İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi

İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi

ABD ve İran arasında anlaşma sinyalleri sürerken Keşm Adası ve Bender Abbas kentinde gerçekleşen yoğun çatışma savaşın giderek yayılması riskini bir kez daha gündeme getirdi. İran medyası tarafından saldırıların BAE tarafından ABD ile ortak düzenlenebileceğine dikkat çekilirken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) savaşa katılmasıyla saldırılar şekil değiştirip "Körfez savaşına mı dönüşecek?" sorusunu bir kez daha gündeme getirdi. A Haber'de Gece Ajansı programına konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman, BAE'nin neden İran'a saldırdığı sorusunu yanıtlarken Orta Doğu'yu bekleyen riskleri değerlendirdi.

ABD ile İran arasında diplomasi ve ateşkes mesajları gündemdeki yerini korurken, Keşm Adası ve Bender Abbas'ta yaşanan yoğun çatışmalar bölgedeki tansiyonu yeniden yükseltti. İran medyasında yer alan iddialarda saldırıların ABD desteğiyle Birleşik Arap Emirlikleri tarafından gerçekleştirildiği öne sürülürken, Körfez hattında yeni bir savaş cephesinin açılabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.

BAE'nin doğrudan çatışma denklemine girmesi, savaşın yalnızca ABD-İsrail ve İran hattında kalmayıp tüm Körfez bölgesine yayılma riskini artırdı. A Haber'de Tahir İnan'ın sunduğu Gece Ajansı programına konuk olan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Anar Ali ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman yaşanan gelişmelerin körfeze yayılma riskinin arttığını belirterek çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi - 1

KİMLİK SAVAŞLARI VE İSRAİL'İN DEHŞET SENARYOSU

Orta Doğu'da fitili ateşlenen bölgesel savaşın sadece coğrafi bir çatışma değil, derin bir kimlik hesaplaşması olduğu vurgulanıyor. Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Tolga Sakman, "Bu özellikle İsrail'in istediği bu; bölgesel bir savaş haline gelmesi. Mümkünse de bunun sadece coğrafi değil, kimlikler üzerinden de karşı karşıya gelinmesi. Yani Fars-Arap, Sünni-Şii gibi kimlikler üzerinden karşı karşıya gelinmesini İsrail çok istiyor, bunu biliyoruz" ifadelerini kullandı. İsrail'in bu stratejiyle bölgedeki tüm aktörleri birbirine kırdırarak kendi güvenliğini tahkim etmeyi hedeflediği belirtilirken, bu kaos planının merkezine Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) yerleştirildiği ifade edildi.

İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi - 2

ADALAR SAVAŞI VE BAE'NİN FIRSATÇILIĞI

Birleşik Arap Emirlikleri'nin bölgedeki kaosu bir fırsata çevirmek istediği ve stratejik adalar üzerinde hak iddia ettiği gerçeğine değinen Dr. Tolga Sakman "Burada Emirlikler'in de bu fırsattan istifade adalardaki egemenliği ele alırım fikrinin çok uzakta olmadığını da biliyoruz" sözleriyle BAE'nin sinsi ajandasını deşifre etti. Sakman "Hem İsrail'i hem Amerika'yı. Durum arkasında, olası bir mesela İran-Birleşik Arap Emirlikleri savaşı başladığında İsrail, Emirlikler üzerinden bölgedeki karışıklığı devam ettirmek için elinden geleni yapabilir. Burada söz konusu bu iki ülke karşı karşıya gelirse, İsrail'in çokça destek verdiği bir BAE görürüz; bu Emirlikler kendini korusun diye değil, İran'a daha fazla zarar versin diyedir" şeklinde konuştu.

İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi - 3

KÖRFEZ'DEKİ BÜYÜK ÇATLAK VE YENİ AKSLAR

Körfez ülkeleri arasındaki geleneksel ittifak yapısının yerle bir olduğu ve yeni, tehlikeli saflaşmaların ortaya çıktığı belirtiliyor. Dr. Anar Ali, "Bu Körfez savaşıyla birlikte, yani İran'ın Körfez ülkelerine saldırısıyla birlikte şu analizler yapılıyordu; Körfez ülkeleri artık İran'a karşı yekpare bir şekilde hareket edileceğine yönelik bir eğilim, bir analiz söz konusuydu ama bence bu artık dağılmış durumda. Körfez kendi içerisinde bundan sonra bölündü. Suudi Arabistan'ın başını çektiği bir grup, Birleşik Arap Emirlikleri'nin başını çektiği bir grup. Bunlar artık farklı farklı akslara yöneleceklerdir" sözleriyle sıcak bölgedeki güç kaymasını aktardı. Ali, BAE'nin başını çektiği grupta Kuveyt ve Bahreyn'in de yer aldığını ve bu ülkelerin İsrail'in güdümüne hızlı bir şekilde girmeye başladığını vurguladı.

KUVEYT'İN DEĞİŞEN EKSENİ VE İSRAİL LOBİSİ

Geçmişte İsrail'e karşı en sert duruşu sergileyen ülkelerin bile saf değiştirdiğini belirten Dr. Anar Ali, "Kuveyt, İsrail ile arası en gergin olan, en başından beri ülkeydi mesela ama bu son gelişmelerle birlikte durum değişti. Çünkü Bahreyn ve BAE'nin İsrail ile ilişkilerini biliyoruz, İbrahim Anlaşmalarını imzalamışlar. Özellikle BAE'nin çığır açan bir ilişki silsilesi var İsrail ile; savunma sanayiinden tutun Somaliland'deki askeri üs iş birliğine, Sudan'daki iş birliğine, Libya'daki iş birliğine kadar bunu artık stratejik bir müttefikliğe dönüştürmek üzere" dedi. Ali, bu ülkelerin İsrail lobisi üzerinden ABD'nin Ortadoğu politikasına kendi lehlerine yön verebileceklerine inandıklarını ve bu motivasyonla hareket ettiklerini belirtti.

İran savaşı Körfez'e yayılır mı? 3 ülkenin İsrail'in güdümüne girme tehlikesi - 4

SUDAN'DAN SOMALİLAND'E KİRLİ İTTİFAK: VEKİL GÜÇLER SAHADA

BAE'nin askeri kapasitesinin sınırlı olmasına rağmen, dünyanın en büyük silah alıcılarından biri olarak vekil güçler üzerinden yürüttüğü operasyonlar dehşet verici boyutlara ulaştı. Dr. Anar Ali, "Bu ülkenin çok kuvvetli bir kara ordusu yok, çok kuvvetli bir deniz ordusu yok ama dünyanın en fazla silah satımı alan ülkelerin başında geliyor. İran'dan boşalan bu boşluğu BAE ve onun destek verdiği vekil güçlerle doldurma eğilimi söz konusu. Sudan'a bakıyoruz, Hızlı Destek Güçleri'ne olağanüstü bir destek veren BAE var. Ve hepsi Birleşmiş Milletler'in meşru hükümetler olarak tanıdığı ulusal orduların karşısında konuşlanmış bir BAE var" ifadelerini kullandı.

Somaliland ile kurulan askeri ve stratejik iş birliğinin de tesadüf olmadığını belirten Ali, "İsrail Somaliland'in bağımsızlığını niye tanıdı? Bu tesadüf değil. BAE'nin Somaliland ile son derece ciddi askeri stratejik iş birliği var, üsleri var ve bu üsler İsrail'in kullanımına açılıyor. Direkt Husiler'in kontrol ettiği Batı Yemen hedef radarında olan bir bölgeden bahsediyoruz" diyerek ateş hattındaki somut planları aktardı.

ABD'NİN DEĞİŞEN KIRMIZI ÇİZGİLERİ VE MÜDAHALE GEREKÇELERİ

ABD'nin bölgeye müdahale etmek için kullandığı 'kırmızı çizgilerin' nasıl genişletildiği analiz eden Dr. Anar Ali, "Amerika Birleşik Devletleri düzen kurucu bir ülke ve buradaki düzenin dağılması ABD'nın lehine olmaz. Burada devasa askeri üsleri var, 5. Filo'ya ev sahipliği yapıyor, CENTCOM'un ileri karargahı Katar'da. Ama İsrail, ABD'nin Orta Doğu politikasında direksiyonda olan ülke ve İran'a saldırı için ABD'yi bir şekilde ikna etti" dedi. Trump dönemine kadar kırmızı çizginin sadece atom bombası olduğunu hatırlatan Anar Ali, "Trump'la birlikte İsrail'in baskısı ve Netanyahu'nun lobisi ile bu değişti. Artık kırmızı çizgi sadece bir nükleer bomba değil; zenginleştirilmiş uranyum, balistik füze, İran'ın destek verdiği vekil güçler meselesi... Hepsi bir kırmızı çizgiye dönüşerek müdahale için gerekçe çıkarttılar" sözleriyle 'sıcak bölge' atmosferini yansıtan tarihi tanıklığını değerlendirdi.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin