ABD-İran masasında yeşil ışık! Katar açıkladı: Olumlu ilerleme sağlandı

ABD-İran masasında yeşil ışık! Katar açıkladı: Olumlu ilerleme sağlandı

Katar'ın başkenti Doha'daki görüşmelere ilişkin taraflar arasında olumlu ilerleme sağlandığı kaydedildi. ABD ve İran'ın görüşmelere devam etmek için anlaştı. İşte Orta Doğu'dan anbean gelişmeler...

ABD ile İran arasında ateşkes sonrası diplomasi trafiği sürerken, bölgede tansiyonu yükseltebilecek yeni iddialar gündeme gelmeye devam ediyor.

Son 24 saatte neler oldu?

İran, Katar'da bulunan ABD heyetiyle doğrudan görüşmeyeceğini açıklarken, müzakerelerin arabulucular üzerinden yürütüleceğini bildirdi. Wall Street Journal, ABD ile Suudi Arabistan arasında Hürmüz Boğazı nedeniyle ciddi görüş ayrılıkları yaşandığını yazdı. İran, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğini yönetme hakkını savunurken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance buna izin vermeyeceklerini söyledi. Ateşkes yürürlükte kalırken, taraflar kalıcı anlaşma konusunda henüz ortak zemine ulaşabilmiş değil.

BU CANLI ANLATIM SONA ERDİ

YENİ GELİŞMELERİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

İŞTE ORTA DOĞU'DAN ANBEAN GELİŞMELER

CANLI ANLATIM

KATAR'DAKİ TEKNİK GÖRÜŞMELER TAMAMLANDI

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Katar'ın başkenti Doha'da ABD-İran arasındaki dolaylı teknik görüşmelerin tamamlandığını açıkladı.

Garibabadi, İran ve ABD heyetleri arasında Doha'da herhangi bir görüşme yapılmadığını vurgulayarak, İran heyetinin temaslarının yalnızca Katar ve Pakistan heyetleriyle üçlü formatta gerçekleştirildiğini belirtti.

İranlı bakan yardımcısı, mutabakatın uygulanmasını izlemek üzere oluşturulan izleme grubunun ilk toplantısının yapıldığını kaydetti.

Garibabadi, görüşmelerde mutabakat zaptının uygulanma süreci, Lübnan'daki son gelişmeler ve İran'a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması konularının ele alındığını ifade etti.

Garibabadi, toplantıda ABD'nin mutabakatın Lübnan'daki savaşın sona erdirilmesine ilişkin birinci maddesindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğine yönelik İran'ın değerlendirmelerinin, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını güçlendirdiğine ilişkin haberlerin ve bazı ABD'li yetkililerin tehdit içerikli açıklamalarının da ele alındığını söyledi.

Garibabadi, mutabakat kapsamındaki yükümlülüklerin bir bütün olduğunu ve birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, tarafların ABD-İran arasında imzalanan mutabakat zaptına ilişkin ihlallerin bildirilmesi ve kayıt altına alınmasına yönelik resmi bir iletişim kanalı oluşturulması konusunda mutabakata vardığını söyledi.

"6 MİLYAR DOLARLIK FONUN BİR KISMININ SERBEST BIRAKILMASINDA MUTABAKATA VARILDI"
Garibabadi ayrıca, Katar Merkez Bankası yetkilileriyle de görüşme gerçekleştirildiğini ve İran'a ait dondurulmuş 6 milyar dolarlık fonun bir kısmının kullanımının ele alındığını belirtti.

Garibabadi, tarafların İran'ın ihtiyaçları doğrultusunda gerekli ürünlerin satın alınabilmesi amacıyla bu fondan kaynak kullanılmasında mutabakata vardığını söyledi.

VANCE: TRUMP MECBUR KALMADIKÇA İRAN'A ORDUYU GÖNDERMEYECEK

 ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump'ın "mecbur kalmadıkça" ve "açıkça tanımlanmış bir amaç olmadıkça" orduyu İran'a geri göndermeyeceğini söyledi.

Vance, Virginia eyaletinde basın mensuplarına İran gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Hiçbir konuda kesin taahhütte bulunamayacağını çünkü bunun İran'ın nihayetinde ne yapacağına bağlı olduğunu ifade eden Vance, Trump'ın "mecbur kalmadıkça" ve "açıkça tanımlanmış bir amaç olmadıkça" orduyu İran'a geri göndermeyeceğini taahhüt edebileceğini belirtti.

Vance, Katar'ın başkenti Doha'da yapılan görüşmelere ilişkin, "Şu anda görüşmeler iyi gidiyor. Henüz çok erken bir aşamadayız ama görüşmeler iyi gidiyor." dedi.

Müzakerelerin başarılı olması için gerekenlerin yapılacağını aktaran Vance, "Ama eğer nükleer programlarını yeniden kurmaya çalışırlarsa, denetimlere izin vermezlerse, birkaç gündür durdurdukları ticari gemilere ateş etmeye yeniden başlarlarsa o zaman elbette başkanın masada hala birçok seçeneği olacaktır." diye konuştu.

"ABD TEL AVİV'DEKİ EVCİL HAYVANLARINA AĞIZLIK TAKMAYI TAAHHÜT ETTİ"

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, “Halkımıza ve liderliğimize yönelik herhangi bir tehdit, anında güçlü yanıt alacaktır” dedi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, sanal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz'ın İran'ı ve Ayetullah Mücteba Hamaney'i hedef alan sözlerine yanıt verdi. Arakçi açıklamasında, “İslamabad Mutabakat Zaptı'nın şartları son derece net ve herkesin görebileceği şekilde kamuya açık. ABD Başkanı Donald Trump, Tel Aviv'deki evcil hayvanlarına ağızlık takmayı taahhüt etti. Eğer efendilerini görmezden gelirlerse, İran onlara derslerini verecek. Halkımıza ve liderliğimize yönelik herhangi bir tehdit, anında güçlü bir yanıt alacaktır” ifadelerini kullandı.

TRUMP: İRAN İLE ÇOK İYİ GÖRÜŞMELER OLDU

ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Dakota'dan Beyaz Saray'a hareket edeceği sırada, gazetecilere gündeme ilişkin açıklamada bulundu. Trump, ABD’nin İran’la çok iyi anlaştığını ve Katar’daki son görüşmelerin iyi geçtiğini söyledi.

Tahran ile devam eden görüşmelerde, İran'ın ‘önemli bir mesafe katettiğini’ aktaran Trump, “İran ile mükemmel bir görüşme gerçekleştirdik. İran’ı nükleer silahlardan arındırma yolunda ilerliyoruz. Finansal piyasalardaki yükselişten, petrol fiyatlarındaki düşüşten ve perakende sektöründeki fiyat gerilemesinden hepimiz fayda sağlıyoruz. Geçen hafta İran’a güçlü saldırılar gerçekleştirdik. Çok iyi toplantılar yaptılar, sonuçları göreceğiz” ifadelerini kullandı.

İRAN: NİHAİ ANLAŞMAYA YÖNELİK MÜZAKERELER BAŞLAMADI

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD ile nihai anlaşmaya yönelik müzakere gruplarının oluşturulduğunu fakat bu mekanizmalar çerçevesinde henüz herhangi bir müzakerenin başlamadığını söyledi. İran resmi ajansı IRNA'ya göre, Garibabadi beraberindeki heyetle gittiği Katar'da Başbakan ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi.

İran'ın Doha Büyükelçisi Ali Salihabadi ile Dışişleri Bakanlığı Ekonomik Diplomasi Bakan Yardımcısı Hamid Kanberi'nin de hazır bulunduğu görüşmede taraflar, savaşın sona erdirilmesine ilişkin mutabakat zaptının uygulanma süreci ile bu sürecin hayata geçirilmesinin önündeki mevcut zorluklar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşme sonrasında basın mensuplarına açıklama yapan Garibabadi, bugünkü toplantılarda ABD'yle varılan mutabakat zaptında yer alan maddelerin uygulanmasının takibine odaklanıldığını söyledi.

"ARABULUCULAR ÜZERİNDEN DEVAM EDİYOR"

İranlı Bakan Yardımcısı, mutabakatın uygulanmasını takip edecek çalışma grupları ile nihai anlaşmaya yönelik müzakere gruplarının oluşturulduğunu fakat bu mekanizmalar çerçevesinde henüz herhangi bir müzakerenin başlamadığını belirtti. Bu çalışma grupları kapsamındaki görüşmelerin zaman ve yerinin belirlenmesine ilişkin istişarelerin arabulucular üzerinden devam ettiğini dile getiren Garibabadi, gerekli koşulların oluşması halinde söz konusu çalışma grupları çerçevesindeki müzakerelerin başlayacağını kaydetti.

İSRAİL'DEN İRAN'A BAĞLI OLDUĞU İDDİASIYLA 37 KRİPTO PARA CÜZDANINA YAPTIRIM

 İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı olduğu ve Hizbullah ile diğer vekil örgütleri finanse etmek amacıyla kullanıldığı iddia edilen 8 milyon dolar değerindeki 37 kripto para cüzdanına yönelik yaptırım kararını onayladığı bildirildi.

Katz'ın ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Savunma Bakanlığına bağlı Terörün Finansmanıyla Mücadele Ulusal Bürosu (NBCTF) ve istihbarat birimlerinin ortaklaşa yürüttüğü soruşturma neticesinde, söz konusu cüzdanların İran destekli örgütlere fon aktarmak için kullanıldığı ileri sürüldü.

Açıklamada ayrıca, paranın öncelikli hedefinin Hizbullah olduğu iddia edilerek, yıllar içinde bu cüzdanlar aracılığıyla İran destekli örgütlere "on milyonlarca dolar aktarıldığı" savunuldu.

Katz'ın, İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı olduğu ve Hizbullah ile diğer vekil örgütleri finanse etmek amacıyla kullanıldığı iddia edilen 8 milyon dolar değerindeki 37 kripto para cüzdanına yönelik yaptırım kararını onayladığı kaydedildi.

İsrail, daha önce de "terörü finanse etmek" için kullanıldığı iddiasıyla kripto cüzdanlara el koymuştu.

İsrail'in, İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait 37 kripto para cüzdanına karşı uyguladığı yaptırımların, bu cüzdanlara el konulduğu anlamına gelip gelmediği henüz netlik kazanmadı.

İRAN BASINI: HÜRMÜZ BOĞAZI'NDA TAHRAN'IN BELİRLEDİĞİ GÜZERGAHIN DIŞINA ÇIKAN GEMİ KARAYA OTURDU

Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından belirlenen güzergahın dışında seyreden bir konteyner gemisinin karaya oturduğu ve seyrine devam edemediği belirtildi.

İran devlet televizyonunun haberine göre, Hürmüz Boğazı'nda İran tarafından belirlenen güzergahın dışında rota izleyen bir ticari gemi karaya oturdu.

Hangi ülkeye ait olduğu belirtilmeyen geminin, izlediği rotadaki sığlık nedeniyle karaya oturduğu ve hareket edemediği kaydedildi.

İran, ABD ile 14 Haziran'da varılan mutabakatın 5. maddesi uyarınca, Hürmüz Boğazı'ndan yapılacak tüm geçişlerin kendi belirlediği güzergahlar üzerinden gerçekleştirilmesi gerektiğini savunuyor ve ABD'nin güneyde Umman kıyılarında oluşturduğu güzergaha karşı çıkıyor.

Hürmüz Boğazı'nın bazı kesimlerinin sınırlı derinliğe sahip olması, büyük gemilerin yalnızca belirlenmiş seyir koridorlarından geçiş yapabilmesine neden oluyor.

DOHA'DA MÜZAKERELER DEVAM EDİYO MU?

ABD ile İran arasında Katar'ın başkenti Doha'da yürütülen dolaylı teknik görüşmeler sürüyor. Katar ve Pakistan'ın arabuluculuğunda gerçekleştirilen müzakerelere tarafların baş müzakerecileri ile teknik uzman ekipleri katılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ise bugünkü teknik görüşmelerin zeminini oluşturmak amacıyla dün Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Ancak Kushner ve Witkoff'un teknik müzakere oturumlarına doğrudan katılmayacağı belirtildi.

HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAN GEÇİŞLERİN HIZLANMASIYLA KÜRESEL TAŞIMACILIKTA FİYATLAR YENİDEN ŞEKİLLENİYOR

Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, İran ile ABD arasında varılan mutabakatın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini artırdığını belirterek, "Son aylarda gerilimin azalması ve geçişlerin normalleşmeye başlamasıyla birlikte spot piyasada belirgin bir gevşeme eğilimi gözlenmekte ancak bu düşüşler çoğu zaman sert bir çöküş değil, kademeli ve dalgalı bir normalleşme sürecidir." dedi.

ABD ile İran arasında 14 Haziran'da varılan ve 18 Haziran'da tarafların imzasıyla yürürlüğe giren mutabakat zaptının ardından sürdürülen müzakereler kırılganlığını koruyor. Söz konusu mutabakat Hürmüz Boğazı'nın ticari gemi trafiğine açılma şartını da içeriyor.

Anlaşmanın ardından küresel ticaretin en kritik su yollarından biri olan Hürmüz Boğazı'nda gemi geçişleri hız kazandı. Şubat ayından bu yana lojistik sektörünü olumsuz etkileyen jeopolitik gerilimin azalmasıyla küresel tedarik zincirlerindeki belirsizliklerin ve yüksek seyreden risk primlerinin düşmesi bekleniyor.

Savaş öncesinde günde ortalama 130 ticari geminin geçtiği, ancak 28 Şubat sonrasında trafiğin durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'nda ABD-İran mutabakatının ardından belirgin bir hareketlilik yaşandı. Buna karşın boğazdan geçişler halen savaş öncesi seviyenin yaklaşık yüzde 70 altında bulunuyor.

"SEKTÖR, ORTA VADEDE DAHA TEMKİNLİ VE 'KALICI RİSK PRİMİ İÇEREN YENİ BİR DENGE'YE DOĞRU EVRİLMEKTE"

UTİKAD Başkanı Engin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan jeopolitik gerilimlerin ve buna bağlı olarak ortaya çıkan navlun, sigorta ve risk primi artışlarının 2026 boyunca küresel deniz taşımacılığı piyasasında belirleyici olduğunu söyledi.

Engin, kriz döneminde özellikle tanker ve konteyner segmentlerinde spot navlun fiyatlarının yanı sıra savaş riski sigorta primlerinde de tarihi zirveler görüldüğünü anımsatarak, "Son aylarda gerilimin azalması ve geçişlerin normalleşmeye başlamasıyla birlikte spot piyasada belirgin bir gevşeme eğilimi gözlenmekte ancak bu düşüşler çoğu zaman sert bir çöküş değil, kademeli ve dalgalı bir normalleşme sürecidir. Sigorta maliyetleri hızlı şekilde gerilerken, navlun fiyatlarının aynı hızda düşmemesi yapısal maliyet unsurlarının devam etmesinden kaynaklanmakta." diye konuştu.

Hürmüz gibi kritik geçiş noktalarında risk priminin tamamen ortadan kalkmadığını, yalnızca daha düşük bir bantta yeniden fiyatlandığını belirten Engin, bu nedenle spot piyasada oluşacak dip seviyenin kriz öncesi seviyelerin belirgin şekilde üzerinde kalmasının beklendiğini kaydetti.

Engin, "Armatörler ve büyük lojistik şirketleri, kriz döneminde imzaladıkları yüksek fiyatlı uzun vadeli kontratları genellikle endeks bağlantılı veya yeniden müzakereye açık esnek yapılar üzerinden revize etmeye yönelmektedir. Sabit fiyatlı kontratlarda ise hukuki çerçeve nedeniyle ani değişiklikler sınırlı kalmakta, ancak yeni dönem kontratlarında daha düşük risk primi ve daha dengeli fiyatlama yapısına geçilmektedir. Genel olarak sektör, kısa vadeli spot düşüşlere rağmen orta vadede daha temkinli ve 'kalıcı risk primi içeren yeni bir denge'ye doğru evrilmektedir." şeklinde konuştu.

Kriz döneminde Hürmüz çevresindeki riskler nedeniyle gemilerin Ümit Burnu üzerinden yönlendirildiğini anımsatan Engin, bunun küresel deniz taşımacılığında ton-mil talebini yapay olarak artırarak piyasada geçici kapasite sıkışıklığı yarattığını aktardı.

Engin, "Ümit Burnu yönlendirmesinin geri çekilmesi, tek başına sert bir arz fazlası şoku yaratmaktan ziyade spot piyasada kademeli bir gevşeme ve marjların daraldığı daha rekabetçi bir fiyatlama ortamı doğuracaktır. Orta vadede ise piyasa, talep büyümesi ve filo disiplinine bağlı olarak yeni bir fiyat dengesi oluşturacaktır." ifadesini kullandı.

"KIZILDENİZ'DEKİ GÜVENLİK ALGISININ TAMAMEN ORTADAN KALKMAMASI, TOPARLANMANIN KADEMELİ OLMASINA YOL AÇABİLİR"

Engin, savaş döneminde Hürmüz Boğazı çevresindeki risklerin artmasının Basra Körfezi ve Kızıldeniz hattındaki liman operasyonlarını yalnızca deniz trafiği açısından değil, hinterlant bağlantıları ve iç lojistik akışları bakımından da belirgin şekilde baskı altına aldığını dile getirdi.

Bu süreçte bazı limanların transit merkez olma işlevini kısmen kaybettiğini, alternatif rotalar üzerinden yapılan aktarmaların ise maliyetleri artırıp teslim sürelerini uzattığını belirten Engin, şöyle devam etti:

"Normalleşme süreciyle birlikte bu limanların yeniden ana akım ticaret hatlarına entegre olması beklenmektedir. Özellikle Körfez limanları, enerji ihracatı ve Asya bağlantılı konteyner akışlarında hızlı bir toparlanma eğilimine girecektir ancak Kızıldeniz hattında güvenlik algısının tamamen ortadan kalkmaması, toparlanmanın daha kademeli olmasına yol açabilir. Öte yandan, son dönemde küresel lojistik şirketlerinin geliştirdiği 'near-shoring' ve çok modlu taşımacılık koridorları, yalnızca kriz dönemine özgü geçici çözümler olmaktan çıkarak stratejik bir çeşitlendirme aracı haline gelmiştir. Büyük firmaların Asya-Avrupa hattında demiryolu, kısa deniz taşımacılığı ve bölgesel dağıtım merkezleriyle desteklenen hibrit modelleri kalıcı hale getirme eğiliminde oldukları gözlenmektedir."

Engin, Hürmüz Boğazı'nın yeniden istikrara kavuşmasının klasik deniz rotalarının cazibesini artıracağını ancak alternatif koridorları tamamen devre dışı bırakmayacağını vurgulayarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Küresel tedarik zinciri yönetimi artık yalnızca maliyet optimizasyonuna değil, aynı zamanda risk dağıtımı ve arz güvenliği ilkelerine de dayanıyor."

İSRAİL'İN LÜBNAN'A SALDIRILARINDA HAYATINI KAYBEDENLERİN SAYISI 4 BİN 278'E YÜKSELDİ

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in düzenlediği saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısının 4 bin 278'e ulaştığını bildirdi.

Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan itibaren düzenlediği saldırılarda ölen ve yaralananlara dair son verileri paylaştı. Buna göre, söz konusu dönemde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 4 bin 278'e yükseldi, 12 bin 196 kişi yaralandı.

WSJ: HÜRMÜZ KRİZİ ABD İLE SUUDİ ARABİSTAN'IN ARASINI AÇTI

ABD ile Suudi Arabistan arasında uzun yıllardır devam eden stratejik ortaklığın, İran-İsrail savaşı sırasında Hürmüz Boğazı nedeniyle ciddi bir sınavdan geçtiği öne sürüldü.

Wall Street Journal'ın (WSJ), ABD'li ve Arap yetkililere dayandırdığı özel haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilerin güvenli geçişini sağlamak amacıyla hazırladığı "Project Freedom" (Özgürlük Projesi) adlı askeri operasyon, Suudi Arabistan'ın üslerini ve hava sahasını kullandırmayı reddetmesi üzerine durduruldu.

Gazeteye göre, operasyon kapsamında 100'den fazla ABD savaş uçağı ile bölgedeki savaş gemileri göreve hazırlanırken, Riyad'ın desteğini çekmesi planın uygulanmasını engelledi.

WSJ: WASHINGTON RİYAD'I SAVUNMA SİSTEMLERİYLE TEHDİT ETTİ

WSJ'nin haberine göre, Suudi Arabistan'ın tutumu Washington'da büyük rahatsızlık yarattı.

Gazetenin ABD'li ve Arap kaynaklara dayandırdığı haberinde, Beyaz Saray'ın Riyad'a, İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı ihtiyaç duyduğu önleme sistemlerinin sevkiyatını durdurabileceği uyarısında bulunduğu öne sürüldü.

Habere göre Suudi Arabistan daha sonra geri adım atarken, ABD'li yetkililer iki ülke arasındaki güven ilişkisinin ciddi şekilde zedelendiği değerlendirmesinde bulundu.

 

ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman (AFP)ABD Başkanı Donald Trump ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman (AFP)

ABD'NİN SUUDİ ARABİSTAN'DAKİ ASKERİ VARLIĞI MASADA

WSJ'ye göre, Washington yönetimi yaşanan gerilimin ardından Suudi Arabistan'daki Amerikan askeri varlığını azaltma seçeneğini de değerlendiriyor.

Haberde, ABD'nin ilerleyen dönemde bölgedeki askeri kapasitesini, savaş sürecinde Washington'a daha fazla destek veren Ürdün ve İsrail gibi ülkelere kaydırmayı planladığı iddia edildi. Ancak söz konusu değerlendirmenin henüz hazırlık aşamasında olduğu ve nihai bir karar alınmadığı aktarıldı.

RİYAD, İRAN'A KARŞI ASKERİ TIRMANIŞA MESAFELİ KALDI

WSJ'nin haberine göre, Suudi Arabistan savaşın başından itibaren İran'a yönelik geniş çaplı askeri operasyonlara mesafeli yaklaştı.

Gazete, Riyad yönetiminin Washington'a, İran yönetimini devirmeye yönelik herhangi bir girişimin Hürmüz Boğazı'nın kapanmasına, küresel petrol piyasalarının sarsılmasına ve Körfez'de istikrarın bozulmasına yol açabileceği uyarısında bulunduğunu yazdı.

Habere göre Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri, kamuoyu önünde de üslerinin ve hava sahalarının İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyeceklerini açıkladı.

VELİAHT PRENS'İN ÖNCELİĞİ GERİLİMİ DÜŞÜRMEK OLDU

WSJ, İran'ın savaş sırasında Körfez'deki enerji altyapılarını hedef alan saldırılarının ardından Suudi Arabistan'ın güvenlik kaygılarının arttığını aktardı.

Gazeteye göre Veliaht Prens Muhammed bin Selman, özellikle enerji ihracatının yeni saldırılarla hedef alınabileceği endişesi nedeniyle gerilimin düşürülmesi için diplomatik girişimlere ağırlık verdi.

Haberde ayrıca Riyad'ın, ABD'den İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılmasını ve Tahran ile müzakerelere yeniden dönülmesini talep ettiği öne sürüldü.

'PROJECT FREEDOM' YENİDEN BAŞLATILMADI

WSJ'nin haberine göre, Trump yönetimi yaşanan kriz sonrasında "Project Freedom" operasyonunu yeniden devreye almadı.

Bunun yerine ABD'nin, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan gece saatlerinde ve elektronik takip sistemleri kapalı şekilde geçiş yapmalarını koordine ettiği belirtildi.

Gazete, Washington ile Riyad arasında yaşanan bu görüş ayrılıklarının, uzun yıllardır Körfez güvenlik mimarisinin temel taşlarından biri olarak görülen ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde son yılların en ciddi krizlerinden biri olarak değerlendirildiğini aktardı.

İRAN, ABD'Lİ YETKİLİLERLE GÖRÜŞMEYECEĞİNİ AÇIKLADI; KALICI BARIŞ UMUTLARI ZAYIFLADI

İran, iki hafta önce başlayan çatışmaların ardından bölgeye gelen üst düzey ABD'li temsilcilerle görüşmeyeceğini açıkladı. Bu gelişme, iki ülke arasında kalıcı bir barış anlaşmasına varılması yönündeki beklentileri zayıflattı.

İranlı yetkililer, tarafların nükleer programa yönelik olası kısıtlamalar gibi daha zor başlıklara geçmeden önce, iki hafta önce imzalanan ateşkesin şartları üzerinde uzlaşması gerektiğini belirtti.

Bu gelişmeler, ilk çerçeve anlaşmasının temel unsurlarında taraflar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunduğunu ortaya koydu. Söz konusu çerçeve, İran'ın mali teşvikler karşılığında Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü gevşetmesini ve kalıcı bir barış anlaşmasına zemin hazırlamak amacıyla 60 günlük müzakere sürecinin başlatılmasını öngörüyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ile ABD'nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Beyaz Saray'ın "üst düzey görüşmeler" olarak tanımladığı temaslar için Katar'ın başkenti Doha'ya geldi. Ancak İran ve ev sahibi Katar, ABD heyetinin İranlı yetkililer yerine arabulucularla görüşeceğini açıkladı.

Katar, Başbakan Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin Witkoff ve Kushner ile görüşecek isimler arasında yer aldığını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise, "Önümüzdeki günlerde Amerikan tarafıyla herhangi bir düzeyde görüşme planlanmamıştır." dedi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari de iki ülkenin teknik düzeyde görüşmelere başlamasının beklendiğini söyledi.

TRUMP'IN YENİ SALDIRI SEÇENEĞİNİ DEĞERLENDİRDİĞİ İDDİA EDİLDİ

Müzakerelerde yaşanan tıkanıklığı aşmanın yollarını arayan ABD Başkanı Donald Trump'ın, yeniden kapsamlı askeri operasyon seçeneğini değerlendirdiği öne sürüldü.

Wall Street Journal'ın, konuya yakın ABD'li kaynaklara dayandırdığı haberine göre Trump, Savunma Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ile yeni saldırı seçeneklerini görüştü. Reuters, söz konusu haberi bağımsız olarak doğrulayamadığını belirtti.

Haberde, kamuoyu önünde İran'ı yeni saldırılarla tehdit eden Trump'ın, şimdilik diplomasiye daha fazla zaman tanıma kararı aldığı ifade edildi.

HÜRMÜZ BOĞAZI TARTIŞMASI SÜRÜYOR

Savaşın 28 Şubat'ta başlamasından önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği kısmen yeniden başladı.

Ancak İranlı yetkililer, stratejik su yolunun karşı kıyısında bulunan ABD müttefiki Umman ile birlikte boğazdaki deniz trafiğini yönetme hakkına sahip olduklarını ve 60 günlük sürenin dolacağı ağustos ayı ortasından itibaren geçiş ücreti uygulayacaklarını söyledi.

İran'ın baş müzakerecisi Muhammed Bakır Galibaf, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın egemenliği İran ve Umman'a aittir. Boğazdaki trafik, İran'ın belirleyeceği düzenlemelere tabidir." ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise İran'ın uluslararası su yolundan geçen gemilerden geçiş ücreti almasının engelleneceğini belirtti.

The Michael Knowles Show programına konuşan Vance, "Bu süreç, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden geçiş ücreti topladığı bir noktada sona ermeyecek." dedi.

Pazartesi günü kaydedilen ancak salı günü yayımlanan röportajda Vance, herhangi bir veri paylaşmadan Hürmüz Boğazı'ndaki petrol sevkiyatının savaş öncesi seviyelere döndüğünü, hatta bazı günlerde bu seviyenin üzerine çıktığını da söyledi.

PETROL FİYATLARI GERİLEDİ

Belirsizlik sürmesine rağmen petrol fiyatları hafta sonundan bu yana geriledi.

ABD, ticari gemilere yönelik insansız hava aracı saldırılarına karşılık olarak İran'ın askeri tesislerini bombalamış, İran ise Kuveyt ve Bahreyn'deki ABD askeri noktalarına saldırılar düzenlemişti.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD), enerji piyasalarında rahatlama görülse bile kırılgan ekonomilerin gıda ve yakıt fiyatlarındaki artış nedeniyle risk altında kalmayı sürdürebileceği uyarısında bulundu.

Savaşın küresel enflasyonu artırdığı ve kasım ayında yapılacak, ABD Kongresi'nin kontrolünü belirleyecek ara seçimler öncesinde Trump üzerindeki siyasi baskıyı yükselttiği ifade edildi.

Trump ile ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in, akaryakıt perakendecilerine fiyatları düşürmeleri yönünde çağrı yaptığı belirtildi.

LÜBNAN CEPHESİNDE DE BELİRSİZLİK

ABD ile İran arasında varılan geçici anlaşma, İsrail ile İran destekli Hizbullah arasında Lübnan'da süren çatışmaların sona ermesini de öngörüyor.

Ancak Hizbullah'ın müttefiki olan Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD arabuluculuğunda Lübnan ile İsrail arasında hazırlanmakta olan ayrı çerçeve anlaşmasına ilişkin şüphelerini dile getirdi.

Analistler ise İsrail'in Güney Lübnan'dan çekilmesinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması şartına bağlanmasının, süreci çözüme ulaştırmak yerine çıkmazı kalıcı hale getirme riski taşıdığı değerlendirmesinde bulundu.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin