Karaköy'e adını veren cemaat
Kendilerini ‘Büyük Türk ağacının bir dalı’ olarak tarif eden Karaimler, Yahudiliği seçen tek Türk kağanlığı olan Hazar İmparatorluğu’nun soyundan geliyor. İstanbul’da sadece 30 kişi kaldıkları için birçok törenlerini düzenleyemiyorlar. Hasköy’deki ibadethanelerinin tarihi bin yıl öncesine dayansa da ayinleri yönetecek din adamı olmadığı için cemaat olarak kendi dillerinde dua edemiyorlar.
"Büyük Türk ağacının bir dalı" olarak tarif ediyorlar kendilerini ama soylarının tükenmemesi için bir mucize umuduyla yaşıyorlar. Çünkü başka din ve mezhepten biriyle evlenmiyorlar ama Türkiye'de sadece 30 kişi kaldılar ve en gençleri 53 yaşında. Karaim Türkleri, İstanbul'daki ibadethanelerinde bir devrin son günlerini yaşıyor. Gerçek isimleri Karaim, 'Tevrat'ı okuyanlar' demek ancak dil kolaylığı olarak Karaylar olarak anılmışlar.
Cumhurbaşkanlığı Forsu'ndaki 7'nci yıldız, Oğuzların bir boyunun kurduğu Hazar İmparatorluğu'nu temsil eder ve bu devlet Yahudiliği seçmiş tek Türk kağanlığıdır. Hazar Devleti'nin yıkılmasından sonra bu topraklardaki Musevi Türkler dünyanın dört bir köşesine dağılır. İstanbul'a gelerek Karaimler adını alanlar, Karaköy ve civarına yerleşir. Zaten semtin adının da onlardan geldiği, Karay/Karai Köyü adının zamanla Karaköy halini aldığı bilinir. Karaköy dışında Balıkpazarı, Tahtakale, Unkapanı, Balat, Edirnekapı, Hasköy semtlerine de yerleşirler. Bugün Hasköy'deki ibadethanelerinin tarihi bin yıl öncesine kadar uzanır.
TÜRK AĞACININ BİR DALI
Karaimler bin 200 yıldır İstanbul'da yaşıyor. Bizans İmparatorluğu döneminde Hristiyanlık baskısı nedeniyle şehirden defalarca kovulsalar da varlıklarını sürdürmeyi başarırlar. İstanbul'un fethinden sonra durum değişir çünkü Fatih, imparatorluk sınırları içinde farklı yerlerde yaşayan Musevi Türkleri de şehre yerleştirir. Asırlardır İstanbul'da yaşasalar bile bugün sayıları parmakla gösterilecek kadar az. Ve eğer korkulan olur da soyları tükenirse ibadet alanları Hasköy Knessa'nın müze olmasını istiyorlar. Bir vakıfları olsa da ne ayinleri yönetecek din adamları ne de atalarından kalanları kendi dillerinde okuyabilecek cemaatleri var. Dualarını Karaim dilinde okumayı bilen tek bir kişi var çünkü.
Tarih olmak istemeyen Karaimler, Hasköy'deki ibadethanelerini titizlikle koruyor. 1729 yangınından sonra yeniden yapılan Hasköy Knessa 1774'te tekrar yanar. 1800'de yapılan onarımla günümüzdeki halini alır. Alt kısımda erkekler üst tarafta ise kadınlar ibadet ediyor. Ayinleri ve ibadetleri yöneten, dua okuyup nikah kıyan 'hazan', 'teva'da durur. Liderlik ya da ruhban sınıfı bulunmayan Karaimlerde hazan görevi de gönüllülüğe dayanıyor. Hazan meslek değil çünkü geçimlerini sağladıkları işleri var. Doğuştan Karaim olunduğu için sonradan bu dine dahil olunmadığını söylüyorlar. Musevilerin "Duy işit İsrail" sözlerini, "Duy İşit Karaim" olarak ifade ediyorlar.
YERİN ALTINDAKİ İBADETHANE
Museviliğin bir kolu olan Karaimlerin ibadetleri İslamiyet'e oldukça yakın; Tevrat'ın daha rahat anlaşılması için yazılan Talmud'a bağlılık artınca Bağdatlı haham Anan Ben David, Tevrat'a bağlı kalınması için bu mezhebi kurar. 'Karaimler' de bu mezhebin cemaati olur. Kendi ifadeleriyle, Hahambaşılığa bağlı olmayan cemaat olarak, Hz. Musa'nın öğretilerini değiştirmeden bugüne taşırlar. "Yerin altından gelen sesimi duy ey Tanrım" ayeti nedeniyle tüm knessalar yeraltına inşa edilir. Tıpkı Hasköy'deki tarihi knessa olduğu gibi. Bu ibadethane artık sadece bayram günleri açılıyor.
ANAYASAMIZ AYNI, GÖRÜŞLER FARKLI
Musevilikteki '10 Emir'i takip eden Karaimler, Hz. İsa ve Hz. Muhammed'in peygamberliğini de kabul ediyor. "Anayasamız aynı, görüşler farklı" diye ifade ediyorlar kendilerini. Knessalara ayakkabısız giriyor, sabah ve akşam yapılan ibadet öncesi temiz olmak için yıkanıyorlar. Sabah duasının son cümlesi ise "Namazım niyaz olunur".
'Teva' isimli bölümde yapılan duayı bir hazan yönetir. Dua esnasında hazan, cübbe ve kalpak giyer. Kadınlar ve erkekler ayrı yerde dua eder.
SON SÜNNET 53 YIL ÖNCE YAPILDI
Benzeyen sadece din olmaz, dilleri ve kültürleri de eski Türkçe ve Türk gelenekleriyle benzerlik gösterir. Türk edebiyatının önde gelen yazarlarından Refik Halit Karay ve Manol Taylan tanınmış Karaim Türklerindendir. Karaimlerde soy babadan geçer. Oğul doğduğunda "Oğul doğdu, kıvanç bize" diye şarkı söylenir, evde ziyafet ve düğün yapılır. Üstelik sekizinci günde 'Şabat' elbisesi içinde sünnet edilir. En son sünnet 53 yıl önce yapılmış. Kız çocuk doğduğunda ise sadece isim verilir. Aileden gelen isimlerin yanı sıra Türkçe ve Tevrat'a geçen isimler de tercih edilir.
Düğün ve ölüm ritüelleri çok tanıdık olsa da yıllardır ne düğün ne doğum var Karaimlerde. Yeterli imkan ve cemaat kalmadığı için ölü yıkama işini bir diğer Musevi cemaati Sefaradlar yapsa da ayrı bir mezarlığa gömülüyorlar.
Dünya genelinde 35-40 bin Karaim Türk'ünün yaşadığı tahmin ediliyor. İstanbul'daki sayılarıysa sadece 30. İstanbul'da yaşayan son Karaim da öldüğünde, hiç şüphesiz çok büyük bir kültür mirası kaybedilmiş olacak.
Kaynak: Starpazar / Belkıs Kamur Atkürk