Geçmişten günümüze ablukalar nasıl sonuçlandı? Berlin’den Gazze’ye: Tarihi değiştiren sıfır noktası
Dünya tarihi sadece barut ve mermiyle değil, ülkelerin nefes borularının kesildiği, sınırların devasa kilitlerle kapatıldığı "abluka" hamleleriyle şekillendi. Berlin'den Küba'ya, 1973 petrol krizinden Gazze'deki insanlık dramına ve bugün Hürmüz Boğazı'nda yaşanan sıcak temasa kadar; ablukalar kimi zaman bir ulusu dize getirdi, kimi zaman ise dünyayı nükleer bir kıyametin eşiğine sürükledi. A Haber Kurgu Yönetmeni Zeki Aydın'ın perspektif haberinde uzmanlar, "sessiz ama ölümcül" bu silahın perde arkasını, küresel güçlerin kirli oyunlarını ve ateş hattındaki son gelişmeleri en ince detayına kadar deşifre etti.
Dünya tarihine yön veren ablukalar, yalnızca sınırları değil küresel dengeleri de derinden sarsmaya devam ediyor. Berlin'den Küba'ya, Gazze'den Hürmüz'e uzanan süreçte yaşanan her kriz, uluslararası siyasette yeni kırılmaların ve sert güç mücadelelerinin kapısını aralıyor.
ABLUKA NEDİR? "KAPIYI KAPATMA" STRATEJİSİNİN PERDE ARKASI
Uluslararası Terör ve Güvenlik Uzmanı Bülent Atasever, ablukayı tanımlarken çarpıcı ifadeler kullandı. Atasever, "Ablukayı basit anlamıyla tanımlayacak olursak; bir ülkenin askeri ya da ekonomik anlamda dış dünyayla olan ilişkisinin kapatılması, yani o kapının kapatılması ve bu kilidin de askeri anlamda, anahtarın da askeri anlamda elde tutulması anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Dış Politika ve Güvenlik Uzmanı Dr. Hayati Ünlü ise ablukaların tarihsel başarısına dikkat çekerek, "Genelde ablukalar başarısız gibi görünüyor ama en başarılı abluka, hayata geçmeden sonuç üreten abluka. Yani ablukanın kendisinden ise abluka tehdidi daha başarı sağlamıştır tarih boyunca. Dolayısıyla uygulamaya geçen ablukalar genelde başarısız oluyor." şeklinde konuştu.
SOĞUK SAVAŞ'IN İLK ATEŞİ: BERLİN ABLUKASI
A Haber Editörü Kübra Urhan, Berlin Ablukası'nın dünya tarihindeki kırılma noktalarından biri olduğunu belirterek süreci gündeme taşıdı.
Dr. Hayati Ünlü, dönemin çift kutuplu yapısını hatırlatarak, "Tabii o dönemde çift kutuplu dünya var ve ABD ve Sovyetler Birliği arası rekabet hat safhada. Şimdi tam da o dönemde Berlin aslında rekabet bağlamında dörde bölünmüş. Bir taraftan ABD, İngiltere, bir taraftan Fransa ve Sovyetler Birliği; Berlin'in dörde bölündüğünü hatırlıyoruz. Tabii ki orada Amerika ve İngilizler kendi kontrolündeki bölgeleri Batı Berlin bağlamında birleştirmişlerdi." dedi.
Atasever ise ekonomik tetikleyici unsura dikkat çekerek, "Ve bu çerçevede de henüz bu kadar işler yoğunlaşmamış ve Soğuk Savaş dönemine girilmemişken Batılı devletlerin bilhassa Almanya için yeni bir para birimini devreye sokması Stalin'i ve Sovyetler Birliği'ni fazla derecede kızdırdı. Çünkü ekonomik anlamda aslında Almanya'yı kontrol altına almaya çabaladığını görüyoruz Batılı müttefiklerin." ifadelerini kullandı.
Ünlü, Sovyetlerin hamlesini şöyle değerlendirdi: "Ve tabii burada Sovyetler Birliği otomatik olarak bir güvenlik ikilemi diyebileceğimiz bir tehdit algısı içerisine girdi. Bu tehdit algısı daha fazla risk büyümeden bir müdahale etme ihtiyacı doğurdu Sovyetler Birliği açısından ve burada özellikle Batı Berlin'e Sovyetler Birliği'nin bir abluka uygulamasını hayata geçirdi. Daha çok kara sınırları bağlamında söz konusuydu."