Türkiye nüfusunda alarm! 76 ilde doğurganlık kritik eşiğin altında
Türkiye’nin nüfus dengesi hızla değişiyor. Doğurganlık hızının 1,42’ye gerilemesi ve 65 yaş üstü nüfusun 9,5 milyonu aşması, üretimden sosyal güvenliğe kadar birçok alanda yeni riskleri beraberinde getiriyor. Uzmanlar, nüfusun yaşlanması ve doğum oranlarındaki düşüşün Türkiye’nin geleceği açısından kritik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. A Haber Özel Haberler Şefi Mehmet Karataş, doğum oranlarındaki düşüş ve yaşlanan nüfusun Türkiye’nin ekonomisi ve geleceği üzerindeki etkilerine dikkat çekti.
Türkiye'nin demografik yapısındaki tehlike çanları çalmaya devam ediyor. 2001 yılında 2,38 olan toplam doğurganlık hızı, 2025 verilerine göre sert bir düşüşle 1,42 seviyesine kadar geriledi.
Nüfusun mevcut varlığını doğal yollarla koruyabilmesi ve kendini yenileyebilmesi için gereken 2,10 kritik eşiğinin çok altına inilmesi, tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi.
Türkiye genelinde tam 76 ilde doğurganlık hızı bu sınırın altında kalırken, yıllık canlı doğan bebek sayısı da 895 bin 374'e kadar düştü.
AVRUPA 80 YILDA YAŞLANDI, TÜRKİYE 20 YILDA AYNI NOKTAYA GELDİ
Stüdyoda çarpıcı verileri paylaşan A Haber Özel Haberler Şefi Mehmet Karataş, meselenin stratejik önemine dikkat çekerek, "Yaşlılık sayısının artması ve doğurganlığın düşmesi sadece istatistiklerle sınırlı kalamaz, tüm dünya ve özellikle ülkemiz açısından doğrudan bir beka meselesidir" ifadelerini kullandı.

Avrupa ülkelerinde nüfusun yaşlanma sürecinin 70 ila 80 yıla yayıldığını, Türkiye'de ise bu sürecin sadece 20 yılda gerçekleştiğini vurgulayan Karataş, "Son 5 yılda nüfusumuzdaki yaşlılık oranı yüzde 20,5 arttı, şu an 65 yaş üzeri 9 milyon 583 bin yaşlımız var ve bu rakam toplumun yüzde 11,1'ine tekabül ediyor" sözleriyle hızla yaşlanan yapıyı anlattı.

Ortanca yaşın 34,9'a yükseldiğini ve her iki vatandaştan birinin artık 35 yaşın üzerinde olduğunu belirten Karataş, "19 ilimizde ölüm sayısı doğum sayısını geçmiş durumda, 6 ilimizde ise pasif sigortalı sayısı aktif sigortalıyı aştı; bu durum ileride üretimin düşmesi ve yükün artması anlamına gelir" uyarısında bulundu.
DİJİTALLEŞME, 1+0 EVLER VE YALNIZLAŞAN YAŞLILAR
Demografik krizin arkasında derin sosyal ve kültürel dönüşümler de yer alıyor. Anne olma yaşının ortalama 29'a, ilk doğum yaşının ise 27,5'e çıktığı tespit edilirken, boşanma oranlarının hızla tırmandığı görüldü.

