SALİH TUNA

ABD kime bağlı?

Çağımızın en etkili İngiliz muhafazakârlarından biri olan Roger Scruton, Batı medeniyetiyle İslam'ın uyumsuzluğunu, İslami görüşün "ulus devlet" kavramına yer tanımamasıyla açıklamıştı.
Hazrete göre söz konusu "ulus devlet" anlayışı, modern Batı medeniyetinin olmazsa olmazıydı. Kişiler devlete "dindaşlık" üzerinden değil, "vatandaşlık" bağıyla bağlanırdı.
Anglosakson muhafazakârlık "vatandaşlık" söylemini etnisite merkezinde şekillendirmemişti.
Haliyle, Rousseau'nun "toplum sözleşmesi" misali bir yaklaşımı da reddediyordu.
Mahut muhafazakâr çizgiye göre "vatandaşlık" bağı, "ortak değer ve gelenekler" üzerinden kurulurdu.
Peki bu "ortak değer ve gelenekler" neyin nesiydi?
Bush'un ABD Kongresi'nde El-Kaide'den bahsederken sarf ettiği şu sözleri hatırlayalım tam vaktidir: "Amerikalılar soruyor: Neden bizden nefret ediyorlar? İşte bu mecliste gördükleri şeyden nefret ediyorlar; demokratik yollarla seçilmiş bir hükümetten (...) Özgürlüklerimizden nefret ediyorlar, inanç özgürlüğümüz, ifade özgürlüğümüz ve oy vermek suretiyle birbirimizle farklı fikirlerde olma özgürlüğümüz..."
Bush'un "Savaş suçları işleme özgürlüğümüzden nefret ediyorlar" diyecek hâli yoktu ya!

***

İslamofobi ile malul Batı nezdinde, sadece El-Kaide ve benzerlerinin değil, topyekûn "Müslümanların" kendilerinden nefret ettiği algısı hâkimdir.
ABD'nin "savaş suçu işleme özgürlüğü", ABD'nin özgürlükler terazisinde "ifade özgürlüğüne" göre hayli ağır basar.
Başka bir ifadeyle, "savaş suçu işleme" özgürlüklerinin yanında "ifade özgürlüğünün" esamesi bile okunmaz.
Hatta, savaş suçu işlemelerini engelleyecek ifade özgürlüklerine yeri geldiğinde yasak koydukları herkesin malumudur.
Irak'ta 2007'de işledikleri savaş suçlarından sadece birinin görüntülerini yayımladığı için WikiLeaks kurucusu Julian Assange'a mavi gökyüzünü dar etmediler mi?
Anglosakson muhafazakârlığın "ortak değer ve gelenekleri" böyle şeyler mi yoksa?
"Vatandaşlık" bağını bu "özgürlükler" üzerinden mi kuruyorlar?

***

Gerçi artık kurulan bağ, "vatandaşlık" bağı olmaktan da çıkmış görünüyor. Anglosfer ülkelerde kişiler devletle ilişkilerini "vatandaşlıktan" önce "vergi mükellefiyeti" üzerinden kuruyor.
Malumunuz, devletine hesap soran ortalama bir Amerikalı muhafazakâr, "Bir vergi mükellefi olarak..." başlıyor cümlesine, "Bir vatandaş olarak..." değil.
Kişilerin devletle kurduğu ilişki "vergi mükellefiyeti" üzerinden, yani devlete ödedikleri para üzerinden kurulunca da, devlete en çok parayı ödeyenin düdüğünü daha güçlü çaldığı muhakkak.
Bu bakımdan, ABD siyasetini "İsrail Lobisi"nin (Siyonistlerin) yönlendiriyor olmasına hiç şaşmamak gerek.
Sonuç itibarıyla şunu söyleyebiliriz: İsrail'den bağımsız ABD düşünülemez.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.