HINCAL ULUÇ

Kovid’le yolculuğumda bir devre daha bitiyor!..

Kovid-19 testim pozitif çıkar çıkmaz, beni evimde karantinaya alan devletim, 5 günlük de yoğun ilaç tedavisine başlamıştı. Bu sabah, o ilaçlarımın sonuncusunu da aldım. Şimdilik bitti.. "İkinci devre bitti" diyorum ben buna..
Birinci devre, Kovid ülkemde yayılırken, devletin koyduğu başta "Maske, Mesafe, Temizlik" olmak üzere, her kurala uymamla geçti. Aşımı da sıram gelince yaptırdım. Bu arada gazeteci olarak sahip olduğum büyük serbestiyi bile kullanmadan, devletine güvenen ve inanan normal vatandaş gibi yaşadım.
Her şey gayet iyi giderken, yardımcım Ercan'da Kovid çıkınca, ben de her ihtimale karşı test yaptırdım, hiçbir belirti göstermediğim halde.. "Pozitif" çıktı. Testi yapan özel kuruluş, benden önce, devlete haber vermiş. Kural böyle.. Hemen evime geldi devlet.. İlaçlarımı bıraktı. Kullanma şeklini anlattı. Evden hiç çıkmamamı söyledi.
Söylenenlere aynen uydum. Zaten daha önce de aşağı yukarı böyle yaşadığım için gündelik hayatımda bir değişiklik olmadı.
Kanımda dolaşan Kovid- 19 vücudumda gene hiçbir değişiklik yapmadı. Antikor testim mükemmel çıktı. Oksijen tüketimim de gayet iyiydi. Evdeki değişiklik ise, buzdolabının adeta taşacak hale gelmesiydi. Dostlar sağolsun..
Hele restoran işletenler, durmadan, tepsiler, tencereler gönderiyorlardı.
İlaçlarımın görülen iki yan etkisi vardı..
Biraz halsizlik ve iştahsızlık.. Gel de ye bakalım!.
"Yapmayın.. Az yapın" demekten bir hâl oldum.. Ne güzel şey insanların böyle dostlarının olması..
Ama şöylesi de var..
Biri telefon etti gene..

"Nasılsın?."

"Bomba gibiyim. Her şey eskisi gibi devam ediyor. Yazılarımı da düzenli yazıyorum. Keyfim yerinde..
Maç izliyorum. Film izliyorum.. Daha ne olsun?. Sanırım, aşılarımı 20 gün evvel tamamlamış olmam beni koruyor.."
"Güvenme sakın.. Benim aşı olmuş bir arkadaşım da senin gibi pozitif çıktı ve yedinci günde birden nefes alamaz hale geldi. Önce hastane.. Sonra yoğun bakım..
Sonra entübe oldu.." Yani ben "Çok çok iyiyim" diyorum..
O "Yedinci günde geberebilirsin" diyor.. Allah insanı böyle dostlardan korusun..
Amin..
İşte yedinci günü de bitirdik.. Hadi "Kötü haber falcıları" yeni zehirlerinizi kusun bakalım!.
Neyse dostlar..
Kovid dünyanın çözdüğü bir virüs değil.. Durmadan da değişim gösteriyor..
Yapılacak şey, devletine güvenmek ve onun koyduğu kurallara uyarak, Kovid'le birlikte yaşamayı kabullenmek.. Sabırlı olmak..
Sabrı sağlayan şey, işte burası çok önemli dostlar..
Sabrı sağlayan şey, "Kadere inanmak!." Eğer inançlı bir insansanız, gerçekten inançlıysanız yani, "Allah'ın dediği olur" dersiniz.. "Sen ipini sağlam kazığa bağla, gerisi Allah'tan.." Müftü dedem ve onun kadar inançlı babam sayesinde ben inançlı büyüdüm..
Müslümanlığın Amentü'sünü dedem öğretti bana.. Sonra da kafam biraz karışınca izah etti..
Amentü'nün Türkçe'sini yazayım da, sabır ve dayanma gücümü inançlarımdan nasıl aldığımı anlayın..
"Ben Allah-ü Teâlâ'ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah-ü Teâlâ'nın yaratmasıyla olduğuna inandım. Öldükten sonra dirilmek de haktır. Ben şahadet ederim ki, Allah-ü Teâlâ'dan başka ilâh yoktur. Ve yine şahadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir."
"Şer niye Allah'tan olsun, dede" diye sormuştum, kafama takıldığı için..
"O sadece senin değil, dünyamızın da değil, evrenin Tanrı'sı.. Hepsini o yarattı. Hepsinden sorumlu.. Bazı yaptıklarına akıl sır erdiremeyiz, ama zaman içinde çözeriz" dedi..
Şimdi bakıyorum dünyaya..
En büyük sorunumuz ne?.
Dünyanın yiyecek ve su imkânları, hızla artan nüfusun tersine giderek azalıyor.
Büyük âlim Stephen Hawking, "Yaşayacak yeni bir gezegen bulamazsak, insanlığın sonu gelecek" dedi. Öyle tükeniyor, dünyanın imkânları..
Şimdi geçmişe bakın.. Tarih boyunca insan nüfusunu nerdeyse sıfırlayacak 4 büyük açlık yaşandı.. Sonra çılgın salgın hastalıklar.. Veba.. Kolera.. Tifo.. Tifüs..
İspanyol gribi.. Ve iki korkunç Dünya Savaşı.. Bunlar olmasa, bugün 8 milyar olan dünya nüfusu kaç 8 milyara ulaşmıştı. 8 milyara yetmeyen yiyecek ve su, bu mesela 80 milyar insanı, nasıl yarım bardak su için yanındakini kesen canavarlara dönüştürecekti kimbilir?.
Çağımızdan milyonlarca yıl önce dünyamıza çarpan bir meteor, dinozorlar neslini yok etti. O meteor dünyaya çarpmasa, dinozorlar devam etse, "insan" yani bizler olmayacaktık. Bilim diyor ki.. "Dinozorlar yok olunca, insanın yeryüzünde görünmesi mümkün oldu.." Evrim dediğimiz şey bu..
Yaradılış, Tanrı inancı da bu. Yani ister evrimci, ister yaradılışçı olun ayni kapıya çıkıyor.
Bir canlının yok olması, başka canlıların türemesine ya da yaratılmasına yol açıyor.
Ya Tanrı bilinci.. Ya evrimsel gelişme..
Yüce Tanrı, Kovid-19 mikrobunu yaratmışsa, bunun da insan adına, insanlık adına mutlaka bir sebebi vardır.
Buna yürekten inandınız mı, yani "kader"e inandınız mı, sabırlı olmayı da öğreniyorsunuz işte..
Ben ilme de, kadere de inanıyorum..
Derin düşünürseniz, biri, diğerinin tersi değil..
Hele bir düşünün..
Newton yorgundu. Gitti bahçede bir elma ağacının altına yattı. Hafif bir rüzgâr esti. Daldan bir elma Newton'un başına düştü ve..
..Ve Newton, bilim tarihinin dönüm noktası keşfini yaptı..
"Yerçekimi.." Peki Newton'u o ağacın altına kim yolladı?.
O rüzgâr tam o sırada nerden çıktı da o elma Newton'un kafasına düştü, ha!.
Benim dedem Müftü Muharrem Efendi, Müslümanlığı böyle öğretti bana dostlar..
Bu yüzden inançlı, sabırlı ve hep yüksek moralli oldum, işte..
Hem bilime, hem kadere inanarak!.

***


TÜRKİYE TAŞINDI... PEKİ YA KOVİD VİRÜSÜ?..
Her gün gelip kan sulandırıcı iğne yapıyorlar ya.. Perşembe günü arkadaş, "Hıncal Bey, trafik felaket..
Adım adım gidiyor. İstanbul boşalıyor" dedi. Telefon edenler ayni şeyi söylediler. Arabası olan herkes, yasaklı 17 günü geçirmek için sahilde bir yerlere gidiyordu..
Kovid'i en hızlı yayan şey ne?.
Hareketlilik.. Sokağa çıkma yasakları niye konuyor?.
Hareketliliği önlemek için..
Şimdi İstanbul'dan diyelim Bodrum'a binlerce insan gitti.
Bodrum'un bunları denetleyecek imkânı var mı?. İçlerinde 1, tek bir virüslü varsa ne olacak?.
1 kişi ortalama 34 kişiye bulaştırıyor. O 34'ün her biri de başka 34 kişiye.. Onların her biri de..
Kafanızı fazla yormadan, tekrar düşünün.. 17 gün sonra, ülkenin dört bir yanından Bodrum'a gelenler, kendi yaşam yerlerine geri dönecekler..
Yani İstanbul'dan 1, tek 1 kişi ile gelen Kovid, onlar sayesinde yurdun dört bir yanına dağılacak..
Yani "yasak" dediğimiz şey, geri tepecek!.
Dünya tarihinde "yasak"larla çözülmüş bir şey söyleyin bana?.
Kovid savaşında geçerli 2 şey var?.
İkna ve önleyici cezalar..
Dikkat.. Yapana, ihlal edene bedel ödeten değil, ihlal edilmesini önleyecek kadar "korkutucu" cezalar..
İkna edemiyoruz.
Cezalar korkutmuyor ve binlerce insan sahil kentlerine akıyor..
17 gün sonra da bu defa geriye akacaklar..
Adeta bir "iç göç" yani müthiş bir hareketlilik yarattı, 17 günlük kapanma..
Dilerim Sağlık ve İçişleri bakanlarımız bu gelişmeyi öngörüp yeterli ve gerekli önlemleri almışlardır.
Bir de alkol yasağı var tabii.
En tehlikelisi de o.
Geçmişte dünya yaşadı. Yüzlerce film izledik. Alkol yasağı, mafyayı yarattı. Yeraltında içki imbikleri kuruldu.
Daha kötüsü.. İçki etil alkolden yapılır.
Zor bulunur, pahalı.. Bir de metil alkol var. Kolay tedarik edilir, ama zehirdir. Öldürür. Şimdi bu korona mafyacıkları metil alkolle içki üretip yeraltından satarlarsa..
Dilerim onun da önlemlerini almışlardır, bakanlarımız!.

***


KOLİ KOLİ MUTLULUK!..
Evet, aynen öyle.. Ramazan günlerinde ve bayramda, lösemili çocukların yaşadıkları evlere koli koli mutluluk gönderebilirsiniz. "Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı" yardımlaşma duyusunu doruklaştıran bu destek organizasyonunu gerçekleştirdi.
Bu evlere kendi seçtiğiniz boyutta bir "yiyecek kolisi" gönderebilirsiniz, şimdi.
İşte kesenize göre seçenekler..
- Acil Yardım Paketi.
- Orta Aile Paketi.
- Büyük Aile Paketi.
- Mutlu Aile Paketi.
- Çok Sevinçli ve Zengin Büyük Aile Paketi.
Tıklayın.. www.losev.org.tr
Geniş bilgiler bulacaksınız.
Gönderdiğiniz mutluluk kolisi, size misli mutluluklarla geri dönecek..
1994'te vurulduğumda, aylarca lösemili çocuklar bölümünde kaldım.
O dünya tatlılarıyla tanıştım.
Oynadım.. Sevdim..
Hadi.. Ya tıklayın. Ya bankanızı arayın. Her bankada LÖSEV hesabı var. "Mutluluk" talimatı verin, hemen bu pazartesi..

***


SEVDİĞİM LAFLAR
"Haksızlık önünde eğilmeyin. Çünkü hem hakkınızı, hem onurunuzu kaybedersiniz."
Hz. Ali

***


TEBESSÜM
Dursun, oğlu Temel'i sınıyordu.. Sordu.. "Yağmursuz havada yukarı baksak ne görürüz?." "Masmavi bir gökyüzü ve güneş" dedi, Temel.. "Aferin oğlum.. Peki yağmurlu havada ne görürüz?." "Şemsiyemizi" dedi, Temel!.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.