CANLI | NATO Ankara Zirvesi başladı! Rutte duyurdu: Müttefikler Airbus'tan 12 adet A400 modeli uçak alacak

CANLI | NATO Ankara Zirvesi başladı! Rutte duyurdu: Müttefikler Airbus'tan 12 adet A400 modeli uçak alacak

Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı. Zirve kapsamında Ankara, NATO üyesi 32 devlet ve hükümet başkanı ile 100'e yakın bakanın yanı sıra binlerce yabancı misafiri de ağırlayacak. NATO Genel Sekreteri Rutte ise müttefiklerin Airbus’tan alacağı 12 adet A400 modeli uçakla hava gücü kapasitesini artıracağını duyurdu.

Türkiye'nin diplomatik merkezine dönüşen Ankara'da, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesi tüm hazırlıklar tamamlandı. Türkiye'nin uluslararası alandaki stratejik rolünü bir kez daha gözler önüne serecek zirve kapsamında başkent, NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükûmet başkanlarının yanı sıra yaklaşık 100 bakan ve binlerce yabancı konuğu ağırlayacak.

İLK GELEN İSİM RUTTE

Liderlerin Ankara yolculuğu başlarken, zirve için kente ulaşan ilk isim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte oldu.

CANLI ANLATIM

ZELENSKİY ANKARA'DA

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy NATO Zirvesi kapsamında Ankara'ya geldi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

"AVUSTRALYA-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ EN GÜÇLÜ DÖNEMDE"

Avustralya Savunma Sanayii Bakanı Pat Conroy, Türkiye ile Avustralya arasındaki ilişkilerin tarihinin en güçlü dönemini yaşadığını belirterek, Türk savunma sanayisinin hızlı büyümesi ve hükümetin bu alana yaptığı yatırımların iki ülke arasında savunma sanayisi alanında yeni işbirliği fırsatları sunduğunu söyledi.

Bakan Conroy, Ankara'nın ev sahipliği yaptığı 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin ilk gününde düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda (NSDIF26), AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Conroy, iki ülke ilişkilerine değinerek, "Türkiye ile Avustralya arasındaki ilişkiler tarihinin en güçlü dönemini yaşıyor." dedi.

Bakan Conroy, dün Anıtkabir'de çelenk bıraktığını ve bunun hayatı boyunca unutamayacağı bir anı olacağını dile getirdi.

Türkiye'nin "sıcak misafirperverliğinden çok etkilendiklerini" vurgulayan Conroy, "Savunma Sanayii Forumu'nun NATO Liderler Zirvesi ile birlikte düzenlenmesini çok olumlu bir adım olarak görüyorum. NATO'nun şu anda üzerinde çalıştığı temel konulardan biri savunma sanayii altyapısını nasıl güçlendireceğimizdir." diye konuştu.

​​​​​​​Conroy, pek çok ülkenin savunma harcamalarını artırdığına ancak buna paralel üretim kapasitesinin de artırılması gerektiğine dikkati çekti.

Savunma sanayii alanında da önemli işbirliği fırsatları gördüğünü aktaran Conroy, "Türk savunma sanayisi büyüyor ve Türk hükümeti bu alana önemli yatırımlar yapıyor. Biz de NATO müttefikleriyle iş birliğine her zaman açığız." ifadelerini kullandı.

Bakan Conroy ayrıca, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmasını desteklediklerini belirterek, bunun ikili ilişkilere önemli katkı sağlayacağını kaydetti.

NATO'DAN HAVA GÜCÜNE DEV TAKVİYE! 12 A400M ALINACAK

NATO Genel Sekreteri Rutte, NATO Ankara Zirvesi Sanayi Sanayii Forumu’nda, müttefiklerin Airbus’tan alacağı 12 adet A400 modeli uçakla hava gücü kapasitesini artıracağını duyurdu.

 

 

 

 

GÜLER: TÜRKİYE'NİN TECRÜBESİ SON DERECE DEĞERLİ

 Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) işbirliğinde düzenlenen "Müttefikler Ankara'da" programına katıldı.

Burada konuşan Güler, NATO'nun, kuruluşundan bu yana bir askeri ittifaktan daha fazlası olduğunu, kolektif savunmanın, siyasi dayanışmanın ve transatlantik bağın kurumsal ifadesini teşkil ettiğini belirtti.

İttifakların, tarih boyunca ya kısa ömürlü olduğunu ya da değişen koşullara uyum sağlayamamaları nedeniyle işlevsiz hale geldiklerini hatırlatan Güler, NATO'nun ise temel amacını gözden kaçırmadan kendisini yenileyebildiği için varlığını sürdürdüğünü söyledi.

NATO'nun dönüşümünün genel hatlarıyla üç aşamada ele alınabileceğini dile getiren Güler, şunları kaydetti:

"Birinci aşama, 'NATO 1.0' olarak adlandırılan, İkinci Dünya Savaşı'nı müteakip, Soğuk Savaş dönemini kapsayan ve gerçekçi tehdit değerlendirilmesinin yapılarak İttifakın misyonunu sürdürdüğü dönemdir. Bu kapsamda, hazır kuvvetler, muharebe hizmet desteği kapasitesi ve güvenilir yük paylaşımı ile birlikte çalışabilirliği inşa ederek ortak güvenliği sağlamıştır. Bu dönemde ittifakın temel önceliği, kolektif savunma çerçevesinde güçlü ve caydırıcı bir askeri yapı tesis etmek olmuştur. Ancak Soğuk Savaş sonrasında küresel sistemde yaşanan köklü değişim ile birlikte birçok Avrupalı Müttefik savunma harcamalarını, kuvvetlerini, stoklarını ve sanayi kapasitesini azaltmıştır. 'NATO 2.0' olarak tanımlanan bu dönemin odak noktası terörizm ve Balkanlar'daki savaşlar nedeniyle kriz yönetimi ve alan dışı harekatlar olmuştur."

Bakan Güler, 2014'ten bu yana konvansiyonel savaşın kademeli olarak NATO sınırlarına ulaştığını, yeni büyük güç rekabeti ve eş zamanlı bölgesel krizlerin ittifak üyelerini yeni bir aşamaya, yani "NATO 3.0" dönemine taşıdığını ifade etti.

 "NATO, 360 DERECE BAKIŞ AÇISINI MUHAFAZA ETMELİDİR"

Bu sürecin temel sınamasının, NATO'nun krizleri yönetme ve her yönden gelen tehditlere karşılık verme kabiliyetini koruyarak, güvenilir kolektif savunmayı yeniden tesis etmesi olduğuna aktaran Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durum, Avrupa'nın konvansiyonel savunmada daha fazla sorumluluk üstlendiği, ancak transatlantik bağın ve ABD'nin genişletilmiş caydırıcılığının vazgeçilmezliğini koruduğu, daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir İttifakı gerekli kılmaktadır. Bu dönüşüm, olağanüstü karmaşık bir güvenlik ortamında gerçekleşmektedir. Ukrayna'daki savaş Avro-Atlantik güvenliğini şekillendirmeye devam ederken, İran, İsrail ve ABD'yi kapsayan son çatışma, bölgesel krizlerin nasıl küresel sonuçlar doğurabildiğini göstermiştir. Füze ve insansız hava aracı saldırıları, deniz ulaşımındaki kesintiler, enerji arzının sekteye uğraması ve tedarik zincirleri üzerindeki baskı, tehditlerin birbiriyle ne kadar derinden bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle NATO, doğu ve güney kanatları ile Avrupa-Atlantik alanının ötesindeki sınamaları kapsayan kapsamlı bir 360 derece bakış açısını muhafaza etmelidir. Böylesine kritik bir dönemde Avrupalı Müttefikler daha fazla sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bu, yalnızca daha yüksek bütçe rakamları açıklamakla gerçekleştirilemez. Savunma harcamaları, hazır birliklere, eğitimli personele, mühimmata, dayanıklı lojistik sistemlere, bütünleşik komuta yapılarına ve muharebe edebilir kuvvetlere dönüşmelidir."

Güler, ayrıca ittifaktaki külfet paylaşımında, operasyonel risk, coğrafi konum, hazırlık seviyesi, görev katkıları, sanayi kapasitesi ve kriz anında görev icra edebilme kabiliyetinin de dikkate alması gerektiğine işaret etti.

ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına ilişkin düzenlemelerinin, ittifak içindeki sorumlulukların yeniden dengelenmesi ihtiyacını daha da belirgin hale getirdiğini dile getiren Güler, şunları kaydetti:

"Bu bakımdan Türkiye'nin tecrübesi son derece değerlidir. Avrupa'nın büyük bölümü Soğuk Savaş sonrasında silahlı kuvvetlerini küçültürken Türkiye aynı yolu izlememiştir. Türkiye, büyük, profesyonel ve faal bir kuvvet yapısını muhafaza etmiş, hazırlık seviyesini artırmış, savunma sanayisine yatırım yapmış ve zorlu ortamlarda harekat icra etme kabiliyetini korumuştur. Bu geniş imkan ve kabiliyetler ile sahip olunan devamlılık, bugün hem Türkiye hem de İttifak için stratejik bir avantaja dönüşmüştür. Bazı müttefikler birliklerini yeniden teşkil etmeye, personel temin etmeye ve stoklarını yenilemeye çalışırken Türkiye mevcut yapıları ve operasyonel bilgi birikimi sayesinde derhal katkı sağlayabilmektedir."

Bakan Güler, Türkiye'nin konuşlandırılabilir kuvvetleri, tecrübeli komutanları, yerleşmiş eğitim kültürü ve sağlam askeri temeliyle "NATO 3.0" sürecinde güçlü bir konuma sahip olduğunun altını çizdi.

Bu durumun, Türkiye'nin, hazırlık açıklarının kapatılmasına katkı sağlamasına, farklı kanatlarda caydırıcılığı güçlendirmesine ve krizlere süratle karşılık vermesine imkan tanıdığına işaret eden Güler, "Türkiye, 1952 yılında NATO'ya katılmasından bu yana yalnızca İttifakın coğrafi ön hattında yer alan bir ülke olmamıştır. Aksine Türkiye, risk üstlenen, sorumluluk alan, krizlerde sahada yer alan ve gerektiğinde caydırıcılığın fiilî yükünü taşıyan bir duruş sergilemiştir." diye konuştu.

 "TÜRKİYE, NATO GÖREVLERİNE ÖNEMLİ KATKILAR SAĞLIYOR"
Güler, Türkiye'nin, yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi ve güçlü müşterek harekat kapasitesiyle NATO'nun ikinci büyük ordusuna ve en yetenekli kuvvetlerinden birine sahip olduğunu hatırlatarak, "Yüksek hazırlık seviyesindeki komando birliklerimiz, geniş bir coğrafyada süratle konuşlanma ve krizlere etkili şekilde müdahale etme imkanı sağlayan önemli stratejik güç çarpanlarıdır." dedi.

Türkiye'nin, Kosova'dan Akdeniz'e, Baltık bölgesinden Karadeniz'e kadar, NATO görevlerine, harekatlarına ve tatbikatlarına önemli katkılar sağladığına dikkati çeken Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kapsamda hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim alanlarında sorumluluk üstleniyoruz. Yakın dönemde icra edilen kapsamlı NATO tatbikatları, Türkiye'nin yalnızca yakın çevresinde değil, tüm Avrupa-Atlantik alanında güvenliği sağlayıcı kapasitesini bir kez daha göstermiştir. Türkiye'nin Afrika, Orta Doğu ve Asya'daki saha tecrübesi de boş bırakılan alanların rakip aktörler tarafından hızla doldurulduğu bir dönemde stratejik bir değerdir."

"SAVUNMA HARCAMALARININ ARTIRILMASI ÖNEMLİ"
Bakan Güler, mevcut dönemde NATO'nun önündeki temel sorulardan birinin, "NATO, siyasi taahhütlerini ne ölçüde ve ne kadar hızlı somut askeri kabiliyetlere dönüştürebilecektir?" sorusu olduğunu belirterek, "Savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak yapılan harcamalar, tek başına caydırıcılık üretmez. Caydırıcılık, eğitimli personel, hazır kuvvetler, mühimmat, güçlü lojistik, bütünleşik hava ve füze savunması, etkili komuta ve kontrol, siber dayanıklılık, sanayi kapasitesi ve siyasi kararlılık gerektirir." ifadelerini kullandı.

Ankara Zirvesi'nin temel mesajlarından birinin, taahhütlerin uygulamaya dönüştürülmesi olduğunu dile getiren Güler, "NATO'nun geleceği yalnızca bütçe oranlarıyla değil, bu bütçelerin hangi kabiliyetleri ne kadar sürede üretebildiğiyle belirlenecektir. Türkiye bu alanda da önemli kabiliyetlere sahiptir. NATO yetenek hedeflerini ve milli ihtiyaçlarımızı karşılamak amacıyla önümüzdeki üç yıl içinde hava ve balistik füze savunması, uzun menzilli ateş sistemleri ve insansız sistemlerin tedarikine öncelik veriyoruz." dedi.

Güler, Türkiye'nin savunma sanayisi, insansız sistemleri, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ile komuta ve kontrol teknolojilerinde ileri bir seviyeye ulaştığını vurguladı.

Bugün, ihracat projeleri de dahil olmak üzere Türkiye'de 50 askeri geminin inşasına devam edildiğini hatırlatan Güler, şunları kaydetti:

"İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern harbin şekillenmesine katkı sağlamaktadır. Bunlar yalnızca milli imkan ve kabiliyetler değildir. Doğru şekilde bütünleştirildiklerinde NATO'nun kabiliyet ve üretim açıklarının kapatılmasına katkı sağlayabileceklerdir. Türkiye savunma sanayi alanında rekabet yerine tamamlayıcılığı, dışlama yerine ortak üretimi ve kısıtlamalar yerine güvene dayalı işbirliğini savunmaktadır. Müttefiklik ruhu kısıtlamalarla değil, dayanışma ve ortak vizyonla güçlenmektedir."

"NATO-AB İŞBİRLİĞİ KAPSAYICI OLMALI"
Bakan Güler, bir diğer kritik meselenin ise Avrupa güvenliğinin gelecekte nasıl yapılandırılacağı olduğunu belirterek, "Avrupa'nın savunmaya daha güçlü katkı sağlamasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak bu katkı NATO'yla rekabet etmemeli, NATO'yu güçlendirmelidir." diye konuştu.

Daha güçlü bir Avrupa sütununun, transatlantik bağı güçlendirirken, NATO'nun, Avrupa'nın kolektif savunmasının temeli olan tek güvenlik sağlayıcı rolünü koruması gerektiğine vurgu yapan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa güvenlik girişimleri, ilgili kabiliyetlere sahip AB üyesi olmayan tüm NATO müttefiklerine açık olmalıdır. Askeri kapasitesi, gelişmiş savunma sanayi, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla uluslararası güvenlik mimarisinin başat üyelerinden biri olan Türkiye'nin dışlanması Avrupa'yı daha güvenli hale getirmeyecektir. Beklentimiz açıktır. NATO-AB işbirliği kapsayıcı, bütünleştirici ve karşılıklı olarak güçlendirici olmalıdır. Daha güçlü, daha gerçekçi ve daha dengeli bir NATO için tüm Müttefiklerin eşit katılımı ve her Müttefikin kabiliyetlerinden tam olarak yararlanılması gerekmektedir."

Ankara Zirvesi'nin, yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığına işaret eden Güler, zirvenin, NATO'nun birlik ve beraberliğini, savunma yatırımlarını, hedeflerini, savunma sanayi üretimini, Ukrayna'ya desteğini ve caydırıcılığının sürekliliğini ele alacak kritik bir eşik olduğunu söyledi.

"MÜTTEFİKLERİMİZLE İŞ BİRLİĞİ İÇİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ"

"Ankara'dan verilecek mesaj açık olmalıdır. 5'inci maddeye bağlılığımız sarsılmazdır ve siyasi taahhütler güvenilir askeri güçle desteklenecektir." diyen Güler, şunları ifade etti:

"Bu kapsamda müttefikler savunma yatırımlarını, hazır kuvvetlere, dayanıklı altyapıya, sürdürülebilir mühimmat stoklarına ve modern kabiliyetlere dönüştürmelidir. Üretimi artıran, yeniliği destekleyen kapsayıcı bir savunma sanayi ekosistemi oluşturan iş birliği alanları da genişletilmelidir. Bugün ele alınacak yazılım tanımlı kabiliyetler, yapay zeka, bilişsel harp gibi teknolojik içeriklerle birlikte altyapı ve deniz güvenliği konuları ile NATO'nun güney kanadı, Karadeniz, Kafkasya, Körfez ve Hint-Pasifik gibi bölgelerdeki jeopolitik denklem, aynı stratejik gerçekliğin farklı boyutlarıdır. Günümüzde caydırıcılık, yalnızca tanklar, uçaklar ve gemilerle inşa edilemez."

Caydırıcılığın, aynı zamanda güvenli veri, etkili stratejik iletişim, güvenilir tedarik zincirleri, korunan altyapı ile dayanıklı toplumların varlığı ve hasımlardan daha hızlı görev icra edebilme yeteneğiyle inşa edilebileceğine işaret eden Güler, NATO'nun geleceğinin yalnızca silahlı kuvvetlerin değil, toplumların, sanayinin, teknolojinin ve siyasi birliğin gücüne de bağlı olduğu söyledi.

Türkiye'nin, NATO'nun yükünü paylaşan, sahada sorumluluk üstlenen, savunma yatırımlarını ciddiyetle ele alan ve geleceğin kabiliyetlerine yatırım yapan bir müttefik olduğunu ifade eden Güler, "Bundan sonra da NATO'nun savunma ve caydırıcılığına katkı sağlamaya, Müttefiklerimizle yakın iş birliği içinde çalışmaya ve NATO'nun dönüşümünü aktif şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Bu etkinlikte gerçekleştirilecek tartışmaların ve yapılacak değerlendirmelerin İttifakın geleceğine ve önümüzdeki muhtemel sınamalara ilişkin ortak anlayışımıza katkı sağlamasını diliyorum." dedi.

 

NATO ANKARA ZİRVESİ, SAVUNMA SANAYİİ FORUMU İLE BAŞLADI

Ankara'nın ev sahipliğinde düzenlenen 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, transatlantik savunma üretimi ve buna ilişkin yatırımların ön planda olacağı Savunma Sanayii Forumu'yla başladı.

ATO Congresium'da başlayan Savunma Sanayii Forumu, NATO tarihinin en geniş kapsamlı sanayi etkinliği olacak.

NATO devlet ve hükümet başkanları da 8 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya gelecek.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bugün NATO savunma ve dışişleri bakanlarının katılacağı etkinlikler düzenlenecek.

Son 3-4 yıldır NATO'nun yan etkinliği şeklinde tasarlanan Savunma Sanayii Forumu, ilk kez Türkiye'de zirvenin resmi programı dahilinde yapılıyor.

NATO'nun paylaştığı programa göre önemli bir duyurunun yapılacağı Forum'da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin konuşma yapması planlanıyor.

Savunma sanayisine ilişkin çeşitli oturumların düzenleneceği Forum kapsamında Rutte ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy de açıklama yapacak.

NATO Genel Sekreteri Rutte, savunma sanayisi üretiminin artırılmasının Forum'un en önemli başlıklardan olacağını belirtmişti.

ANKARA DÜNYA LİDERLERİNİ AĞIRLIYOR
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında aralarında ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Slovakya Cumhurbaşkanı Peter Pellegrini, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Kanada Başbakanı Mark Carney, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Karadağ Başbakanı Milojko Spajic ve NATO Genel Sekreteri Rutte ile Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa'nın bulunduğu liderlerle görüşecek.

Zirve kapsamında dışişleri bakanları ve savunma bakanları da çalışma yemeklerinde bir araya gelecek.

2004'te İstanbul'daki NATO Zirvesi'nde hayata geçirilen ve Katar, Bahreyn, Kuveyt ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin yer aldığı İstanbul İşbirliği Girişimi kapsamında dışişleri bakanları düzeyinde özel oturum düzenlenecek ve NATO İstanbul İşbirliği Girişimi Dışişleri Bakanları Toplantısı yapılacak.

Zirvede, transatlantik ilişkilerde son dönemde artan gerginliklere rağmen müttefiklerin birlik ve dayanışma mesajı vermesi en önemli beklentiler arasında yer alıyor.

Ana gündem maddeleri arasında Avrupa'nın konvansiyonel savunmada liderliği üstlenmesi ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığının yeniden değerlendirilmesini öngören "NATO 3.0" vizyonunun inşa edilmesi bulunuyor.

Ukrayna'ya desteğin geleceğinin de ele alınacağı zirvede, müttefiklerin savunma harcamalarını ve savunma sanayi üretim kapasitelerini artırmaları konusunda taahhütlerde bulunmaları bekleniyor.

NATO Ankara Zirvesi, uluslararası basının da en yoğun katılım göstereceği NATO zirvesi olacak.

BAKAN FİDAN'DAN 'ANKARA ZİRVESİ' AÇIKLAMASI

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Ankara Zirvesi, İttifak'ı karşı karşıya olduğu dünyaya yapısını uyumlu hale getirmede yönlendirecek" dedi.

Bakan Fidan, Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne ilişkin sanal medya hesabından açıklama yaptı. Fidan, "Sahne Ankara'da kurulmuş durumda. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye, İttifak'ın geleceğini belirleyecek bu kritik anda NATO üyelerini ağırlamaya hazır. Ankara'da alınacak kararlar, yalnızca acil zorlukları ele almakla kalmayacak bunlar, önümüzdeki yıllar için Euro-Atlantik güvenlik ortamını şekillendirecek. Toplu savunma, NATO'nun temel unsuru olmaya devam ediyor; ancak stratejik ortam değişiyor. Tehditler çok boyutlu, daha hızlı ve daha karmaşık hale geliyor. Geleneksel ölçütler bu gerçeği artık yansıtamıyor. Önemli olan şimdi çıktı; konuşlandırılabilir yetenek, endüstriyel kapasite ve operasyonel hazırlık. Daha güçlü bir Avrupa katkısı zorunlu; ancak savunma-endüstriyel iş birliğindeki kısıtlamalar verimliliği baltalıyor ve tepkiyi yavaşlatıyor. Bu kısıtlamalar stratejik yükler haline gelmiş durumda. Avrupa savunma girişimleri, tüm NATO müttefiklerini tam anlamıyla kapsayıcı kalmalı. Gerçek mesele, yalnızca nasıl tepki vereceğimiz değil, aynı zamanda bugünün gerçeklerini yansıtan bir şekilde iş birliğini nasıl organize edeceğimiz. Ankara Zirvesi, İttifak'ı karşı karşıya olduğu dünyaya yapısını uyumlu hale getirmede yönlendirecek. Türkiye'nin amacı net; daha uyumlu, daha yetkin ve daha dirençli bir İttifak" ifadelerini kullandı. 

Ahaber

KANADA BAŞBAKANI ANKARA'YA GELDİ

36’ncısı düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara’ya liderlerin gelişi devam ediyor. Zirve çerçevesinde Kanada Başbakanı Mark Carney ile beraberindeki heyeti taşıyan uçak Ankara Havalimanı’na iniş yaptı. Carney’i havalimanında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek karşıladı.

"TÜRKİYE ÇOĞU ZAMAN DOĞU İLE BATI ARASINDA BİR KÖPRÜ OLARAK TANIMLANIR"

İletişim Başkanı Duran, 36'ncısı düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında bir konuşma gerçekleştirdi.

 

 

Duran, bu zirvenin 2004'te İstanbul'da yapılan zirveden sonra Türk topraklarında düzenlenen ikinci NATO liderler zirvesi olduğunu belirterek, "22 yıl önce İstanbul, NATO'nun Soğuk Savaş dönemine ait bir savunma ittifakından daha geniş bir güvenlik aktörüne evrilişine işaret etmişti. Uluslararası sistemin dinamikleri ve 2004'te karşı karşıya kaldığımız zorluklar, bugün karşılaştıklarımızdan köklü olarak farklıydı. Müttefikler olarak artık daha; karmaşık, parçalanmış ve öngörülemez olan, büyük güç rekabeti, bölgesel çatışmalar, teknolojik dönüşüm, hibrit tehditler ve kurallara dayalı uluslararası düzene yönelik artan baskıların yeniden şekillendirdiği bir güvenlik ortamıyla karşı karşıyayız. Bu değişimler, NATO üyelerinin yeni tehdit algılarını ve yeni kolektif öncelikleri yeniden değerlendirmesini gerektirmektedir. Bu nedenle Ankara Zirvesi, NATO'nun tarihi evriminde bir başka dönüm noktasını temsil etmektedir" diye konuştu.

"GÜVENLİĞİN BİZZAT KENDİSİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEMİZ GEREKİYOR"
Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş hakkında konuşan Duran, savaşın değişen karakterini ve Avrupa'nın güvenlik ve savunma mimarisinin kırılganlığını gözler önüne serdiğini kaydederek, "İran ve Körfez çevresindeki gerilimler de enerji akışlarının ve deniz yollarının Avrupa-Atlantik güvenliğini doğrudan şekillendirdiğini bize yeniden hatırlatmıştır. Orta Doğu'daki istikrarsızlık bölgesel kalmaz. Daha geniş güvenlik riskleri doğurur. NATO'nun güvenliğe yönelik 360 derecelik yaklaşımı doğrultusunda, İttifak artık doğu ve güney kanatlarını ayrı başlıklar olarak ele alamaz. Hürmüz Boğazı, Körfez, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz, Kuzey Afrika ve Sahel aynı güvenlik denkleminin parçalarıdır. Bu, güvenliğin bizzat kendisini yeniden düşünmemiz gerektiği anlamına gelir. Güvenliğin yukarıdan aşağıya nasıl savunulduğu ve aşağıdan yukarıya nasıl inşa edildiği. Bunun için, askeri ve askeri olmayan araçların nasıl birlikte çalışabileceğine dair tutarlı politika araçlarına ve ortak bir anlayışa ihtiyacımız var. Bence NATO 3.0 tam da bunu ifade ediyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO'nun kararlı bir üyesi olduğunu aktaran Duran, "O tarihten bu yana, İttifakın kolektif savunmasına, caydırıcılığına ve komuta yapısına katkı sunduk. Gelecek yıl NATO üyeliğimizin 75. yıl dönümünü anmaya hazırlanırken, Türkiye'nin rolü stratejik özerkliği, operasyonel tecrübesi ve Avrupa-Atlantik güvenliğine yaptığı özgün katkı üzerinden anlaşılmalıdır. Türkiye, NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahiptir. Afganistan'dan Kosova'ya, Bosna'dan Irak'a kadar Türkiye; kriz yönetimi, barış desteği, eğitim ve çatışma sonrası yeniden yapılanma süreçlerine katkıda bulunmuştur. NATO'nun en büyük tatbikatı olan Steadfast Dart 2026'ya yaklaşık iki bin personel ve milli üretim teçhizatla katılımı, Türkiye'nin kabiliyetlerinin hareketli, birlikte çalışabilir ve yakın coğrafyasının çok ötesinde geçerli olduğunu göstermiştir. Türkiye hem Ukrayna hem de Rusya ile açık kanalları sürdürmüştür. Aynı anda hem İran hem de Amerika Birleşik Devletleri ile temas kurabilen az sayıdaki ülkeden biridir. Hepinizin bildiği gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu ülkelerin liderleriyle aynı zamanda iyi ve samimi ilişkiler sürdürmektedir. Bu, büyük bir diplomatik fırsattır. Türkiye çoğu zaman Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak tanımlanır. Oysa bugün karşı karşıya olduğumuz birçok krizde, Türkiye; diplomatik erişim alanı ve gerginliği azaltmaya katkı sunma kapasitesi sayesinde Batı ile Batı arasındadır" açıklamasında bulundu.

"TÜRKİYE'NİN SAVUNMA SANAYİİ, MÜTTEFİKLERİN KOLEKTİF CAYDIRICILIĞI AÇISINDAN DOĞRUDAN DEĞERİ OLAN MİLLİ BİR VARLIĞA DÖNÜŞMÜŞTÜR"
Son 20 yılda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin milli bir savunma mimarisi ekosistemi inşa ettiğini söyleyen Duran, şöyle konuştu: "NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, yakın tarihli ziyaretinde bu sistemi bir ‘savunma sanayii devrimi' olarak tanımlamıştır. Bugün Türkiye, NATO'ya muharebe tecrübesi kazanmış sistemler, hava savunma kabiliyetleri, yapay zeka destekli yetenekler ile mühendislik kapasitesi ve ölçeklenebilir üretimin birleşimini sunmaktadır. Rakamlar bunu açıkça göstermektedir. Türkiye, savunma harcamalarını yüzde 2 eşiğinin üzerine çıkarmıştır. Savunma bütçesi 2021'de 12,97 (13) milyar dolardan 2025'te tahminen 32,6 (32) milyar dolara yükselmiştir. Savunma ve uzay ve havacılık ihracatı 10 milyar dolar seviyesini aşmış, savunma sanayisindeki yerli üretim oranı ise yüzde 82'ye ulaşmıştır. Ancak asıl mesele yalnızca sayısal değildir. Gerçek değer, savunma sanayiinde dört boyutlu derinlik diye adlandırılabilecek unsurlarda yatar: kalite, nicelik, muharebede kanıtlanmış performans ve sürdürülebilirlik. Ölçekli üretim yapılamıyorsa, yüksek kaliteli sistemler tek başına yeterli değildir. Son savaşlar bize göstermiştir ki, güçlü ordular bile sürekli ve dayanıklı bir üretim kapasitesinden yoksun olmaları halinde stratejik felç yaşayabilirler. Türkiye'nin savunma sanayii, Müttefiklerin kolektif caydırıcılığı açısından doğrudan değeri olan milli bir varlığa dönüşmüştür."

"TÜRKİYE, BİLGİ BÜTÜNLÜĞÜNÜ ULUSAL VE KOLEKTİF GÜVENLİĞİN TEMEL BİR UNSURU OLARAK ELE ALMAKTADIR"
Bugün saldırıların yalnızca askeri tesisleri hedef almadığını aktaran Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kamuoyu, iletişim ağları, finansal sistemler ve toplumsal psikoloji de hedef alınabiliyor. Siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları ve yapay zeka destekli manipülasyon artık istisnai olaylar değildir. Bunlar artık stratejik rekabetin olağan işleyiş ortamının bir parçasıdır. Bu nedenle caydırıcılık, topyekun dayanıklılıkla birlikte ele alınmalıdır. ‘Kamuoyu', sistematik manipülasyona karşı korunmalıdır. Türkiye bu alanda doğrudan tecrübeye sahiptir. Dezenformasyon, siber tehditler, göçün ve terörün araçsallaştırılması bizim için teorik riskler değildir. Bunlarla yüzleştik. Ve bunlara karşı kurumsal kapasite inşa ettik. Doğrulama mekanizmaları, stratejik iletişim ve kamu diplomasisi yoluyla Türkiye, bilgi bütünlüğünü ulusal ve kolektif güvenliğin temel bir unsuru olarak ele almaktadır. Siber güvenlik, yapay zeka ve kritik altyapının korunması gibi konular NATO için artık ikincil başlıklar olarak kalmamalıdır. Bunlar İttifakın savunma doktrinine entegre edilmelidir."

"ANKARA'DAKİ GÖRÜŞMELERİMİZİN HEM VERİMLİ HEM DE İLERİYE DÖNÜK OLACAĞINA İNANIYORUM"

NATO'nun geleceğinin, stratejik fikirlerin sınandığı, geliştirildiği ve politikalara dönüştürüldüğü bu tür entelektüel platformlarda şekilleneceğini söyleyen Duran, "Bu nedenle ‘Müttefikler Ankara'da' programı bir yan sohbet değildir. Bu program, yeni güvenlik gündeminin karmaşıklığını yansıtmaktadır. Bu düşüncelerle, Ankara Zirvesi'nin NATO'nun beyan ettikleri ile hayata geçirebildikleri arasındaki farkı azaltmaya yardımcı olmasını umuyorum. Ankara'daki görüşmelerimizin hem verimli hem de ileriye dönük olacağına inanıyorum. Katkılarından dolayı Münih Güvenlik Konferansı'na, SETA'ya ve tüm seçkin katılımcılarımıza teşekkür ediyor, programın başarılı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.

 

LETONYA CUMHURBAŞKANI ANKARA’YA GELDİ

Letonya Cumhurbaşkanı Edgars Rinkēvičs, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak için Ankara'ya geldi.

Rinkēvičs’i Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan karşıladı. 

 

 

 

 

Ahaber

TRUMP ANKARA YOLUNDA

Ankara'nın ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi bugün başlıyor. ABD Başkanı Donald Trump, kalabalık bir ekiple Ankara’ya hareket etti.

İSVEÇ VE İZLANDA BAŞBAKANLARI ANKARA'DA

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ve İzlanda Başbakanı Kristrn Frostadttir, NATO Zirvesi'ne katılmak için Ankara'ya geldi.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson (Foto: İHA) İsveç Başbakanı Ulf Kristersson (Foto: İHA)

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson ve İzlanda Başbakanı Kristrn Frostadttir, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne katılmak için Ankara'ya geldi. Başbakanları, Esenboğa Havaalanı’nda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ve beraberindeki heyet karşıladı.  

 

Ahaber

FİNLANDİYA SAVUNMA BAKANI ANKARA'DA

Ankara’da düzenlenecek olan 36.⁠ ⁠NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, Finlandiya Savunma Bakanı Antti Edvard Hakkanen, Esenboğa Havalimanı'na geldi.

Ahaber

KUZEY MAKEDONYA CUMHURBAŞKANI ANKARA'DA

Kuzey Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska-Davkova, 6 Temmuz 2026'da Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde Ankara Havalimanı'na geldi.

 

Ahaber

OTELLERDE GÜVENLİK ÖNLEMİ ARTTI

Ankara'da düzenlenecek 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, liderlerin ve heyetlerin konaklamasının beklendiği otellerin çevresinde güvenlik tedbirleri artırıldı.

Başkentte gerçekleştirilecek zirve kapsamında, toplantı alanları, havalimanları, protokol güzergahları ve konaklama noktalarında yoğun hazırlık yürütülüyor.

Bu çerçevede, yabancı devlet ve hükümet başkanları ile heyetlerin kalmasının planlandığı otellerin bulunduğu bölgelerde polis ekipleri konuşlandırıldı, bazı noktalara güvenlik bariyerleri yerleştirildi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın konaklamasının beklendiği, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği yakınındaki otelin çevresinde de güvenlik önlemlerinin artırıldığı görüldü.

Otelin bulunduğu bölgede polis ekiplerince kontrol noktaları oluşturuldu. Çevrede ambulans ve itfaiye ekipleri de hazır bekletildi.

Güvenlik önlemleri kapsamında, diğer liderlerin ve heyetlerin konaklamasının beklendiği farklı otel bölgelerinde de kontrollü geçiş noktaları oluşturuldu.

TRUMP 7 TEMMUZ'DA ANKARA'DA! ERDOĞAN İLE GÖRÜŞMEDE GÜNDEM İKİLİ İLİŞKİLER

İletişim Başkanı Burhanettin Duran sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamadaşu ifadelere yer verdi: 

"Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz 2026 tarihinde ülkemize resmî bir ziyaret gerçekleştirecektir.

Ankara’da yapılacak görüşmelerde, iki yakın müttefik ve stratejik ortak olan Türkiye ile ABD arasındaki ilişkiler savunma, ticaret ve yatırımlar dahil tüm boyutlarıyla gözden geçirilecek, mevcut iş birliğinin derinleştirilmesi için atılabilecek adımlar ele alınacaktır. Görüşmelerde ayrıca, küresel ve bölgesel gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacaktır."

ANKARA'YA GELEN İLK İSİM RUTTE

Liderler kritik zirve için yola çıkarken NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'ya ulaşan ilk isim oldu.

Ahaber

BAŞKAN ERDOĞAN TEK TEK GÖRÜŞECEK

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, aralarında ABD Başkanı Donald Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin de bulunduğu 32 devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelecek.

 

EN YÜKSEK KATILIM BEKLENİYOR

Türkiye, zirve kapsamında NATO üyesi 32 ülkenin devlet ve hükümet başkanlarının yanı sıra davetli ülkelerin liderlerine, yaklaşık 100 bakana, çok sayıda üst düzey diplomata, uluslararası kuruluş temsilcilerine ve binlerce yabancı konuğa ev sahipliği yapacak. Ankara Zirvesi'nin, lider düzeyinde bugüne kadarki en yüksek katılımlı NATO zirvesi olması bekleniyor.

 

Ahaber

NATO ZİRVESİ BAŞLIYOR

Türkiye'nin ev sahipliğinde 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek 36'ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi hem ittifakın geleceği hem de küresel güvenlik mimarisinin şekillenmesi açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor.

'NATO 3.0' olarak ifade edilen yeni stratejik konsept çerçevesinde düzenlenecek Ankara Zirvesi, çok sayıda lider ve güvenlik uzmanı tarafından NATO tarihinin en kritik zirvelerinden biri olarak değerlendiriliyor.

 

Ahaber
A Haber
Mobil uygulamalarımızı indirin