Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

Giriş Tarihi: Son Güncelleme:
ahaber.com.tr - Özel Haber
Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

Papa ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye yaptı. Vatikan ziyaretinde neler konuşuldu? Hristiyanlık tarihi için Türkiye'nin önemi ne? Papa'nın asli görevi ne? Papalık nasıl çalışıyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, A Haber canlı yayınında açıklamalarda bulundu.

Papa 14. Leo ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye'ye yaptı. Vatikan ziyaretinde neler konuşuldu? Hristiyanlık tarihi için Türkiye'nin önemi ne? Papa'nın asli görevi ne? Papalık nasıl çalışıyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, A Haber canlı yayınında açıklamalarda bulundu.

İşte o açıklamalardan satır başları;

VATİKAN ZİYARETİ

Geçen yıl Nisan ayında önceki Papa tabii o vefat etti, onu ziyaretimiz olmuş idi. Bu ziyaretimizin amacı; Filistin'de, Gazze'de bir soykırım yaşanıyor. Bu soykırıma bütün insanlığın dikkatini çekmek için faaliyetler yapıyoruz, etkinlikler yapıyoruz, konuşmalarımız oluyor. Orada bebekler öldürülüyor. Siyonist Yahudiler, Siyonist işgalciler tarafından... Herkesin buna ses çıkarması lazım. Bu amaçla Vatikan'ı ziyaret ettik. Önceki Papa'yı, vefat eden Papa'yı yerinde ziyaret ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da mektubunu kendisine takdim etmiş idik. Bu mektupta da katliamın, Gazze'deki katliamın, Filistin'deki bu zulmün son bulması için Hristiyan dünyasının da harekete geçmesi; orada sadece camiler değil kiliseler yıkılıyor, insanların inançlarına bakılmadan yukarıdan atılan bombalarla insanlar öldürülüyor. Bunun son bulması için bütün Hristiyan dünyasının harekete geçmesi gerekir diye bir görüşme yapmış idik Papa Fransuva ile.

Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'deDiyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

Tabii ondan sonra Fransuva hastalandı bir müddet sonra. Hatta şu andaki Papa 14. Leo'nun gerçekleştirmiş olduğu ziyareti, eğer vefat etmemiş olsaydı Papa Fransuva gerçekleştirecekti, o zaman söylemişti. Neden? Çünkü Hristiyanlıkta kendileri açısından çok önemli buldukları 325 yılındaki İznik Konsili'nin 1700. yıl dönümü bu yıl, 2025 yılı. 325'ten itibaren 1700 yıl geçmiş. Onlar açısından önemli. Biraz sonra belki İznik Konsili'nin, 325 yılındaki yapılan konsille ilgili birkaç şey söyleyebiliriz.

Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

YENİ PAPA'YA ÇAĞRI: GAZZE'Yİ GÖRMEZDEN GELMEMESİ LAZIM

Ancak tabii biz o görüşmemizden sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın mektubunu da Papa'ya okuyarak Gazze'ye yönelik, Filistin'e yönelik bir farkındalık oluşturulmasını arzu etmiştik. Tabii ki önemli farkındalıklar oluştu. İnancına bakmadan; farklı inançlardan, farklı kültürlerden dünyada pek çok yerde Gazze'ye yönelik, Gazze'ye sahip çıkmak, Filistin'e sahip çıkmak ve oradaki akan kanı durdurmak, soykırımı durdurmak için çok büyük etkinlikler oldu. Biz bundan sonra da, ben buradan çağrıda bulunuyorum; yeni Papa'nın da bu çağrıda bulunması lazım. Yani Gazze'yi görmezden gelmemesi lazım. Filistin'deki baskıyı, Filistin'deki zulmü görmezden gelmemesi lazım. Çünkü bu insanlığın sorunu, sadece Müslümanların sorunu değil. Nerede bir soykırım varsa, nerede bir zulüm varsa orada ölen insanların inancına bakılmaz, dinine bakılmaz, mezhebine bakılmaz, ırkına bakılmaz. Bu farkındalığı bizim bütün insanlık olarak oluşturmamız lazım.

Hem kiliseden, hem Katolik kilisesinden, hem Ortodoks kilisesinden, hem Protestan kilisesinden ricamız şudur: Gazze'deki işgale son verilmesi lazım. Zaten Sayın Cumhurbaşkanımızın mektubunda da İsrail'in 1967 sınırlarını kabul ederek başkenti Kudüs olan bir Filistin'i artık kabul etmesi lazım. Bütün devletlerin bunu kabul etmesi ve Filistin devletinin, özgür Filistin devletinin bir an önce kurulması lazım. Bizim oradaki ziyaretimizin amacı bu idi.

Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'deDiyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

PAPALIK NASIL ÇALIŞIYOR?

Hristiyanlık tabii Hz. İsa'nın doğumuyla tarihlendirilen bir inançtır. Sıfır olarak kabul edilir. Miladi diyoruz, bu Miladi, Hz. İsa'nın doğumu demektir. Hz. İsa'nın isminden doğan bir inançtır. Onlar Mesih karşılığında "Christ" kelimesini kullanırlar. Kur'an-ı Kerim "Mesih" kavramını da kullanır, İsa ismini defalarca kullanır. Oradan hareketle "Hristiyanizm", yani İsa'nın yolunda olan, Mesih'in yolunda olanlar demektir.

"ROMALILARDAN VE YAHUDİLERDEN ZULÜM GÖRDÜLER"

Hz. İsa hakikaten kısa denilebilecek bir hayata sahiptir. 30 küsur yaşlarında peygamberliğe başladı, öyle söyleyelim rivayetlerden bunu öğreniyoruz. Hristiyanların inancına göre; Hz. İsa'yı Yahudiler yakalayarak onu Roma'nın Kudüs valisi Pontus Pilatus'a teslim ederler ve onlar yine Hristiyanların anlatmasına göre, İncillerin anlatmasına göre çarmıha gererler. Daha sonraki süreçlerde Romalıların büyük bir baskısı altında 300 sene boyunca Hristiyanlar zulüm görürler. Kimden görürler zulmü? Romalılardan ve Yahudilerden görürler. İncillerde şöyle bir ifade var; İnciller, Hz. İsa'ya zulmeden ve o dönemin İsa havarilerine zulmeden Yahudiler için "Peygamber katilleri", "İki yüzlü Ferisiler" tarzında o derece eleştiriler getirir ki... Çünkü onlar Yahudilere, o dönemin Yahudilerine Peygamber katilleri olarak, hatta Hz. İsa'yı teslisin üç unsurundan birisi olarak kabul ettikleri için... Yani Hristiyanlıkta Baba, Oğul, Kutsal Ruh diye üçlü tanrı anlayışı vardır. Bu üçlü tanrı anlayışından birisi olarak kabul ederler. İslam bunu reddeder. İslam "Meryem oğlu İsa üçün üçüncüsüdür diyenler küfre girdiler" diye Kur'an-ı Kerim bunu tashih eder. Kur'an-ı Kerim'e göre Hz. İsa, ülü'l-azm bir peygamberdir.

İZNİK NEDEN ÖNEMLİ?

Ama onun isminden türetilen Mesihilik inancıyla 313 yılına kadar büyük bir baskı ve zulüm altında gelirler. 313 yılında Roma İmparatoru Konstantin'in bir özgürlük bildirisiyle, buna Milano Fermanı deniliyor, Milano Fermanı ile Hristiyanlara özgürlük tanındı. Tabii 313'ten sonra 325 yılında bir konsil gerçekleştirildi. Nerede? İznik'te. İznik tabii o zamanlar önemli bir şehir, önemli bir merkez. Başkent Roma ama İznik de Roma'nın en önemli şehirlerinden birisi.

Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

Esasında 313 yılına kadar Romalıların baskısından, zulmünden başını kaldıramayan Hristiyanların 313 yılında böyle bir konsil toplaması imkansız idi. Bu konsili Roma İmparatoru Konstantin topladı. Yani Papa bile o zaman o konsile katılmadı. Papa, bugünkü Papa 267. Papa'dır. İlk Papa Petrus'tur. Yani Hz. İsa'nın en önemli havarisi olarak kabul edilen Petrus'tur. O Petrus da Roma'da katledilmiştir. Katleden de Romalılardır. Yani Hristiyanlara göre o şehit kabul edilir. Bugün Vatikan'da hemen o Vatikan şehir devletinin bahçesinde bir kilise vardır; San Pietro Kilisesi. O Petrus demektir. Petrus adına yapılan, yani Hz. İsa'nın havarisi Petrus'un adına yapılan bir kilisedir o kilise.

"İZNİK KONSİLİ AYRILIĞIN BAŞLANGICI OLDU"

İşte 325 yılında yapılan bu konsilde, esasında Hristiyan birliğinin sağlanması değil, Hristiyanların kontrol altına alınması hedeflendi Roma İmparatoru Konstantin tarafından. Buraya özellikle dikkat çekmek isterim. Yani şunu özellikle vurgulamak isterim; 325'teki İznik Konsili'nde birleştirme değil, ayrışma söz konusudur. Ariusçuların aforoz edilerek... Arius isimli bir İskenderiyeli din adamı, İsa'nın tanrılığına karşı çıkmıştı. "İsa beşerdir." İsa'nın beşerliğinin öne çıkması çağrısında bulunmuştu. Fakat ana görüş, Hristiyan görüş; İsa hem beşerdir hem tanrıdır. Buna karşı çıkan Arius o zaman aforoz edildi, kiliseden uzaklaştırıldı. Yani bana göre bir birleştirme değil, ayrılığın başlangıcı olmuştur İznik Konsili.

İZNİK'TE İKİNCİ KONSİL

Daha sonra konsiller serisi devam etti. İznik'te ikinci bir konsil daha oldu. Ne zaman oldu o? Ta daha sonra, 787 yılında. Yani 400 sene sonra, 450 sene sonra İznik'te ikinci bir konsil daha oldu. Konsiller esasında Hristiyanlık tarihinde Hristiyan inancının oluşmasının mekanlarıdır, toplantılarıdır. Biz nasıl işte şura diyoruz mesela, din şurası... Benzetmek gibi olmasın, biz Diyanet İşleri Başkanlığı olarak geçmişten bu yana 1. Din Şurası, 2. Din Şurası... Mesela en son 7. Din Şurası'nı yaptık geçtiğimiz yıl, 2024 yılında. Bu şuralarda çeşitli konuları masaya yatırıyoruz, onlar üzerinde ilim adamlarının tartışmaları oluyor. İşte konsiller de buna benzer Hristiyanlık teolojisinin oluştuğu konsillerdir ki Hristiyanlık tarihinde ilk yedi konsil Katolikler ve Ortodoks'lar, Protestanlar tarafından kabul edilir.

Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

Protestanlar kimisini kabul eder, kimisini etmez ama ilk yedi konsil hem Ortodoklar hem de Katolikler tarafından kabul edilir.

Sekizinci konsilde ayrışma başladı. Yani doğu kilisesi ile batı kilisesi... Ama sekizinci konsil 800'lü yıllarda, 864 olmalı. 1054 yılına kadar Hristiyanlar 200 yıl boyunca bir daha bir araya gelmediler. Tam 200 yıl boyunca bir konsil yapılmadı.

1054 yılında doğu kilisesi ile batı kilisesi artık bin yıl boyunca bir araya gelmeyecek şekilde ayrıldılar. 1054'ten önce Katoliklik diye bir kullanım yok idi, Ortodoksluk diye de bir kullanım yok idi. 1054'te doğu kilisesi ile batı kilisesi ayrılınca, doğu kilisesi Ortodoks ismini aldı. Kendilerine göre Ortodoks, Yunanca bir kelime, "doğru yol" demektir. Katolik kelimesi de, "katholikos", o da "evrensel" anlamına gelir. O da batı kilisesinin devamı olarak ortaya çıktı.

1054'ten itibaren tabii Katolik kilisesinin devam ettirdiği konsiller 21'e tamamlandı. 21 konsil 1962-65 yılları arasında yapılan Vatikan Konsili'dir, İkinci Vatikan Konsili'dir. Bu İkinci Vatikan Konsili'nde kiliselerin artık bu bin yıllık ayrılığa son verip birleşmeleri gerektiği konusu tartışıldı. O günden itibaren kiliseler bir araya gelmeye başladı.

Tabii ondan önce 1517'yi atlamamak lazım. 1517 yılında Katolik kilisesi kendi içinden yeniden bölündü. Martin Luther, 95 maddelik bir itiraz mektubunu Almanya'da Wittenberg kilisesinin kapısına yapıştırdı. 95 konuda Katolikliğe itiraz ederek Protestanlık ortaya çıktı, reform hareketleri. Tabii daha sonra Protestanlık olarak bir mezhep doğdu.

DİN SAVAŞLARI

Din savaşlarını okumuşsunuzdur, duymuşsunuzdur. Din savaşları, 1600'lü yıllardan itibaren batıda onlarca yıl devam etti. Din savaşları deyince Hristiyanlıkla Yahudilik ya da Hristiyanlıkla Müslümanlık arasındaki savaş anlaşılmasın; din savaşları Hristiyanların kendi içlerindeki, kendi aralarındaki savaştır. İşte bir örnek vereyim; Otuz Yıl Savaşı vardır meşhur. 1618 ile 1648 arasında 30 yıl sürmüştür. Avrupa'da bu savaşlarda en az rakam 4 milyon, en yüksek rakam 7 milyon... 4 milyonla 7 milyon arasında insan bu 30 yıl içerisinde "sen niye Katolik kaldın, sen neden Protestan oldun" diye öldürülmüştür, katledilmiştir.

GEÇMİŞTE BU KATLİAMLARI BATI'DA YAPTILAR

Yani biz şimdi Gazze'de, konuyu yine Gazze'ye getirmek istiyorum, Filistin'de insanları acımadan katlediyorlar. Orada 70 bine yakın şehidimiz var, Gazzeli kardeşlerimiz şehit. Fakat bakıyorsunuz geçmişte, işte din savaşlarında 30 yıl içerisinde Avrupa'da 7 milyon insan öldürmüşler. Kimler? Bugün Gazzeli kardeşlerimizi kimler öldürüyorsa onlar öldürmüşler. Siyonizm sadece Yahudilere ait bir şey değil; bugün Siyonist Hristiyanlar da var. Siyonist Hristiyanlarla Siyonist Yahudiler bir araya geldiler, insan öldürüyorlar. Nerede? Filistin'de, Gazze'de. Geçmişte nerede bu katliamları yaptılar? Avrupa'da, batıda yaptılar.

Birinci Dünya Savaşı'nda 20 milyon insanı kim öldürdü? İkinci Dünya Savaşı'nda 60 milyon insanı kim öldürdü? İşte o gün bu katliamları yapanlar, bugün Gazze'de, Filistin'de bu katliamları yapıyorlar. Hristiyanların kendi aralarında bile tarihte böyle katliamlar yaşanmıştır.

İZNİK'İN ÖNEMİ NE?

Elbette. Şimdi esasında benim burada özet olarak kurmam gereken bir cümle var. Papa 14. Leon'un ziyareti sebebiyle İznik gibi... Bizim medeniyetimizde başkent olmuş, Büyük Selçukluların ilk başkentidir İznik. İznik bir sanat şehrimizdir. İznik medeniyetimizin büyük değerlerini yetiştiren bir şehirdir. İznik Osmanlı Devleti'nin ilk medresesini kurduğu bir şehrimizdir İznik. İznik büyük mutasavvıfların yetiştiği bir yerdir. Yani bir saatlik, iki saatlik bir ziyarete sıkıştırıp İznik'i böyle tanıtmamak lazım dünyaya.

İşte bakınız, tevafuk bu ya, elimde bir kitap var. Bu kitap 20 sene önce çıktı. Bakınız, "Uluslararası İznik Sempozyumu". Bu sempozyumu biz yaptık. Ben o zaman Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde hoca idim. Yayına hazırlayanların başında da benim ismim burada var, hocalarımızla.

Bu sempozyumun, uluslararası sempozyumun düzenleme kurulu başkanı idim. Burada böyle çaplı bir toplantı İznik'te tarih boyunca hiç yapılmadı, böyle çaplı bir toplantı. Bakınız İznik, Türk-İslam tarihi açısından öyle büyük değerler taşıyor ki... İznik ile ilgili Hristiyanlık tarihi ile ilgili konuları geçiyorum, biraz önce anlattım.

Papa'nın Türkiye ziyareti ne anlama geliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş A Haber'de

"İlk Osmanlı Fetihlerinde Kiliselerle İlgili Uygulamalar" mesela Osmanlı fetihlerinde... Biz büyük bir devletiz. Her zaman bizim devletimizde, kurduğumuz devletlerde farklı inançtan insanlar, farklı inançlardan insanlar özgürce yaşamışlardır. Osmanlı döneminde olsun, Selçuklular döneminde olsun, bugün olsun; hangi inançtan olursa olsun özgürce inançlarını yaşamaktadırlar.

"Selçuklu Hakimiyetinde İznik Şehri", çok önemli bir bildiridir, tebliğdir. "17. Yüzyıllarda İznik Şehri Mahalleleri Nüfusu". "Osmanlı Tarihinin Kuruluşu Aşamasında Fakihler ve Rolleri"; İznikli çok büyük fakihler var, fıkıhçılarımız var. "Davud-i Kayseri'nin İslam Düşüncesine Katkısı"; mesela Davud-i Kayseri İslam düşüncesi açısından çok büyük bir alimdir ve İzniklidir. İznik'te, İznik medreselerinde görev yapmıştır, hocalık yapmıştır.

"Mutlak Varlık Kavramı Ekseninde Davud-i Kayseri'nin Filozof ve Kelamcılara Yönelttiği Eleştiriler"; bu İznik medresesinde... Bugün Türkiye'nin en büyük üniversitesi hangisiyse, o gün Osmanlı'nın en büyük üniversitesi İznik'te idi. Biz bunlarla İznik'i tanıtmamız lazım. Yoksa bir ziyaretle ya da bundan 1700 sene önce yapılmış, birleştirmeye değil ayrışmaya, Hristiyanların Arius'u mahkum ederek ayrışmaya sebep olmuş bir olay üzerinden tanıtmayalım İznik'i. Kendi değerlerimiz açısından tanıtalım.

"İznik'ten Hatıralar ve Düşünceler", "Kültür Mirası Olarak İznik". Çok büyük, mesela Semavi Eyice bizim son asırda yaşamış olan en büyük sanat tarihçilerimizden birisi, onun bir tebliği var burada. "İznik Mimari Eserlerinde Hat Sanatı", mesela bizim yine çok önemli bir hattatımızın bir tebliği. "Şerh ve Özgün Telif Arasında Osmanlı Düşünürleri Kutbuddin Muhammed İznikî" isme bakar mısınız? Kutbuddin Muhammed İznikî ve "Miftahü'l-Gayb Şerhi"; çok önemli bir alim ve çok önemli bir eseri.

Efendim, "Mutasavvıf Alim Kutbuddinzade Mehmet İznikî'nin" yine hayatı. "Temelleri İznik'te Atılan Bir Tasavvuf Yolu: Eşrefiye". Mesela duymuşsunuzdur, Eşrefoğlu Rumi diye çok meşhur bir alimimiz vardır, mutasavvıf.

Hemen onun bir... İzniklileri sevindirecek ve hepimizi sevindirecek bu büyük mutasavvıfın, bu büyük alimin bizlere yol gösterecek güzel beyitleri var, güzel şiirleri var. Hatta bestelenmiş. "Ey Allah'ım beni senden ayırma, beni senin cemalinden ayırma. Seni sevmek benim dinim imanım, beni din ü imandan, ilahi beni din ü imandan ayırma." İşte bunların yazarı meşhur Eşrefoğlu Rumi, İzniklidir. Onunla tanımamız lazım. Diyor ki:

"Bu yola kim gittiyse delilsiz,
Anı şeytan kodu dinsiz imansız.
Gerektir bil sana yolda kılavuz,
Varımazsın bu yolu kılavuzsuz.

Bu dünyaya verme gönül, dünya sana kalır değil,
Dünya seven dost katına yüz ağıyla varır değil.
Bu dünyanın muhabbeti şol ağu'lu bal gibidir,
Ağusun bilen ol bala parmağını banar değil.
Aşıkların gönül kuşu düşmez dünya tuzağına,
Gerçek eren bu dünyayı hiç muhale alır değil."

İşte Eşrefoğlu Rumi, yüzlerce böyle beyti olan çok önemli bir alimimizdir, mutasavvıfımızdır. Bu sempozyumun açılış konferansına büyük tarihçimiz İlber Ortaylı açılış konferansı vermiş idi. Sonra yine şöyle bakıyorum hemen, büyük hocalarımızdan, mesela o günün Kültür Bakanlık Müsteşarı, müsteşarımız katılmış idi hatırladığım kadarıyla.

İskender Pala hocamız katılmış idi. En önemli Bizans tarihçilerimizden merhum Işın Demirkent hocamız vardı, çok önemli Bizans tarihçilerimizdendi, o katılmıştı bu sempozyumumuza. İşte İznik Belediyesi ve Sakarya Üniversitesi olarak yapmış idik bunu. İznik Belediyesi böyle çok önemli bir eseri bizim bilim tarihimize, sanat tarihimize ve değerlerimize kazandırmış oldu.

İznik'te Hristiyanlık tarihi adına söyleyecek olursak; orada bir kilise kalıntısı var, ondan başka da bir şey yok ama Büyük Selçuklulardan günümüze kadar bütün medeniyetlerimizin, yani devletlerimizin -ki medeniyetimiz aynı medeniyettir, Türk-İslam medeniyeti- Türk-İslam medeniyeti adına mimarimiz var, sanatımız var, medresemiz var, mutasavvıflarımız var, fakihçilerimiz var, tarihçilerimiz var. O kadar bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz açısından o kadar önemli bir şehir ki... Bu açıdan ben vatandaşlarımızı, yurt içinden yurt dışından İznik'i bir Osmanlı şehri, bir Büyük Selçuklu şehri, bir Anadolu kenti, değerlerimizi taşıyan, bizim geçmiş birikimlerimize sahip şehirlerimizden birisi gözüyle gezmelerini tavsiye ederim vatandaşlarımıza, bizi dinleyen vatandaşlarımıza. İznik bizim çok önemli bir değerimizdir.

"BU ETKİNLİKLER NORMALDİR"

O görüntülere sıkıştırıp kalmayalım. İznik'i o görüntüler gelip geçicidir. Geldi geçti, olur. Bir de şöyle bakmak lazım; biz büyük bir devletiz. Bizim yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımız var. Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de, Amerika'da, Belçika'da, Hollanda'da... Sadece Almanya'da 3,5 milyonu belki de geçmiştir. Bizim iddiamız nedir? Müslümanların yaşadığı yerlerde ortaya çıkan İslamofobik hareketlere hep birlikte insanlık olarak karşı çıkalım. Bizim vatandaşlarımız istediği gibi camilerini yapsınlar, camilerinde ibadetlerini yapsınlar dünyanın neresinde olursa olsun, istediği gibi. Bizim ülkemizde de bu tür farklı inançlardan insanların, kendi inançlarıyla ilgili yapmış oldukları etkinlikleri biz normal görmemiz lazım. Bu etkinlikler normaldir, biz de yapıyoruz çünkü.

"İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÖRSÜNLER"

Ben mesela dünyanın pek çok yerinde Müslümanların zaman zaman sıkıntı yaşadıklarını görüyorum. Bunlara karşı çıkmamız lazım. Mesela bizim şimdi biliyorum ki Yunanistan'ın bazı yerlerinde soydaşlarımız büyük sıkıntılar yaşıyor. İşte görsünler. Ülkemizde inanç özgürlüğünün ne olduğunu görsünler, ibret alsınlar. Atina'da yıllardan beri kapalı olan o tarihi camimizin bir an önce açılmasını bekliyoruz. Bakınız biz Türkiye'de açılması gerekiyorsa bir kiliseyi açıyoruz. Devlet erkanımız katılıyor, Sayın Cumhurbaşkanımız açılışına katılıyor, efendim bakanlarımız, devlet yetkililerimiz... Bir kilise açılacaksa, ihtiyaç varsa onun açılışına katılıyor. Bu gayet normal bir şey. İnsanların inançlarına göre yaşamalarının zeminini hazırlamak gerekiyor, engel olmamak gerekiyor. Engel olmamak gerekiyor.

Bunu biz bir mütekabiliyet esası olarak değerlendirmemiz lazım. Nerede? Balkanlar'da, dünyanın çeşitli yerlerinde, efendim Hindistan'da, Arakan'da, Kudüs'te... Kudüs'te yaşanan zulümleri görüyoruz değil mi? Kudüs'te İslam'ın en önemli üçüncü mescidi olan Mescid-i Aksa'da Müslümanlar rahat rahat ibadet yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Peki insanlık nerede? Bütün hani inanç özgürlüğü diye bas bas bağıran devletler nerede? Neden Mescid-i Aksa'ya rahat rahat Müslümanlar girip ibadetini yapamıyor? Bu İslamofobik anlayışlara... İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi diyoruz ya, orada yer alıyor. Nerede bunlar? İnsan haklarını savunanlar nerede? Mescid-i Aksa'da insan hakkı yok mu? Kudüs'te insan hakkı yok mu? Gazze'de, Filistin'de, Arakan'da, Lübnan'da insan hakkı yok mu? En tabii haktır inanç hakkı, insan hakkı, yaşama hakkı. Bunlara dünyanın neresinde olursa olsun bizim sahip çıkmamız lazım. İnsan haklarına, inanç özgürlüğüne sahip çıkmamız lazım.

Biz eğer bu konuda sıkıntı ortaya çıkarırsak başkaları da başka ülkelerde Müslümanlara sıkıntı çıkarır. Bu gözle de bakmak lazım. Yapılan bu ziyareti ben çok tabii, yani normalden öyle büyütülmemesi gereken basit bir olay olarak değerlendirmek istiyorum. Dolayısıyla biz büyük bir devletiz. Nerede bir inanç sıkıntısı varsa o sıkıntıları ortadan kaldırmak için hem bizim çalışmamız lazım hem bütün insanlığın buraya dikkat çekmesi lazım.

Papa 14. Leo’nun ziyaretinin arkasındaki gerçekler!Papa 14. Leo’nun ziyaretinin arkasındaki gerçekler!

Mobil uygulamalarımızı indirin