DİN SAVAŞLARI
Din savaşlarını okumuşsunuzdur, duymuşsunuzdur. Din savaşları, 1600'lü yıllardan itibaren batıda onlarca yıl devam etti. Din savaşları deyince Hristiyanlıkla Yahudilik ya da Hristiyanlıkla Müslümanlık arasındaki savaş anlaşılmasın; din savaşları Hristiyanların kendi içlerindeki, kendi aralarındaki savaştır. İşte bir örnek vereyim; Otuz Yıl Savaşı vardır meşhur. 1618 ile 1648 arasında 30 yıl sürmüştür. Avrupa'da bu savaşlarda en az rakam 4 milyon, en yüksek rakam 7 milyon... 4 milyonla 7 milyon arasında insan bu 30 yıl içerisinde "sen niye Katolik kaldın, sen neden Protestan oldun" diye öldürülmüştür, katledilmiştir.
GEÇMİŞTE BU KATLİAMLARI BATI'DA YAPTILAR
Yani biz şimdi Gazze'de, konuyu yine Gazze'ye getirmek istiyorum, Filistin'de insanları acımadan katlediyorlar. Orada 70 bine yakın şehidimiz var, Gazzeli kardeşlerimiz şehit. Fakat bakıyorsunuz geçmişte, işte din savaşlarında 30 yıl içerisinde Avrupa'da 7 milyon insan öldürmüşler. Kimler? Bugün Gazzeli kardeşlerimizi kimler öldürüyorsa onlar öldürmüşler. Siyonizm sadece Yahudilere ait bir şey değil; bugün Siyonist Hristiyanlar da var. Siyonist Hristiyanlarla Siyonist Yahudiler bir araya geldiler, insan öldürüyorlar. Nerede? Filistin'de, Gazze'de. Geçmişte nerede bu katliamları yaptılar? Avrupa'da, batıda yaptılar.
Birinci Dünya Savaşı'nda 20 milyon insanı kim öldürdü? İkinci Dünya Savaşı'nda 60 milyon insanı kim öldürdü? İşte o gün bu katliamları yapanlar, bugün Gazze'de, Filistin'de bu katliamları yapıyorlar. Hristiyanların kendi aralarında bile tarihte böyle katliamlar yaşanmıştır.
İZNİK'İN ÖNEMİ NE?
Elbette. Şimdi esasında benim burada özet olarak kurmam gereken bir cümle var. Papa 14. Leon'un ziyareti sebebiyle İznik gibi... Bizim medeniyetimizde başkent olmuş, Büyük Selçukluların ilk başkentidir İznik. İznik bir sanat şehrimizdir. İznik medeniyetimizin büyük değerlerini yetiştiren bir şehirdir. İznik Osmanlı Devleti'nin ilk medresesini kurduğu bir şehrimizdir İznik. İznik büyük mutasavvıfların yetiştiği bir yerdir. Yani bir saatlik, iki saatlik bir ziyarete sıkıştırıp İznik'i böyle tanıtmamak lazım dünyaya.
İşte bakınız, tevafuk bu ya, elimde bir kitap var. Bu kitap 20 sene önce çıktı. Bakınız, "Uluslararası İznik Sempozyumu". Bu sempozyumu biz yaptık. Ben o zaman Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde hoca idim. Yayına hazırlayanların başında da benim ismim burada var, hocalarımızla.
Bu sempozyumun, uluslararası sempozyumun düzenleme kurulu başkanı idim. Burada böyle çaplı bir toplantı İznik'te tarih boyunca hiç yapılmadı, böyle çaplı bir toplantı. Bakınız İznik, Türk-İslam tarihi açısından öyle büyük değerler taşıyor ki... İznik ile ilgili Hristiyanlık tarihi ile ilgili konuları geçiyorum, biraz önce anlattım.

"İlk Osmanlı Fetihlerinde Kiliselerle İlgili Uygulamalar" mesela Osmanlı fetihlerinde... Biz büyük bir devletiz. Her zaman bizim devletimizde, kurduğumuz devletlerde farklı inançtan insanlar, farklı inançlardan insanlar özgürce yaşamışlardır. Osmanlı döneminde olsun, Selçuklular döneminde olsun, bugün olsun; hangi inançtan olursa olsun özgürce inançlarını yaşamaktadırlar.
"Selçuklu Hakimiyetinde İznik Şehri", çok önemli bir bildiridir, tebliğdir. "17. Yüzyıllarda İznik Şehri Mahalleleri Nüfusu". "Osmanlı Tarihinin Kuruluşu Aşamasında Fakihler ve Rolleri"; İznikli çok büyük fakihler var, fıkıhçılarımız var. "Davud-i Kayseri'nin İslam Düşüncesine Katkısı"; mesela Davud-i Kayseri İslam düşüncesi açısından çok büyük bir alimdir ve İzniklidir. İznik'te, İznik medreselerinde görev yapmıştır, hocalık yapmıştır.
"Mutlak Varlık Kavramı Ekseninde Davud-i Kayseri'nin Filozof ve Kelamcılara Yönelttiği Eleştiriler"; bu İznik medresesinde... Bugün Türkiye'nin en büyük üniversitesi hangisiyse, o gün Osmanlı'nın en büyük üniversitesi İznik'te idi. Biz bunlarla İznik'i tanıtmamız lazım. Yoksa bir ziyaretle ya da bundan 1700 sene önce yapılmış, birleştirmeye değil ayrışmaya, Hristiyanların Arius'u mahkum ederek ayrışmaya sebep olmuş bir olay üzerinden tanıtmayalım İznik'i. Kendi değerlerimiz açısından tanıtalım.
"İznik'ten Hatıralar ve Düşünceler", "Kültür Mirası Olarak İznik". Çok büyük, mesela Semavi Eyice bizim son asırda yaşamış olan en büyük sanat tarihçilerimizden birisi, onun bir tebliği var burada. "İznik Mimari Eserlerinde Hat Sanatı", mesela bizim yine çok önemli bir hattatımızın bir tebliği. "Şerh ve Özgün Telif Arasında Osmanlı Düşünürleri Kutbuddin Muhammed İznikî" isme bakar mısınız? Kutbuddin Muhammed İznikî ve "Miftahü'l-Gayb Şerhi"; çok önemli bir alim ve çok önemli bir eseri.
Efendim, "Mutasavvıf Alim Kutbuddinzade Mehmet İznikî'nin" yine hayatı. "Temelleri İznik'te Atılan Bir Tasavvuf Yolu: Eşrefiye". Mesela duymuşsunuzdur, Eşrefoğlu Rumi diye çok meşhur bir alimimiz vardır, mutasavvıf.
Hemen onun bir... İzniklileri sevindirecek ve hepimizi sevindirecek bu büyük mutasavvıfın, bu büyük alimin bizlere yol gösterecek güzel beyitleri var, güzel şiirleri var. Hatta bestelenmiş. "Ey Allah'ım beni senden ayırma, beni senin cemalinden ayırma. Seni sevmek benim dinim imanım, beni din ü imandan, ilahi beni din ü imandan ayırma." İşte bunların yazarı meşhur Eşrefoğlu Rumi, İzniklidir. Onunla tanımamız lazım. Diyor ki:
"Bu yola kim gittiyse delilsiz,
Anı şeytan kodu dinsiz imansız.
Gerektir bil sana yolda kılavuz,
Varımazsın bu yolu kılavuzsuz.
Bu dünyaya verme gönül, dünya sana kalır değil,
Dünya seven dost katına yüz ağıyla varır değil.
Bu dünyanın muhabbeti şol ağu'lu bal gibidir,
Ağusun bilen ol bala parmağını banar değil.
Aşıkların gönül kuşu düşmez dünya tuzağına,
Gerçek eren bu dünyayı hiç muhale alır değil."
İşte Eşrefoğlu Rumi, yüzlerce böyle beyti olan çok önemli bir alimimizdir, mutasavvıfımızdır. Bu sempozyumun açılış konferansına büyük tarihçimiz İlber Ortaylı açılış konferansı vermiş idi. Sonra yine şöyle bakıyorum hemen, büyük hocalarımızdan, mesela o günün Kültür Bakanlık Müsteşarı, müsteşarımız katılmış idi hatırladığım kadarıyla.
İskender Pala hocamız katılmış idi. En önemli Bizans tarihçilerimizden merhum Işın Demirkent hocamız vardı, çok önemli Bizans tarihçilerimizdendi, o katılmıştı bu sempozyumumuza. İşte İznik Belediyesi ve Sakarya Üniversitesi olarak yapmış idik bunu. İznik Belediyesi böyle çok önemli bir eseri bizim bilim tarihimize, sanat tarihimize ve değerlerimize kazandırmış oldu.
İznik'te Hristiyanlık tarihi adına söyleyecek olursak; orada bir kilise kalıntısı var, ondan başka da bir şey yok ama Büyük Selçuklulardan günümüze kadar bütün medeniyetlerimizin, yani devletlerimizin -ki medeniyetimiz aynı medeniyettir, Türk-İslam medeniyeti- Türk-İslam medeniyeti adına mimarimiz var, sanatımız var, medresemiz var, mutasavvıflarımız var, fakihçilerimiz var, tarihçilerimiz var. O kadar bizim medeniyetimiz, bizim kültürümüz açısından o kadar önemli bir şehir ki... Bu açıdan ben vatandaşlarımızı, yurt içinden yurt dışından İznik'i bir Osmanlı şehri, bir Büyük Selçuklu şehri, bir Anadolu kenti, değerlerimizi taşıyan, bizim geçmiş birikimlerimize sahip şehirlerimizden birisi gözüyle gezmelerini tavsiye ederim vatandaşlarımıza, bizi dinleyen vatandaşlarımıza. İznik bizim çok önemli bir değerimizdir.
"BU ETKİNLİKLER NORMALDİR"
O görüntülere sıkıştırıp kalmayalım. İznik'i o görüntüler gelip geçicidir. Geldi geçti, olur. Bir de şöyle bakmak lazım; biz büyük bir devletiz. Bizim yurt dışında yaşayan milyonlarca vatandaşımız var. Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de, Amerika'da, Belçika'da, Hollanda'da... Sadece Almanya'da 3,5 milyonu belki de geçmiştir. Bizim iddiamız nedir? Müslümanların yaşadığı yerlerde ortaya çıkan İslamofobik hareketlere hep birlikte insanlık olarak karşı çıkalım. Bizim vatandaşlarımız istediği gibi camilerini yapsınlar, camilerinde ibadetlerini yapsınlar dünyanın neresinde olursa olsun, istediği gibi. Bizim ülkemizde de bu tür farklı inançlardan insanların, kendi inançlarıyla ilgili yapmış oldukları etkinlikleri biz normal görmemiz lazım. Bu etkinlikler normaldir, biz de yapıyoruz çünkü.
"İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜNÜ GÖRSÜNLER"
Ben mesela dünyanın pek çok yerinde Müslümanların zaman zaman sıkıntı yaşadıklarını görüyorum. Bunlara karşı çıkmamız lazım. Mesela bizim şimdi biliyorum ki Yunanistan'ın bazı yerlerinde soydaşlarımız büyük sıkıntılar yaşıyor. İşte görsünler. Ülkemizde inanç özgürlüğünün ne olduğunu görsünler, ibret alsınlar. Atina'da yıllardan beri kapalı olan o tarihi camimizin bir an önce açılmasını bekliyoruz. Bakınız biz Türkiye'de açılması gerekiyorsa bir kiliseyi açıyoruz. Devlet erkanımız katılıyor, Sayın Cumhurbaşkanımız açılışına katılıyor, efendim bakanlarımız, devlet yetkililerimiz... Bir kilise açılacaksa, ihtiyaç varsa onun açılışına katılıyor. Bu gayet normal bir şey. İnsanların inançlarına göre yaşamalarının zeminini hazırlamak gerekiyor, engel olmamak gerekiyor. Engel olmamak gerekiyor.
Bunu biz bir mütekabiliyet esası olarak değerlendirmemiz lazım. Nerede? Balkanlar'da, dünyanın çeşitli yerlerinde, efendim Hindistan'da, Arakan'da, Kudüs'te... Kudüs'te yaşanan zulümleri görüyoruz değil mi? Kudüs'te İslam'ın en önemli üçüncü mescidi olan Mescid-i Aksa'da Müslümanlar rahat rahat ibadet yapabiliyorlar mı? Yapamıyorlar. Peki insanlık nerede? Bütün hani inanç özgürlüğü diye bas bas bağıran devletler nerede? Neden Mescid-i Aksa'ya rahat rahat Müslümanlar girip ibadetini yapamıyor? Bu İslamofobik anlayışlara... İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi diyoruz ya, orada yer alıyor. Nerede bunlar? İnsan haklarını savunanlar nerede? Mescid-i Aksa'da insan hakkı yok mu? Kudüs'te insan hakkı yok mu? Gazze'de, Filistin'de, Arakan'da, Lübnan'da insan hakkı yok mu? En tabii haktır inanç hakkı, insan hakkı, yaşama hakkı. Bunlara dünyanın neresinde olursa olsun bizim sahip çıkmamız lazım. İnsan haklarına, inanç özgürlüğüne sahip çıkmamız lazım.
Biz eğer bu konuda sıkıntı ortaya çıkarırsak başkaları da başka ülkelerde Müslümanlara sıkıntı çıkarır. Bu gözle de bakmak lazım. Yapılan bu ziyareti ben çok tabii, yani normalden öyle büyütülmemesi gereken basit bir olay olarak değerlendirmek istiyorum. Dolayısıyla biz büyük bir devletiz. Nerede bir inanç sıkıntısı varsa o sıkıntıları ortadan kaldırmak için hem bizim çalışmamız lazım hem bütün insanlığın buraya dikkat çekmesi lazım.
Papa 14. Leo’nun ziyaretinin arkasındaki gerçekler!