Lübnan'da sessiz işgal derinleşiyor: İsrail'in yeni hedefi Litani Nehri

İran-İsrail savaşı tüm şiddetiyle sürerken, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde adım adım ilerleyen işgal planı sahada ağır bir yıkıma yol açıyor. A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun’un aktardığı son bilgiler, bölgedeki insani krizin boyutunu gözler önüne seriyor.
İsrail yönetimi, İran ile olası bir ateşkes ihtimalinin Lübnan cephesini kapsamayacağını açıkça ilan etmiş durumda.
A Haber muhabiri Ata Gündüz Kurşun, İsrail'in bu planı aslında günler öncesinden dillendirdiğini belirterek, "İsrail'in eli kanlı yöneticileri geçen hafta açıkça şunu söyledi: İran'la ateşkes olsa bile bu Hizbullah'la mücadelemizi kapsamaz" ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, Lübnan'da yeni bir işgal dalgasının bilinçli şekilde devreye sokulduğunu ortaya koyuyor.
HEDEF LİTANİ'YE 10 KİLOMETRE: İŞGAL HATTI GENİŞLİYOR
İsrail basınından Haaretz gazetesinin iddiasına göre, Tel Aviv yönetimi Lübnan'ın güneyinde yeni bir işgal hattı oluşturmayı planlıyor.
Kurşun, "İsrail, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen Mavi Hat'ın 10 kilometre ötesine geçmek istiyor" sözleriyle bu genişleme planını aktardı.
Bu bölge, Hizbullah'ın güçlü olduğu alanları kapsıyor. Bu nedenle İsrail ordusu ile Hizbullah unsurları arasında sıcak temasın giderek arttığı belirtiliyor.
KARA HAREKÂTINDA KAYIP BÜYÜK: İSRAİL İSTEDİĞİNİ ALAMIYOR
Sahadan gelen bilgiler, İsrail'in kara harekâtında ciddi kayıplar verdiğini ortaya koyuyor.
Kurşun, "İsrail ordusunun kayıpları artıyor. Yaralı sayısı 500'e yaklaştı ve birçoğunun durumu kritik" diyerek çatışmaların şiddetine dikkat çekti.
Bu tablo, İsrail'in kara operasyonlarında hedeflediği ilerlemeyi sağlayamadığını gösteriyor.
KÖYLER YERLE BİR EDİLİYOR: "GAZZE MODELİ" LÜBNAN'DA
Kara operasyonlarında istediğini elde edemeyen İsrail, hava ve topçu saldırılarına ağırlık vermiş durumda.
Kurşun, "Savaş uçakları, donanma ve topçu birlikleriyle sınır hattındaki köyler sistematik şekilde yıkılıyor" ifadelerini kullandı.
Daha da çarpıcı olan ise sahadaki uygulamalar: İsrail ordusunun bazı köylere girerek evlere patlayıcı yerleştirdiği ve ardından bu yapıları tamamen imha ettiği belirtiliyor.
Bu stratejinin, Gazze'de Refah ve Han Yunus'ta uygulanan yıkım modelinin Lübnan'a taşındığını gösterdiği ifade ediliyor.
Foto: AFP
CAN KAYBI ARTIYOR: 1461 ÖLÜ
Lübnan'da bilanço her geçen saat ağırlaşıyor.
Kurşun'un aktardığına göre, 2 Mart'tan bu yana hayatını kaybedenlerin sayısı 1461'e ulaştı.
Son 24 saatte hem Beyrut'ta hem de güney bölgelerde ciddi can kayıpları yaşandığı bildiriliyor.
1.2 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİ: ÜLKE GÖÇE ZORLANIYOR
Savaşın en ağır sonuçlarından biri ise kitlesel göç dalgası.
Kurşun, "Yerinden edilenlerin sayısı 1 milyon 200 bine yaklaşmış durumda" diyerek insani krizin boyutunu gözler önüne serdi.
Yaklaşık 5,5 milyon nüfuslu Lübnan'da bu rakam, ülke nüfusunun beşte birine denk geliyor.
BEYRUT'UN GÖBEĞİNDE ÇADIR KENTLER
Başkent Beyrut da bu göç dalgasının merkezlerinden biri haline gelmiş durumda.
Kurşun, sahadaki tabloyu şu sözlerle anlattı: "Beyrut Marina ile liman arasında yüzlerce çadır kurulmuş durumda ve insanlar burada yaşam mücadelesi veriyor."
Evlerini terk etmek zorunda kalan siviller, geri döndüklerinde ise büyük ihtimalle yıkılmış bir yaşamla karşılaşacak.
Foto: Reuters
SINIRLAR DA HEDEFTE: MASNA KAPISI TEHDİT ALTINDA
İsrail'in hedef listesinde yalnızca güney bölgeler yok.
Kurşun, "İsrail son olarak Masna sınır kapısını vurmakla tehdit etti" diyerek krizin yeni bir boyuta taşındığını aktardı.
Bu kapı, Lübnan'ın Suriye'ye açılan en kritik geçiş noktalarından biri olarak biliniyor.
LÜBNAN'DA ÜÇ CEPHEDE KRİZ: GÜNEY, DOĞU VE BEYRUT
Son tabloya göre Lübnan'da kriz üç ana bölgede yoğunlaşmış durumda:
- Güneyde işgal ve yıkım
- Doğuda sınır tehdidi
- Beyrut'ta kitlesel göç ve insani kriz
Kurşun, "Ülkenin her noktasında korku, panik ve belirsizlik hakim" sözleriyle sahadaki atmosferi özetledi.
SESSİZ İŞGAL, DERİNLEŞEN FELAKET
İran-İsrail savaşı dünya gündemini meşgul ederken, Lübnan'da yaşananlar adeta "sessiz bir işgal" olarak ilerliyor.
Sınır hattı genişletiliyor, köyler sistematik şekilde yok ediliyor ve milyonlarca insan yerinden ediliyor.
Tüm bu gelişmeler, bölgenin yalnızca bir savaş değil, aynı zamanda derin bir insani felaketle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.




