Slovenya Filistin devletini 13 Haziran'a kadar tanımayı planlıyor
Katil İsrail'in 7 Ekim tarihinden itibaren Gazze'de yaptığı katliam dünyada Filistin devletinin tanınması çağrılarını canlandırdı. Son olarak İspanya, İrlanda ve Malta, "koşullar uygun olduğunda" Filistin'i tanımaya hazır olduklarını açıklarken, bazı afrika ülkeleri Filistin'i resmen devlet olarak tanıdığını bildirdi. Öte yandan Slovenya'nın da Filistin devletini tanıma kararını 13 Haziran'a kadar alması bekleniyor.
Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon, basına yaptığı açıklamada, hükümetin Filistin devletini tanımaya yönelik prosedürü başlattığını duyurdu.
Fajon, tanıma kararının 13 Haziran'a kadar Slovenya Meclisine iletileceğini söyledi.
Fajon, kararın geri dönüşü olmayan bir adım olduğuna işaret ederek, "Hükümetin, Filistin'i tanıma sürecinde olmasından mutluyum. Bununla Slovenya, Orta Doğu'da barışın tesis edilmesinin gerekliliği ve İsrail-Filistin sorununun iki devletli çözümü konusunda açık bir mesaj gönderiyor." diye konuştu.

YASER ARAFAT DEVLET İLAN ETTİ
Filistin'in efsanevi lideri Yaser Arafat, Cezayir'de 15 Kasım 1988'de düzenlenen Filistin Ulusal Konseyi toplantısında başkenti Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasını içeren "Bağımsızlık Bildirisini" ilan etti.
Yaser Arafat, Filistin Ulusal Konseyi'nin ilk oturumunda. 12 Kasım 1988
Bağımsızlık mücadelesi veren Filistin halkına en büyük siyasi desteği sunan Türkiye, yeni devleti ilk tanıyan ülkeler arasında yer aldı.
OSMANLI'DAN SONRA, BAĞIMSIZLIKTAN ÖNCE FİLİSTİN
Filistin'in kalbi olan Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi ve Hazreti Muhammed'in Miraç yolculuğuna çıktığı yer olan Mescid-i Aksa'nın yanı sıra Hristiyanlar ile Yahudilerin en kutsal mekanlarına ev sahipliği yapıyor.
Bu nedenle tarih boyunca saldırılara ve işgallere sahne olan Filistin'in bugün içinde bulunduğu sancılı süreç 1. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin Osmanlı Devleti himayesindeki bölgeyi işgal etmesiyle başladı. Filistin'i işgal eden İngilizler, 9 Aralık 1917'de kutsal şehir Kudüs'e girdi.
Kudüs'ün işgalinden kısa süre önce 2 Kasım 1917'deki Balfour Deklarasyonu olarak bilinen mektupla Filistin'in kaderi değişti.
İngilizler dünyanın dört bir tarafından gelen Yahudi yerleşimcilerin Filistin topraklarına yerleşmesine göz yumdu. Her gün sayıları artan Yahudiler, tarihi Filistin topraklarına yerleşmeye başladı.
Araplar ile Yahudiler arasında artan çatışmalar nedeniyle İngilizler konuyu Birleşmiş Milletler'e (BM) taşıdı.
İngiliz birlikleri, Kudüs'te gösteri düzenleyen Filistinlilere müdahale ediyor. 2 Haziran 1936
BM'nin 1947'de kabul ettiği taksim planında Filistin topraklarının yüzde 55'i İsrail'e verilirken, Araplara vatanlarından sadece 45'i layık görüldü. Özel bir statüye tabi tutulan Kudüs'ün ise uluslararası toplumun kontrolüne verilmesi kararlaştırdı.
Bu karar bölgedeki durumun iyice içinden çıkılmaz bir hal almasına neden oldu.
Bölgedeki İngiliz mandasının sona ermesinin ardından İsrail, 14 Mayıs 1948'de Filistin toprakları üzerinde bağımsızlığını ilan etti.
Bağımsızlığından bir gün sonra Mısır, Suriye, Lübnan ve Ürdün'ün de aralarında olduğu Arap ülkeleri İsrail'e savaş açtı. Savaşı kazanan İsrail, Batı Kudüs'ü işgal etti.
İsrail, 1967'deki savaşta da Doğu Kudüs ve Batı Şeria'ya girerek tüm Filistin topraklarını işgal etmiş oldu.

