Osmanlı’nın zarif ramazan geleneği: Diş kirası nedir, sürüyor mu?
Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma iklimi yeniden hissedilirken, Osmanlı'dan günümüze uzanan "diş kirası" geleneği de merak konusu oldu. İftar sofralarına katılan misafirlere, ev sahibinin bir incelik göstergesi olarak hediye takdim etmesi anlamına gelen diş kirası; Başbakanlık Osmanlı Arşivi kayıtları ve dönemin hatıratlarında yer alan bilgilerle belgelenmiş köklü bir Ramazan adeti olarak öne çıkıyor.
Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değil; paylaşmanın, inceliğin ve toplumsal dayanışmanın yeniden hatırlandığı bir mevsim olarak kabul ediliyor. İftar sofraları da bu anlayışın en güçlü simgelerinden biri. Osmanlı döneminde bu sofralara eşlik eden en dikkat çekici geleneklerden biri ise "diş kirası" olarak biliniyordu.
A Haber canlı yayınında konuşan Tarihçi-Yazar Zafer Bilgi, diş kirasının arka planını ve taşıdığı anlamı tüm yönleriyle anlattı.
"KELİME ANLAMIYLA DİŞİN KİRASI"
Zafer Bilgi, diş kirasının anlamını şu sözlerle ifade etti:
"Kelime anlamıyla dişin kirası. Ancak ortada kiralanan bir şey yok. Aksine ev sahibinin zarif bir inceliği söz konusu. İftar sofralarına konuk olan misafirlere, sevaba kendilerini ortak ettiği için ev sahibi tarafından hediyeler verilirdi, buna da dişin kirası denirdi.
Bu İslam'dan esinlenilerek Osmanlı'ya gelmiş bir kaide.
Osmanlı'nın konaklarında insanların böyle bu zenginliğiyle beraber, o bereketin taşmasıyla beraber, insanları mutlu edecek bir armağanlaşmanın adı olmuş diş kirası. Bu çok büyük bir incelik. Hem siz yemek ikram ediyorsunuz, hem onu ağırlıyorsunuz, hem uğurluyorsunuz, hem ondan sonra bir hediye vererek iki kez mutlu etmeye çalışıyorsunuz.
Bu hediye kimi zaman bir mendil, kimi zaman küçük bir kese olurdu. Maddi değerinden çok manevi anlamı önemliydi.
Akçe olarak, gümüş akçe, altın akçe olabildiği gibi bazen hediyeleşme de oluyor. Yani bir hediye bahanesi aslında diş kirası."