Sadece psikolojik değil: Kaygının nedeni kolin eksikliği olabilir!
Yayımlanan bir bilimsel araştırma, kaygının sadece düşüncelerle ilgili olmayabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre beyinde düşük kolin seviyeleri, kaygı belirtilerinin artmasına yol açabiliyor.
Kaygı; kalp çarpıntısı, huzursuzluk ve sürekli gergin hissetme gibi belirtilerle birçok kişinin günlük yaşamını zorlaştırıyor. Çoğu zaman bu durumun yalnızca psikolojik olduğu düşünülüyor. Ancak yayımlanan bir araştırma, kaygının beyin kimyası ve beslenmeyle de bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor.
Düşük Kolin Seviyesi Kaygıyı Artırabilir
Biological Psychiatry dergisinde yayımlanan bir meta-analiz çalışması, anksiyete bozukluğu bulunan bireylerin beyinlerinde kolin düzeylerinin düşük olduğunu ortaya koydu.
ZME Science haberine göre; çalışmanın ortak yazarlarından, psikiyatri alanında görev yapan Jason Smucny, bu bulgunun önemini şöyle özetliyor: "Bu çalışma, anksiyete bozukluklarında beyindeki kimyasal bir örüntüyü gösteren ilk meta-analizdir. Bu, uygun kolin takviyesi gibi beslenme yaklaşımlarının beyin kimyasını yeniden düzenlemeye ve hastalar için sonuçları iyileştirmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir."
Kolin Nedir ve Neden Önemlidir?
Kolin, vücudun sınırlı miktarda üretebildiği, esas olarak besinler yoluyla alınması gereken temel bir besin maddesidir. Beyin sağlığı açısından kolinin öne çıkan işlevleri şunlardır:
- Hücre zarlarının yapısal bütünlüğünü destekler.
- Hafıza ve dikkatle ilişkili nörotransmitterlerin sentezinde rol oynar.
- Sinir liflerini koruyan miyelin kılıfının korunmasına katkı sağlar.
Kaygı ve Kolin Arasındaki Kısır Döngü
Araştırmacılara göre kaygı bozukluklarında beyinde sürekli yüksek düzeyde bir uyarılma durumu bulunuyor. Bu durum stres hormonlarının artmasına yol açıyor. Sürekli devrede olan stres yanıtı, miyelinin onarım süreçlerini hızlandırırken bu süreçte yüksek miktarda kolin tüketiliyor.