CANLI | ABD-İran gerilimi sona erdi! Yapılan anlaşma gereği İran nükleer üretmeyecek! Dikkat çeken Hürmüz ayrıntısı: Derhal açılıyor

CANLI | ABD-İran gerilimi sona erdi! Yapılan anlaşma gereği İran nükleer üretmeyecek! Dikkat çeken Hürmüz ayrıntısı: Derhal açılıyor

Orta Doğu’da savaşın eşiğinden dönülen kritik süreçte, ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerde tarihi bir uzlaşıya varıldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri operasyon emirlerini iptal etmesiyle hız kazanan ve imza aşamasına gelen taslak gereğince; Tahran yönetimi nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt etti. Küresel enerji koridorunun kalbi sayılan ve bir süredir abluka altında olan Hürmüz Boğazı'nın ise tamamen ticari gemi geçişlerine açılması kararlaştırıldı. Anlaşma karşılığında Washington, İran’a yönelik deniz ablukasını kaldıracak ve bloke edilen milyarlarca dolarlık fonu serbest bırakacak.

Orta Doğu'da barış umutları sürüyor. Son yaşananların özeti şöyle;

ABD-İran Cephesi:
Washington ve Tahran arasında savaşın sona erdirilmesine yönelik anlaşmada sona yaklaşıldığı belirtiliyor. ABD'li yetkililer, anlaşmanın birkaç gün içinde imzalanabileceğini ve İran'ın nükleer programının tasfiyesi ile Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının hedeflendiğini açıkladı. Ancak sahada karşılığı İran'ın ticari gemileri hedef almak üzere gönderdiği belirtilen çok sayıda İHA'nın ABD güçleri tarafından düşürülmesi oldu.

Nükleer Müzakereler:
ABD, İran'ın elindeki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun imha edilmesini veya ülke dışına çıkarılmasını isterken, Tahran'ın bu konuda çekinceleri bulunuyor. Taraflar arasında görüşmeler sürüyor.

Yaptırımlar ve Ekonomi:
Taslak anlaşma kapsamında İran'a yönelik yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve ülkenin dünya ekonomisine yeniden entegre edilmesi planlanıyor. Washington, bunun İran'ın anlaşmaya uyumuna bağlı olacağını vurguluyor.

İsrail-Lübnan Cephesi:
İsrail, müzakerelerin doğrudan tarafı olmasa da süreç yakından takip ediliyor. ABD, olası anlaşmanın Lübnan'daki gerilimin düşürülmesine katkı sağlayabileceğini değerlendirirken, İsrail güvenlik tehditlerine karşı operasyon serbestisini korumakta kararlı olduğunu belirtiyor.

CANLI ANLATIM

İSRAİL ORDUSU BEYRUT'UN DAHİYE BÖLGESİNE HAVA SALDIRISI DÜZENLEDİ

İsrail ordusu, ateşkese rağmen Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Dahiye bölgesine hava saldırısı gerçekleştirdi. AA muhabirinin aktardığına göre, İsrail savaş uçakları, ön uyarı yapmadan Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesini bombaladı.

Bölgeden 2 patlama sesi duyulurken, hedef alınan noktalardan dumanlar yükseldi. İsrail ordusu, bir açıklama yaparak, Dahiye bölgesine düzenlenen hava saldırısını üstlendi. Açıklamada, Dahiye bölgesine düzenlenen saldırıda Hizbullah'a ait hedefin vurulduğu öne sürüldü.

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARI VE ATEŞKES

İsrail ordusu, Lübnan'a 2 Mart'ta yoğun hava saldırıları başlatarak, ülkenin güneyinde birçok beldeyi işgal etmişti. Lübnan hükümeti bu sürede, ülkede yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını açıklamıştı. ABD Başkanı Donald Trump, 24 Nisan'da yaptığı açıklamada, Lübnan ile İsrail arasında 17 Nisan'da yürürlüğe giren 10 günlük geçici ateşkesin 3 hafta daha uzatıldığını duyurmuştu.

ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında 14-15 Mayıs'ta gerçekleştirilen 3. tur görüşmeler sonucunda, 17 Mayıs itibarıyla ateşkesin 45 gün uzatılması kararlaştırılmıştı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, son açıklamasında, İsrail'in 2 Mart'tan bu yana ülkeye düzenlediği saldırılarda 3 bin 756 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmişti.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Washington'daki 4. tur görüşmelerin ardından 3 Haziran'da İsrail ve Lübnan'ın, Hizbullah'ın saldırılarını tamamen durdurması ve tüm unsurlarını Litani Nehri'nin güneyinden çekmesi şartıyla "geniş kapsamlı ateşkes" konusunda mutabakata vardığını duyurmuştu. Hizbullah ise şartlı ateşkesi reddettiğini açıklamıştı. Ancak duyurulan ateşkes anlaşmalarına rağmen İsrail ordusu saldırılarını sürdürüyor.

İRAN NÜKLEER MÜZAKERELERİNDE KRİTİK VİRAJ: TASLAK METİN SIZDI!

İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasında nükleer müzakereler ve dondurulmuş varlıklar konusunda kritik bir sürece girildi. Tahran'da diplomasi trafiği hızlanırken, bölgedeki son gelişmeleri A Haber muhabiri Ekber Karabağ canlı yayında aktardı. Mutabakat zaptı ile ilgili belirsizlikler sürerken, Katar heyetinin arabuluculuk çabaları ve İran içindeki protestolar gündemin üst sıralarında yer alıyor.

MÜZAKERELERDE TARİH BİLMECESİ VE KATAR’IN ROLÜ

Bölgedeki diplomatik hareketliliği değerlendiren A Haber muhabiri Ekber Karabağ, "ABD ve arabulucu olan Pakistan bugün için imza tarihi belirtmişti ancak İran net bir tarih vermiyor, bunun yakın bir gelecekte olabileceğini ifade ediyor" sözleriyle son durumu paylaştı. Katar heyetinin Tahran’daki temaslarına dikkat çeken Karabağ, "Katar heyetinin, varılacak olası mutabakat zaptı ile ilgili görüşmeler yapmak üzere Tahran'da olduğu ifade ediliyor" bilgisini aktardı.

6 MİLYAR DOLARLIK KAYNAK TARTIŞMASI

İran’ın dışarıdaki varlıklarının serbest bırakılması konusundaki dezenformasyona değinen Karabağ, "İran'ın Katar'da 6 milyar dolar değerinde parası bulunuyor. İran tarafı bu paranın serbest bırakılacağını söylerken, ABD bırakılmayacağını ifade ediyor; bu konudaki kafa karışıklığı sürüyor" dedi.

TAHRAN VE MEŞHED’DE MUTABAKAT TEPKİSİ

Mutabakata karşı olan grupların sokaklara döküldüğünü belirten Karabağ, "Dün akşam saatlerinde Tahran’da Dışişleri Bakanlığı önünde ve Meşhed’de bazı gruplar toplanarak bu meseleyi protesto etti. Hedeflerinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçı ve zaman zaman Kalibaf vardı" ifadelerini kullandı. Karabağ ayrıca bu kararların kişisel değil, "Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nde alındığını ve ülke liderine iletilerek onaylandığını" vurguladı.

TASLAK METNİN DETAYLARI: NÜKLEER SİLAH VE PETROL AMBARGOSU

Reuters haber ajansının geçtiği kritik bilgilere de değinen Ekber Karabağ, "Taslak mutabakat zaptı kapsamında Tahran nükleer silah edinmeyecek ve üretmeyecek. Ayrıca İran, elindeki 400 ila 450 kilogram olduğu tahmin edilen yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını seyreltmeyi kabul ediyor" sözleriyle aktardı. ABD’nin atacağı adımlara da değinen Karabağ, "ABD, İran’a uygulanan petrol yaptırımlarını belirli bir süre için kaldıracak ve İran'ın petrol satarak gelir elde etmesine izin verecek" ifadelerini kullandı. Karabağ, her iki tarafın da asıl resmi açıklamaların dikkate alınması gerektiği yönündeki uyarılarını hatırlatarak sözlerini noktaladı.

Ahaber

ABD-İRAN GERİLİMİNDE ANLAŞMA ÇIKTI

ABD ile İran arasında yürütülen görüşmelerde dikkat çeken bir aşamaya gelindi. Reuters'a konuşan İranlı bir yetkili, Tahran'ın nükleer silah üretmeme ve edinmeme taahhüdünde bulunduğunu açıklarken, anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı'nın ticari gemilere açılacağı ve ABD'nin deniz ablukasını kaldıracağı bildirildi.

ABD ile İran arasında aylardır süren diplomatik temaslarda yeni bir eşik aşıldı. Küresel enerji piyasaları ve bölge ülkeleri tarafından yakından takip edilen süreçte, tarafların anlaşmaya oldukça yakın olduğu yönünde açıklamalar peş peşe geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmanın bugün imzalanmasının planlandığını belirterek, mutabakatın hayata geçirilmesinin ardından Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağını duyurdu.

İRAN'DAN NÜKLEER PROGRAMLA İLGİLİ TAAHHÜT

Trump'ın açıklamasının ardından Reuters'a konuşan İranlı bir yetkili, üzerinde çalışılan mutabakat zaptının taslak detaylarını paylaştı.

Buna göre Tahran yönetimi, nükleer silah üretmemeyi ve edinmemeyi kabul ederken, mevcut uranyum stoklarının seyreltilmesi yönünde de adım atacak. Söz konusu taahhütlerin, taraflar arasındaki anlaşmanın temel unsurları arasında yer aldığı ifade edildi.

HÜRMÜZ BOĞAZI TİCARİ GEMİLERE AÇILACAK

İranlı yetkili, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hürmüz Boğazı'nın tüm ticari gemilerin geçişine derhal açılacağını açıkladı.

Mutabakat kapsamında ABD'nin de İran'a yönelik deniz ablukasını kaldırmasının öngörüldüğü belirtildi. Bu adımın, bölgedeki ticaret ve enerji sevkiyatında normalleşmenin önünü açabileceği değerlendiriliyor.

60 GÜNLÜK MEKANİZMA MASADA

Tarafların üzerinde çalıştığı uygulama mekanizmasının ise önümüzdeki 60 gün içerisinde netleştirilmesi bekleniyor.

Sürecin tamamlanması halinde, uzun yıllardır gerilimlerin merkezinde yer alan ABD-İran ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayabileceği ifade ediliyor.

İRAN BASINI: MUTABAKAT ZAPTINA İLİŞKİN İNCELEME SÜRÜYOR

İran'ın, ABD ile imzalanması muhtemel mutabakat zaptına ilişkin teknik, siyasi ve hukuki incelemelerini sürdürdüğü ve henüz nihai kararın verilmediği belirtildi. İran'ın yarı resmi Fars Haber Ajansının, müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Tahran'ın mutabakat zaptına ilişkin henüz nihai bir sonuca ulaşmadığı ve incelemelerin sürdüğü ifade edildi.

Haberde, değerlendirmelerin teknik, siyasi ve hukuki yönden devam ettiği, İran'ın mutabakat zaptına ilişkin kararını ulusal çıkarların korunması, kırmızı çizgilerin muhafaza edilmesi ve gerekli güvencelerin sağlanması çerçevesinde alacağı vurgulandı. Katar heyetinin arabuluculuk kapsamında Tahran'a gelerek üst düzey İranlı yetkililerle ABD ile yürütülen diplomatik süreci görüştüğü belirtilmişti.

ATEŞKES Mİ, STRATEJİK BİR NEFESLENME Mİ?

Bölgedeki sıcak gelişmeleri değerlendiren Akademisyen Oral Toğa, sahadaki durumu sadece tekil olaylar üzerinden okumanın doğru olmadığını belirterek, İsrail’in İran’a karşı yeni bir stratejiye geçtiğini vurguladı. Olası bir ateşkesin mahiyetine değinen Oral Toğa, "Bu henüz barışın ilk adımı değil, ateşkesin ilk adımı hatta barış bile değil," ifadelerini kullandı. İsrail içerisinde konuşulan yeni stratejinin kodlarını paylaşan Oral Toğa, "Bir strateji değişikliğine gidildiği İsrail içerisinde zaten konuşula geliyor," sözleriyle İsrail’in İran politikasındaki eksen kaymasına dikkat çekti.

EKONOMİK KUŞATMA: İRAN’I İÇTEN ÇÖKERTMEDÜZENİ

Savaşın sadece bombalarla değil, ekonomik çarklar üzerinden de yürütüldüğünü ifade eden Oral Toğa, "İran'ın bütün kritik altyapıları vuruldu, ekonomisi şu an sıkıntıda. Savaş anında toplumsal kenetlenme daha görünür olurken, savaşın durduğu belirsizlik noktalarında ekonominin kırılan çarkları daha fazla hissedilmeye başlanıyor" şeklinde konuştu. İsrail’in İran’ı askeri operasyonlarla değil, ekonomik yaptırımlarla boğmayı hedeflediğini belirten Oral Toğa, "İran'ı ambargolarla, hiçbir gelir kalemi sağlamayarak, dondurulmuş varlıkların iadesinden Hürmüz'ün statüsüne kadar bir çevreleme politikasıyla boğalım" stratejisinin masada olduğunu aktardı. Bu hamlenin asıl hedefinin İran toplumunu sokağa dökmek olduğunu söyleyen uzman, "Asıl hedef İranlıları sokağa çıkarmaktı ama yine istediklerini alamadılar" dedi.

BÖLGESEL GERİLİMDE 'MEKSİKA AÇMAZI'

Bölgedeki askeri ve siyasi kilitlenmeyi bir film sahnesine benzeten Oral Toğa, Amerika, İsrail ve İran arasındaki gerilimi "Meksika Açmazı" olarak tanımladı. Oral Toğa, "İki taraf, hatta üç taraf şu an bir Meksika açmazı içerisinde. Birisi sıkarsa herkes ölecek. Amerika tarafında Hürmüz kartı var, Trump tarafında iç politika ve tehditler var" ifadelerini kullandı. İran’ın da bu açmazda boş durmadığını ve 7 Haziran’da Husileri devreye sokarak "Biz de buradayız" mesajı verdiğini belirten Oral Toğa, bu kilitlenme nedeniyle iki tarafın da şu an net bir büyük hareket yapamadığını sözlerine ekledi.

HEDEFTEKİ KRİTİK NOKTA: BENDER ABBAS VE STRATEJİK ADALAR

İsrail ve Amerika’nın İran’ın güney bölgesini, özellikle petrol ve askeri altyapı merkezlerini hedef aldığını belirten Oral Toğa, Bender Abbas’ın önemini "Burası bizim Gölcük gibi, donanmanın merkezi. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tengsiri orada öldürüldü" sözleriyle aktardı. 7 Haziran’daki misillemede İsrail’in İran’ın petrokimya tesislerini ve su depolarını vurduğunu hatırlatan uzman, çatışmanın Hürmüz Boğazı çevresindeki adalara yoğunlaştığını belirtti.

KEŞM ADASI: KÖRFEZ’İN KİLİDİ

Harita üzerinde Keşm, Hürmüz ve Larak adalarının stratejik değerini anlatan Oral Toğa, "Keşm önemli çünkü büyük bir ada, üzerinde ciddi bir nüfus var ve ciddi şekilde silahlandırılmış durumda. Aslında Körfez'in kilidi" şeklinde konuştu. İsrail’in tek başına İran’ın tüm altyapısını yok edemeyeceğini ancak kritik noktaları vurduğunu söyleyen Oral Toğa, "İranlılar Irak savaşından merkezi bir elektrik sisteminin tehlikelerini öğrendikleri için sistemi böldüler. İsrail'in hava gücü tek başına her şeyi yok etmeye yetmez ama karşılıklı mesajlar bu adalar üzerinden veriliyor" dedi.

ATEŞ HATTINDAKİ PSİKOLOJİK HARP

Savaşın sadece sahada değil, sinir uçlarında da devam ettiğini vurgulayan Akademisyen Oral Toğa, "Bir gece kalktığımızda saldırı gelebilir, bu ihtimal her zaman var. Sürekli bir psikolojik yıpratma da söz konusu" ifadeleriyle bölgedeki gergin bekleyişin devam ettiğini belirtti. İsrail toplumunun İran operasyonuna verdiği desteğin, Gazze operasyonuna göre çok daha yüksek olduğunu dile getiren Toğa, bu durumun İsrail yönetiminin elini güçlendirdiğini ve İran'ın güneyindeki dağlık bölgeler ile yeraltı tesislerinin hedef alınmaya devam edeceğini öngördüğünü ifade etti.

NETANYAHU PANİKTE: KABİNEYİ TOPLAYACAK

İsrail'in Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre Netanyahu, daraltılmış güvenlik kabinesini yerel saatle 19.30'da toplayacak.

Söz konusu toplantı kararının duyurulmasının ardından, aralarında İsrail devlet televizyonu KAN'ın da bulunduğu ülke basınında, siyasi makamların "İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki ilerleyişini durdurması" yönünde karar almasının muhtemel olduğuna işaret edildi.

Ayrıca KAN'ın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, "İsrail ordusu, beklenen yaklaşımlar çerçevesinde Lübnan'ın güneyinde oluşturduğu güvenlik şeridinden kesinlikle çıkmayacak." ifadesine yer verildi.

Haberde, bu konunun yaklaşık bir buçuk hafta sonra ABD'de Lübnan tarafıyla görüşülmesinin beklendiği kaydedildi.

KAN'ın konuya ilişkin değerlendirmesinde, İsrail'in beklenen anlaşmaya zarar vermemek için Lübnan topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarını azaltmaya hazırlandığı ve ordunun güneydeki bölgelerde operasyonlarını daha odaklı şekilde sürdürdüğü ifade edildi.

İsrail, nisan ayında Litani Nehri'nin güneyinde Gazze'dekine benzer bir "Sarı Hat" oluşturduğunu açıklamıştı.

İsrail, sınıra kadar uzanan bu hayali hatla, Lübnan'da yerinden edilenlerin geri dönüşünü ve her türlü silahlı faaliyeti engellemeye çalıştığını belirtiyor.

Tel Aviv yönetimi, bu bölgenin muhtemel ateşkes anlaşmalarının kapsamına girmeyeceğini öne sürüyor.

 

"İSRAİL ABD-İRAN ANLAŞMASI OLSA BİLE LÜBNAN'DAKİ EMNİYET ŞERİDİNDEN ÇEKİLMEYECEK" İDDİASI

İsrail devlet televizyonunun ismini açıklamadığı güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberde, ABD ile İran arasında şekillenmeye başlayan anlaşma süreci kapsamında ordunun, Lübnan'ın güneyine yönelik kara harekatının durdurulması olasılığına hazırlandığı bildirildi.

Ordunun ayrıca Lübnan içlerine yönelik saldırıları azaltmaya hazırlandığı, ancak askeri "operasyonların" güneye yoğunlaşarak devam edeceği iddia edildi.

İsrail ordusunun, anlaşma kapsamında yer alsa bile Lübnan'ın güneyindeki emniyet şeridinden çekilmeyeceği kaydedildi.

İsrail geçen nisan ayında, Litani Nehri'nin güneyinde Gazze'dekine benzer bir Sarı Hat oluşturduğunu açıklamıştı.

Sınıra kadar uzanan bu hayali hatla İsrail, Lübnan'da yerinden edilenlerin geri dönüşünü ve her türlü silahlı faaliyeti engellemeye çalıştığını ifade ediyor.

İsrail, bu bölgenin ateşkes anlaşmaları kapsamına girmeyeceğini öne sürüyor.

 

İRAN BASINI: MUTABAKATIN PAZAR GÜNÜ İMZALANACAĞI BELLİ DEĞİL

İran basını, mutabakat zaptının pazar günü imzalanacağına dair kesin bir kararın olmadığını açıkladı

İran ile ABD arasındaki savaşın sonlandırılması ve 60 günlük müzakere sürecinin başlamasına ilişkin hazırlanan mutabakat zaptının pazar günü imzalanacağına dair kesin bir karar bulunmadığı bildirildi.

İran’ın yarı resmi Fars Haber Ajansı’nda yer alan bir haberde, ABD Başkanı Donald Trump’ın mutabakat zaptının pazar günü imzalanacağına yönelik açıklamasının kesin bir hüküm olmadığı belirtildi.

Haberde, Trump’ın, mutabakat zaptının pazar günü imzalanması konusundaki ısrarının kendi doğum günü ile aynı tarihe getirme amacına hizmet ettiği ve Trump’ın bu vesileyle propaganda malzemesi elde etmeye çalıştığı vurgulandı. 

Ayrıca haberde, İran müzakere heyetinin, mutabakat zaptının imzalanmasına yönelik bir tarih belirtmediği ifade edildi.
 

ORTA DOĞU'DA TARİHİ BEKLEYİŞ! BARIŞ MASASININ ŞİFRELERİ A HABER'DE

ABD ile İran arasında mutabakata varıldığı yönündeki açıklamalar Orta Doğu'da dengeleri yeniden hareketlendirirken, gözler sürecin nasıl şekilleneceğine çevrildi.

A Haber ekranlarında değerlendirmelerde bulunan Anadolu Ajansı Orta Doğu Haberleri Müdürü Turgut Alp Boyraz, savaşın sona erdirilmesinden Hürmüz Boğazı'nın geleceğine, nükleer müzakerelerden bölgesel dengelere kadar kritik başlıklara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

KÖRFEZ ÜLKELERİNDE TAZMİNAT VE HÜRMÜZ KAYGISI

Anlaşmanın bölge ülkeleri üzerindeki etkilerini değerlendiren Turgut Alp Boyraz, bölgede savaşın sürmesini hiçbir aktörün istemediğini ancak İran'ın saldırılarından etkilenen Körfez ülkelerinin ciddi endişeler taşıdığını ve tazminat beklentilerinin bulunduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ilişkin belirsizliğin sürdüğünü belirten Boyraz, İran'ın boğaz üzerindeki egemenlik iddiasını koruyarak geçecek gemilerden ücret alınmasını ve koordinasyonun kendi kontrolünde yürütülmesini istediğini ifade etti. Boyraz, Trump yönetiminin bu taleplere nasıl yaklaşacağının ise henüz netlik kazanmadığını kaydetti.

İSRAİL'İN "ABD'Yİ KÜSTÜRME" LÜKSÜ YOK

Sürecin en kritik aktörlerinden biri olan İsrail'in pozisyonunu da değerlendiren Boyraz, Netanyahu'nun hem iç kamuoyunun beklentileri hem de Washington ile ilişkiler arasında sıkıştığını söyledi.

İsrail kamuoyunda savaşın sürdürülmesine yönelik güçlü bir talep bulunduğunu belirten Boyraz, buna karşın İsrail'in ABD desteğini ve Donald Trump gibi bir başkanı karşısına alma lüksünün olmadığını vurguladı. Netanyahu'nun ABD'nin yönlendirmesiyle hareket eden bir lider görüntüsü vermek istemediğini ifade eden Boyraz, İran'daki rejimin değişmemesi ve nükleer dosyanın 60 gün sonraya bırakılması nedeniyle İsrail'in bu süreci kendi istediği şartlar oluşmadan kabul etmek zorunda kaldığını düşündüğünü dile getirdi.

LÜBNAN CEPHESİ VE "BÜTÜN CEPHELERDE ATEŞKES" ŞARTI

İran'ın anlaşma için öne sürdüğü şartlara da değinen Boyraz, Tahran yönetiminin yalnızca ana cephede değil, bölgedeki tüm çatışma alanlarında silahların susmasını talep ettiğini hatırlattı.

İran'ın özellikle Lübnan dahil tüm cephelerde ateşkes konusunda ısrarcı olduğunu belirten Boyraz, buna karşın Trump'ın açıklamalarında Lübnan-İsrail hattına ilişkin herhangi bir detay bulunmadığını söyledi.

İsrail'in Lübnan'daki operasyonlarını sona erdirmek istemediğine dikkat çeken Boyraz, İsrail Dışişleri Bakanı Katz'ın işgal edilen bölgelerden çekilmeyeceklerine yönelik açıklamalarının yeni gerilimlerin habercisi olabileceğini ve süreci sabote edebilecek riskler taşıdığını ifade etti.

TRUMP'IN "ACİL BAŞARI" İHTİYACI VE EKONOMİK BASKI

Anlaşmanın zamanlamasına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Turgut Alp Boyraz, ABD Başkanı Donald Trump'ın iç politikada elini güçlendirmek adına bu mutabakata ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Amerikan kamuoyunun nükleer dosyadan çok artan petrol ve akaryakıt fiyatları ile enflasyonla ilgilendiğini belirten Boyraz, Trump'ın "savaşları bitiren başkan" imajını korumaya çalıştığını ifade etti.

Boyraz, Trump'ın hem Barack Obama'dan daha başarılı bir anlaşma yapıcı olduğunu göstermek hem de enerji fiyatlarını düşürerek seçmenin karşısına güçlü çıkmak istediğini söyledi. Ancak İran'ın da süreci uzatabilecek ve müzakereleri zamana yayabilecek kapasiteye sahip olduğunun unutulmaması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

DÜNYA BU ANLAŞMAYI KONUŞUYOR: ABD VE İRAN ARASINDA TARİHİ İMZA

Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında nükleer krizin gölgesinde devam eden gerilimde tarihi bir dönüm noktasına girildi. Pakistan'ın "anlaşma yarın imzalanacak" duyurusuyla dünya gündemi, ABD Başkanı Donald Trump’ın barış umutlarını yeşerten açıklamalarıyla yeni bir boyuta taşındı. Ateş hattındaki sıcak bölgeyi doğrudan etkileyecek olan bu dev mutabakat, Hürmüz Boğazı'nın kapılarını yeniden tüm dünyaya açmaya hazırlanırken, nükleer silahlanma yarışında da ipler kopma noktasına geldi. A Haber ekranlarında Anadolu Ajansı ABD Bölge Müdürü Can Hasasu, Washington ve Tahran arasındaki o gizli trafiği ve anlaşmanın perde arkasındaki çarpıcı teknik detayları deşifre etti.

TRUMP’TAN DÜNYAYI SARSAN "YARIN" MESAJI: NÜKLEER SİLAH DEVRİ KAPANIYOR
Dünyanın kilitlendiği nükleer pazarlıkta son perde aralanırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamaları diplomasi koridorlarında bomba etkisi yarattı. Anlaşmanın imzalanacağı tarihi de bizzat veren ABD Başkanı, "Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor ve imzalandıktan hemen sonra Hürmüz Boğazı herkese açılacak" sözleriyle hem bölge ekonomisi hem de küresel enerji güvenliği için hayati bir müjde verdi. Trump, bu sürecin sonunda İran ve tüm Orta Doğu ile uzun süre çalışmayı dört gözle beklediğini belirterek, "Umarım bu sürecin hepsi hızlı, kolay ve sorunsuz bir şekilde sonuçlanacaktır; değilse, umarım bir daha asla kullanılmayacak nihai alternatiflerimiz var" diyerek hem barışın elini uzattı hem de anlaşmazlık durumunda masadaki "sert" seçenekleri hatırlatarak adeta bir gövde gösterisi yaptı.


NÜKLEER TOZ VE B2 BOMBARDIRMANI: TESİSLERDEKİ DEHŞETİN TEKNİK YÜZÜ
Anlaşmanın en can alıcı ve teknik kısmına dair detayları paylaşan Anadolu Ajansı ABD Bölge Müdürü Can Hasasu, nükleer tesislerdeki zenginleştirilmiş uranyumun akıbetine dair çarpıcı bir analizi kaleme aldı. Hasasu, Trump’ın "nükleer tozu gidip alacağız" şeklindeki gizemli ifadesinin ardındaki askeri gerçekliğe ışık tutarak, "B2 bombardıman uçakları bu tesisleri bombaladığında bazı zenginleştirilmiş uranyumlar artık etkisiz hale gelmiş olabilir. Yer altındaki o korunaklı üretim merkezlerinde nükleer bir serpintiye ve uranyum tozu haline gelmiş olma ihtimali göz önünde bulundurularak yapılmış bir konuşma bu" ifadelerini kullandı. ABD’nin sadece bir kağıt üzerine imza atmakla kalmayıp, sahadaki nükleer kalıntıları da bizzat denetlemek istediğini belirten Can Hasasu, "ABD ordusunun bu tesislere bir indirme harekatıyla asker çıkartması ve oradaki radyoaktif malzemeyi alması gibi planlar da Pentagon’da yapılmıştı" sözleriyle yaşanan gerilimin ne kadar uç noktalara ulaştığını aktardı.


14 MADDELİK MUTABAKAT VE URANYUMUN SÜRGÜNÜ
Tahran cephesinde ise temkinli bir iyimserlik hakim. İran Dışişleri Bakanı Arakçi, teknik görüşmelerin ardından netliğin artacağını belirtirken 14 maddelik bir mutabakat metninin varlığına işaret etti. Arakçinin "zenginleştirilmiş uranyumu seyreltmek tek çözümdür" çıkışına karşılık, anlaşmanın ana eksenini uranyumun ülke dışına çıkarılması oluşturuyor. Can Hasasu, anlaşmanın içeriğine dair en önemli noktaları, "İran'ın sahip olduğu nükleer teknoloji ve zenginleştirilmiş uranyumun imha edilerek İran dışına çıkartılması konusu bu anlaşmanın başında yer alıyor. Trump yönetiminin üzerinde durduğu en önemli konu, İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesinin tamamen sonlandırılmasıdır" cümleleriyle özetledi.


HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA NORMALLEŞME VE ARA SEÇİM HESAPLARI
Anlaşmanın küresel piyasaları en çok ilgilendiren maddesi ise Hürmüz Boğazı'nın tekrar eski statüsüne kavuşması. Can Hasasu, bu durumun hem dünya ticareti hem de Trump’ın iç politikadaki hamleleri için kritik olduğunu belirterek, "Hürmüz Boğazı zaten trafiğe açıktı ama çatışmalar ve saldırılar öncesindeki 'eski normale' geri dönülmüş olacak. Bu anlaşmanın en önemli getirisi, ABD ara seçimlerine giderken Trump’ın operasyonlara harcanan parayı, atılan onca bombayı ve süreci bir şekilde sonuçlandırdığını seçmene anlatacak bir başarı hikayesi oluşturmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.


ULUSLARARASI DENETİM VE "ELEKTRİK" ŞARTI: İRAN KENDİ URANYUMUNU ÜRETEMEYECEK
Mutabakatın en katı kurallarından biri de İran’ın nükleer enerjiyi sadece barışçıl amaçlarla kullanabilmesi üzerine kuruluyor. Can Hasasu, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun (IAEA) devrede olacağı bu yeni sistemin işleyişini, "İran’ın nükleer enerjiyle elektrik üretmesiyle ilgili bir engel konmayacak ancak orada kullanılacak ölçüde zenginleştirilmiş uranyumun dahi İran’da üretilmesine izin verilmeyecek. Uranyum, ABD veya Avrupa’daki başka bir sağlayıcıdan elde edilecek ve santrifüjlere yerleştirilecek. İmha edildiğinde yenisi yine yurt dışındaki denetçiler tarafından getirilecek. İranlı bilim adamları kendi uranyumlarını hiçbir yüzdeyle zenginleştirme şansına sahip olmayacaklar" sözleriyle aktardı. Bu tarihi adımın, Orta Doğu’da yıllardır süregelen nükleer gerilimi kalıcı olarak bitirip bitirmeyeceği ise yarın atılacak imzaların ardından netlik kazanacak.

 

TRUMP: ANLAŞMANIN YARIN İMZALANMASI PLANLANIYOR

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ABD arasında imzalanması beklenen mutabakata ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Trump, anlaşmanın yarın imzalanmasının planlandığını bildirdi.

Açıklamasında eski ABD Başkanı Barack Obama'yı da hedef alan Trump, "Obama'nın İran ile yaptığı Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), İran'ın altı yıl önce sahip olabileceği ve çoktan kullanmış olacağı bir nükleer silaha giden kolay ve engelsiz bir yoldu" ifadelerini kullandı.

Kendi yönetiminin İran politikalarının tamamen farklı olduğunu savunan Trump, "Benim İran ile anlaşmam bunun tam tersi; nükleer silahlara karşı bir duvar niteliğinde. Aslında artık nükleer silah istemiyorlar; satın alma, geliştirme ya da başka herhangi bir yolla da nükleer silaha sahip olamayacaklar" dedi.

Trump, anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından Hürmüz Boğazı'nın tüm ülkelere açık hale geleceğini belirterek, "Anlaşmanın yarın imzalanması planlanıyor ve imzalanır imzalanmaz Hürmüz Boğazı herkese açılacak" ifadelerini kullandı.

"HERHANGİ BİR PARA TRANSFERİ OLMAYACAK"
İran ile ilişkilerin önceki ABD yönetimlerine kıyasla çok daha iyi bir noktada olduğunu öne süren Trump, "Obama döneminde İran'a yüz milyarlarca dolar aktarıldı, buna 1,7 milyar dolarlık nakit ödeme de dahildi. Bizim anlaşmamız kapsamında ise herhangi bir para transferi olmayacak" dedi.

Trump ayrıca, İran'ın nükleer programı ve zenginleştirilmiş uranyumunun bertaraf edilmesine ilişkin, "Her şey sakinleştiğinde, uygun zamanda, güçlü granit dağların derinliklerine gömülü ‘nükleer tozu’ alacağız ve bunları ya İran'da ya da ABD'de seyreltip tamamen imha edeceğiz" açıklamasını yaptı.

İran ve Orta Doğu ile uzun vadeli iş birliği hedeflediklerini vurgulayan Trump, "İran ve tüm Orta Doğu ile uzun yıllar boyunca çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Umarız bu süreç hızlı, kolay ve sorunsuz şekilde sonuçlanır. Aksi halde elimizde nihai bir alternatif bulunuyor; ancak buna bir daha başvurmak zorunda kalmamayı umuyoruz" ifadelerini kullandı.

 

TRUMP'IN G7 GÜNDEMİ HÜRMÜZ: MAYINLARIN TEMİZLENMESİNİ GÖRÜŞECEK

Trump yönetiminden üst düzey iki yetkili, Trump'ın G7 Zirvesi için Fransa'ya yapacağı seyahat hakkında bilgi verdi.

Trump'ın 15 Haziran'da erken saatlerde Beyaz Saray'dan ayrılacağını belirten yetkililer, Fransa'nın Evian-les-Bains şehrinde yapılacak 52. G7 Zirvesi'nde, ekonomik büyüme ve kalkınma, tedarik zinciri dayanıklılığı, yasa dışı göç ve yapay zeka gibi ortak öneme sahip kilit konuların ele alınacağını aktardı.

Yetkililer, zirve marjında Trump'ın ayrıca Mısır, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri liderleri ile Orta Doğu'daki gelişmeler üzerine ikili görüşmeler yapacağı bilgisini paylaştı.

ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerine dair soruya yetkililer, anlaşmada gelinen noktanın "harika ve çok güçlü" olduğunu ancak anlaşmanın ne zaman imzalanacağı ve nasıl ilerleyeceği konusunda kesin bir şey söyleyemeyeceklerini belirtti.

Yetkililer, zirvede müttefiklerle Hürmüz Boğazı'ndaki mayın temizleme çalışmalarının da ele alınacağına işaret ederek, "İran, Hürmüz Boğazı'nı geçiş ücreti almadan açacak, biz de eş zamanlı ablukayı kaldıracağız. Bir sonraki aşama da boğazın mayınlardan temizlenmesi olacak. Bunu biz yapabiliriz ancak G7 ülkelerinin de gönüllü olarak üstlenebilecekleri çok büyük kapasitesi var." ifadelerini kullandı.

NATO'da yük paylaşımına ilişkin soruları da yanıtlayan yetkililer, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ni işaret ederek, ittifaka ilişkin birçok konunun burada ele alınacağını belirtti.

Yetkililer, "NATO'da devam eden bazı yük kaydırmalarından çok memnunuz ve daha fazlasını görmemiz gerekiyor. NATO'nun özellikle de 21. yüzyıl için güncellenmesi gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Başkan Trump'ın, G7 Zirvesi'nin 17 Haziran'da sona ermesinin ardından aynı gün öğleden sonra ABD'ye dönmesi bekleniyor.

"ANLAŞMA YARIN"

Pakistan'dan dikkat çeken açıklama geldi. İslamabad yönetimi, ABD ile İran arasında yürütülen temaslarda anlaşmaya varıldığını ve mutabakatın yarın kamuoyuna duyurulmasının beklendiğini bildirdi.

İSLAMABAD VE TAHRAN ARASINDA DİPLOMASİ TRAFİĞİ

Uluslararası kamuoyunda bomba etkisi yaratan açıklama Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan geldi. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Suudi Arabistanlı mevkidaşıyla gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, "Taraflar bu dijital imzanın yarın yapılacağını memnuniyetle karşıladıklarını ifade ettiler ve bu barışa giden yolda en önemli adımdır" sözleriyle mutabakatı duyurdu.

Ancak Pakistan’ın bu net çıkışına karşılık İran kanadı süreci daha temkinli bir zeminde yürütmeyi tercih ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, imza töreninin takvimiyle ilgili olarak, "Yarın olmayabilir ancak önümüzdeki günlerde bu olabilir, beklemekte fayda var" ifadelerini kullanarak diplomasinin hassasiyetine vurgu yaptı.

24 SAAT İÇİNDE NİHAİ ANLAŞMA BEKLENİYOR

Sürecin en yetkili isimlerinden biri olan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de devrim niteliğindeki gelişmeyi doğrulayan bir açıklama yaptı. Başbakan Şerif, "İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki nihai anlaşmanın önümüzdeki 24 saat içinde yapılması mümkün, imza için hazırlıklar tamamlandı ve ardından teknik görüşmelere geçilecek" sözleriyle müjdeyi verdi.

Bu kritik eşiğin aşılmasıyla birlikte, iki ülke arasındaki gerilimin yerini masadaki müzakerelere bırakması hedefleniyor.

SAVAŞI BİTİRECEK 2 SAYFALIK KRİTİK BELGE

A Haber muhabiri Ekber Karabağ, imzalanacak olan belgenin içeriğine dair çarpıcı detaylara ulaştı. Karabağ, "Esasında bu mesele sadece bir mutabakat zaptı olacaktır ve gelen bilgilere göre sadece 2 sayfadan oluşmaktadır" sözleriyle belgenin mahiyetini açıkladı. Bu kısa ama stratejik belgenin imzalanmasıyla birlikte, 28 Şubat tarihinde patlak veren savaş resmen sona erecek ve dünya ticaretinin can damarı olan Hürmüz Boğazı yeniden açılacak.

Anlaşmanın sadece bir başlangıç olduğunu belirten Ekber Karabağ, "İmzalar atıldığında savaş resmi olarak bitmiş olacak, esas büyük pazarlıklar ise sonra başlayacak" ifadelerini kullandı. Bu 2 sayfalık tarihi imzanın ardından taraflar 60 günlük bir süre zarfında yeniden bir araya gelecek.

 

İRAN: MUTABAKAT ZAPTININ İMZA TARİHİ KESİNLİKLE YARIN DEĞİL

İran Dışişleri Sözcüsü, “Mutabakat zaptının imza tarihi kesinlikle yarın değil, beklememiz gerekiyor” açıklamasında bulundu.

PAKİSTAN BAŞBAKANI ŞERİF: BARIŞ ANLAŞMASINA HİÇ OLMADIĞI KADAR YAKINIZ

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Şerif, tarafların barış anlaşmasına şimdiye kadar olduğundan daha yakın olduğunu belirterek, anlaşmanın nihai hale getirilmesinin önümüzdeki 24 saat içinde gerçekleşmesinin beklendiğini söyledi.

"ELEKTRONİK İMZA HAZIRLIKLARI YAPILIYOR"

Pakistan Başbakanı, anlaşmanın tamamlanmasının hemen ardından ABD ile İran arasında yapılacak barış anlaşmasının elektronik ortamda imzalanması için hazırlıkların sürdüğünü açıkladı.

Şerif, "Barış anlaşmasına hiç olmadığı kadar yakınız. Nihai anlaşmanın önümüzdeki 24 saat içinde tamamlanması muhtemel." ifadelerini kullandı.

Pakistan'ın, anlaşmanın sonuçlandırılmasının ardından ABD-İran barış anlaşmasının elektronik olarak imzalanmasına yönelik hazırlık yaptığını belirten Şerif, sürecin kritik bir aşamaya geldiğini vurguladı.

ABD ile İran arasında aylardır devam eden diplomatik temasların ardından gelen bu açıklama, taraflar arasında anlaşmaya varılabileceğine yönelik beklentileri daha da artırdı.

Ahaber

İSRAİLLİ ANALİSTLER, TRUMP'IN İRAN AÇIKLAMASININ ARDINDAN TEL AVİV'İN ANLAŞMANIN BOZULMASINI İSTEDİĞİ GÖRÜŞÜNDE

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'la savaşın sona erdiğini açıklamasının ardından İsrail'deki siyasi analizler, Tel Aviv yönetiminde şaşkınlık ve kaygının hakim olduğunu ortaya koydu.

İsrail basınındaki değerlendirmelerde, İsrail'in İran ile olası bir anlaşmaya sıcak bakmadığı, müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasını umduğu ve süreçte etkisinin azalmasından kaygı duyduğu belirtildi.

Trump, 11 Haziran'da yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'la savaşı sona erdirme kararı aldığını öne sürdü. Bu açıklama, Trump'ın aynı gün İran'a "şiddetli" saldırılar düzenleme tehdidinde bulunmasından kısa süre sonra yapıldı.

ABD Başkanı Trump'ın açıklaması ayrıca İsrail Güvenlik Kabinesi'nin İran'a yönelik olası askeri tırmanış senaryolarını görüştüğü sırada geldi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise İran'ın Trump'ın açıkladığı gibi nihai bir anlaşmaya varılmadığını belirterek, bu yöndeki ifadelerin sadece "spekülasyon" olduğunu savundu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Trump'ın açıklamasının ardından iki lider arasında telefon görüşmesi yapıldığını ve İsrail'in Washington ile Tahran arasında hazırlanması beklenen mutabakat metninin tarafı olmadığını bildirdi.

Netanyahu'nun ofisine göre İsrail, olası bir anlaşmada 4 şartın yer almasını talep ediyor.

Bunlar; İran'daki zenginleştirilmiş nükleer maddelerin çıkarılması, uranyum zenginleştirme altyapısının sökülmesi, İran'ın füze programına sınırlama getirilmesi ve Tahran'ın bölgedeki müttefiklerine verdiği desteğin sona erdirilmesi şeklinde sıralandı.

TEL AVİV ANLAŞMANIN BAŞARISIZ OLMASINI UMUYOR

İsrail'in Yedioth Ahronot gazetesinde yer alan değerlendirmelerde, Tel Aviv'in ABD ile İran arasındaki olası mutabakata yönelik şüphelerinin sürdüğü aktarıldı.

Gazeteye konuşan İsrailli yetkililere göre, Tel Aviv söz konusu anlaşmayı istemiyor, görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanması ve anlaşmanın mevcut haliyle kabul edilmemesini umuyor.

ABD ve İsrail, İran'ın nükleer ve füze programlarının İsrail ile bölgedeki ABD müttefikleri için tehdit oluşturduğunu iddia ederken, Tahran yönetimi nükleer programının barışçıl amaçlı olduğunu, nükleer silah üretmeyi hedeflemediğini ve diğer ülkelere tehdit oluşturmadığını savunuyor.

İsrailli siyasi analist Itamar Eyhner, İsrail'in Katar arabuluculuğunda yürütülen ABD-İran temaslarında ilerleme yaşandığını bildiğini ancak, Trump'ın açıklamasının zamanlamasına ve içeriğine hazırlıksız yakalandığını vurguladı.

Eyhner, İsrail'in bundan sonraki süreçte müzakereleri etkilemeye çalışacağını savunarak, bu durumda anlaşmanın şekillenmesinde belirleyici bir rol oynayamama ihtimaliyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti.

İsrailli analist, "İsrail bu anlaşmayı istemedi ve hala görüşmelerin çökmesini umuyor." ifadesini kullandı.

Eyhner, gündemdeki anlaşmanın ateşkes, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran'ın nükleer silah elde etmeye çalışmayacağı yönünde taahhütlerini içerebileceğini söyledi.

Söz konusu maddelerin Trump'a hızlı bir diplomatik başarı ilan etme fırsatı verebileceğini ifade eden Eyhner, İran'ın ise şimdiye kadar müzakereleri kendi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönettiğini, zaman kazanma ve ekonomik kazanımlar elde etme çabası içinde olduğunu savundu.

İSRAİL MÜZAKERELERDEN DIŞLANMAKTAN ENDİŞELİ

Tel Aviv Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve akademisyen Eyal Zisser ise ABD'nin İran politikasını eleştirerek İsrail'in İran'la yaşanan çatışmalarda bedel ödediğini ancak ardından yürütülen müzakerelere dahil edilmediğini savundu.

Zisser, İsrail'in İran'a yönelik saldırılarda ve karşı saldırılarda yer aldığını ancak müzakere sürecinden haberdar edilmediğini belirterek, bunun müttefiklik ilişkisiyle bağdaşmadığını kaydetti.

"Biz paralı asker miyiz? Gerektiğinde bombalıyoruz ve füzeleri karşılıyoruz, bize ihtiyaç duyulmadığında ise müzakere süreci hakkında bilgi verilmiyor." ifadelerini kullanan Zisser, Washington'un yaklaşımını eleştirdi.

Zisser, Trump'ın öncelikle kendi siyasi tabanına hitap ettiğini, İran üzerindeki baskının uzun vadede sonuç verebileceğini düşündüğünü ancak Trump'ın tutumunun İsrail ve bölge ülkeleri açısından güçlü ve kararlı bir lider görüntüsü vermediğini savundu.

DÜNYA KUPASI ZAMANLAMASI TARTIŞILIYOR

İsrail'de bazı siyasi analistler, Trump'ın İran'a ilişkin açıklamasının 2026 FIFA Dünya Kupası'nın başlangıcına denk gelmesine de dikkati çekti.

Analistler, ABD'nin küresel spor organizasyonu öncesinde bölgede istikrarın hakim olduğu ve tansiyonun düştüğü algısını oluşturmayı hedeflemiş olabileceği görüşünü dile getiriyor.

Ancak İsrail basını, Washington'un İran politikasındaki kararlarının Dünya Kupası ile bağlantılı olduğuna dair resmi bir bilgi bulunmadığını belirtiyor.

Bazı medya kuruluşları, ABD'nin Dünya Kupası sürecinde güvenlik ve istikrar görüntüsünü korumak isteyebileceğini savunurken, bu değerlendirmenin resmi bir bilgiye dayanmadığını aktarıyor.

İsrail basınında ayrıca ABD-İran geriliminin daha önce İran Milli Takımı'nın turnuvaya katılımı, vize ve ulaşım süreçleri konusunda soru işaretlerine neden olduğuna da vurgu yapılıyor.

İRAN MECLİSİ ULUSAL GÜVENLİK KOMİSYONU BAŞKAN AZİZİ'DEN "HÜRMÜZ BOĞAZI" MESAJI

İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Hürmüz Boğazı'nın yönetilmesi planının, petrolün millileştirilmesi gibi kalıcı bir girişim olduğunu söyledi.

İran Genç Gazeteciler Cemiyeti Haber Ajansına (YJC) konuşan Azizi, Hürmüz Boğazı'na ilişkin açıklamalarda bulundu.

İran Meclisinde hazırlanan, Hürmüz Boğazı'ndaki geçiş düzenlemelerinin yer aldığı yeni yönetim planına ilişkin yasa tasarısının tam ve eksiksiz olduğuna vurgu yapan Azizi, şunları kaydetti:

"(Basra) Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması ve gelişmesine ilişkin hazırlanan plan petrolün millileştirilmesi gibi kalıcı bir girişimdir."

Azizi ayrıca, ülkesinin tehditlere karşı milli çıkarlar temelinde karşılık verdiğini ve bölgede akıllıca politikalar takip ettiğini söyledi.

İSRAİL İŞGAL GÜÇLERİNİN LÜBNAN'IN GÜNEYİNE DÜZENLEDİĞİ SALDIRIDA 1 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

İsrail işgal güçlerinin ateşkese ve İran'ın uyarılarına rağmen Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısında 1 kişi yaşamını yitirdi.

İsrail işgal güçleri, 17 Nisan'da yürürlüğe giren ve 17 Mayıs itibarıyla 45 gün uzatılan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürüyor.

Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracının Sur kentine bağlı Maraka beldesindeki mezarlığı hedef aldığı saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti.

Öte yandan İsrail işgal güçleri, sabaha karşı işgal ettiği Bint Cubeyl ilçesinde evler ile bazı resmi kurum binalarını patlayıcılarla yıktı.

İran Silahlı Kuvvetleri'nin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Karargahı, 8 Haziran'da, İsrail'e yönelik askeri operasyonların durdurulduğunu açıklamış ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi halinde daha sert karşılık verileceği uyarısında bulunmuştu.

İsrail basını ise Başbakan Binyamin Netanyahu'nun Trump'ın talebi üzerine İran'a saldırıları durdurmayı kabul ettiğini ancak Lübnan'a saldırıların "tüm gücüyle" devam edeceğini öne sürmüştü.

CNN: ABD ORDUSU İRAN'DA URANYUM İÇİN KARA HAREKATINA HAZIRLANIYORDU, TRUMP DURDURDU

Amerikan yayın kuruluşu CNN, ABD ordusunun İran'daki uranyuma el koymak için kara harekatına hazırlandığını ancak Başkan Donald Trump'ın bunu durdurduğunu yazdı.

CNN'in konuya yakın iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine, Florida'daki ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) genel merkezine giderek burada, İran'daki zenginleştirilmiş uranyumun ele geçirilmesi için bu ülkeye kara kuvvetleri gönderilmesi planlarını dinledi.

Kaynaklar, toplantının çok acil yapıldığını ve Caine'in bu nedenle Brüksel'deki NATO toplantısından hızlıca 19 Mayıs'ta ülkesine döndüğünü belirterek, bu toplantıların bu kadar üst düzeyde yapılmasının kara operasyonuna ne kadar yaklaşıldığını gösterdiğini söyledi.

Caine'in daha sonra söz konusu kara harekatı planı hakkında ABD Başkanı Donald Trump'ı bilgilendirdiğini aktaran kaynaklar, bunun İran'ın şiddetli misillemesine yol açabileceği, savaşı uzatabileceği ve küresel ekonomiyi daha da kargaşaya sürükleyebileceği uyarıları üzerine Trump'ın operasyonu durdurma kararı aldığını ileri sürdü.

Kaynaklara göre Trump, çok sayıda ABD askeri kaybı konusunda da endişesini dile getirdi.

"İRAN URANYUM DEPOLARINI MÜHÜRLEDİ, MAYINLAR DÖŞEDİ"

Öte yandan CNN'in diğer bir özel haberinde de İran'ın, ABD'nin uranyuma el koyması endişesiyle uranyum depolarını mühürlediği ve depoların girişine mayınlar döşediği öne sürüldü.

Ayrıca CNN'e konuşan kaynaklar, İranlı yetkililerin kasıtlı olarak depolara giden tünelleri de patlattığını aktardı.

 

İRAN İLE BARIŞ ANLAŞMASI YAKLAŞIRKEN HÜRMÜZ BOĞAZI YAKINLARINDA YENİ ASKERİ HAREKETLİLİK

Amerika Birleşik Devletleri ve İran, cuma günü yaptıkları açıklamalarla savaşlarını sona erdirecek bir anlaşmanın yakın olduğuna işaret etti. Üst düzey bir ABD yönetim yetkilisi, tarafların bir metin üzerinde uzlaştığını ve Washington'ın önümüzdeki günlerde ilk anlaşmayı imzalamayı beklediğini söyledi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise anlaşmada hâlâ değişiklik yapılmasının mümkün olduğunu, ancak geçici uzlaşının ülkesinin çatışmadan daha güçlü çıktığını gösterdiğini ifade etti.

“İran, ABD ile savaşın galibidir” diyen Arakçi, bu açıklamayı devlet televizyonunda yaptı.

ABD İRAN İHA'SINI DÜŞÜRDÜ

Bu açıklamalardan saatler sonra ABD güçleri, Hürmüz Boğazı'na doğru ilerleyen çok sayıda İran yapımı tek yönlü saldırı insansız hava aracını düşürdü. Konuya aşina bir kaynak Reuters'a yaptığı açıklamada, söz konusu İHA'ların ticari deniz trafiği için tehdit oluşturduğunu söyledi. İsminin açıklanmaması koşuluyla konuşan kaynak, operasyonun bu nedenle gerçekleştirildiğini belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) daha sonra müdahaleyi doğruladı ve su yolunun gemi geçişine açık olduğunu açıkladı.

SİRİK LİMANI VE KEŞM ADASI CİVARINDA PATLAMA SESLERİ

İran haber ajansları ise İran'ın Sirik Limanı ve Keşm Adası çevresinde patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Bölge sakinleri ve yerel yetkililer, bu seslerin Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri'nden izin almadan boğazı geçmeye çalışan gemileri uyarmak amacıyla İran güçleri tarafından açılan ateşten kaynaklandığını söyledi.

Müzakerelere katılan tüm taraflardan kaynakların aktardığına göre, önerilen mutabakat zaptı Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve ABD'nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmasını öngörüyor.

NÜKLEER POGRAM NE OLACAK?

Kaynaklara göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı başlatma gerekçesi olarak gösterdiği İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler ise daha sonra gerçekleştirilecek.

İsminin açıklanmaması şartıyla konuşan ABD'li yetkili, anlaşmanın Trump'ın temel hedeflerini karşıladığını ve müzakereleri “çok ama çok iyi bir noktaya” taşıdığını söyledi.

GALİP BELLİ Mİ?

Batılı, Pakistanlı ve İranlı kaynakların Reuters'a aktardığı taslak anlaşma değerlendirmeleri, şartların İran lehine olabileceğine işaret etti. Bu durum Trump'ın eleştirilerine yol açtı. Trump ise söz konusu haberlerin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Detaylarda bazı küçük farklılıklar bulunsa da tekliflerin genel olarak Tahran'ın uzun süredir talep ettiği birçok unsuru içerdiği belirtiliyor. Buna karşılık Trump'ın, İran'ın ABD ve İsrail saldırılarının ardından kapattığı Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasından başka önemli bir kazanım elde edememiş göründüğü ifade ediliyor.

ANLAŞMA KAMUOYUNA DUYURULMADAN ÖNCE UZAKTAN İMZALANACAK

Arakçi, Umman ile birlikte İran'ın boğazdaki deniz trafiği üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini söyledi. Savaş öncesinde Hürmüz Boğazı dünya petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte birine ev sahipliği yapıyordu.

Arakçi, “Kılıcımız her zaman Hürmüz Boğazı'nın üzerinde sallanacak” dedi.

Batılı bir kaynak, anlaşmanın pazar günü kadar erken bir tarihte ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf tarafından imzalanabileceğini, imza töreni için en güçlü adayın ise Cenevre olduğunu söyledi.

ABD'li yetkili de Avrupa'nın imza yeri olarak değerlendirildiğini ancak henüz kesin karar verilmediğini belirtti.

Arakçi ise anlaşmanın kamuoyuna duyurulmadan önce uzaktan imzalanacağını ifade etti.

ANLAŞMADA NELER VAR?

Reuters'a konuşan çok sayıda kaynağın aktardığı taslak şartlara göre ABD, İran'ın dondurulmuş milyarlarca dolarlık varlığını serbest bırakmaya başlayacak ve petrol ihracatına yönelik yaptırımlardan muafiyet sağlayacak. Bunun karşılığında İran da Hürmüz Boğazı'nı açacak.

İran'ın nükleer programı ise 60 günlük müzakere sürecinde ele alınacak.

ABD'li yetkili, nihai anlaşmanın İran'ın nükleer programının tamamen ortadan kaldırılmasına yol açacağını, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının imha edilip ülkeden çıkarılacağını söyledi. Şartlar ayrıca uzun vadede uyumu garanti altına almak için bir denetim mekanizmasını da içeriyor.

ANLAŞMAZLIKLAR SÜRÜYOR

Ancak Arakçi devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer programını tamamen ortadan kaldırmayı kabul etmediğini ve yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumu seyreltilmiş biçimde elinde tutmak istediğini söyledi.

Arakçi , “Tahran açısından yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokuna ilişkin tercih edilen tek çözüm, malzemenin seyreltilmesidir” dedi.

Kaynaklara göre tekliflerde ayrıca Tahran'a olası savaş tazminatlarının görüşülmesi ve İran'ın füze programına yönelik uzun süredir devam eden ABD taleplerinin geri çekilmesi de yer alıyor.

ABD'li yetkili ise bu değerlendirmeye itiraz etti.

Yetkili, “Yükümlülüklerini yerine getirmeden hiçbir paraları serbest bırakılmayacak. Hürmüz Boğazı açık olacak. İran terör gruplarını finanse etmeyecek” dedi.

Yetkili, “Üzerinde anlaştıkları hususlar bunlar. Bu performansa dayalı bir anlaşmadır” ifadelerini kullandı.

İSRAİL MUTABAKATIN TARAFI DEĞİL

İsrail, müzakerelerin bir parçası olmadı ve Başbakan Benjamin Netanyahu ülkesinin anlaşmanın tarafı olmayacağını söyledi.

Netanyahu son haftalarda, Washington'ın Tahran ile anlaşmaya varabilmesi için İsrail'in Lübnan'daki askeri faaliyetlerini sınırlandırmasını istemesi nedeniyle Trump ile görüş ayrılığı yaşadı.

Arakçi, anlaşmanın Lübnan'daki savaşı sona erdireceğini ve bunun İsrail'in işgal ettiği bölgelerden çekilmesini de kapsadığını ima etti.

İsrail Savunma Bakanı ise ülkesinin geri çekilmeyeceğini söyledi.

Üst düzey bir İsrailli yetkili de İsrail'in tehditlere karşı harekete geçme özgürlüğünü korumayı beklediğini ifade etti.

PETROL FİYATLARI DÜŞTÜ

Anlaşmaya yönelik ilerleme sinyalleri, Körfez'de gerilimin keskin biçimde tırmandığı bir haftanın sonunda geldi.

Bu süreçte İsrail ile İran arasında karşılıklı saldırılar yaşanmış, ABD İran hedeflerini vurmuş, ardından İran da ABD üslerine misilleme saldırıları düzenlemişti.

Anlaşmaya ilişkin haberlerin ardından küresel borsalar yükselirken petrol fiyatları geriledi.

Brent petrolün varil fiyatı yüzde 3'ten fazla düşerek yaklaşık iki ayın en düşük seviyesine indi.

Çatışma, yükselen yakıt fiyatları ve Trump'ın düşen kamuoyu desteği nedeniyle Beyaz Saray için siyasi bir soruna dönüşmüş durumda.

Bazı Cumhuriyetçiler, savaşın kamuoyunda gördüğü olumsuz tepkinin kasım ayında yapılacak ara seçimlerde Kongre üzerindeki kontrollerini kaybetmelerine yol açabileceğinden endişe ediyor.

Ancak Trump'ın Cumhuriyetçi Parti içindeki birçok müttefiki de İran'a fazla taviz verdiği düşünülebilecek bir anlaşmayı desteklemekte zorlanabilir.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin