Dünden bugüne Anadolu İhtilali: AK Parti'nin millete hizmet yolculuğunda tarihi dönüm noktaları
3 Kasım 2002 seçimleriyle iktidara gelen AK Parti, 24 yıllık siyasi yolculuğunda demokrasi, ekonomi, sağlık, ulaşım ve savunma sanayii alanlarında hayata geçirdiği reform ve projelerle Türkiye'nin dönüşümüne imza attı. Vesayet girişimleri, kapatma davası, kumpaslar ve 15 Temmuz darbe girişimine rağmen iktidarını sürdüren AK Parti'nin kuruluşundan bugüne uzanan siyasi mücadelesi, Türkiye'nin yakın tarihindeki önemli dönüm noktalarına sahne oldu.
3 Kasım 2002 seçimleri, derin ekonomik krizlerin, koalisyon kaoslarının ve siyasi istikrarsızlığın gölgesinde gerçekleşti. Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti; yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklarla (3Y) mücadele söylemiyle milletin büyük teveccühünü kazandı. Lideri siyasi yasaklı olmasına rağmen milletin iradesiyle sandıktan yüzde 34,63 oy alarak tek başına iktidar çıkan AK Parti, Türk siyasi tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Vesayet odaklarına, kapatma davalarına, kumpaslara ve hain darbe girişimlerine karşı dik durarak Türkiye'yi dev projelerle buluşturan bu tarihi yürüyüş, ilk günkü inançla devam ediyor.
CEZAEVİNDEN DÜNYA LİDERLİĞİNE: "BU ŞARKI BURADA BİTMEZ"
Cumhuriyet tarihinin en büyük kalkınma ve demokrasi hamlesinin temelleri, vesayetin kurduğu tuzakların millet iradesiyle bozulmasıyla atıldı. 27 Mart 1994'te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini devralan Recep Tayyip Erdoğan; susuzluktan kırılan, çöp dağlarıyla anılan, hava kirliliği ve ulaşım çilesiyle boğuşan metropolü kısa sürede ayağa kaldırdı. Çöp, çukur ve çamur belediyeciliğine son veren Erdoğan, o dönem hemşehrilerine seslenirken, "Bu kardeşiniz sadece Refah Partililerin belediye başkanı değildir artık, 10 milyon İstanbullunun belediye başkanıdır. Hakkı gasp edilen kim olursa olsun, o hakkı almak için Allah'ın izniyle ayaklarının altına turab oluruz, toprak oluruz ve hakkını iade ederiz" sözleriyle adalet anlayışını ortaya koydu.
Okuduğu bir şiir sebebiyle 26 Mart 1999'da haksız yere siyasi yasaklı ilan edilip Pınarhisar Cezaevi'ne gönderilen Erdoğan, cezaevi yolunda kendisini uğurlayan on binlere seslenirken, "Sizlerden ayrılmıyoruz, ayrılmadık, ayrılmayacağız. Biliniz ki sizin içinizden birisi olarak, sizin sesiniz olarak aydınlık yarınların Türkiyesine yine taşları koymaya devam edeceğiz inşallah. 2000'li yılların Türkiyesi sizin aydınlık ve güzel Türkiyeniz olacak. Ben içeride çok çalışacağıma söz veriyorum, sizler de dışarıda çok çalışacağınıza söz verir misiniz?" ifadelerini kullandı. Bu ayrılık bir son değil, milletle kucaklaşacak devasa bir siyasi hareketin doğum sancısıydı. Tahliye sonrası durmaksızın çalışan Erdoğan, 26 Mart 1999'da dile getirdiği gibi, "Bu şarkı bitmez dedik ve o şarkı orada bitmedi" sözleriyle kutlu yürüyüşün işaret fişeğini ateşledi.
ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK: 14 AĞUSTOS 2001 VE 3 KASIM ZAFERİ
Milletin umudu haline gelen Erdoğan ve yol arkadaşları, 14 Ağustos 2001'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ni kurdu. Oy birliğiyle Genel Başkan seçilen Erdoğan, kuruluş günü yaptığı tarihi konuşmada, "Bugün Türk siyaset tarihinde lider oligarşisinin yıkıldığı, her yönüyle şeffaf, seçmenin denetimine açık yepyeni bir siyasal örgütlenme modelinin kurulduğu gün olarak geçecek. Türkiyemizde hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak" ifadelerini kullandı.
Kuruluşundan yalnızca 15 ay sonra gidilen 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde AK Parti, yüzde 34,63 oy alarak tek başına iktidar oldu. Siyasi yasağının kalkmasının ardından 14 Mart 2003'te Başbakanlık koltuğuna oturan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye; vesayet zincirlerini birer birer kıran, reformlarla büyüyen bir şahlanış dönemine girdi.
Başörtülü kadınların eğitim ve kamu hayatındaki engelleri kaldırıldı - foto:ahaber.com.tr
DEMOKRATİKLEŞME HAMLELERİ VE BAŞÖRTÜSÜ SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ
İktidarın ilk gününden itibaren askeri ve bürokratik vesayete ağır darbeler vuruldu; Milli Güvenlik Kurulu sivil bir yapıya kavuşturuldu, askeri yargının yetki alanı daraltıldı. Temel hak ve özgürlüklerin önündeki engeller bir bir kaldırıldı; farklı dil ve lehçelerde yayın ile ana dilde savunma hakkı tanındı, TRT bünyesinde 24 saat yayın yapan kanal hayata geçirildi.
Toplumsal barışı tehdit eden ve hafızalara kara bir leke olarak kazınan başörtüsü yasağı tarihe gömüldü. Okullarda ve kamu kurumlarında kılık kıyafet serbestisi sağlanarak TBMM kapıları başörtülü milletvekillerine açıldı. Yargı alanında yapılan anayasa değişiklikleriyle vatandaşlara doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne Bireysel Başvuru hakkı getirildi.
EKONOMİDE GÜVEN, SAĞLIKTA DEVRİM VE ASIRLIK PROJELER
Ekonomide Türkiye, kendi politikalarını bağımsızca belirleyen küresel bir aktör haline geldi. Yıllarca ülkenin sırtında kambur olan IMF borçları sıfırlanırken, Türk Lirası'ndan altı sıfır atıldı. Başkan Erdoğan o süreci değerlendirirken, "Dedim ki bu sıfırları atar mıyız? Atarız. Gazeteler ne dedi biliyor musunuz? 'Bu sıfırlar atılırsa enflasyon patlar' dedi. Hatta bir tanesi 'Ben Taksim Meydanı'na çıkar eşekler gibi anırırım' dedi" sözleriyle kararlılıklarını anlattı.
Sağlıkta "Herkes İçin Sağlık" vizyonuyla acil ve yoğun bakım hizmetleri ücretsiz yapıldı, aile hekimliği ve şehir hastaneleriyle dünya çapında örnek bir model kuruldu. Tarımda çiftçiye mazot desteği sağlanarak Yerli Tohum Projesi başlatıldı. Ulaştırmada bölünmüş yollar, Marmaray, Avrasya Tüneli, Yüksek Hızlı Tren hatları, Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve dünyanın en büyük aktarma merkezlerinden olan İstanbul Havalimanı gibi mega projeler milletin hizmetine sunuldu.
27 Nisan e-muhtırasıyla millî irade hedef alındı. Türkiye'de siyasi kriz derinleşti - foto:ahaber.com.tr
VESAYETİN KARANLIK TUZAKLARI: DANIŞTAY, E-MUHTIRA VE 367 KRİZİ
Türkiye hızla kalkınırken, kazanılan siyasi istikrardan rahatsız olan vesayet odakları harekete geçti. Hükümet düzenlemelerini tıkayan bürokratik engellerin ardından 17 Mayıs 2006'da Danıştay 2. Dairesi'ne düzenlenen hain silahlı saldırıyla kaos hedeflendi. 2007 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde ise "Cumhuriyet Mitingleri" ve Türk demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen "27 Nisan E-Muhtırası" sahnelendi.
Milli iradeye kasteden bu dayatmaya boyun eğmeyen hükümet, seçim takvimini kararlılıkla sürdürdü. Meclis'te yapılan oylamada AK Parti adayının ilk turda 357 oy alması üzerine CHP'nin başvurusuyla Anayasa Mahkemesi hukuka aykırı şekilde 367 kararını alarak yeni bir krizin kapısını araladı. Ancak millet, 22 Temmuz 2007 erken seçimlerinde AK Parti'yi rekor oyla yeniden tek başına iktidara taşıyarak vesayet odaklarına sandıkta en net cevabı verdi.





