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin yasa dışı ilan edildiği ve Hizbullah'ın silahlarını Lübnan devletine teslim etmek zorunda olduğu vurgulandı.

Lübnan hükümetinin tutumuna önem atfedilen açıklamada, "Devlet dışında faaliyet gösteren hiçbir silahlı grubun, şüpheli amaçlarla Lübnan'ı kaosa sürüklemesine izin verilmeyecektir." ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, Lübnan devletinin ülkeyi korumak, güvenliğini sağlamak ve halkın çıkarlarına hizmet etmek için toprakları üzerindeki egemenliğini uygulama ve silahların meşru kurumlarla sınırlandırılması konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Lübnan'ın güneyindeki Yatır, Deyr Kifa ve Kallaviye beldelerindeki üsleri çevresinde UNIFIL barış güçlerine "muhtemelen devlet dışı silahlı gruplar tarafından 3 ayrı olayda ateş açıldığı" ifade edildi.

İsrail'in hava ve kara saldırılarını genişletmesi nedeniyle Lübnan'ın güneyinde İsrail ordusu ile Hizbullah mensupları arasında çatışmalar yaşanıyor.

Lübnan genelinde hava saldırıları düzenleyen İsrail ordusuna karşı Hizbullah da ülkenin güneyinden İsrail'e roket saldırıları düzenliyor.

İSRAİL'İN YERİNDEN ETTİĞİ LÜBNANLILAR, BATI'NIN SESSİZLİĞİ VE İSRAİL'LE İŞBİRLİĞİNDEN ŞİKAYETÇİ

İsrail işgal güçlerinin Lübnan'ın güneyine düzenlediği hava ve kara saldırıları ile bölgedeki işgali nedeniyle yerinden edilen Lübnanlılar, yaşadıkları zorlu koşullara dikkati çekerek, dünyaya insan hakları dersi veren Batı'nın yaşanan ihlaller karşısındaki sessizliğini ve İsrail'le işbirliğini eleştirdi.

Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Reml ez-Zarif Okulu'na sığınan yaklaşık 1300 yerinden edilmiş kişi, zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor.

Okulda kalan Lübnanlılardan Hasan Ali Şems, AA muhabirine, "Bu insanlar mülteci değiller, kendi ülkelerinde İsrail işgali yüzünden topraklarını terk etmek zorunda kaldılar." dedi.​​​​​​​

 "BATI'NIN BİRAZ PETROL VE SU İÇİN İNSAN ÖLDÜRECEK KADAR VAHŞİ OLDUĞUNU BİLMİYORDUK"

Okullarda Batı medeniyetinin öğretildiğine işaret eden yaşlı adam, "Ancak Batı'nın biraz petrol ve su için insan öldürecek kadar vahşi olduğunu bilmiyorduk. Gazze'de çocuklar öldürülüyor. Savundukları demokrasi ve medeniyet bu mu?" diyerek serzenişte bulundu.

Direnişin önemine dikkati çeken Şems, "Vatanımı ve namusumu savunuyorum. Biz savaşı sevmiyoruz ama topraklarımızı ve haklarımızı istiyoruz. Direnen her insan şereflidir. Mazlumun yanında duran şerefli Türkiye'yi seviyorum. Her yerde zulüm görenler için sesini yükselten Türkiye'ye selam olsun." ifadesini kullandı.

İsrail'in katliamlarından Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sorumlu olduğunu dile getiren Şems, birlik olmanın önemine vurgu yaptı.

"YATAK, BATTANİYE VE GIDA MADDELERİNDE EKSİKLİK YAŞIYORUZ"

Lübnan'ın güneyindeki Blida beldesinden olan Zeynep Hüseyin Dahir, Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesinden yerinden edildiğini anlattı.

Dahir, yerinden edilmenin getirdiği zorluklara dikkati çekerek, "Burada çok büyük acılar çekiyoruz. Şeker hastasıyım, astımım ve cilt hastalıklarım var. Küçük bir odada altı kişi kalıyoruz, burada uyuyamıyoruz ve her şeyimiz eksik." diye konuştu.

Temel ihtiyaçlar noktasında büyük sıkıntı olduğunu vurgulayan Lübnanlı kadın, "Yatak, battaniye ve gıda maddelerinde eksiklik yaşıyoruz." dedi.

Dahir, insani yardım eksikliğine dikkati çekerek, "Bize hiçbir şey ulaşmadı. İnsülin ve astım ilacı gibi hayati öneme sahip ilaçlarımız yok. Sağlık ekipleri geliyor ama ihtiyacımız olan ilaçlar onlarda yok. Çoğu ilaç bulunamıyor." ifadelerini kullandı.

Lübnan hükümetine seslenen Dahir, "Bize en azından çadır sağlamasını bekliyoruz. İki kişinin bile sığmayacağı bir odada beş-altı kişi uyuyoruz." şeklinde konuştu.

MEDENİYET VE İNSAN HAKLARINDAN BAHSEDENLER ACİZ KALDI

Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye kentinde bağlı Deyr Nitar beldesinden yerinden edilen Hasan Abdullah, İsrail'le savaşı Hizbullah'ın başlatmadığını, İsrail ordusunun kendilerine savaş açtığını söyledi.

Abdullah, "Gençlerimizi öldürüyorlar; yolda yürürken, işimize giderken bizi arabalarımızda vuruyorlar. Uçaklarla ve dronlarla bizi vuruyorlar. Sınır hatlarındaki evlerimiz füzelerle hedef alınıyor." diye konuştu.

Lübnanlı adam, "Biz sadece kendimizi, ailelerimizi ve bu ülkeyi savunuyoruz. Burası bizim ülkemiz." dedi.

Yerinden edilmenin zorluklarına dikkati çeken Abdullah, normalde 2 saatten kısa süren yolu yaklaşık 19 saatte katettiklerini anlattı.

İsrail saldırılarında yakınlarından 8 kişiyi kaybettiğini söyleyen Abdullah, şöyle konuştu:

"Dünyaya ve Avrupa ülkelerine, hani bize medeniyet ve insan haklarından bahsedenlere mesajım; bu düşmanla işbirliği içinde nasıl da aciz kaldılar. Konuşmaya cesaret edemiyorlar çünkü hepsi küresel Siyonizm'e bağlı. Artık bize insan haklarından bahsetmesinler."

İSRAİL İŞGAL GÜÇLERİ AMBULANS HEDEF ALDI

Lübnan'ın güneyindeki bir evi bombalayan İsrail işgal güçleri eve giden ambulansı da hedef aldı, saldırıda 2'si sağlık çalışanı 3 kişi yaşamını yitirdi.

Lübnan resmi haber ajansı NNA'ya göre, İsrail işgal güçleri Lübnan'ın güneyindeki birçok beldeyi hedef almayı sürdürüyor.

İsrail savaş uçakları, Nebatiye kentine bağlı Kefr Sir beldesinde bir evi bombaladı, saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti.

Bombalanan eve giden ambulansın da İsrail savaş uçaklarınca hedef alınması sonucu 2 sağlık görevlisi yaşamını yitirdi, 1 sağlık görevlisi de yaralandı.

Hizbullah'ın yönettiği bilinen İslami Sağlık Kurumu, Lübnan'da özellikle Şii halkın yoğun olduğu bölgelerde sağlık ve acil durum hizmetleri sağlıyor.

BEYRUT’TA ÇADIR KENTLER ÇAMUR ALTINDA

İsrail’in Lübnan’a yönelik başlattığı kara harekatı ve şiddetli bombardımanlar neticesinde yaklaşık 1 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı. Beyrut sokaklarında ve liman çevresinde yaşam mücadelesi veren Lübnanlılar, bir yandan İsrail saldırılarıyla diğer yandan olumsuz hava koşullarıyla savaşıyor. A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, Beyrut’un kalbinden, Marina bölgesinden bölgedeki son durumu ve giderek derinleşen insani krizi aktardı.

BEYRUT LİMANI ÇEVRESİNDE YAŞAM SAVAŞI

Beyrut’un en elit bölgelerinden biri olan Marina ve liman çevresinin artık derme çatma çadırlarla dolduğunu belirten Ata Gündüz Kurşun, "Burası Beyrut’un kalbi, normalde elit bir yer ancak şu an insanlık dramına sahne oluyor. Son birkaç gündür kum fırtınası ve toz bulutu vardı, ardından yağan yağmur bu tozları çamura dönüştürerek insanların üzerine yağdı. Yerinden yurdundan edilen insanlar, naylonlarla korumaya çalıştıkları derme çatma çadırlarında perişan halde geceyi geçirmek zorunda kaldı" ifadelerini kullandı.

İSRAİL’İN SÖZDE "İNSANLIK ORDUSU" VE KARA HAREKATI

İsrail’in bölgedeki askeri hareketliliğini artıran açıklamalarına değinen muhabir, "İsrail ordusu, ileri savunma bölgesini güçlendirmek amacıyla kilit noktaları hedef alan özel bir kara harekatı başlattığını duyurdu. Kuzey sınırına ek tugaylar sevk edildi. Ancak İsrail ordu sözcüsünün 'Biz insanlık ordusuyuz, iğrenç suçlarla karşı karşıyayız' şeklindeki açıklamaları oldukça gülünç. Kendi yaptıkları katliamları ve iğrençlikleri bir kenara bırakarak böyle konuşuyorlar" sözleriyle İsrail’in tutumunu eleştirdi.

LÜBNAN’DA GAZZE SENARYOSU: 1 MİLYON KİŞİ EVSİZ

Lübnan topraklarının beşte birinin göç etmek zorunda kaldığını vurgulayan Kurşun, "Lübnan’da yaklaşık 1 milyon kişi, yani nüfusun yüzde 20’si yerinden edildi. İnsanlar bulabildikleri her boşluğa çadır kuruyor. Güçsüz bir hükümet var; yeme içmeyi bırakın, insanlara bir çadır bile veremiyorlar. Tıpkı Gazze’de uyguladıkları senaryoyu burada da devreye soktular. Önce 'boşaltın, operasyon bitince döneceksiniz' diyorlar ancak insanlar döndüğünde evlerinin yerinde yeller esiyor, her yer bombalanmış oluyor" dedi.

HÜKÜMETTEN HİZBULLAH’A SEMBOLİK ÇAĞRI

Lübnan iç siyasetindeki hareketliliği de aktaran Ata Gündüz Kurşun, "Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Hizbullah’a askeri faaliyetlerini durdurması ve silahlarını devlete teslim etmesi yönünde bir çağrıda bulundu. Ancak bu açıklamalar sembolik olmaktan öteye geçemiyor; Hizbullah bugüne kadar hükümetin bu yöndeki taleplerini hiçbir şekilde dinlemedi. Fransa öncülüğünde bir ateşkes süreci için çalışılıyor ama şu ana kadar bir mesafe katedilebilmiş değil" ifadelerini kullandı.

İSRAİL'DEN LÜBNAN'IN GÜNEYİNE KARA HAREKATI

İsrail İşgal Güçleri pazartesi günü yaptığı açıklamada, birliklerinin son günlerde güney Lübnan’da Hizbullah mevzilerine karşı “sınırlı kara operasyonları” başlattığını bildirdi.

Açıklamada, söz konusu operasyonların ileri savunma hatlarını güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildiği ifade edildi.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A YÖNELİK SALDIRILARI MAYIS SONUNA KADAR SÜREBİLİR

 İsrail'in 2 Mart itibarıyla Lübnan'a başlattığı genişletilmiş saldırılarının, 21-22 Mayıs'taki Yahudilerce kutsal "Şavuot Bayramı"na kadar sürdürebileceği iddia edildi.

İsrail'in Yedioth Ahronoth gazetesinin haberine göre, İsrail İşgal Güçleri Kuzey Komutanlığından üst düzey bir askeri yetkili, Lübnan sınırının doğu kesiminde görev yapan yedek askerlere kapalı kapılar ardında brifing verdi.

Toplantıda askerlere "bu sefer zamanın farklı şekilde aktığını" söyleyen yetkili, İsrail'in Lübnan'daki saldırılarının 21 Mayıs'ta başlayan "Şavuot Bayramı"na kadar sürebileceğini belirterek, "Gerektiği kadar burada kalacağız. Belirli bir zaman dilimiyle sınırlı değil." ifadelerini kullandı.

Yedek askerlerin göreve çağrıldığı İsrail işgal güçlerinin giderek artan yorgunluk yaşadığı belirtilen haberde, buna rağmen ordunun daha agresif davranacağı ileri sürülerek bir tampon bölge oluşturmaya çalışacağı ve sınır bölgelerine yapılan bombardımanların Lübnan'ın daha içine doğru süreceği kaydedildi.

Haberde, kuzeye çekilen Golani Tugayı'na Nahal ve paraşütçü birliklerinin de katılmasının beklendiği, şu ana kadar Lübnan topraklarında 7 ila 9 kilometre alanda karada faaliyet gösteren İsrail ordusunun işgali genişleteceğine işaret edildi.

TERÖR ORDUSU CANLI YAYINDA LÜBNAN'I VURDU

Katil İsrail ordusu, Lübnan’a başlattığı operasyon kapsamında Beyrut’a yönelik saldırı ve bombardımanını sürdürürken, saldırı anı A Haber’in canlı yayınına saniye saniye yansıdı.

 

TERÖR ORDUSUNDAN LÜBNAN'DA KANLI KATLİAM

Katil İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine düzenlediği saldırılarda 11 kişi hayatını kaybetti, 13 kişi yaralandı.

Lübnan haber ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu Lübnan'ın güneyindeki çok sayıda beldeye hava saldırılarını sürdürdü.

Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun dün gece Lübnan'ın güneyindeki Cizzin ilçesine bağlı Katrani beldesine düzenlediği saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiği, 6 kişinin de yaralandığı belirtildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun Mercayun ilçesine bağlı Mecdel es-Silm beldesine düzenlediği saldırıda 2 Lübnanlının yaşamını yitirdiği, 4 kişinin de yaralandığı aktarıldı.

Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine bağlı Aytit beldesini hedef alan İsrail saldırısında 3 kişinin öldüğü, 3 kişinin de yaralandığı kaydedildi.

NNA'nın haberinde İsrail ordusunun Yukarı Nebatiye yolunda bir işletmeye düzenlediği saldırıda 1 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Ayrıca, İsrail ordusunun gün içinde tahliye uyarısı yaptığı Sur kentine bağlı Şabriha beldesine de hava saldırısı düzenlediği aktarıldı.

KATİL İSRAİL'DEN DEV ASKERİ YIĞINAK

Terör devleti İsrail ordusunun, Lübnan'a kara saldırılarının genişletilmesi ihtimali nedeniyle 450 bin yedek askerin göreve çağrılması için hazırlandığı bildirildi.

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberinde, İsrail ordusunun hükümetten 450 bin yedek askeri göreve çağırma talebinde bulunacağı belirtildi.

Ordunun talebinin ilerleyen günlerde sunulmasının ve hükümet tarafından onaylanmasının beklendiği aktarıldı.

Talebin Lübnan'a yönelik muhtemel kara saldırılarının genişletilmesi beklentisiyle yapılacağı ifade edildi.

Haberde, 450 bin yedek askerden bahsedilmesine karşın şu anda orduya çağrılabilecek azami yedek asker sayısının 260 bin olduğuna ve bunun İsrail ordusunun savaş bölgelerinde yükünü hafifletme gerekçesiyle hükümet tarafından geçen ocak ayında alınan kararla belirlendiğine işaret edildi.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI

İsrail ordusundan 2 Mart'ta yapılan açıklamada, Lübnan'dan füze atıldığının tespit edilmesinin ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmişti.

Daha sonra Lübnan geneline hava saldırıları başlattığını duyuran ve başkent Beyrut'u hedef alan İsrail ordusu, havadan ve denizden yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan'da kara işgalini genişletme kararı almıştı.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, 14 Mart'ta, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana Lübnan'a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 850'ye, yaralı sayısının ise 2 bin 105'e yükseldiğini açıklamıştı.

Lübnan hükümetine bağlı Afet Yönetimi ise İsrail'in işgali ve saldırıları nedeniyle Lübnan'da zorla yerinden edilenlerin resmi sayısının 830 bini geçtiğini bildirmişti.

BEYRUT'A YENİ BOMBARDIMAN

İsrail savaş uçakları Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yeni hava saldırıları düzenledi.

LÜBNAN KATLİAMINDA GAZZE SENARYOSU UYGULANIYOR

Sahadaki son durumu aktaran A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "İsrail bir taraftan İran ile bir ülke bazında savaşırken, bir taraftan da Hizbullah ile örgüt bazında savaşmaya devam ediyor" ifadelerini kullandı.

İsrail’in saldırılarının sadece Başkent Beyrut ile sınırlı kalmadığını belirten A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "Lübnan'ın güneyi ile birlikte Lübnan'ın doğu kesimleri de İsrail ateşi altında bulunuyor" sözleriyle saldırıların genişliğini gözler önüne serdi. Hizbullah’ın ise özellikle güney kesimlerde direniş gösterdiği ve Nebatiye kenti kırsalında İsrail ordusuyla doğrudan sıcak çatışmaya girdiği bildirildi.

TAMPON BÖLGE YALANI VE LİTANİ PLANI
İsrail’in sahadaki taleplerinin birbiriyle çeliştiğine dikkat çekilirken, A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "İsrail 15 kilometrelik bir tampon bölge istiyor ancak Litani Nehri'nin güneyinden kuzeyine kadar olan 30 kilometrelik alanın boşaltılmasını dayatıyor" sözleriyle İsrail’in asıl niyetinin çok daha geniş bir alanı işgal etmek olduğunu vurguladı. Bu bölgenin stratejik su kaynaklarına ve yüzlerce yerleşim yerine ev sahipliği yaptığı belirtilirken, İsrail’in Beyrut’ta Hizbullah’ın kalesi olarak bilinen Dahiye bölgesindeki 7 mahallenin tamamen boşaltılmasını istediği aktarıldı.

LÜBNAN TOPRAKLARININ YÜZDE 20’Sİ BOŞALTILIYOR
İsrail’in tahliye baskısının ulaştığı korkunç boyutları aktaran A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "Tahliye edilmesi istenen alan, Lübnan topraklarının yüzde 20'sine tekabül ediyor; bu Lübnan'ın beşte birinin boşaltılması demek" ifadelerini kullandı. Daha önceki saldırılarda nokta koordinat veren İsrail’in, artık mahalle bazında topyekûn tahliye emirleri yayınlayarak büyük bir kaosa zemin hazırladığı ifade edildi.

SOKAKLARDA İNSANLIK DRAMI: BİR MİLYON SİVİL ÇARESİZ
Saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan sivillerin durumu ise yürekleri dağlıyor. Beyrut Limanı ve Marina bölgesinde derme çatma çadırlarda hayatta kalmaya çalışan aileleri aktaran A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "Bir tarafta elit bir yaşam sürerken, hemen yanı başında yağmurun ve çamurun içinde çadırlarda kalmaya çalışan insanları görüyoruz" sözleriyle bölgedeki derin uçurumu dile getirdi. Olumsuz hava koşullarının dramı körüklediğini belirten A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun  "Dün kum fırtınası vardı, üzerine yağmur yağınca insanların tepesine çamur yağdı; Lübnan hükümeti ise bu devasa kriz karşısında çaresiz kalmış durumda" ifadelerini kullandı.

Resmi rakamlara göre 830 bin, gayri resmi verilere göre ise 1 milyona yakın insanın yerinden edildiği Lübnan’da, İsrail’in Gazze’deki taktikleri harfiyen uyguladığı görülüyor. A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun , "İsrail yetkilileri Lübnan'ı ve Beyrut'u ikinci bir Gazze yapacaklarını açıkça söylüyorlar" sözleriyle tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekti. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu can kaybı sayısı 850’ye yükselirken, yaralı sayısının 2 bini geçtiği ve Lübnan halkının "güvenli bölge" yalanıyla belirsiz bir ölüme sürüklendiği vurgulandı.

LÜBNAN YENİ GAZZE Mİ OLACAK?

Lübnan’da Hizbullah’ın konumunun özel bir dikkatle incelenmesi gerektiğini A Haber canlı yayınında vurgulayan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer, "Hizbullah’ın Suriye iç savaşındaki etkisi, Irak’taki varlığı ve İran’ın desteğini alarak İsrail’e karşı yürüttüğü mücadele on yıllardır süren bir savaşın parçasıdır," sözlerini kullandı. Gazze’deki savaşta Hamas’a verilen desteğin de bu stratejinin bir parçası olduğunu belirten Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer, "Hizbullah ve İsrail arasındaki bu çatışma hali aslında çok uzun bir geçmişe dayanıyor," ifadeleriyle bölgesel denkleme dikkat çekti.

LİTANİ NEHRİ VE TAMPON BÖLGE KRİZİ
Litani Nehri’nin stratejik önemine değinen bir diğer Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer, "Litani Nehri’nin güneyinin aslında tarafsız bir alan olması gerekiyordu. Tıpkı Golan Tepeleri gibi Hizbullah ve İsrail’den arındırılmış bir bölge olması beklenirken, tarafların ateşkese uymaması nedeniyle bu tampon bölge bir türlü oluşturulamadı," şeklinde konuştu. Şu an bölgenin tam anlamıyla bir çatışma sahasına dönüştüğünü belirten konuşmacı, "Lübnan ve İsrail arasındaki bu belirsizlik, bölgedeki boşluğun doldurulamamasından kaynaklanıyor," sözleriyle durumu aktardı.

DOĞU AKDENİZ’DE ENERJİ SATRANCI VE TÜRKİYE’NİN TUTUMU
Lübnan hükümetinin saldırılar karşısındaki tutumunu eleştiren Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer,, "Merkezi hükümetten ciddi bir tepki gelmemesinin arkasında, geçen yıl İsrail ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşması yatıyor olabilir," değerlendirmesinde bulundu. Doğu Akdeniz’deki petrol ve gaz arama çalışmalarının ülkeler için hayati önem taşıdığını hatırlatan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer,, "Türkiye Cumhuriyeti, Lübnan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında yapılan bu tarz sözleşmelerin Kıbrıs Türklerinin haklarını yok saydığını ve meşru olmadığını belirterek çekincelerini en üst perdeden dile getirmişti," ifadelerini kullandı.

İSRAİL İÇİN "TAM ZAMANI" MI?
Hizbullah’ın Lübnan meclisindeki siyasi gücü ile devlet dışı bir aktör olarak savaşması arasındaki gri alana vurgu yapan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Filiz Değer, "Hizbullah bir yandan mecliste sandalye sahibiyken diğer yandan ülkeyi bir savaşa sürüklüyor. Bu durum Lübnan’ı tam bir çıkmaza sokuyor," tespitini yaptı. İsrail’in kara harekâtı söylemlerinin tesadüf olmadığını belirten konuşmacı, "Hizbullah’ın Suriye ve Irak’ta zayıfladığı, İran’ın ise kendi sorunlarıyla boğuştuğu bu dönemde, İsrail Hizbullah ile hesaplaşmak için en doğru zamanın geldiğini düşünüyor olabilir," sözleriyle bölgedeki tehlikeli gidişatı özetledi.

İSRAİL, LÜBNAN'IN GÜNEYİNDE BİR CAMİYE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

İsrail işgal güçlerinin Lübnan'ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Yamhur Şakif beldesindeki camiyi hava saldırısıyla hedef aldığı bildirildi.

İsrail işgal güçlerinin Lübnan'a 2 Mart'ta başlattığı saldırıları sürüyor.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail ordusu Yamhur Şakif beldesindeki camiye hava saldırısı düzenledi.

Saldırıda camide büyük hasar meydana geldiği kaydedildi.

LÜBNAN İÇİNDE MEZHEPSEL GERİLİM VE İÇ SAVAŞ KORKUSU!

Katil İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta sivillerin yaşadığı mahalleleri boşaltmaları için yeni bir baskı başlattı.

Bölgedeki son durumu aktaran A Haber Muhabiri Ata Gündüz Kurşun, "İsrail; Haret Hreik, El-Gubari, Laylak, Burç El Barajneh, El-Kadir ve Şeyma mahalleleri için yeniden tahliye uyarısında bulundu" sözleriyle hedefteki bölgeleri sıraladı. Bu uyarıların geri dönüşü olmayan bir sürgün olduğunu belirten Kurşun, "İsrail, güvenliğiniz için tahliye olmanızı ve bir sonraki duyuruya kadar dönmemenizi istiyor ancak o geri dönüş duyurusu Gazze’den de bildiğimiz üzere bir türlü gelmiyor; insanlar yerinden yurdundan ediliyor" ifadelerini kullandı. 

"HERKES HEDEFİMİZDİR" İTİRAFI
İsrail ordusu, yaptığı açıklamalarla sivil katliamlarına zemin hazırladığını açıkça ortaya koydu. İşgalci güçlerin sivilleri açık hedef haline getirdiğini belirten A Haber Muhabiri Ata Gündüz Kurşun, İsrail Savunma Kuvvetleri'nin, "Hizbullah unsurlarına, tesislerine veya savaş teçhizatına yakın olan herkesi hedef almaktan çekinmeyeceğiz" açıklamasını yaparak sivil ölümlerini peşinen itiraf ettiğini dile getirdi. Bu durumun önümüzdeki saatlerde yeni katliamların habercisi olduğu vurgulandı.

GÜNEYDE SICAK ÇATIŞMA: 15 KİLOMETRELİK TAMPON BÖLGE PLANI
Lübnan’ın güneyinde, özellikle Hıyam ilçesi ve Nebatiye bölgesinde Hizbullah üyeleri ile İsrail ordu birlikleri arasında göğüs göğüse çarpışmalar yaşanıyor. Hizbullah tarafı, "İsrail güçleriyle doğrudan sıcak çatışma halindeyiz" açıklamasında bulunurken, İsrail’in asıl amacının Litani Nehri'nin güneyinde 15 kilometrelik bir tampon bölge oluşturmak olduğu ifade ediliyor. Lübnan topraklarının yaklaşık yüzde 20’sine tekabül eden bu geniş alanın tahliye edilmek istenmesi, krizin boyutunu gözler önüne seriyor.

1 MİLYON KİŞİ SOKAKTA: BEYRUT'TA GAZZE MANZARALARI
Lübnan hükümetinin yetersiz kaldığı bu süreçte, yaklaşık 1 milyon kişinin evsiz kaldığı belirtiliyor. Bölgedeki insani dramı tasvir eden A Haber Muhabiri Ata Gündüz Kurşun,, "Beyrut’ta iki gündür hava çok kötü; bir tarafta toz bulutu, diğer tarafta fırtına ve şiddetli yağmur var. İnsanlar bir yandan hayatlarını kurtarmaya çalışırken, diğer yandan derme çatma çadırlarının sular altında kalmasıyla mücadele ediyor" dedi. İsrailli yetkililerin, "Beyrut ve Dahiye’yi ikinci bir Gazze’ye çevireceğiz" yönündeki tehditlerinin sahada somutlaştığına dikkat çekildi.

İsrail’in saldırıları sadece Hizbullah ile sınırlı kalmayıp ülkenin sosyal dokusunu da tehdit ediyor.

Lübnan hükümeti ile Hizbullah arasındaki fikir ayrılıklarının derinleştiğini belirten A Haber Muhabiri Ata Gündüz Kurşun,, "Lübnan hükümeti Hizbullah’ın silah bırakmasını ve siyasi sürece dahil olmasını istiyor, Hizbullah ise direnişe ve misillemelere devam mesajı veriyor" dedi. Ayrıca İsrail’in sadece Şii mahallelerini değil, Sünni ve Ermeni mahallelerini de hedef almasının ülkede yeni bir iç savaş fitilini ateşleyebileceği endişesi dile getirildi. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun ise uluslararası topluma acil insani yardım çağrılarını sürdürüyor.

HAMAS YETKİLİSİ İSRAİL SALDIRISINDA ŞEHİT EDİLDİ

Filistinli silahlı gruptan bir kaynak, Pazar sabahı erken saatlerde İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Sayda bölgesine düzenlediği saldırıda bir Hamas yetkilisinin şehit edildiğini AFP’ye söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen kaynak, saldırıda Hamas yetkilisi Wissam Taha’nın hayatını kaybettiğini belirtti. Lübnan devlet medyası daha önce Sayda’nın kuzeyindeki bir mahallede bulunan bir apartman dairesinin hedef alındığını bildirmişti.

Sahil kenti Sayda, Lübnan’daki en büyük Filistin mülteci kampına ev sahipliği yapıyor.

PAPA 14. LEO: "(ORTA DOĞU'DA) BU ÇATIŞMANIN SORUMLULARINA SESLENİYORUM, ATEŞİ KESİN"

Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, Orta Doğu'daki halkların iki haftadır "korkunç bir şiddete maruz kaldıklarını" belirterek, çatışmanın sorumlularına "ateşkes" çağrısı yaptı.

Vatikan'ın ünlü Aziz Petrus Meydanı'na bakan ofisinin penceresinden geleneksel pazar duasını yapan Papa, buradaki konuşmasında, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılar ve İran'ın da misillemeleriyle devam eden, aynı zamanda İsrail'in Lübnan'a saldırılarıyla genişleyen Orta Doğu'daki krize ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"İki haftadır Orta Doğu halkları, savaşın korkunç şiddetine maruz kalıyor. Binlerce masum insan öldürüldü ve çok daha fazlası evlerini terk etmek durumunda kaldı." diyen Papa, okulları, hastaneleri ve yerleşim bölgelerini vuran saldırılarda sevdiklerini kaybedenlere yakınlığını belirtti.

Papa 14. Leo, İsrail'in saldırılar düzenlediği Lübnan'a dikkati çekerek, "Lübnan'daki durum büyük endişe kaynağıdır. Ülkedeki yetkililerin devam eden ciddi krize kalıcı çözümler uygulayabilmelerini destekleyecek diyalog yollarının açılmasını umuyorum. Bu, tüm Lübnan halkının ortak yararı içindir." diye konuştu.

Orta Doğu'daki krize yönelik diyalog ve diplomasi çağrısını yineleyen Papa, "Bu çatışmanın sorumlularına sesleniyorum, ateşi kesin. Diyalog yolları yeniden açılsın. Şiddet, halkların beklediği adaleti, istikrarı ve barışı asla getiremez." ifadelerini kullandı.