Türk ordusu neden güçlü olmak zorunda? “Satın alan değil tedarik eden konumundayız”

Türk ordusu neden güçlü olmak zorunda? “Satın alan değil tedarik eden konumundayız”

Gazeteci Mete Sohtaoğlu, A Haber ekranlarında Türkiye'nin neden güçlü olmak zorunda olduğunu savunma sanayisindeki dönüşüm üzerinden anlattı. Türkiye'nin ulaştığı askeri kapasitenin savaş için değil, insani krizleri önleyebilecek caydırıcı bir güç oluşturmayı hedeflediğini vurgulayan Sohtaoğlu, 1995'te yaşanan Srebrenitsa Soykırımı'nı "kırılma noktası" olarak nitelendirirken, Türkiye'nin artık savunma sanayiinde "satın alan değil, tedarikçi" konumuna yükseldiğini söyledi.

Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği gelişmelerin yalnızca askeri alanda değil, küresel güç dengeleri açısından da yeni bir dönemin kapısını araladığını belirten Gazeteci Mete Sohtaoğlu, A Haber ekranlarında dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

"TÜRKİYE İNSANİ KRİZLERDE CAYDIRICI BİR AKTÖR OLMAYI HEDEFLİYOR"

Gazeteci Mete Sohtaoğlu, Türkiye'nin askeri kapasitesini saldırganlık amacıyla değil, barışı koruyacak bir caydırıcılık için geliştirdiğini belirterek, "Buradaki mesele bir savaştan bahsetmiyoruz. Türkiye burada insani krizlerde caydırıcı bir aktör olmayı hedefliyor." sözleriyle Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana komşularına karşı sınır ya da toprak talebinde bulunmadığını, Misak-ı Milli sınırları içerisinde barışçıl ilişkiler kurmaya çalıştığını ifade etti.

Dünyanın bugün "güçlünün haklı görüldüğü" bir sisteme dönüştüğünü söyleyen Sohtaoğlu, NATO tartışmalarına da değinerek, "NATO'dan bile kendinizi korumak isteseniz NATO'nun içinde bulunmak zorundasınız. NATO bir savaş aygıtı ama burada bile içinde olmak zorundasınız." ifadelerini kullandı.

Dünyanın bugün ʺgüçlünün haklı görüldüğüʺ bir sisteme dönüştüğünü söyleyen Sohtaoğlu, NATO tartışmalarına da değindi (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Dünyanın bugün ʺgüçlünün haklı görüldüğüʺ bir sisteme dönüştüğünü söyleyen Sohtaoğlu, NATO tartışmalarına da değindi (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"1995'TE BU GÜÇ OLSAYDI TARİH DEĞİŞİRDİ"

Srebrenitsa Katliamı'nı bir kırılma noktası olarak değerlendiren Sohtaoğlu, "1995 yılında şu anki askeri kapasitemiz olsaydı bütün bölgenin tarihi değişirdi." dedi.

O dönemde hem askeri kapasitenin hem de vizyon sahibi bir siyasi iradenin bulunması halinde Türkiye'nin bugün çok farklı bir noktada olacağını belirten Sohtaoğlu, "1995'ten itibaren biz 2026 yılında şu an hükümeti uzaya niye gitmiyor ya da niye Mars'a Türk bayrağı dikemiyoruz diye eleştiriyor olacaktık. Ay'a neden gitmiyoruz, neden üs kurmuyoruz diye konuşuyor olacaktık." sözleriyle Türkiye'nin teknolojik hedeflerinin çok daha ileri seviyede olabileceğini dile getirdi.

Srebrenitsa Katliamı'nı bir kırılma noktası diyen Sohtaoğlu, ʺ1995 yılında şu anki askeri kapasitemiz olsaydı bütün bölgenin tarihi değişirdi.ʺ dedi (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Srebrenitsa Katliamı'nı bir kırılma noktası diyen Sohtaoğlu, ʺ1995 yılında şu anki askeri kapasitemiz olsaydı bütün bölgenin tarihi değişirdi.ʺ dedi (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"ARTIK TEDARİKÇİYİZ"

Savunma sanayisindeki dönüşüme dikkat çeken Sohtaoğlu, "1995'ten beri gömlek Srebrenitsa'da yanlış iliklendiği için hep satın alan, teklif veren, ihaleye giren pozisyondaydık. Artık bitti bu dönem. Biz tedarikçiyiz artık." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin artık savunma ürünlerinde talep oluşturan bir ülke haline geldiğini vurgulayan Sohtaoğlu, "Biz artık teklif vermiyoruz. Onlar bizden almak istiyor." sözleriyle bu değişimin yalnızca askeri değil, ekonomik ve ticari sonuçlar da doğuracağını aktardı.

Sohtaoğlu, Türkiye'nin artık savunma ürünlerinde talep oluşturan bir ülke haline geldiğini vurguladı (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Sohtaoğlu, Türkiye'nin artık savunma ürünlerinde talep oluşturan bir ülke haline geldiğini vurguladı (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"ASKERİ TEKNOLOJİLER SİVİL HAYATI DA DEĞİŞTİRECEK"

Savunma alanında geliştirilen teknolojilerin zamanla günlük yaşama da yansıdığını belirten Sohtaoğlu, "Burada geliştirilen askeri teknolojiler sadece savaş alanında kullanılmıyor. Önümüzdeki dönemde bu teknolojilerin sivil kullanımıyla hayatımıza olumlu etki edecek teknolojiler de göreceğiz." ifadelerini kullandı.

İnternetin de ilk olarak Amerikan ordusunun haberleşme sistemi olarak geliştirildiğini hatırlatan Sohtaoğlu, bugün kullanılan birçok teknolojinin askeri kökenli olduğuna dikkat çekti.

Sohtaoğlu, Savunma alanında geliştirilen teknolojilerin zamanla günlük yaşama da yansıdığını belirtti (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Sohtaoğlu, Savunma alanında geliştirilen teknolojilerin zamanla günlük yaşama da yansıdığını belirtti (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BU GÜÇ OLSAYDI O KATLİAM OLUR MUYDU?"

Programda yöneltilen, "1995 yılında bu güç olsaydı o katliam olur muydu?" sorusunu yanıtlayan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Kırılma tarihi odur. Olmazdı. Türk Silahlı Kuvvetleri asker gönderir miydi? Gönderirdi." sözleriyle Türkiye'nin o dönemde bugünkü kapasiteye sahip olması halinde Srebrenitsa'daki katliamın önlenebileceğini savundu.

Sohtaoğlu programda yöneltilen, ʺ1995 yılında bu güç olsaydı o katliam olur muydu?ʺ sorusunu yanıtladı (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)Sohtaoğlu programda yöneltilen, ʺ1995 yılında bu güç olsaydı o katliam olur muydu?ʺ sorusunu yanıtladı (Fotoğraf -ahaber.com.tr - ekran görüntüsü)

"BUGÜN ROKETİ, YARIN LAZERİ KONUŞACAĞIZ"

Savunma teknolojilerinin hızla geliştiğini belirten Sohtaoğlu, "Türkiye tarihsel kodlarıyla barışçıl bir şekilde geleceğe güçlü adımlarla yürümek zorunda. Bu yetmez ama evet, daha da ilerlemeli. Atmosfer mi? Atmosferin üstüne çıkılmalı." dedi.

Önümüzdeki yıllarda çok daha ileri savunma teknolojilerinin gündeme geleceğini ifade eden Sohtaoğlu, "Bugün roket konuşuyorsunuz, beş yıl sonra lazer konuşacaksınız. On yıl sonra bir başka Türk firması uydudan füzeleri vuracak sistemler geliştirecek. Bunların zaten tohumları Türkiye'de var. Bunlar hayalde değil." ifadelerini kullandı.

"BU GÜÇ SAVAŞ İÇİN DEĞİL, CAYDIRICILIK İÇİN"

Konuşmasının sonunda Türkiye'nin askeri gücünü fetih ya da savaş amacıyla değil, insani krizleri önlemek için geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Gazeteci Mete Sohtaoğlu, "Ben bir savaşçılıktan, fethetmekten bahsetmiyorum. Türkiye'nin bu gücü istemesinin sebebi bu tip insani krizlerde saldırgan tutumu olan ülkeleri caydırmak için bu güce sahip olmak zorundaydı ve zorunda." ifadelerini kullandı.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin