Ateş hattında bayrak değişimi! A Haber ekibi İsrail’deki dehşeti anlattı

28 Şubat’tan bu yana İsrail’in saldırılarını, Gazze’de yaşanan insanlık dramını ve bölgedeki sıcak teması anbean ekranlara taşıyan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ve kameraman Niyazi Kurt, zorlu görevlerini Hasan Zahid Ezim ve Ege Ural’a devretti. Bölgede defalarca gözaltına alınan, Demir Kubbe’nin delindiği anlara tanıklık eden ve Türk oldukları için sistematik bir bezdirme politikasına maruz kalan deneyimli ekip, yaşadıkları dehşet anlarını ve tarihe geçen gözlemlerini ilk kez bu kadar detaylı paylaştı.
28 Şubat'tan bu yana İsrail'in yoğun bombardımanı altındaki bölgede, canları pahasına görev yapan A Haber Programlar Müdürü Emine Kavasoğlu ile kameraman Niyazi Kurt, nöbeti Hasan Zahid Ezim ve Ege Ural'a devretti.
Bölgeye ulaşan ilk ekiplerden biri olan ve 44 gün boyunca savaşın tüm çıplaklığını dünyaya aktaran deneyimli ekip; İsrail'in "Türk gazeteci" düşmanlığını, 839 yıl sonra bir ilk olarak uygulanan Mescid-i Aksa yasağını ve Demir Kubbe'nin delindiği o tarihi anları çarpıcı detaylarla anlattı.
SICAK BÖLGEDE BAYRAK DEĞİŞİMİ
A Haber'in bölgedeki varlığını ve kararlılığını vurgulayan Emine Kavasoğlu, "28 Şubat gecesi Niyazi ile bölgeye ilk ulaşan ekiplerden biriydik ve o günden bugüne İsrail'de ne yaşandıysa izleyicilerimizle anlık paylaşmaya çalıştık. Kimi zaman İsrail'in yoğun bombardımanını ekranlara taşıdık, kimi zaman Gazze'de hala süren soykırımlla ilgili yeni bilgileri paylaştık ama artık bizim için bayrak yarışında bayrağı devretme zamanı geldi" ifadelerini kullandı. Görevi Hasan Zahid Ezim'e teslim eden Kavasoğlu, meslektaşına başarılar dileyerek sahadaki nöbetini noktaladı.
Fotoğraf (ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)
DEMİR KUBBE'NİN ÇÖKÜŞÜ VE NİYAZİ KURT'UN OBJEKTİFİ
Bölgedeki en kritik anları Niyazi Kurt'un kamerasıyla dünyaya servis eden ekip, İsrail'in savunma sistemlerinin dahi yetersiz kaldığı anları bizzat tecrübe etti. Emine Kavasoğlu, "Çok tehlikeli zamanlar yaşadık. İran tarafından ateşlenen füzeler sanki hiç buraya ulaşmayacakmış gibi bir izlenim vardı, Demir Kubbe'ye güven tamdı ancak o Demir Kubbe'nin delinebildiğine defalarca tanıklık ettik ve o tarihi görüntüleri Türkiye, Niyazi'nin gözünden izledi" sözleriyle yaşanan askeri hareketliliğin boyutlarını gözler önüne serdi.
TÜRK GAZETECİLERE SİSTEMATİK BASKI VE GÖZALTI SÜREÇLERİ
Görev süreleri boyunca sadece savaşın dehşetiyle değil, aynı zamanda siyasi baskılarla da mücadele ettiklerini belirten Emine Kavasoğlu, "Zaman zaman çok anlamsız tepkilere maruz kaldık. Sırf Türk olduğumuz için bu baskıları gördük. İsrail Devleti'nin verdiği resmi akreditasyon kartlarımıza rağmen üç defa gözaltına alındık, nezarette kaldık. Dünyanın dört bir yanından basın mensupları var ancak Türk olduğunuzu duyunca süreç tamamen değişiyor. Normalde 5 dakika sürecek bir arama veya sorgu, Türk olduğunuz için 5 saat sürebiliyor" şeklinde konuştu.
Kavasoğlu, yaşadıkları gözaltıların sürelerini ise "İlkinde 4 saat, ikincisinde 3 saat ve sonuncusunda 2 saat boyunca alıkonulduk ancak yılmadık" ifadeleriyle aktardı.
DEZENFORMASYONA KARŞI GERÇEĞİN SESİ
Savaşın gölgesinde yürütülen algı operasyonlarına ve sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat çeken kameraman Niyazi Kurt, "Orta Doğu zor bir coğrafya, biz buraya bu zorlukları bilerek geldik. Sosyal medyada ve bazı basın organlarında ciddi bir görüntü kirliliği vardı; olaylar ya çok abartılıyor ya da hiç yokmuş gibi yansıtılıyordu. Biz mümkün mertebe gerçek görüntüleri izleyicilerimize ulaştırmaya çalıştık" dedi. Kurt, maruz kaldıkları baskıları "bir bezdirme politikası" olarak nitelendirirken, bu duruma sabırla karşılık verdiklerini vurguladı.
Fotoğraf (ahaber.com.tr - Ekran görüntüsü)
839 YILLIK TARİHİ TANIKLIK: MESCİD-İ AKSA'NIN KAPATILMASI
Kavasoğlu, gazetecilik kariyeri boyunca unutamayacağı anlardan birinin Mescid-i Aksa'da yaşandığını belirterek, "İsrail'in savaşı bahane ederek 839 yıldır hiç yaşanmamış bir kararla Mescid-i Aksa'yı kapatmasına tanıklık ettik. Ardından o kapıların tekrar açılmasına ve insanların gözyaşları içinde avludaki taşları öpmesine şahit olduk. Bunlar hafızalarımızdan asla silinmeyecek görüntülerdi" sözleriyle bölgedeki manevi ve tarihi yıkımın boyutlarını anlattı.







