SALİH TUNA

Kediyi rapor eden sıçana benziyorsun!

Oktay Akbal, Necip Fazıl üstadımızın bulunduğu bir mecliste, "Ben Üstadın düşüncelerini sevmem, ben onun şiirini severim" demişti.
Üstadımız da lafı anında yapıştırmıştı: "Oktay beni en küçük yanımla sever..."
Aslında bu çıkış, Muhyiddin İbnü'l Arabî'nin bir sözünden mülhem söyleyecek olursak, "Sizin değer verdikleriniz ayağımın bodrumundadır" demenin bir başka ifadesidir.
Ki bu tavrı, "büyük sanatkârlığa" talip olmasının sonucudur.
Büyük sanatkârlık mı?
"Çile"de söylediğidir: "Ver cüceye, onun olsun şairlik, / Şimdi gözüm, büyük sanatkârlıkta."
Necip Fazıl'ın en büyük sanatı, bizzat yaşadığı hayattır; yaşanmaya değer hayat...
O kadar ki, Kenan Evren'in "derhal infaz" emri verdiği "düşünce suçu" bir beraat nişanesi gibi boynundayken vefat etmiştir.
Klas duruşun, sadakatin, aksiyonun, çilenin, fikir öfkesinin remz şahsiyetiydi.
***
Yanlış anlama Asuman! "Fikrin öfkesi", sövmek dövmek, kırıp dökmek değildir.
Necip Fazıl vaktiyle Bedii Faik'e bak ne demişti: "Üstüme söverek gel, bayılırım; fakat sövmen bir fikir öfkesine bağlı olsun (...) Sen arslanın iki ayağı arasına sığınıp faaliyetine engel gördüğü kediyi rapor eden sıçana benziyorsun. / Fikrin yok, hakikatin yok. Bilgin yok, ihlasın yok, güvenin yok..."
Bir fikrin çilesine talip değilsen, fikrin öfkesinden de nasibin olmaz.
Fikrin öfkesine sahip değilsen nihayetine varacağın yer, kediyi rapor eden sıçana dönüşmek, yani, "fikrin fahişesi" olmaktır.
Necip Fazıl hakkında, "Bırakalım artık ondan.... 'Yol Gösterici Mürşit' çıkarma gayretlerini..." diyen Aydın Doğan'ın sakallısı gibi.
Şükrü Sak'ın "İslamcılık taslayan müptezeller" için altını çizdiği gibi...
İdeoloji nedir, sistem nedir, teori nedir, pratik nedir, vasıta sistem, tatbik sistem ne demektir bilmezsin, bari 60 yıl öncesinin Cumhuriyet'i gibi "mürşit" falan diye zırvalama.
***
O günün Cumhuriyet'i baştan sona "Necip Fazıl Kısakürek mahkemede hesap verdi" manşetiyle çıkmıştı.
Spot da şöyleydi: "Dünkü duruşmada Süper Mürşidin sorgusu 2 saatten fazla sürdü, mahkeme reisi kendisine ihtarlarda bulundu..."
Necip Fazıl üstadımız ("Müdafaalarım"da) cevap vermişti: "Estağfurullah, Mürşitlik benim neme?... Fakat bilin ki, hakikî mürşidlerin benim gibi köpekçikleriyle sizin kahramanlarınız arasında, hakikî mürşidle hakikî köpek arasındaki fark vardır..."
Mehmet Kısakürek abimiz mahut gazetenin kupürünü resmi hesabından yayımlayarak şu tweet'i attı: "Süper Mürşid ha!.. Ey büyük Allah'ım!.. Evvel zaman içinde, babam zindanda çürürken, kardeşim Ömer'le ben de ilkokulun taş merdivenine oturmuş için için ağlarken bunlar göbek atıyorlardı..."
Günümüzün "FETÖ muhibbi" Cumhuriyet'i ile dünün "Milli Şef muhibbi" Cumhuriyet'i arasında ne kadar mı fark var?
Söyleyeyim: 28 Şubat'la FETÖ arasındaki fark kadar.
Zira yurtsever subaylar "irtica" bahanesiyle 28 Şubat'ta tasfiye edilirken, yerlerine FETÖ'cülerin getirildiği ortaya çıktı.
Yahu, BÇG Komutanı bile FETÖ'cü çıktı, daha ne olsun!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.