Yargıtay'dan milyonlarca çalışanı ilgilendiren karar: SGK kaydı tek başına belirleyici olmayacak
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarının değil, tanık beyanları ve diğer delillerin de dikkate alınabileceğine hükmetti. Karar, sigorta başlangıcı veya hizmet süresi konusunda eksik kayıt nedeniyle hak kaybı yaşadığını ileri süren çalışanlar açısından önem taşıyor.
Eksik hizmet süresi nedeniyle açılan bir davada Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, milyonlarca çalışanı ilgilendirebilecek bir karara imza attı.
Yüksek Mahkeme, çalışma süresinin belirlenmesinde SGK kayıtlarının yanı sıra tanık beyanları, işyeri kayıtları ve diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
SİGORTASIZ ÇALIŞMA İDDİASIYLA DAVA AÇTI
Bir üretim tesisinde 1994 yılında çalışmaya başlayan M.D., 2017 yılında hastaneye gittiğinde sigortasının yatırılmadığını öğrendi.
Bunun üzerine iş sözleşmesini fesheden M.D., kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, ücret ve yıllık izin alacaklarının tahsili için dava açtı.
Davacı, ücret bordrolarının asgari ücret üzerinden düzenlendiğini, bazı alacaklarının ödenmediğini ve uzun yıllar çalışmasına rağmen sigorta kayıtlarının eksik gösterildiğini ileri sürdü.
Davalı işveren ise davacının SGK kayıtlarında görünen süreler dışında kesintisiz çalışmadığını savundu.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR VERDİ
İş Mahkemesi, davacının işyerinde 1995-2017 yılları arasında kesintisiz olarak 23 yıl 2 ay çalıştığı ve iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verdi.
Kararı işveren tarafı istinafa taşıdı.
Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının tanıklarının yakın akraba olması ve çalışma dönemlerine ilişkin doğrudan bilgilerinin bulunmadığı gerekçesiyle SGK kayıtlarını esas aldı.
Bunun üzerine dosya Yargıtay'ın önüne geldi.
YARGITAY: TANIK VE DİĞER DELİLLER DE DEĞERLENDİRİLMELİ
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hizmet süresinin belirlenmesinde yalnızca SGK kayıtlarıyla sınırlı kalınamayacağını belirtti.
Kararda, SGK kayıtları, işveren ve işyeri kayıtları, işe giriş-çıkış belgeleri, işyeri iç yazışmaları, çalışanların ve komşu işyerlerindeki kişilerin tanıklıkları ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Yüksek Mahkeme, akrabalık ilişkisinin tek başına bir tanığın beyanının geçersiz sayılması için yeterli olmayacağına dikkat çekti.
KARAR BOZULDU
Yargıtay, davacının çalışma süresinin belirlenmesinde eksik değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozdu.
Dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verildi.
Yargıtay'ın kararında şu ifadeler yer aldı:
"Dosya kapsamında davacının kardeşi olduğunu beyan eden davacı tanıklarından İ.D., davalı işyerinde 1989 yılı sonlarında çırak olarak çalışmaya başladığını, 1993 yılından Şubat 2006 tarihine kadar üretim bölümünde kesici olarak çalıştığını beyan etmiştir. Davacının davalı işyerinde kendisi aracılığıyla Nisan-Mayıs 1994 aylarında çalışmaya başladığını ifade etmiş, davacının ilk işe giriş tarihi ve davalı işyerinde kesintisiz çalışma olgusunu doğrular mahiyette beyanda bulunmuştur. Davacı tanığı İ.D.'nin davacıyla akrabalık ilişkisi tek başına tanık olarak beyanına itibar edilmemesini gerektiren bir husus olmadığından ve tanığın davalı işyerindeki hizmet süresi nazara alındığında dosyadaki mevcut ispat durumuna göre davacının davalı işyerinde 01.05.1994 tarihinden 31.01.2006 tarihine kadar kesintisiz şekilde çalıştığı kabul edilmeli ve sonraki çalışma dönemleri için SGK kayıtlarına itibarla sonuca gidilmelidir. Kararın bozulmasına Bölge Adliye Mahkemesi'ne dosyanın gönderilmesine oy birliği ile karar verilmiştir."