Savaşa "15 günlük ara" ateşkes mi yeni savaş hazırlığı mı?

Giriş Tarihi:Son Güncelleme:
ahaber.com.tr Haber Merkezi
Savaşa "15 günlük ara" ateşkes mi yeni savaş hazırlığı mı?

Ortadoğu’da ilan edilen 15 günlük ateşkes, sadece silahların susması değil, küresel dengelerin yeniden şekillendiği kritik bir eşik olarak görülüyor. Uzmanlara göre bu kısa süreli “mola”, askeri hazırlıktan çok dünya ekonomisinin nefes almasını amaçlayan stratejik bir hamle niteliğinde. Bölgedeki güç dengeleri köklü biçimde değişirken, İsrail’in sahadaki tutumu ve ABD’nin alacağı yeni pozisyon barışın yönünü belirleyecek. Ateşkesin kalıcı bir uzlaşıya mı yoksa daha büyük bir çatışmanın habercisine mi dönüşeceği ise önümüzdeki günlerde netleşecek.

Ortadoğu'da silahların 15 günlüğüne susması, sadece sahadaki çatışmaları değil küresel ekonomi ve siyasetin yönünü de etkileyen kritik bir sürecin kapısını araladı.

Uzmanlara göre bu ateşkes, askeri bir hazırlık döneminden çok dünya ticaretinin rahatlatılması ve enerji hatlarının yeniden işler hale gelmesi için atılmış stratejik bir adım. Ancak İsrail'in tutumu, ABD'nin olası geri çekilme senaryoları ve İran'ın lojistik avantajı, ateşkesin kalıcı barışa mı yoksa daha büyük bir çatışmanın eşiğine mi evrileceği sorusunu gündemde tutuyor. Dünya, bu kısa sessizliğin ardından gelecek gelişmelerin yeni bir düzeni belirlemesini bekliyor.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

DÜNYA DÜZENİNDE 28 ŞUBAT KIRILMASI
Sıcak bölgedeki gerilim hat safhaya ulaşırken, sahadaki tanıklıklar yaşanan değişimin büyüklüğünü gözler önüne seriyor. Bölgedeki son durumu değerlendiren Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç, "Artık hiçbir şey bölgede, hatta dünyada 28 Şubat'tan önceki gibi olmayacak" ifadelerini kullanarak, tarihin akışının değiştiğine dikkat çekti. Bu kritik tarihin ardından küresel siyasetin ve askeri stratejilerin yeni bir evreye evrildiği vurgulanıyor.

SAVAŞI BİTİREN ATEŞKES, DÜŞMANLIĞI BİTİREN BARIŞ

Çatışmaların durması ile kalıcı huzurun tesisi arasındaki ince çizgi, uzmanların en çok üzerinde durduğu konu başlıklarından biri haline geldi. Süreci teknik bir perspektifle ele alan Akademisyen Prof. Dr. Abdullah Aydın, "Savaşların bitmesi ateşkesle olur; ancak düşmanlığın bitmesi barış anlaşmalarıyla olur" sözleriyle, mevcut durumun sadece bir 'mola' niteliği taşıyabileceği uyarısında bulundu. Diplomasi trafiğinin yoğunlaşması beklense de, sahada henüz gerçek bir barış ikliminin uzağında olunduğu belirtiliyor.

15 GÜNLÜK MOLANIN PERDE ARKASI: KÜRESEL TİCARET SAVAŞI
Ortadoğu'da silahlara verilen 15 günlük ara, yeni bir dönemin kapısını araladı. Uzmanlar, bu kısa süreli sessizliğin askeri bir hazırlık hamlesi olmadığını savunuyor.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

15 günlük sürenin teknik imkansızlıklarına dikkat çeken Orta Doğu Uzmanı Haydar Oruç "15 günde bu hazırlıkların hiçbirini yapamazsınız; ne füze stoklarınızı tamamlayabilirsiniz ne de yeni silah kaydırabilirsiniz. Bu bence 15 günlük süre, daha çok Hürmüz'ün açılması ve küresel anlamdaki finansal sıkışmışlığın azalması anlamında Trump'ın ihtiyaç duyduğu bir şey" şeklinde konuştu. Amerika'nın 28 Şubat öncesindeki mutlak hakimiyetini kaybettiği bu yeni düzende, ekonomik nefes borularının açılmasının öncelik haline geldiği ifade ediliyor.

MÜHİMMAT SAVAŞLARINDA İRAN'IN LOJİSTİK AVANTAJI

Ateşkesin geçici sessizliği, uzmanlara göre aslında yeni bir çatışma dalgası öncesindeki kritik eşiği temsil ediyor. Lojistik ve mühimmat hazırlığı konusunda İran'ın Batılı güçlere göre daha avantajlı bir konumda olduğu iddia ediliyor.

Silah teknolojileri arasındaki uçurumu analiz eden Akademisyen Prof. Dr. Abdullah Aydın, "Amerika'nın elindeki silah teknolojileri pahalı teknolojiler ve nadir elementlerden üretilen teknolojiler. Dolayısıyla bunların üretimi de zor. İran'ın elindeki teknolojiler ise basit ve sıradan elementlerle üretilebilecek teknolojiler olduğu için İran, kısa sürede elindeki mühimmatı yeniden üretebilecek altyapıyı ve yerine koyabilecek imkanı sağlayabilir" ifadelerini kullandı. Bu durum, olası bir yeni çatışmada sahada kimin daha dayanıklı olacağına dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

BARIŞIN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL: İSRAİL
Ortadoğu'da kalıcı bir huzur ikliminin önündeki en büyük bariyer olarak İsrail'in saldırgan tutumu gösteriliyor. Uzmanlar, barışın imkansız olmadığını ancak İsrail'in savaşı körüklemeye devam ettiğinin altını çiziyor.

Amerika Birleşik Devletleri'nde Trump yönetiminin savaştan kurtulma yolları aradığını belirten Akademisyen Prof. Dr. Abdullah Aydın "Ortadoğu'da barış için çok uzağız. Yarın bir gün Trump 'bu artık bizim savaşımız değil, İsrail'e sonsuz destek vermeye devam edeceğiz, İsrail'in arkasındayız ama artık Amerikan unsurları burada savaşmayacak' da diyebilir" sözleriyle, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını çekip desteğini sadece diplomatik ve lojistik boyuta taşıyabileceği bir senaryonun altını çizdi.

Fotoğraf-A HaberFotoğraf-A Haber

DİPLOMASİ Mİ, YENİ BİR KAOS MU?
Tüm dünya nefesini tutmuş Ortadoğu'dan gelecek haberlere kilitlenmişken, 15 günlük ateşkesin bir barış köprüsü mü yoksa fırtına öncesi sessizlik mi olduğu merak konusu. Eğer diplomasi süreci güçlenirse, bu geçici ateşkesin kalıcı bir barışa dönüşme ihtimali bulunuyor. Ancak uzmanların genel kanısı, bölgedeki aktörlerin mühimmat ve strateji tazeleme sürecine girdiği yönünde. Sıcak temas noktalarındaki her kıpırtı, dünya düzeninin geleceğini belirlemeye devam edecek.

Mobil uygulamalarımızı indirin