Ayrılığa ve ihtilafa yer yok!..
Melih Bey selam vererek yanlarına oturduğunda, arkadaşları İsrail seçimleri üzerine konuşuyorlardı. Selim, Melih Bey'e:
- Hoş geldin ağabey, iyi ki geldin. Tabii ki Azerbaycan ile ilgili gelişmeleri soracağız, ama öncelikle tartışmaları uzun bir süre devam edecek gözüken İsrail seçimleri hakkındaki görüşlerini dinleyelim...

- İsrail'de son 3,5 senede yapılan 5. seçimde, Binyamin Netanyahu'nun başını çektiği blok 53, en ciddi rakibi kabul edilen Gadi Eisenkot'un Yashar partisinin öncülük ettiği blok 48 sandalye kazanırken, Arap partileri ise toplamda 19 sandalye kazandılar. Bu arada Netanyahu'nun partisi Likud, 27 sandalye ile yine parlamentodaki en büyük parti oldu… Mehmet:
- O zaman şunu soralım, ne olacak şimdi?..
- Bekleyip göreceğiz. Toplamda 120 sandalyeli İsrail meclisinde tek başına hükümet kurabilecek oyu hiçbir parti ya da blok alamadığı için öncelikle görevlendirme yapılıp koalisyon kurma çalışmalarına geçilecek. Konunun bizi ilgilendiren yönü ise Netanyahu ile rakibi Eisenkot'un başını çektikleri bloklar arasında Filistin ve Gazze meselesi açısından çok ciddi bir fark olmadığı. Yani seçim sonrası kurulacak koalisyonu hangisi kurarsa kursun Gazze ve Batı Şeria'da yaşananlarda bizi memnun edebilecek bir gelişme olma ihtimali pek yok gibi…
İhsan:
- Al birisini vur ötekine diyorsunuz yani?..
- Aynen öyle. Şunu unutmayalım ki özellikle de 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı sonrası yaşananlar, İsrail'deki bütün siyasi kanatların Gazze meselesine bakışlarının ciddi benzerlikler arz ettiğini ortaya koydu. Önümüzde İsrail Cumhurbaşkanının hükümet kurma görevini kime vereceği, bunun koalisyon kurup kuramayacağı, ikinci görev verme ve benzeri süreçler var. Belli bir süreye kadar netice alınamazsa tekrar seçim gündemde… Mustafa:
- Daha önceki milletvekili sayıları toplamda 16 iken şimdi 19 milletvekili kazanan Arap partilerinin kilit konuma geldikleri söyleniyor…
- Bu doğru. Buna bakarak, İsrail'deki iki bloktan birisi onları koalisyon ortağı yapmayı göze alırsa belki bazı müspet şeyler olabileceğini söyleyebiliriz. Ancak bu zayıf bir ihtimal. Arap partilerinin aldığı sonuçları gölgelemek maksadıyla seçimlere Katar'ın müdahale ettiği ve benzeri iddialar şimdiden havada uçuşmaya başladı bile… Remzi:
- Seçimde Hadash, Ta'al ve Balad isimli Arap partilerinin Ortak Liste altında 11 ve Mansur Abbas liderliğindeki İslamcı parti ile Birleşik Arap Listesinden oluşan Ra'am Partisi'nin 8 sandalye kazanması, İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 21'ini oluşturan Arapların birçok siyasi parti tarafından temsil edildiğini gösteriyor. Sizi bilmem ama bu bana garip geliyor…
- Bu, Filistin söz konusu olduğunda detayını pek bilmediğimiz hususlardan birisi ve uzun bir konu. İsrail'in yüzde 21'ini oluşturan Arapların yüzde 80-81'i Müslümanlardan ve kalan yaklaşık yüzde 20'si ise Hıristiyan ve Dürzilerden oluşuyor. Nüfusun yüzde 21'ini oluştursalar da seçmenler içindeki payları ise yüzde 16-17. Bu, birilerinin çok demokrat dedikleri İsrail'in oyunlarından birisi. Doğu Kudüs'te bulunan yaklaşık 350 bin Filistinlinin çoğunluğuna vatandaşlık yerine, 'daimî sakin' diye bir statü tanınmış durumda ve bunlar belediye seçimlerinde oy kullansalar da Knesset seçimlerinde kullanamıyorlar. Şimdi, sandalye sayılarını 16'dan 19'a çıkaran ve bir anlamda anahtar haline gelen Arap partilerinin ne yapabilecekleri. Bunu da bekleyip göreceğiz herhalde… İhsan:
- Seçimler öncesinde ABD Başkanı Trump'ın Netanyahu'yu devirmeye çalıştığı ve kazanmaması için uğraştığı söyleniyordu. Ancak seçime az bir zaman kala 'Sandıkta lütfen Bibi'nin olağanüstü bir savaşçı başbakan olduğunu unutmayın. Netanyahu'ya oy verin, başlattığımız işi tamamlamalıyız' şeklinde Netanyahu'ya desteğini açıklaması ve sonuçlar açıklanınca da 'desteğiyle gidişatın değiştiğini' savunarak, 'seçimlerin Netanyahu adına bir zafere dönüştüğünü' söylemesi dikkat çekici. Bu hususta ne düşünüyorsunuz?..
- Trump söz konusu olunca şaşırmak anlamsız. Tabii, gerçekte neler olup bittiğini ve bu sözlerin Trump'ın gerçek duygularını yansıtıp yansıtmadığını bilmiyoruz… İhsan:

Bir Millet İki Devlet, bitti mi?..
- Evet, İsrail seçimleri sonrası neler olacağını bekleyip göreceğiz. Bu arada Azerbaycan'la ilişkiler ve İlham Aliyev'in Ankara'daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmayışı dikkat çekiciydi. İki devlet arasındaki yakınlıktan rahatsızlık duyanlar şimdiden Bir Millet İki Devlet' sloganının artık çöktüğü gibisinden iddialara sarıldılar bile…
- Aliyev'in programları sebebiyle katılmayışının, TDT açısından bir kayıp olduğu söylenemez. Bu kuruluş üye ülkelerin artan iş birlikleriyle yoluna devam ediyor. Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ufak problemlerden hareketle olumsuz iddialarda bulunanların da fazla heveslenmemesi gerek. Çünkü 'Bir Millet, İki Devlet' sloganı içi boş bir slogan değil. Çok yakında ilişkilerin eski halinden daha ileri noktalara taşınacaktır. Mevcut durum, birlik ve beraberliğimizi gerektiriyor çünkü. İki devlet arasındaki ilişkilerin yoluna girmesi için gereken her ne ise mutlaka yapılacaktır… Mehmet:
- Sadece Karabağ'ın azatlığı meselesi değil. Tarihe baktığımızda iki ülke arasındaki ilişkilerin ne kadar önemli olduğu anlaşılıyor. Kardeşlikten kaynaklanan dayanışmanın yerini başka hiçbir şey tutamaz demek istiyorsunuz anladığım kadarıyla?..
- Böyle de denebilir. Ve Türkiye ile Azerbaycan ilişkileri söz konusu olduğunda öncelikle düşürülmesi gereken husus, para ile asla üstesinden gelinemeyecek şeyler olduğu. İki ülkenin birbirlerine tutunmak zorunda oldukları, çok açık. Her yüzümüze gülenin dost kabul etmemek işin temeli. Bu, bizim için geçerli olduğu kadar hatta daha fazla Azerbaycan için de geçerli… İhsan:
- Karabağ Zaferi sonrasında, 2021'de gittiğim Azerbaycan'da ülkenin hemen her yerinde Azerbaycan, Türkiye ve Pakistan bayrakları asıldığını görmüştüm. Birileri İsrail'in katkılarından bahsetse de bir tane bile İsrail bayrağı gördüğümü hatırlamıyorum… - Bu, normal. Azerbaycan, Pakistan ve Türkiye bayrakları kardeşliği vurgular ve bu durum halen böyledir. İsrail sevgisi olan birileri olsa da Azerbaycan'da bunu açıkça beyan etmeleri söz konusu bile olmaz… Selim:
- Azerbaycan'ın ilk defa devlet başkanı düzeyinde katılmadığı Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi'nin 13'üncü zirvesinde Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz' demesi, mevcut sıkıntının bir şekilde giderileceğine işaret olmalı…
- Tabii ki. Unutmayalım ki sadece iki ülke arasında değil Türk Devletleri Teşkilatı mensubu bütün ülkeler arasındaki ilişkiler son derece önemli. Yapılması gereken çok şey var ve bunlar
için Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ayrılık, gayrılık ve ihtilafların olmaması, olursa da derhal halledilmesi gerekir… Mustafa:
- İlişkilerin bir an evvel eski haline gelebilmesi için dua ederek Bekleyeceğiz demek ki. Bu arada Mustafa Sarıgül ile ilgili tuhaf gelişmeler konusunda ne dersiniz?..
- Bu konuda herhangi bir şey söylememek daha iyi. Bir yanda kendisi ve aile mensupları hakkındaki kara para aklama ve dolandırıcılık suçlamaları diğer yanda da eski koruması ve çalışanları tarafından dile getirilen cinsel saldırı ve istismar iddiaları var. Özellikle cinsel saldırı ve istismar iddialarının son derece vahim olduğunu söylemek gerek. Konu, bu kişinin belediye başkanlığı döneminde güya kamplara götürdüğü kız ve erkek öğrencileri de ilgilendiren son derece çirkin hususlar içeriyor… Remzi:
- Haklısınız. Adı geçen kişinin partisinden istifa edip soruşturma sonucunu beklemekten bahsetmesi, dikkat çekici. Anlaşılan milletvekilliğinden istifa etmeye niyeti yok… - Niyeti olmadığı gibi cesareti de yok belli ki. Umarız ki TBMM gerekeni yapar ve bu kişi hak ettiği cezayı bulur… İhsan:
- Yeni Parti Genel Başkanı Özel'in, Uşak ve Manavgat ile ilgili vaktiyle şiddetle reddettiği yolsuzlukları nihayet kabul etmesini sonra konuşuruz nasılsa. Evet, bugünkü sohbetimizi İsrail seçimleri sonrası oluşan durumun Filistinli kardeşlerimiz açısından iyi olabilecek bir şekilde gelişmesi duasıyla bitirelim…
- Amin…