İslam dünyası İstanbul’da! Bölgesel savaşa panzeri olacak mı?

İslam dünyası İstanbul’da! Bölgesel savaşa panzeri olacak mı?

57 üyeli İslam İşbirliği Teşkilatı, 2 milyara yakın nüfus, 20-22 trilyon dolar ekonomik güç ve 6,5 milyonluk ordu gücüyle İstanbul’da toplanıyor. A Haber’de konuşan askeri stratejist Dr. Kemal Olçar, teşkilatın şimdiye kadar beklenen etkiyi yaratamadığını belirterek, 51. zirvenin İsrail’in Gazze saldırılarıyla bölgesel savaş haline gelen krize karşı daha aktif kararlar alınması için dönüm noktası olduğunu söyledi.

İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının bölgesel bir savaşa dönüşme tehdidinin olduğu bir dönemde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) kritik bir zirve için İstanbul'da bir araya geldi. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen ve rekor katılımla dikkat çeken toplantıda, üye ülkelerin İsrail'in saldırganlığına karşı ortak bir tavır belirlemesi ve somut adımlar atması bekleniyor.

Dünyanın takip ettiği zirveyi A Haber'de değerlendiren askeri stratejist Dr. Kemal Olçar, 57 üyeli dev bir yapı olmasına rağmen İİT'nin şimdiye kadar yeterli etkiyi gösteremediğini belirterek bu zirvenin teşkilatın daha aktif bir rol üstlenmesi için bir dönüm noktası olabileceğini vurguladı.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

MUAZZAM BEŞERİ YETENEK VAR!

Dr. Kemal Olçar: İslam İşbirliği Teşkilatı aslında dünyadaki ikinci hükümetler arası, devletler arası örgütlerden bir tanesi. Yani bir tanesini Birleşmiş Milletler olarak kabul edersek şayet 57 ülkeden mürekkep bir teşkilattan bahsediyoruz. Dolayısıyla 57 ülkenin de sahip olduğu yeteneklere baktığımız zaman muazzam bir beşeri yetenek var. Yani 2 milyara yakın bir nüfus var. Yaklaşık 20-22 trilyon dolar civarı bir gayri safi hasılaları var. Enerji kaynaklarının büyük bir çoğunluğu bu bölgede yüzde 34 petrol, yüzde 17 doğalgaz rezervlerine sahip bir bölgeden bahsediyoruz, teşkilattan bahsediyoruz.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

ÇOK BÜYÜK BİR ORDU

6,5 milyonluk bir ordusu var bu teşkilatın. Yani muazzam bir rakam. Rakamlar çok büyük. Fakat bu rakamların ortaya çıkarttığı etki aynı oranda büyük mü? Onu tartışmak lazım arasında. Yarattığı etki ya da uluslararası uyuşmazlıkların çözümüyle ilgili ortaya koymuş olduğu bir takım tedbirler, aldığı kararlar, uygulamalar vesaireler konusunda gerçekten ciddi eleştiriye maruz kaldığını ifade etmemiz lazım.

GAZZE KATLİAMI VE BÖLGESEL SAVAŞ

Bugün İstanbul'da yapılan bu zirve, 51. zirve çok önemli bir zirve çünkü İsrail'in 7 Ekim'den itibaren başlatmış olduğu bu soykırım faaliyetleri, Gazze bölgesindeki bir takım kıyımlar, kırımlar, masum insanlara, kadınlara ve çocuklara yapmış olduğu katliamlar aslında bölgesel savaşa dönüştü. Hep onu tartışıyorduk. Bu savaş yayılır mı? Bölgesel hale gelir mi? İlk günden itibaren ifade ettiğimiz şey buydu.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

SAVAŞIN YAYILMA TÜRÜ

Bu savaş yayılacak dedik. Nereye doğru yayılacak? diye sorduklarında ilk yayılacağı yer Lübnan diye ifade etmiştik. Bakınız Güney Lübnan'a özellikle Dahiye bölgesine Beyrut'un güneyinde hatta Beyrut dahil ağır bombardımana maruz kaldı. Milyonlarca insan yer değiştirmek zorunda kaldı. Hedef Hizbullah'tı sözde. İkinci yayıldığı nokta Yemen demiştik. Husiler orada var biliyorsunuz. Direniş gösteren önemli bir aktör idi bölgesel bir aktör. Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri doğrudan, İsrail doğrudan, ikisi beraber dolaylı. Bence Alman ve İngiliz desteğiyle harekatlar düzenlendi. Dolayısıyla Yemen toprakları da bir yayılmış, derinleşmiş harekat bölgesi haline geldi.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

ATEŞ İRAN'A SIÇRADI!

Sonra dedik ki Suriye'de önemli bir takım İsrail'in hedefleri var. Özellikle o koridora çok ihtiyacı var. Çok bilinen adıyla Davut Koridoru. O vesileyle, o gerekçelerle Şam dahil, Hama, Humus dahil, Halep çevresi dahil, Lazkiye ve Tartus bölgeleri dahil İsrail tarafından defalarca bombalandı. Buyurun işte yayıldı. Yani Suriye'ye geçti ve arkasından dedik ki bu savaş İran'a doğru yayılacak, devam edecek. İran'a da sıçramış oldu. Dolayısıyla artık bu savaş bir bölgesel savaş statüsündedir.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

TÜRKİYE VARLIKLARI HEDEF ALINACAK

Şimdi tabii Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bizler de ister istemez şunu düşünüyoruz. Bu savaşın adım adım yayılması Türkiye'ye doğru da devam eder mi? Edeceğine dair çok önemli işaretler var. O yüzden Cumhurbaşkanımız defaaten ifade etti. Bu savaş Türkiye topraklarına doğrudan girmese bile dolaylı açıdan en azından Irak ve Suriye'deki varlıklarımıza, oradaki yatırımlarımıza ve askeri varlığımıza özellikle bir yayılma söz konusu olacak demiştik.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

ABD GÖLGESİNDEKİ İSRAİL DURMAYACAK

İşte bugünkü yapılan toplantı bu konunun da tam merkezde olduğu bir toplantı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti başkanlık edeceği bu dönem içerisinde ben İslam İşbirliği Teşkilatı'nın daha aktif, daha kendi yetenekleriyle orantılı kararlar vereceğine dair inancım var.

57 ülkeden 41'e yakın Dışişleri Bakanı katılımcısı var. Uluslararası örgütler temsilcileri var. Birçok katılım ve hemen hemen dünyanın üçte ikisi burada. Temsil anlamında söylüyorum. Dolayısıyla bunu fırsata çevirmek zorundayız. Çünkü karşımızda katil bir İsrail var. Katil bir ordu var ve bu da duracak gibi de gözükmüyor. Arkasına da Amerika Birleşik Devletleri diye bir süper gücü almışlar ve şu anda kontrolsüz bir şekilde uluslararası tüm hukuk vicdani hukuk, insancıl hukuk kurallarını ihlal ede ede maalesef ilerlemeye devam ediyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

ZİRVEDEN NE ÇIKAR? HANGİ ADIMLAR ATILMALI?

Uluslararası bir örgüt kuruyorsanız eğer elbette ki etnik yakınlık, etnik akrabalıklar önemli. Önem arz edebilir. Azerbaycan-Türkiye arasında olduğu gibi. Ya da inanç sistemlerine dayalı, merkezde onu koyarak bir teşkilatlanma yapabilirsiniz. O da çok değerli ve kıymetli. İşte Arap Ligi mesela etnik birlik. Dolayısıyla işte İslam İşbirliği Teşkilatı biraz böyle inanç sistemlerine dayalı bir örgütlenme.

Pratik hayatta mutlaka iktisaden ortak bir çıkar tablosu ortaya çıkması gerekiyor. Yani iktisaden ekonomik olarak bütün üyelerin çıkarlarını koruyan bir sistem oturtmanız lazım. Mesela İslam Kalkınma Bankası var biliyorsunuz, kuruldu. Buna benzer teşkilatlanmalar, ticaretin serbestçe yapılabilmesi, gümrüklerin kaldırılması, karşılıklı olarak iktisadi anlaşmaların tahkim edilmesi zaruret. Yani bir ekonomik çıkar mutlaka gerekiyor.

Ekran görüntüsü / A HaberEkran görüntüsü / A Haber

İkinci gereken hukuk; Birleşmiş Milletler hukuku nedir? Birleşmiş Milletler şartlarıdır. Bu şartnameye benzer İslam İşbirliği Teşkilatı'nın çok sert, rijit ve bir şekilde de uyulmadığında yaptırım söz konusu olan bir hukuki kurallar manzumesi gerekiyor. Dolayısıyla tabii ki bunun içerisinde insancıl hukuk da olacak vesaire gibi.

Bir de askeri teşkilatlanma zaruri gibi gözüküyor. Askeri işbirliği anlaşması, savunma anlaşması yapmak, karşılıklı yeteneklerin takasını yapmak gerekir.

A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin