ABD VE MÜTTEFİKLERİNİN UKRAYNA'YA SİLAH SEVKİYATLARI SIKLAŞTI
Geçen yıl Ukrayna'ya 650 milyon dolardan fazla güvenlik yardımı sağladığını duyuran ABD, 2014'ten itibaren bu alanda yapılan yardımların 2,7 milyar doları geçtiğini bildirdi.
Son olarak 22 Ocak'ta Ukrayna'ya 90 ton silah ve mühimmat yardımı gönderen ABD yönetiminin, Ukrayna'ya son yıllarda verdiği silahlar arasında Javelin tanksavar füzeleri, kıyı devriye botları, askeri araçlar, keskin nişancı tüfekleri, keşif droneları, radar sistemleri, gece görüş ve radyo ekipmanları bulunuyor.
ABD yönetimi, Letonya, Litvanya ve Estonya'ya ellerindeki ABD menşeli silahları Ukrayna'ya destek amacıyla göndermelerine de izin verdi. Bu kapsamda Estonya'nın Javelin, Litvanya ve Letonya'nın ise Stinger füzeleri sevk edeceği açıklandı.
Ukrayna'ya yönelik son dönemdeki en büyük silah sevkiyatlarından birisini ise İngiltere, yaklaşık 2 bin hafif anti-tank savunma silah sistemi tedarik ederek gerçekleştirdi. İngiltere, az sayıda İngiliz personelin de Ukrayna'da kalarak eğitim vereceklerini duyurdu.

DONBAS, ZENGİN KÖMÜR MADENLERİYLE DİKKAT ÇEKİYOR
Donetsk ve Lugansk bölgelerinden oluşan Donbas, özellikle zengin kömür madenleriyle dikkati çekiyor.
Bölgeden Rusya'ya kadar uzanan geniş kömür sahası, 10 milyar tonun üzerinde tahmin edilen rezervle "Avrupa'nın en büyük 4'üncü kömür madeni" konumunda.
Rusya yanlısı ayrılıkçılarla çatışmalar başlamadan önce bölge ekonomisi, Ukrayna'nın toplam gayri safi yurt içi hasılasının yüzde 20'sini, ülkenin toplam ihracatının da yüzde 20'sini oluşturuyordu.
Ukrayna'da kömür üretimi 2013'te 84 milyon düzeyinde gerçekleşirken, 2014'te Rusya yanlısı ayrılıkçıların sözde bağımsızlıklarını ilan etmesinden önce ülkedeki kömürün yüzde 75'i Donetsk ve Lugansk'ta üretiliyordu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 15 Kasım'da Donbas'ta üretilen ürünlerin, Rusya pazarında Rus ürünleriyle denk statüye sahip olmasını öngören bir kararnameye imza atmıştı.

Ukrayna'nın sert tepki gösterdiği kararname, özellikle bölgedeki kömür ve metalürji ürünlerinin Rusya tarafından daha kolay ithal edilmesini sağlayacak.
Putin tarafından 2018'de imzalanan bir başka kararnameyle, Donbas bölgesinde yaşayanların pasaport, doğum-ölüm gibi çeşitli belgelerinin Rusya'da kabul edilmesine karar verilmişti.
Rusya, Donbas bölgesine yönelik ekonomik ve sosyal içerikle desteklerin yanı sıra askeri alanda da destek iddialarının adresi olmuştu.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsünce (SIPRI) yayımlanan çeşitli raporlarda da Rusya'nın Donbas'a tanklar, uçaksavar füzeleri ve tanksavar silahları tedarik ettiği öne sürülmüştü.
KRİZİN TARİHÇESİ VE TARAFLAR NE İSTİYOR?
Ukrayna'da iktidarda bulunan ve Rusya yanlısı olduğu bilinen Viktor Yanukoviç'in 2013'te Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması'nı askıya almasıyla ülkede başlayan kriz, "meydan olayları" olarak bilinen şiddetli protestolarla 2014'te de devam etti.

Protestoların şiddetinin artmasıyla Yanukoviç Rusya'ya kaçarken, Ukrayna'nın geçici bir hükümet ve hazırlıksız bir orduya sahip olmasını fırsat bilen Rusya, Mart 2014'te Kırım'ı yasa dışı bir şekilde ilhak etti.
Kırım'daki kriz kısa sürede Ukrayna'nın doğusundaki Donbas bölgesine sıçrarken, buradaki Rusya yanlısı ayrılıkçılar sözde devletlerini ilan etti. "Donbas" denilen bölgede, Rusya yanlılarının yasa dışı yönetimleri yaklaşık 8 yıldır sürüyor.
Rus yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında devam eden çatışmaları durdurmak için 2014 ve 2015'te Minsk Anlaşmaları imzalandı.
Anlaşmalara göre, bölgede ateşkes sağlanacak, esir takası yapılacak, Kiev yönetimi merkezi gücünü azaltarak yerel yönetimlerin yetkilerini artıracak ve Donbas'a özel statü sağlayacak anayasa değişikliği yapacaktı.
Rus yanlısı ayrılıkçılar ise Ukrayna-Rusya sınırının kontrolünü devlete geri verecek, bölgedeki silahlarını çekecekti. Ancak bugüne kadar iki tarafın karşılıklı birbirini ateşkesi ihlal ettiğini suçlamasıyla anlaşmalar yürürlüğe konmadı.
Rusya, Ukrayna'nın NATO'ya girmesini ve NATO'nun Rusya sınırlarında daha fazla genişlemesini "kırmızı çizgi" olarak tanımlarken; ABD ve NATO'yu, Ukrayna'ya silah sevkiyatları yaparak gerilimi körüklemekle suçluyor.
Ukrayna ise 2020'de "NATO genişletilmiş fırsatlar partneri" statüsünü almıştı. Toprak bütünlüğünü sağlamak isteyen Kiev, bu sorunun çözümü için de bir an önce NATO Üyelik Hareket Planı almak ve üyelik görüşmelerini başlatmak istiyor.