HINCAL ULUÇ

Yalnızlığında boğulan Mustafa Denizli!..

Galatasaray, hele İtalyanlar önünde ne harikalar yaratmış Galatasaray en sıradan bir İtalyan takımına yenildi ve elendi.
Galatasaray değil elenen.. Mustafa Deniz
Geçen yılın şampiyon kadrosunun başına, "Daha iyi futbol oynatsın, Avrupa'da gene eski başarılara ulaşsın" diye getirilen Mustafa Denizli.. Bunun altını çiziyorum ki, kimse o aptalca "Bu kadro yetersiz" özrüne sığınmasın.. Geçen yılın şampiyon olan kadrosu bu..
O kadroya geldi Denizli.. Ama gördük ki, değişen kadro değil, Denizli.. O yürekli, o cesur, o maçı önce kafasında oynayan ve Denizli değişmiş, temelden..
İstanbul'da hele kendi adına hiç yakışmayan stoperler ordusu bir takım ve korkak futbolu ile, durmadan gol kaçıran rakibi önünde beraberliği kurtardığı için şanslıydı.
Arada bir Trabzon maçı oynadı. O maçta sezonun en güzel Galatasaray'ını izledik. Medyada kimse üzerinde durmadı.. Tersine, galibiyeti Galatasaray'a hakemin hediye ettiğine kamuoyu inandırıldı.
En çok inanan da, göreve geldiğinden beri ilk defa, o başarılı takımı kuran ve o müthiş futbolu oynatan Mustafa Denizli oldu herhalde..
Trabzon'a 90 dakikada 11'i kaleyi bulan tam 25 şut atmış hücum ve sadece 6 (Altı) şut attırmış savunma gücü gösteren takım, tam da kazanılması gereken Lazio maçına gereken futbolu oynamışken, Mustafa Denizli, üç gün sonra o 11'i darmadağın eden bir kadro kurdu. Görünüşte 3 kişiyi çıkarmış, ama toplam 6 kişinin yerini değiştirmiş, yani sahaya bambaşka bir oyun düşüncesiyle, bambaşka bir takım sürmüştü.
Oysa Trabzonspor'dan asla ve asla bir adım ilerde olmayan o Lazio karşısına, Trabzon ilk on birinden, sadece ve sadece, hayalet oyuncu, sahada hiçbir iş yapmadan yürüyen Donk'u alıp, yerine Sneijder'i koyarak çıkması yetecekti işi bitirmeye ve İstanbul'a zaferle dönmeye..
Ama Denizli, yerine geldiği Hamza Hoca'nın hatalarına düştü. Kendi bulduğu doğruları kendi bozdu..
Sabri sağ kanatta nasıl harikulade bir hücum beki olduğunu Trabzon maçında bir defa daha kafalara "Dank" diye vurmuşken sağbekte hep dökülen Denayer'le oynamak, körlük ötesi, intihardı. Denizli onu yaptı.. 2-1 ile tur atlama şansı gene yakalanmışken, "Umut" golünü attıran ve atan Sabri ile Yasin'i oyundan almak garabetini neresinden çıkardı hiç bilemem.. Hayalet Donk'u hala oyunda tutarken..
Stoper oynadığı zaman hemen her hatası gole mal olan Chedjou'yu ileriye ön liberoya alarak kazanmayı keşfetmişken ve Trabzon maçında ön libero Chedjou sahanın en iyisi iken, onu gene sakar olduğu bölgeye çekmek başka bir intihardı.
Galatasaray'ı bitiren gol, Denayer'in kanadından, Chedjou'nun müthiş hatası ile geldi. Ayni Chedjou iki dakika evvel daha müthiş bir hata da yapmış, ama beceriksiz Laziolular atamamışlardı.
Maçtan sonra "Donk istediğimi vermedi" demiş Mustafa Denizli.. Senden başka kim ne bekliyor ki Donk'tan Hocam.. Gözlerin mi bozuk, beyin sinirlerin ve hücrelerinde mi zaaf var?.
Öcal Ağabeyim geçen maçı kendi ülkesine anlatan Azerbaycan spikerinin sözlerini yazmış, sen son değişikliğini yapar ve Donk'u gene almazken..
"İnanamirem.. Donk'u hala çikarmir!." demiş, Azeri kardeşimiz..
Herkes anlir Hocam, bir tek sen anlamirsen..
Şu işin başından beri Donk'un oynadığı bütün maçları birlikte izleyelim de bu sahteliği üzerinden akan adamdan ne beklediğini o görüntüler üzerinden anlat Hocam.. Hayır bir şey beklediğinden değil, kör inadından, ısrarından oynatıyordun o küçük takım sahtekarını.. Kafana "Dank" etti mi nihayet?.
Nihayet kendini zaferler kazandırdığın, Avrupa takımı yaptığın Galatasaray'ın seyircisine de yuhalatmayı başardın ya!..
Neden oldu bunlar, Hocam!.
Biliyorsun.. Bal gibi biliyorsun..
Çünkü yapayalnızsın Hocam.. Geldiğin günden beri teknik kadronu kurmadın. Yanına o garip fikirlerini ve "Kör" görüşlerini tartışacak birini almadın.. Bu işe omuz omuza, gönül birliği ile başladığın, zaten Florya'daki Ahmet Akçan'a bile "Gel, yardım et" demedin.. Tersine kovulmasına seyirci kaldın..
Tek başına kimsin Hocam?.
Derwall senin gibi, Ahmet Akçan gibi yepyeni iki genci, kendisini yetersiz bulduğu için mi aldı yanına.. Yoksa çatır çatır tartışsın diye mi?.
O tartışmalardan neler çıktığını en iyi bilensin Hocam!.
Hani nerde senin ekibin?. Kiminle tartışabiliyorsun garip kararlarını..
Dahası Hocam?. Hani senin dostların?. Etrafında konuşup sohbet edebileceğin dostlarının da hiçbiri yok.. Beni geç.. Haftada bir Doğan Ağabey'le (Koloğlu) buluşurduk.. Onunla tartışırdın Hocam, unutmadın herhalde..
Gerçek dostlarının hepsini terkettin!. Yalnızlığında boğulmak için mi hocam?..
Bebek Kahvedeki vidolu tavla dostların ve yalakalarından başka kim var, etrafında?.
Pazar günü şansın var ki, Antep'e gidiyorsun. Aklını başına alır, adam gibi takımı, adam gibi oynatırsan İstanbul'a dönecek yüzün olur..
Bu kafada gidersen Hocam, bir daha Arena'ya çıkamazsın.. O seyircinin, kimleri, nasıl ve niçin beklediğini benden iyi bilirsin çünkü..
Bugün yanında Allah'tan başka kimsen yok Hocam.. Onun için ancak dua edebiliyorum sana..
Allah yardımcın olsun!..
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.