Her şey geçer, koku kalır
Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yavuz, beş duyumuz içinde en etkili olanın koku olduğunu söyledi., beş duyumuz içinde en etkili olanın koku olduğunu söyledi.
Dr. Yavuz, "Çünkü gördüğümüzü, duyduğumuzu unutabiliyoruz, fakat kokuyu asla. Yaşadığımız bazı olayları veya hayatımızda olan insanları kokuları ile hafızamıza kodlayabiliyoruz. Yıllar geçse bile o kokuyu tekrar almamız tüm anılarımızın canlanmasına sebep olabiliyor. Günlük yaşantımızı olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilen koku duyusu 24 saat boyunca çalışır ve hiçbir zaman kapatılamayan tek duyudur" diye konuştu.
İnsan burnunun yaklaşık olarak 13 bin koku molekülünü birbirinden ayırt edebildiği, 3-8 bin arasındaki molekülün ise tam bir keskinlikle ve etkin olarak hissedebildiğinin düşünüldüğünü dile getiren Dr. Mehmet Yavuz, "İnsan burnunda bin civarında değişik koku reseptörü vardır. Ayrıca beş milyon kadar nöronun koku duyusunu algılamak ve ilgili merkezlere iletmekle görevli olduğu sanılmaktadır. Kokuyu ileten sinirler, organizmadaki en yavaş ve en ince sinirlerdir" dedi.
Söz gider, koku kalır
Kokunun ruhsal durum, hafıza, duygular, eş seçimi, bağışıklık sistemi ve hormonları etkilediğini dile getiren, REEM Nöropsikiyatri Merkezi'nden Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Mehmet Yavuz, "Hafıza söz konusu olduğunda hep görsel ve işitsel uyaranlar üzerinde durulmuş koku duyusu ihmal edilmiştir. Halbuki koku duyusu, bilginin bellekte yer etmesi açısından çok önemli bir etkendir. Diğer tüm duyular önce talamus filtresinden geçtikten sonra limbik sisteme ulaşırken, koku duyusu talamusa uğramadan direk limbik sisteme ulaşarak anında davranışlarımızı etkiler.
Taze çekilmiş kahve kokusu, fincana yeni doldurulmuş taze çay kokusu, yeni biçilmiş çimen kokusu, fırından yeni çıkmış ekmek kokusu, kurak yaz günlerinde aniden bastıran yağmurun ardından kalkan toprak kokusu, vanilya kokusu, deniz, nehir ve yosun kokusu; bunlar hep hayatımıza keyif veren ve anlam kazandıran kokulardır." dedi.
Koku hafızası nasıl oluşur?
Dr. Yavuz açıklamasını şöyle sürdürdü; "İnsanların belleğinde, bir de koku hafızası bulunuyor. Koku hafızamız daha anne karnında plasentanın içindeyken oluşuyor. İnsanın koku hafızasında binlerce koku bulunabiliyor. Koku hafızamız bellekle aynı alanda işlendiği için anıların çağrılmasında daha yoğun hissediliyor.
Koku duyusu günlük yaşantımızı da etkiliyor
Diğer duyulara oranla daha geç beyne intikal ederler ama hafızada çok daha fazla yer ederler. Koku algısı, beyindeki koku merkezine ulaştığında, beyin daha önceki deneyimlerle belirlenmiş şifreleri çözerek, kokunun tanınmasını sağlar. Beyne ulaşan koku duyusu, limbik sistemdeki duygusal ve dürtüsel merkezlere de iletilir. Kokunun davranış ve duygular üzerindeki etkileri bu bağlantılarla açıklanabilir. Kokular, kendileriyle bağlantılı olarak geçmişte yaşanan bazı olayları da aklımıza getirirler. Yolda yürürken rastladığımız tanıdık bir parfüm kokusu, bize o parfümü kullanan arkadaşımızı hatırlatır. Ayrıca her insanın kendine özgü bir ten kokusu vardır ve bu da parmak izlerimiz gibi oldukça özel bir durumdur. Sıcaklık, koku gibi aynı fiziksel koşullarda, belli uyaranların varlığıyla beraber öğrendiğimiz şeyleri, aynı koşullar tekrar yaratılıp aynı uyaranlar bize tekrar verildiğinde, mükemmel olarak hatırlayabiliyoruz. Eğer yabancı dilde bir kelime grubunu, mesela yasemin kokan bir ortamda ezberlediyseniz, bu kelimeleri gene yasemin kokan bir ortamda çok daha iyi hatırlayabilirsiniz. Çünkü koku, bu kelimelere ilişkin semantik hafızanızın harekete geçmesine yardımcı olacaktı.