NİHAT HATİPOĞLU
- 30.05.2025, Cuma
Yüce Allah soracak: Beni neden ziyaret etmediniz?
Mahşerde Allah ile kul arasında geçecek olan çarpıcı bir diyaloğu Hz. Peygamber (SAV) bizlere haber veriyor. Rivayet şöyledir:
Yüce Allah kıyamet günü şöyle buyuracak.
KULUNU MUHATAP ALIYOR
İnsanı dinin merkezine koyan böyle evrensel bir mesajı hangi din veya felsefe verebilmiş ki? Düşünebiliyor musunuz, yüce Yaradan mahşerde kulunu muhatap alıyor. Ona sitem ediyor. Fakat kuluna "Neden bana daha çok secde etmedin; neden daha çok oruç tutmadın?" diyerek ibadet eksikliğinden dolayı sitem etmiyor. İnsanın insana vefasızlığına, merhamet etmemesine, yardım elini uzatmamasına sitem ediyor. İnsanı, insandan dolayı kınıyor. Bu hadis elbette mahşerden bir sahneyi aktarıyor sadece. Bu sahnenin benzeri milyarlarca sahne yaşanacak. Ve insan, insanlığından uzaklaşışının hesabını Rabb'ine verecek.
"Ben kulumun zannı üzerindeyim" sözü ümide açılan ilahi bir kapıdır. Kul, Rabb'inin kendisini affedeceğini umar. Günahından utanır ama ümidini de yitirmez. Hep bağışlanmayı talep eder. Rabb'inin kendisini terk etmeyeceğini düşünür. Bütün bu olumlu düşünceler onu ruhen, Rabb'ine yönlendirir ve sevgi boyutuna taşır. Zaten kendisinden ürkülen, uzaklaşılan, titrenilen bir ilah yerine, sevecen, kucaklayan, kapıyı aralayan bir rahman sıcaklığını yakalamak dinin temel gayesidir.
'ŞAHDAMARINDAN YAKINIM'
"Ben kalbi kırıkların yanındayım" sözü, bize yüce Allah'ı tanıtmak için yeterli bir ipucu vermiyor mu? Kalbi kırıklar, uçuruma daha yakındırlar. Sevgisizlikten bunalmışlardır. Hayatın azgın darbeleri, onları dipsiz bir okyanusa doğru savurmuş olabilir. Kime tutunacaklar. Halden anlamayan yabanlara mı sırt dayayacaklar? Düşüşlerinden haz alan insafsızlara mı sarılacaklar. Hangi sahile yanaşacaklar. İşte böyle bir anafora yakalanmış olan ümitsizlere, rahim olan Allah pencereyi aralıyor: Ben kalbi kırıkların yanındayım. Ben sizin yanınızdayım. Uzaklarda aramayın beni. Yanı başınızdayım. Nefesinizden daha yakınım.
"Kula şahdamarından daha yakınım" sözünü biz, Allah'ın yalan ve yanlışımızı daha yakından görmek için gözetleyici olarak yakınımızda olması gibi anlamışız. Yanlış anlamışız. Bu anlayışımız doğru değildir. Zira bu ilahi mesajın manası şudur: Kendini yalnız hissetme, unutuldun sanma, bilmediğimi zannetme, fısıltını dahi biliyorum. Bana yalvaracaksan, bil ki seni duyuyorum. Gözyaşı döküyorsan, bil ki yanaklarına dökülen gözyaşlarının sıcaklığını yanaklarından daha yakın hissediyorum. Sana senden bile yakınım. Dua ediyorsan bil ki duyuyorum. Göremiyorsan, bil ki senin adına görüyorum. Konuşamıyorsan, bil ki senin adına konuşuyorum. Yürüyemiyorsan, bil ki senin adına yürüyorum. Daralmışsan, bil ki senin adına genişletiyorum. İşte şahdamarından anlaşılması gereken budur.
GERÇEKTEN GÖRÜYOR MUYUZ?
Allah (CC), rahmetinin genişliğine hayret eden kuluna "gülümser". Allah affediciliğine şaşıran kulunun şaşkınlığına "sevinir". Allah, bütün umudunu yitiren kulunun "yanında" olur. Allah, iki güzel insan, güzel bir niyet için bir araya geldiğinde onların 'üçüncüleri'dir.
Renklerin ihtişamı, kâinatın muhteşem büyüklüğü, seslerdeki tarifsiz güzellik, atomdaki büyük matematik, hücredeki çarpıcı gizem sizi hâlâ Allah'a yaklaştırmadıysa, bakışınızda bir problem yok mu sizce? Bugün görenlerin bazıları, mahşerde göremez olarak diriltilecekler. "Neden böyleyiz Ya Rabb" diyecekler. "Biz dünyadayken görenlerdendik. Neden bizi kör olarak dirilttin" diyecekler. Sizce itirazları doğru mu? Sizce görenlerden miydiler?..
***
İSLAM EMİR VE YASAKTAN İBARET DEĞİLDİR
Müslümanlık sadece namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek, zekât vermek midir? Müslümanlık sadece "yap" veya "yapma" şeklinde ifade edilecek bir dizi emir ve yasaklar zinciri midir? İslam'da sadece zina yapmak, kumar oynamak, içki içmek, karaborsacılık yapmak veya intihar etmek mi günahtır?
İslam'a dış kalıbı açısından bakanlar için, evet din sadece budur. Tabii ki bu saydıklarımın hepsi dindendir, ama İslam sadece bu değildir. İslam'ın bir diğer yönü, yani haylice ihmal edilen bir terazi var ki sanıyorum sosyal yaralarımızın çoğu bu yönünün ihmal edilmesinden dolayı kangren haline gelmiştir. Hz. Peygamber'e biraz kulak kabartalım mı? Bakalım O'nun Medine Mescidi'nden, ihmal ettiğimiz bu yönümüzü düzeltecek hangi sözler yansıyacak:
Çünkü insan büyüklenecek hiçbir şeye sahip değildir ki! Güzellikse, bunu veren Allah'tır. Akılsa, bunu lütfeden de O. Zenginlik veya makamsa, daha becerikli olan nice insan çok daha düşük şartlarda hayatını devam ettiriyor değil mi? Peki neyinle kime karşı büyükleniyorsun öyleyse?
Bazı âlimler bu hadisin ağır vurgusunu hafifletmeye çalışmışlardır. "Zerre kadar kibirli olan hemencecik cennete girmeyecek, bedelini ödedikten sonra cennete girecek" demişlerdir. "Hububat kadar imanı olan cehenneme girmez" sözünü de öyle yorumlamışlar. Yani "Günahları çok olsa da ebediyen cehennemde kalmaz" demişlerdir.
Bir sahabi soruyor: "Ey Allah'ın elçisi. Ben elbisemin ve ayakkabımın güzel olmasından hoşlanırım. Bu kibir midir? Cevap buyuruyor Allah Resulü: "Allah güzelliği sever. (Senin bu duyguların güzel duygulardır.) Fakat kibir, hakkı tanımamak ve insanları küçük görmektir." (İbn Mace, Mukaddime 9).
Günahtan utanmak hayâdır. Hak yememek, acımak hayâdır. İnsanlara zulmetmek hayâsızlıktır. Meşru hayatı terk etmek, insanlara tuzak kurmak hayâsızlıktır. Allah'ın adını kullanıp insanları kandırmak hayâsızlıktır. Dindar görünüp samimi olmamak, secde ederken riya taşımak, Kuran-ı Kerim okurken fitne peşinde olmak hayâsızlıktır. Secdeye veya Kuran'a düşman olmak da hayâsızlıktır.
Allah'la samimi olmak, insanlara merhametli olmak, herkese kapıyı açık tutmak hayâdır, imandır.
***
AVLANMAK HARAM MI?
Eti yenen hayvanların eti için, zararlı hayvanların ise zararlarından korunmak için avlanmak caizdir. Hayvanların etlerinden ve derilerinden yararlanılabilir. Ancak zevk ve spor için hayvan öldürmek, avlanmak ve bunu alışkanlık hâline getirmek uygun değildir.
Ekolojik dengenin bozulmaması ve eziyet edilmemesi koşuluyla evcil hayvanların kafeste beslenmesi sakıncalı değildir.
Domuz eti ve domuzdan edinilen ürünler dinen haramdır. Ancak ortada zorunlu bir durum varsa, bu zorunluluk hayatı etkileyen bir sağlık meselesiyse ve başka bir maddeden yapılan bir kapakçık yoksa bu durumda domuz kalp kapağının kullanılmasında bir sakınca yoktur.
Büyük balıkların içinin temizlenmeden yenmesi doğru değildir. Ancak çok küçük balıkların içleriyle pişirilebileceğine dair fetva verilmiştir. Temizlenmesi elbette daha iyi olur.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- İslam’ın özü sevgidir (12.12.2025)
- Mekke’den izlenimler (05.12.2025)
- Kuran’dan sonra dayanağımız: Hadisler (28.11.2025)
- Hayatımızı gözden geçirelim (21.11.2025)
- Sosyal medyada organize İslam düşmanlığı (14.11.2025)
- Kuran’da Resulullah Efendimizin yetkinliği (07.11.2025)
- Daralınca namaza dur (31.10.2025)
- Peygamberimizi ihtiyarlatan ayet (24.10.2025)
- Gençliğin rol modeli kimdir? (17.10.2025)
- Üzülme, Allah bizimle beraberdir (10.10.2025)