HINCAL ULUÇ

Korona istatistikleri ne diyor?..

Bu köşenin okurları hatırlarlar.. Özellikle sağlıkla ilgili istatistiklerin ne kadar yanıltıcı olabileceğini, The New York Times'dan alıntılayarak anlatmış, hatta Amerikan Sağlık Bakanlığı'nın bu tür istatistikleri yasakladığından söz etmiştim.
Şimdi, dünyada en çok ilgi çeken şey korona istatistikleri.. Bir yanda Dünya Sağlık Örgütü, bir yanda da, ülkeler, durmadan korona istatistikleri yayınlıyorlar.
Bizde de bu işi Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca yapıyor. Her gün hem günlük, hem de toplam hasta sayısı, yeni yakalananlar, yoğun bakıma kaldırılanlar, entübe edilenler (Yani makine ile nefes alanlar), iyileşenler ve ölenler açıklanıyor.
Bu istatistikler üzerine de, medya, ne yazık ki siyasi meşrebine göre, haber ve yorum yapıyor..
İnsanlar da neye inanacaklarını şaşırıyorlar..
Sorun sadece Türkiye'nin değil.. Dünyada da ayni..

Neden?..
Bir defa, araştırmayı istediğin yöne çekmek ve istediğin algıyı yaratmak mümkün..
Örnek.
Küresel ısınma.. Dünyanın en ünlü bilim adamları bir araya gelip, araştırma yapıyor ve sonucu açıklıyorlar..
İnsanlar kullandıkları fosil yakıtlarla, atmosfere bol karbondioksit salıyorlar. Böylece sıcaklığı yer yüzünde tutan sera gazı etkisi başlıyor.
Yani istatistiklere göre insan doğayı mahvediyor.
Öte yanda bir başka gurup bilim adamı araştırma yapıyor ve sıradan bir yanardağın, birkaç saat içinde tüm insan ırkının ürettiğinden fazla karbondioksit yaydığını gene istatistiklerle açıklıyor. Yani doğayı insan değil, doğa kirletiyor.
Peki o zaman ne yapacağız?. Hele bazı istatistiklerin insanoğlu için ne kadar yararlı sonuçlar verdiğini de bilirsek.
Günümüzün konusu "Koronavirüs istatistiklerine bakalım mı" diyor, uzman Brian Lee, bloğunda..
İnternette dolaşırken rastladım..
Adamın söyledikleri gerçekten ilginç..
"Ben kaç kişinin hastalığa yakalanıp, kaç kişinin öldüğünü açıklayan rakamların doğru olduğuna inanıyorum. Ama bu çıplak rakamların, koronavirüs hastalığı, yayılışı ve gelişmesi hakkında doğru fikir verdiğini pek söyleyemem" diyor.
Örnek veriyor..
"Bütün dünya Çin'i felaket ülkesi ilan ederken, Avustralya'yı korona ile en iyi mücadele eden ülkeler arasında saydı. Bunu da Çin ile Avustralya için verilen gerçek rakamlara bakarak söyledi" diyor.
Çin'de hasta sayısı 83.022.. Avustralya'da 7.204!.
Çin'de 4.634 kişi ölmüş.. Avustralya'da 103!.
Çıplak rakamlara bakarsanız, Çin felaket yaşamış, Avustralya aldığı önlemlerle iyi sıyırmış.
Acaba öyle mi?.
Uzman Lee, istatistik açıklamalarında pek görülmeyen bir sütuna dikkat çekiyor..
"Milyon nüfusa düşen sayılar"
Örneğe dönelim. 1 milyon nüfusa düşen hasta sayısı Çin'de 59.. Avustralya'da 281!.
O zaman hangisi daha iyi, şimdi söyleyin bakalım!.
Çin mi, Avustralya mı?.

***


Sen de mi Cem Özer!..
Cem Özer iyi tanıdığım çok da sevdiğim bir dostum. Kendi hataları da var ama, yeteneklerini kıskanan ve onu sevmeyenler tarafından çok yıpratıldı ve harika bir Talk Show sunucusu, dizi ve sahne oyunculuğu dahil, on parmağında 20 marifet bir adamı kaybettik.
Cem gitti, Bodrum'a yerleşti.
O gün bugün buluşamıyor, konuşamıyoruz.
Pazartesi günü Posta'da okudum.
O da Bodrum'da plaj işletiyor ya.. Türkbükü'nde fiyatlara saldırmış, "Onları plajıma almam" demiş.
Yahu Cem, Antalya'nın cennet sahillerinde, hem de de luxe düzeyinde inşa edilip düzenlenmiş otel ve tatil köylerinin "Her şey dahil 15 euro"ya gitmesine "Gık" dedin mi hiç?.
Bize bedavaya gelip, sahillerimizi ve denizlerimizi kirleten "Bedavacı" milyonla turist mi gerek, yoksa adam başı yüzlerce dolar bırakacak zenginler mi?
Bodrum'da 5 liraya hem de ne lahmacun satan Bedri Usta varken, Türkbükü'nde de 80 liraya satılıyorsa ve bunu alan varsa, sana ne, Cem?. Sana ne?.
Turizm kafan buysa, Bodrum'a gelirsem ben de senin plajına uğramam!.

***


En güzel maç!..
Haftanın izlediğim en güzel lig maçını pazartesi akşamı, Sivasspor'la Denizli oynadılar. Ama güzelliği yaratan, beklediğim ve sandığım Sivas değil, Denizli idi. Bülent Uygun, takımını salgın sonrasına çok daha iyi hazırlamış.
Rıza Çalımbay ve Sivas için ayni şeyleri söylemem mümkün değil.
Sivas'ın sorunları var. Takımın yıldızları, Hakan, Mert Hakan, Emre ve Fatih'ti. Hakan, oyun kurucu Hakan salgın döneminde menisküs oldu. Tedavide. Mert Hakan ve Emre Kılınç'ın Galatasaray ile anlaştığını kulüp açıkladı. Kiralık Fatih de Beşiktaş'a dönüyor.
Rıza Hoca bu karmaşayı toparlayamamış belli.. Doğru dürüst bir futbol, topa daha çok sahip olunmasına rağmen iyi geliştirilen bir akın göremedik. Üstelik Denizli ikinci yarıyı 10 kişi oynadığı halde, salgın öncesi günlerinde zevk ve heyecanla izlediğim Sivas'tan eser yoktu sahada..
Denizli, rakibinden çok daha tehlikeli akınlar yaptı. Beraberliği hatta galibiyeti kaçıran takım oldu.
İlk yarıda Zeki Yavru o şuursuz faulü yapıp kırmızı kart görmese ve takımını 10 kişi bırakmasa, sonuç ne olurdu tahmin zor değil.
Üstelik Sivas bu faul sonucu bir de "Kısmet golü" attı. Mert Hakan'ın atışında baraja çarpan top kaleye 5 metre mesafede Yatabare'nin önüne düşünce, o da boş kaleye golü attı.
Çünkü kaleci Tolgahan da bu baraja çarpma sonucu ters ayakta kalmış, öbür köşeye uçmuştu..
Bu arada, Rıza Hoca'nın devre arasında takımın en iyilerinden Mert Yandaş'ı niye çıkardığını da anlamadım.
"Galatasaray'a gidiyor" diye mi?

***


Birini överken...
Yani bizdeki yabancı hayranlığının ne ölçüsü var, ne de sonu.. Türkiye'de hiçbir şey yokken tamam.. Ama ya bugün..
Hürriyet gibi bir gazetede Muslera'nın sakatlığı haberinde başlığa bakar mısınız?.
"Tarihinin en büyük kalecisi Muslera.."
Cümlenin öznesi yok.. Futbol tarihinin değil tabii.. Galatasaray tarihinin olmalı.. Ama o bile "Aşağılık kompleksi"mizin simgesi..
Yahu Turgay Şeren'i nasıl hiçe sayar, Hürriyet, Mehmet Aslan!. Bir nöbetçi stajyer sallamış hadi. Bu gazetede nöbetçi editör yok mu?.
19 yaşında Galatasaray'ın, 20'de milli takımın kalesine geçen ve tam 18 yıl hizmet eden, Almanlardan "Berlin Panteri" ünvanı alan Turgay..
Zamanın en büyük kalecisi Lev Yaşin'le mukayese edilen Turgay..
Mukayeseyi yapan da Ruslar. Yaşin Turgay'ın jübilesi için İstanbul'a geldi ve Dünya Karması'nın kalesini korudu.
Efsane Turgay'ı bilmeyen birinden spor yazarı olur mu, hem de Hürriyet'te!.
Ya da, bir yabancıyı övmek uğruna, kendi değerlerini sıfırlayacak bir kompleksliden?.

***


Tebessüm
Sosyetik karı koca, golf oynuyorlarmış. Kadın aniden sormuş.
"Ben ölürsem yeniden evlenir misin?."
"Bu da nerden çıktı karıcığım" demiş adam. "Senin üstüne evlenmem.."
"Evlenirsin, evlenirsin, ben seni bilirim.."
"Peki evlenirim" demiş adam, lafı uzatmamak için, ama kadın sürdürmüş.
"Salonda benim koltuğuma da oturur yani?"
"Oturur.." "Bizim yatağımızda da yatar değil mi?."
"Yatar!." "Benim golf sopalarımı da kullanır mı, peki?."
"Kullanamaz" demiş adam.. "O solak!."


Sevdiğim Laflar
" Sevgi, insanların bedensel ve ruhsal iyileşme enerjilerini birbirlerine transfer edebilmelerini sağlayan evrensel titreşimdir." Richard Gordon

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.