Antalya Büyükşehir Belediyesi yolsuzluğunda Muhittin Böcek'ten pes dedirten savunma
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik soruşturma kapsamında haklarında dava açılan, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 41 sanığın yargılanmasına başlandı. Eski gelinine 80 milyon lira boşanma tazminatı ödenmesi konusunda Muhittin Böcek, yasa ve yönetmelikler dışında hiç kimseye ödeme yapılmadığını, bundan dolayı irtikap suçunu işlediği sonucuna varılamayacağını İş insanı E.K.H'den nakdi olarak para aldığı iddiasıyla ilgili Böcek, söz konusu kişiyi uzun yıllardır tanıdığını ve oğluyla yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunu savundu. Böcek, yasak aşkı M.K'ye pahalı marka saat hediye ettiğini kabul etti.
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ilk duruşmasına, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek, Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanık ile müştekiler ve taraf avukatları katıldı.
CANLI ANLATIM
MUHİTTİN BÖCEK YASAK AŞKI M.K'YA SAAT ALDIĞINI KABUL ETTİ
Duruşmada savunma yapan Muhittin Böcek, büyükşehir belediye başkanlığı görevine ilde yaşayan her iki kişiden birinin oyunu alarak seçildiğini söyledi. Belediyenin, sürekli mülkiye başmüfettişleri ve Sayıştay tarafından denetlendiğini belirten Böcek, yaptıkları ihalelerde bir usulsüzlük bulunmadığını savundu.
Böcek, ömrünün yarısını Antalya'ya verdiğini ifade ederek, "Yakınlarımı zengin etmedim. Hatta yeğenimin şirketi konkordato ilan etti. Yeğenimin daireleri satılıyor. Hiçbir akrabamı zengin etmedim. Bugün iddialarla ilgili yüce mahkemeye hesap vereceğim." dedi.
Büyükşehir Belediyesinin bütçesini namusu gibi koruduğunu, 2024 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesinin borçsuz belediyeler listesinde yer aldığını iddia eden Böcek, kendisine oy veren ve vermeyen tüm vatandaşların iki dönemdir hizmetinde olduğunu dile getirdi.
Böcek, 13 yaşında kaybettiği babasının köy ağası olduğunu, ondan kalan geniş arazilerin kendisi Konyaaltı Belediye Başkanı olmadan önce imara açıldığını anlatarak, bu arsaların bir kısmını da devlete bağışladıklarını hatırlattı.
Çalışmalarında hiçbir şekilde belediyeyi kamu zararına uğratmadığını savunan Böcek, şöyle devam etti:
"Hayatım boyunca bir gün sağlık raporu almadım. Tutuklandığımdan beri 10 defa hastaneye kaldırıldım. 5 Temmuz'da tutuklandığımda 5 ilaç kullanıyordum. Doktorlarıma muayene olamadım. Yaşamak istiyorum. Kalp, astım, böbrek ve prostat hastalıklarım var. Tutuklandığımda alnım açık başım dik cezaevine girdim. Vücudumda, geçirdiğim Kovid-19'dan hastalıklar kaldı. Adaletin tecelli edeceğine inanıyorum. Acil olarak sağlığımla ilgili tedavi olmak istiyorum."
"SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM"
Böcek, iddianamede yer alan eylemlerle ilgili mahkeme başkanının soruları üzerine Anadolu Reklam firması sahibi Y.Y'nin 2024 yerel seçimleri sırasında yaptığı iddia edilen ödemelerden haberinin olmadığını öne sürdü.
Bu ödeme ile ilgili bir talimatının olmadığını iddia eden Böcek, "Sadece CHP değil tüm siyasi partilerde komisyon kurulur. Ben onların nasıl çalıştığını bilmem. Onlar gönüllü olarak çalışır. Benim bir dahlim ve bilgim yok. Bütün suçlamaları reddediyorum. Kimsenin bir kuruşunda gözüm yok. Mal beyanlarım ve ödemelerim ortadadır. Suçlamaları kabul etmiyorum." diye konuştu.
Muhittin Böcek, eski gelini Z.K'ye lüks daire alımında oğlunun iş insanı Y.Y'den borç aldığını, bundan da haberinin olmadığını iddia ederek, iki kişi arasında borç ilişkisinden dolayı neden suçlandığını bilemediğini söyledi.
Eski gelinine 80 milyon lira boşanma tazminatı ödenmesi konusunda Böcek, yasa ve yönetmelikler dışında hiç kimseye ödeme yapılmadığını, bundan dolayı irtikap suçunu işlediği sonucuna varılamayacağını öne sürdü.
Böcek, belediye parasını kuruşu kuruşuna ev yönetiyor gibi yönettiklerini savunarak, "Oğlum Mustafa Gökhan Böcek'in ilişkileri arasında, para alışverişindeki suçlamaların bana yüklenilmesini reddediyorum. Mustafa Gökhan Böcek ve Zuhal Böcek'in çocuklarının üzerine villa alınması konusunda kişilerden ne doğrudan ne de dolaylı bir talebim olmadı." ifadesini kullandı.
İş insanı E.K.H'den nakdi olarak para aldığı iddiasıyla ilgili Böcek, söz konusu kişiyi uzun yıllardır tanıdığını ve oğluyla yakın arkadaşlık ilişkisinin bulunduğunu savundu.
Böcek, M.K'ye pahalı marka saat hediye edildiğine ilişkin iddia üzerine ise şunları söyledi:
"Örf, adet, geleneğimize bağlıyım. Hayat arkadaşıma alacağım hediyeyi başkasına aldırmak olmaz. Bu örf ve adetlerime sığmaz. Burada Rolex saati ücret karşılığı getirildi. Ben de bu saati M.K. Hanım'a verdiğimde daha satışının gerçekleşmediğini, bu yüzden kullanmamasını söyledim. M.K. Hanım'a hediye ettiğim saat ve tadilat için iş insanlarından ne bir talebim ne de bir isteğim oldu. Ne doğrudan ne de dolaylı iş insanlarına baskı kurmam ile menfaat temin etmem söz konusu değil. Bütün suçlamaları reddediyorum. Menkul ve gayri menkul anlamında atadan kalan yerlerim var. Mal beyanımda görülecektir. Böyle biri olduğum için suçlamaları kabul etmiyorum."
Kuyumculardan aldığı paranın altın bozdurma karşılığı alındığını ve paranın kendi banka hesabına gönderildiğini de savunan Böcek, "Eğer bir usulsüzlük olsa neden bu kişilerle kendi İBAN'ımı paylaşayım." dedi.
"KİMSENİN OFİSİNE GİDİP ZORLUK ÇIKARMADIM"
Muhittin Böcek'in oğlu tutuklu sanık Mustafa Gökhan Böcek, yaşanan olaylardan babasının bilgisinin olmadığını öne sürdü. A.Y. ve Y.Y'nin verdiği paraları borç olarak aldığını öne süren Böcek, paraların alınması sırasında zorlama olmadığını iddia etti. Mustafa Gökhan Böcek, borç olarak aldığı paralarla eski eşine boşanma tazminatı verdiğini belirterek, miktarın büyük olmasından dolayı banka yerine döviz bürosu üzerinden paranın teslim edildiğini savundu.
Oğlunun üzerine alınan villayı ve eşine alınan otomobili altın bozdurarak aldığını öne süren Böcek, "Eğer kara para olsaydı gider elden ikinci el satışta yapabilirdik. Bunu yapmadık. İş insanı E.K.H, sürekli konuştuğum ve sıkça görüştüğüm bir ağabeyimdir. Kimsenin ofisine gidip zorluk çıkarmadım. Hatta gitmediğimde kendisinin 'Neden gelmedin' diye aradığı olurdu." dedi.
Hem babasının hem de annesinin varlıklı insanlar olduğunu belirten Mustafa Gökhan Böcek, iş ve ticaret yapmak için babasının nüfuzunu kullanmasının söz konusu olmadığını öne sürdü.
Mahkeme başkanının, iddianamede, bir atık şirketinden iki seferde toplam 135 milyon lira rüşvet aldığı iddiasıyla ilgili sorusu üzerine Gökhan Böcek, bu paranın rüşvet olmadığını, eski eşine boşanma tazminatı ve inşaat yapmak amacıyla borç olarak alındığını savundu.
Gökhan Böcek, iddianamede yer alan, kuyumculara fiziki para getirildiği, ortada altın bozdurma olmadığı yönündeki kuyumcu ifadelerinin doğru olmadığını, kuyumcuların önce "Altın getirildi" diye söylediklerini, sonra cezaevi şartlarından dolayı böyle ifade verdiklerini ileri sürdü.
"TUTUKLANDIĞIM GÜN BİLE TELEFON GÖRÜŞMESİ YAPTIK"
Tutuklu sanık iş insanı Fazıl Ateş de iş insanı B.Ç'yi uzun süredir tanıdığını belirterek, zaman zaman para alış verişlerinin olduğunu iddia etti.
Maddi sıkıntıya girdiğinde B.Ç'den 4,5 milyon lira borç aldığını ancak geri ödeyemediğini, bunun üzerine evini sözleşmeyle ona verdiğini anlatan Ateş, "Evin bedeli şu anda 15 milyon lira civarında. Bu paralar bana borç olarak gelmiştir. İş takibi, şu bu olarak almadım. B.Ç, ifadesinde beni dolandırıcı, sahtekar olarak gördüğünü söylüyor. Tutuklandığım gün bile telefon görüşmesi yaptık. Hali hazırda 10 milyonluk senedim var. Tutuklanana kadar B.Ç. ile görüştüm." dedi.
İş insanı E.T'nin kendisine ulaşarak ASAT'la ilgili sıkıntısı olduğunu, 80 milyon lira ve hak edişlerini alamadığını söylediğini öne süren Ateş, Muhittin Böcek ile arkadaş olduğu için kendisinden yardım istendiğini belirtti.
Böcek'e konuyu sorduğunu, onun da yetkili müdürlere sorarak aldığı bilgide, E.T'nin eksik iş yaptığı, usulsüz hareket ettiği ve bu nedenle hak edişlerini alamayacağını öğrendiklerini belirten Ateş, "Bende E.T'ye bunun aksi durumda mahkemeye başvurmalarını söyledim. Onlardan borç almıştım. Borcumu İBAN'dan ödedim." diye konuştu.
Ateş, aynı soruşturma kapsamında tutuklanan eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın 30 yıllık dostu ve ağabeyi olduğunu dile getirerek, Arslan'ın ufak tefek sıkıntılarında ona yardım ettiğini belirtti.
Kimseden para alarak İlker Arslan'a göndermediğini öne süren Ateş, "Söylenen tarihler ve ödemeler bile tutmuyor. Antalya'ya gelince kendisinin ufak tefek sıkıntıları oldu. Borcu için bana 'Ölüm var kalım var, Ankara'da bir arsam var, bunu sana satayım' dedi. Bir sözleşme yaptık aramızda. 5 milyon liralık bir arsanın 3 milyonunu ödemiş oldum, 2 milyon daha borcum var. Bu borç almanın Muhittin Böcek'le bir alakası yok." sözlerini sarf etti.
"EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVİM BOYUNCA MALIM ARTMADI, AZALMA OLDU"
Eski Antalya İl Emniyet Müdürü tutuklu sanık İlker Arslan, 31 yıllık devlet hizmeti sırasında 3 kere FETÖ kumpasına maruz kaldığını ve telefonlarının dinlendiğini öne sürdü.
Hakkında iddialarda bulunanların kendisi gözaltına alınmadan iki gün önce verdikleri ifadelerde adından hiç bahsetmediklerini, sonradan isminin ifadelere geçirildiğini öne süren Arslan, "Kimseden para istemedim. Benim adıma bir para istendiğini de bilmiyorum. Benim haberdar olduğuma yönelik delil yoksa benim bu davanın sanığı değil mağduru olmam gerekiyor." ifadesini kullandı.
Antalya İl Emniyet Müdürlüğü görevi sırasında sivil hayatta tek tanıdığı olan Fazıl Ateş ile iletişim halinde olduğunu dile getiren Arslan, Ankara'daki arsasını Ateş'e sattığını, satışı sonra yazıya dökmek için anlaştıklarını belirtti.
Arslan, bu satış nedeniyle taksitler halinde resmi yoldan para transferi yaptıklarını iddia ederek, "Polis olan biri, hem de 31 yıl polis olan biri, suç olan bir şeyde banka yoluyla para transferi yapar mı? Mal bildirim formlarından görüleceği gibi emniyet müdürlüğü görevim boyunca malım artmadı, azalma oldu." dedi.
Fazıl Ateş ile Muhittin Böcek'i 2024 yılında kendisinin tanıştırdığı ve irtibatlandırdığı gibi bir intiba yaratılmaya çalışıldığını öne süren Arslan, MASAK ve HTS kayıtlarından bu iki kişinin daha önceden tanıştıklarının görüldüğünü ileri sürdü.
Görevden alındığı ve gözaltı kararının çıktığı gün Antalya Cumhuriyet Başsavcısını "Yola çıkıp geliyorum" demek için aradığını, ancak telefonuna bakmadığını öne süren Arslan, "Buna rağmen benim yakalanmam için farklı işlemler yapıldı. Çok vahim tabloyla karşılaştım. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum." beyanında bulundu.
"SPONSORLUK ÇOK YAYGIN OLDUĞU İÇİN HİÇBİR ŞEYDEN ŞÜPHELENMEDİM"
Tutuklu sanık Mehmet Okan Kaya, Akarlar şirketinden zorla para aldığı yönündeki iddiaları kabul etmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Kaya, sahibi olduğu şirketlerle seçimler döneminde iktidar ve muhalefet partilerinden adaylarla çalıştığını, bugüne kadar adayların hiçbirinin para vermediğini, genelde iş insanları ve sponsorların ödeme yaptığını öne sürdü.
Büyükşehir adaylıklarında da sponsorlardan para aldığını ifade eden Kaya, şöyle konuştu:
"Kimseye sponsor bulmadım. Seçimde verdiğim hizmetin karşılığını aldım. Sponsorluk çok yaygın olduğu için hiçbir şeyden şüphelenmedim. Hiçbir suçu işlemedim. Süreçte birçok insanını adı geçerken, hiç adı geçmeyen ben tutukluyum. Suçtan kaynaklı mal varlığını aklamadım, suçlamaları kabul etmiyorum. Suç işlemedim, 7 aydır cezaevindeyim."
"BANA VERDİĞİ PARALARIN DÖVİZ KURUNDAN KAZANDIKLARI OLDUĞU SÖYLEDİ"
Mustafa Gökhan Böcek'in boşandığı eşi tutuksuz sanık Z.K. de evlendikten iki ay sonra zina nedeniyle boşanma kararı aldığını söyledi.
Boşanmayı aile içinde halletmeye çalıştıklarını ama anlaşma olmayınca çekişmeli boşanma için mahkemeye başvurduğunu dile getiren Z.K. "Çekişmeli davada süreç çok uzun sürüyordu. Eski eşimin çocuğu olacağı için anlaşmalı olarak boşanmaya karar verdik. Bunun karşılığında aramızda protokol yaptık. Boşanma ile ilgili edinimler verildi. Ama kim tarafından ve ne kadar verildiğini bilmiyorum. Boşanmaya karşı bir ev aldım. Yine boşanmadan bir gün önce anlaşmalı olarak hazırladığı 80 milyon lira parayı vereceğini söyledi. Avukatlarım aracığıyla parayı aldım ve karşılıklı boşandık. Bana verdiği paraların döviz kurundan kazandıkları olduğunu söyledi." diye konuştu.
"BANKAYA SADECE İMZA ATMAYA GİTTİM"
Mustafa Gökhan Böcek'in eşi tutuksuz sanık Z.B. geçmişte kızıyla beraber sözleşmesi bitmek üzere olan bir evde kirada oturduğunu belirterek, "Hamileydim. İki çocuk sahibi olacaktım. Yurt dışında yaşayan ablamdan ev satın almak için yardım istedim. 'Bir ev bulursak alabiliriz.' dedi. İnşaattan ev almaya karar verdim. Mustafa Gökhan Böcek ile ev baktık ve satın aldık. Bankaya sadece imza atmaya gittim." dedi.
Z.B. iddianamede 5. eylem olarak belirtilen araç satışı konusunda, eskiyen arabasına binmek istemediği için değiştirmek istediğini belirtti.
DURUŞMA YARINA ERTELENDİ
Eski otomobili verip yeni segmentte bir otomobil aldığını ileri süren Z.B, aradaki farkında Mustafa Gökhan Böcek tarafından ödendiğini söyledi. Duruşma, tutuksuz sanıkların dinlenmesine devam edilmek üzere yarına ertelendi.
‘GÖKHAN’A GÜVENMEDİĞİM İÇİN DAHA ÖNCE BANA EV ALMASINI İSTEMEDİM’
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'rüşvet' ve 'yolsuzluk' soruşturması kapsamında tutuksuz yargılanan Gökhan Böcek'in eşi Zuhal Böcek, oğlu adına alınan evin nasıl alındığına ilişkin ifade verdi.
Zuhal Böcek, "Gökhan’la eski eşi Zeynep’in iletişimi kesilmediği ve ciddi cevaplar alamadığım için kötü bir hamilelik süreci geçiriyordum. Yurt dışındaki ablam bana maddi destek oluyordu. Benim bir evim vardı. Kendim kirada oturuyordum. Ablama maddi sıkıntılarım olduğunu ve Gökhan’la olanları açıklamak zorunda kaldım. O da bana destek oldu. Ablam benim adıma olan daireyi satın alabileceğini söyledi. Hamileydim ve 2 çocuk annesi olacaktım. Kirada oturmak istemiyordum. Gökhan’a güvenmediğim için daha önce ev almasını istemedim. Öyle bir hedefim de yoktu, ben kendi birikimini kendi yapan biriyim. Ablam benim evimi aldıktan sonra gidip yeni bir ev satın aldık. Ev inşaat halindeydi. Ev için bankaya sadece imza atmaya gittim. Maddi problemler yüzünden Gökhan’la Zeynep’in boşanmalarında sıkıntılar olduğunu biliyordum. Avukat ömür boyu oturma izni gibi bir madde yapabileceğimizi söylemişti ve yaptık" dedi.
‘ESKİ EŞİNE VE BELEDİYEDEKİ KIZ ARKADAŞINA DA ARABA ALDI’
Araç alım ve satımlarıyla ilgili savunma yapan Zuhal Böcek, “Kendime ait bir aracım vardı. Değiştirmeye karar verdik. Boyum uzun olduğu için arabam küçük gelmeye başladı. Gökhan da değiştirebileceğimizi söyledi. Eski eşine ve belediyedeki kız arkadaşına daha önce araç aldığı için bir problem görmedim. Gökhan’ın aldığı araç doğum hediyesi olarak alındı diyebilirim. Gökhan’ın alacağını biliyordum ve paranın nereden geldiğini sorgulamadım" diye konuştu.
‘GÖKHAN ANNESİ VE BABASININ YARDIMIYLA GEÇİNİR’
Gökhan Böcek’e yönelik, ‘Yüzde 10 ile geçinen ezik ve Zeynep’e akladığın 75 milyonu açıkla’ ifadelerinin kendisine ait olup olmadığının sorulması üzerine Zuhal Böcek, “İddianamedeki mesajlar bana ait. Ben kendi birikimlerimi kullanıp ev araba almaya çalışırken Gökhan’ın eski eşine ev ve para verdiğini öğrenince sinirlendim. Mesajlarda da kızmamın sebebi budur. ‘İyi yapmışsın’ diyecek halim yoktu. Gökhan annesi ve babasının yardımıyla geçinir. Babası zaten gayet varlıklı biri. Bir villa projesi olduğunu biliyorum sadece. Ama ne iş yaptığını gözümle görmedim" dedi.
‘BU DAVANIN MAĞDURU OLMAM GEREKİRDİ’
Davanın tutuklu sanıklarından eski il emniyet müdürü İlker Arslan, duruşmadaki savunmasında, 31 yıl devlete hizmet ettiğini, bu süreçte hiçbir zaman kendisine yönelik en ufak bir imada dahi bulunulmadığını kaydetti. İlker Arslan, "5 yıl boyunca Emniyet Genel Müdürlüğü’nde daire başkanlığı yaptım. 3 defa FETÖ tarafından kumpasa uğradım. Mesleki hayatım boyunca bu kumpaslardan hiç bahsetmedim bile. Bu kadar göreve rağmen gururla söyleyebilirim ki; hala bir evim yok. Hala Ankara’da kirada oturuyorum" dedi.
Arslan, “Tutuklanmama neden olan 2 ifade ben gözaltına alınmadan iki gün önce alınmış. Bu ifadeleri verenlerden biri beni hiç tanımadığını ve görmediğini söylüyor. Diğer kişinin ifadesinde de benim adımla para istendiği ancak göndermediği, beni tanımadığı söyleniyor. Bu kişilerle beni ilişkilendirilecek bir para trafiği, görüşme yoktur. Haberdar değilsem o zaman benim bu davanın şüphelisi değil, mağduru olmam gerekirdi. Ben görevdeyken bile 3 defa başsavcımızın adını kullananlara yönelik operasyon yaptım" diye konuştu.
4 yıllık görev süresinin 3’üncü yılında Üsküp’ten beklenmedik şekilde Antalya’ya atandığını aktaran Arslan, "Antalya’da sivil olarak tek tanıdığım Fazlı Ateş’tir. Ankara’daki arsamın satışı için 5 milyona Fazlı ile anlaştık. Bunu daha önce konuşmuştuk ama daha sonra yazıya döktük. Bu transferler de bankalarda resmi yollarla yapılmış, gizli değildir. Ortada şüpheli bir işlem olsaydı bunları elden alırdım. İddianamede yer alan mal bildirim formlarından da anlaşılacağı gibi 1 yıllık Antalya görev sürem boyunca mal varlığımda artma değil aksine azalma meydana gelmiştir. Aramızda yaptığımız sözleşme de kriminal tarafından doğrulanmıştır" dedi.
Arslan, “Sanki bu adamların arasındaki tanışıklık benimle başlamış gibi yazılmış, ancak MASAK raporlarında bile belli bu insanların arasındaki ilişkinin eskiye dayandığı. Operasyonun yapıldığı gün Ankara’daydım. Vali bey arayıp ne zaman döneceğimi sorduğunda yarın döneceğimi söyledim. Görevden alınmam nedeniyle arayan çok olduğu için yola çıkarken telefonumu kapattım. Başsavcımızı Antalya’ya gelmek üzere olduğumu söylemek için aradım. İddianamede haberdar olmadığım eylemler nedeniyle maddi kaynak elde ettiğim belirtilmiş. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" diye konuştu.
Yurt dışındayken yatırım için Ankara’dan 2 arsa aldığını sözlerine ekleyen Arslan, "İlki eşimin üzerine, diğeri benim üzerime. Arsayı satarken Fazlı’ya bundan bahsetmiştim. Tüm borç tamamlandıktan sonra devir yapılacağına dair bir anlaşma yapılmıştır. 5 milyon değerindeki arsanın taksitle ödeme yoluyla satılacağı, sonrasında tapu devri yapılacağı belirtilmiştir. Bahsedilen 3 milyon ise sözleşme tarihine kadar Fazlı’nın ödediği paradır" dedi.
TUTUKLU İŞ İNSANI SUÇLAMALARI REDDETTİ
Duruşmaya, öğle arasının ardından tutuklu sanık iş insanı Mehmet Okan Kaya'nın ifadesiyle devam edildi. İddianamede 15'inci eylem olan Antalya Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş insanlarından suça konu maddi menfaatlerin reklam ve organizasyon işini yaptığı iddia edilen Mehmet Okan Kaya savunmasında, üzerine atılı suçları işlemediğini belirterek, şu ifadeleri kullandı:
"İlk şirketim organizasyon şirketiydi. 1995 yılından bu yana önemli organizasyonlar yaptım. Spor, kültür ve sanat organizasyonları yapmaktayım. 30 yıllık çalışma hayatımda en iyi ışık ve malzemeleri alarak iyi bir yatırım yaptım. Genel ve yerel seçimlerde Türkiye'nin birçok noktasında tüm partilerin seçim kampanyalarını yürüttük. Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ilk işim 30 yıl önce oldu. O günden itibaren tüm belediye başkanlarıyla çalıştım. Akarlar isimli firmadan zorla para alındığı ve benim yardım ettiğim iddia edilmiş. Ben o firmayı tanımam. Belediyede Serkan Temuçin'i gördüm ve yanına gittim. Baba oğul Akarlar oradaydı, samimi bir ortam vardı. Seçim döneminde Muhittin Böcek'e sponsor olmak istemişler. Fatura kesmem istendi. Bu şahısların bana yapmış olduğu ödemeler bir nevi sponsor ödemesi gibidir. Onların bende telefonu bile yoktur. Sonra bir iki kere aradılar ve aynı sponsorluk nedeniyle fatura kesmemi istediler. Ben bunların nedenini bilmiyorum. Serkan'ın samimi olması nedeniyle de sorgulamadım. Hiçbir belediye başkanı geçmiş dönemde ödeme yapmadı, genelde sponsorları olur. Bu çalıştığım diğer illerde de böyleydi."
'100 BİN DOLARI EKREM'DEN ALMADIM'
Son seçim kampanyasında kendisine sponsor ödemeleri yapıldığını kaydeden Kaya, "Benim görevim sponsor bulmak değildi. Salih Akar'la doğrudan bir ticaretim yoktur. Akarların bana yaptığı ödeme de böyle bir çalışmanın ödemesiydi. Bir şirketten para alma olayı ile ilgili de beyanda bulunmak istiyorum. Ben bu şirketten para almadım. Üzerime atılı bir iftiradır. Alsaydım fatura keserdim. Bu paranın delili de yok, çünkü almadım. Ekrem isimli şahsı şirket sahibi olarak tanırım, asıl sahibi Cengiz Gökay isimli şahısmış. Süreçten de haberdar değilim. İfade verirken öğrendim ve şok oldum. Reklamcım ile Ekrem birkaç kere görüşmüş, Ekrem, randevu talep etti. Ben de verdim ama hatırlamıyorum tarihini. Hesabıma 100 bin dolar para yatırmıştım. Bu parayı Ekrem'den aldığım yönünde iddialarda bulup suçlamayı kabul etmemi istediler. Ekrem de ifadesinde 'Parayı Okan'a verdim' demiş. Ancak suçtan kurtulmaya yönelik ya da korktuğu için böyle söylemiş olabilir. Neden cezaevinde yattığımı da anlayamıyorum. Tutuklandığım günden bu yana aynı ifadeyi veriyorum" diye konuştu
'SUÇLAMALARA KONU PARALAR YÜKSEK SEZONDA 1 GÜNLÜK CİROM BİLE DEĞİLDİR'
Mal varlığını aklama suçunu işlemediğini belirten Kaya, "Gerçekte olmayan işlemler gerçek gibi gösterilmiş. Bize destek olan birçok şirket var. Bu şirketler bizim yardımcılarımız. Konser organizasyonlarını yaptırırız. İş bitiminde bu firmalar bana fatura düzenler. Ben de resmi şirketten ödememi yaparım. Levent Şapçılar ile aramızdaki işlem de budur. Ticaretten kazandığım tüm birikimimi şirketlerime yatırırdım. Suçlamalara konu paralar yüksek sezonda benim 1 günlük cirom bile değildir. Cezaevinde sağlık sorunlarım var. Oturup kalkmakta zorlanıyorum. Önümüz bayram, çocuklarımı çok özledim. Tahliyemi istiyorum" dedi.
'BOŞANMA SÜRECİ BENİM İÇİN ZORLUYDU'
Muhittin Böcek'in eski gelini tutuksuz sanık Zeynep Kerimoğlu, evliliğinin 2'nci ayında zina nedeniyle boşanma kararı aldığını belirterek, "Biraz zorlu bir süreç geçirdik. Eşimin çekişmeli boşanma nedeniyle ben de zina davası açtım. Eşimin aktif olarak yaptığı işe vakıf değildim ama inşaat yapmak istediğini söylüyordu. Ancak ben bunları hiç görmedim. Çekişmeli bir boşanma davası olduğu için benim için zorlu bir süreçti. Eski eşimin çocuğunun olmasıyla boşanma davamızı anlaşmalı bitirme kararı kaldık. Bir ana protokol bir de kendi aramızda yaptığımız bir protokol vardı. Boşanma sürecimin hemen ardından İstanbul'a taşındım" dedi.
Kerimoğlu, "Eski eşim Gökhan inşaat yapacağını bu nedenle bana ödeyeceği miktarı bir anda ödeyemeyeceğini söyledi. Parça parça ödeyecekti, senetler o yüzden vardı. Kimin nasıl ödediğini bilmiyorum. Bana borç olduğuna dair bir şey söylenmedi. 80 milyon lira ile alakalı boşanma gününde parayı getirdiler. Belge de boşanmadan hemen önce imzalandı. Bu parayla ne yapacağımı bilemedim. Faizler yüksek olduğu için banka hesabıma yatırdım. Altın işlerine hiç katılmadım haberim yok. MASAK'tan rapor istendiğini bankacı arayıp söyledi. Ben de dekontları sundum. Aslında döviz olarak götürdüm" diye konuştu.
Kerimoğlu, "Boşanma davamın olduğu gün Gökhan ile avukatın ofisinde bir araya geldik. Yanındaki kişileri tanımıyordum. Parayı bana verdiler biz orada boşanma protokolünü imzaladık. Sonra adliyeye gittik dava için. Parayı ne yapacağımı bilemedim ve 1 ay kadar sonra bankaya yatırdım. O dönem döviz bürosu üzerinden parayı TL'ye çevirdim. Altına dair bir şey duymadım. Altına dair suçu ifade verirken öğrendim. 2 milyon dolara yakın bir şeydi. 69 milyon liraya yakın bir parayı banka hesabıma gönderilmesini istedim" dedi.