Asrın yolsuzluğunda hesap vakti! Rüşvet çarkının şifreleri A Haber'de
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı. Duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasıyla başladı. Duruşma sanık savunmalarının ardından 30 Mart Pazartesi gününe ertelendi. A Haber Özel Haber Şefi Mehmet Karataş ise bu skandalın perde arkasındaki çarpıcı detayları aktardı.
Yüzyılın vurgunu olarak nitelendirilen İBB davasının 11. oturumu gerçekleşti. Eski İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 107'si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı.
CANLI ANLATIM
DURUŞMA 30 MART'A ERTELENDİ
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen ‘Yolsuzluk’ soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede 'Örgüt lideri’ olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Rüşvet’, ‘Suç gelirlerinin aklanması’, ‘Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘Kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘Kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘Suç delillerini gizleme’, ‘Haberleşmenin engellenmesi’, ‘Kamu malına zarar verme’, ‘Rüşvet alma’, ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘İrtikap’, ‘Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘İhaleye fesat karıştırma’, ‘Çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi usul kanununa muhalefet’, ‘Orman kanununa muhalefet’ ve ‘Maden kanununa muhalefet’ suçlarını işlediği iddia edildi. İmamoğlu’nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
DURUŞMALARDA ÜÇÜNCÜ HAFTA
İlk duruşma 9 Mart Pazartesi günü görüldü. Davanın ilk duruşmasından bugüne kadar 13 kişinin savunması alındı. Cuma günü duruşma görülmezken, haftanın 4 günü devam eden duruşmalarda üçüncü hafta 23 Mart Pazartesi günü başladı.
SAAT 22.00’YE KADAR DEVAM EDECEK
İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’de bulunan Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi'ndeki binada görülecek 11’inci celsede, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilecek. Öte yandan Mahkeme Başkanı saat 22.00’ye kadar duruşmaların devam edebileceğini belirtti.
BASIN KARTI OLMAYANLAR SALONA ALINMIYOR
Diğer yandan, dün duruşma salonuna sahte basın kartıyla girmeye çalışan 1 kişi gözaltına alındı. Bunun üzerine alınan yeni önlemlere göre görevli jandarma personeli duruşma salonu girişinde basın mensuplarının turkuaz basın kartı üzerindeki QR kodunu okutarak kartların geçerliliğini kontrol ediyor. Turkuaz basın kartı olmayan kişiler duruşma salonuna alınmıyor.
MAHKEME ARA KARARINI AÇIKLAYACAK
Duruşma görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Murat Çalık'ın savunmasının alınmasıyla saat 10.25'te başladı. Saat 12.00 sıralarında ara verilen duruşma saat 13.40'ta yeniden başladı. Mahkeme başkanı, duruşmanın Pazartesi günü sanık savunmalarının alınmasıyla devam edeceğini açıkladı. Salı, Çarşamba ve Perşembe günlerinde ise avukatların tahliye taleplerinin dinleneceğini belirten mahkeme başkanı, Perşembe günü ara karar vereceğini de açıkladı.
İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar, "İddianamedeki 140. maddeye konu Kirazlı-Halkalı metro hattı ihalesi, 2017 yılından beri yani bir silsile halinde gelen zincirlerden oluşuyor. projenin ne ihale hazırlıklarının yapıldığı 2016-2017 dönemlerinde ne de 2017-2018 dönemlerinde bu projeye herhangi bir finansman temini gerçekleşmiyor ve 2019 sonrasında o dönemde İstanbul'da durmuş birçok raylı sistem hattı gibi bu hatta da bir kredi finansman arayışı çalışmalarına başlanılıyor. Yaklaşık 7 milyar 870 milyon lira olarak projenin yapım maliyetinde bir indirim sağladık. Yine yaptığımız yapım tasarrufunda oluşturduğumuz ekipman ve alanlarda oluşan işletme maliyetindeki tasarruflarla da yaklaşık 7 milyar liralık, toplamda da 14 milyar 850 milyon liralık bir tasarruf kalemi oluştu bu projede. İddianamede üzerinde çokça durulan bir iddia var: Tutarların veya oluşmayan ihalenin iptali ve beklediğimiz tekliflerin oluşmaması meselesi. Biz 27 Eylül tarihinde teklifleri değerlendirirken, gelen rakamlar bizim beklediğimizin çok üstündeydi. biz burada 15 Milyar lira tasarruf oluşturduk, yani nasıl 14 Milyar lira kamuyu zarara uğratabiliriz? Ben 2012 yılından beri İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nde çalışıyorum. yapılan ihalelerdeki alınan fiyatların tamamı yaklaşık maliyetin yüzde 14 ila yüzde 17 arası üzerindeydi. Sözleşmeler imzalandı; kimse 'Rekabet burada oluşmadı, bu fiyatlar yüksek' demedi. Benzer ihaleler değil; ben benzer bir proje ihalesinde de aynı şeyi yaptım, 'Yenileyin' dedim veya 'Gerek yok, ihtiyaçlarını çözelim, ben bu fiyata bu işi yaptırmam' dedim. Yıllardır belirli bir düzende alınmış danışmanlık hizmetleri işleri vardı; kaldırdım, 'Bu fiyatlarla yapamayız, artık bu safhaları geçeceğiz, biz kendimiz yapacağız bu işleri, başka bir seviyeye gelmemiz lazım' dedim. Bütün bu koşullara rağmen bu riski alarak ihalenin iptal kararını aldım" dedi.
İMAMOĞLU, AVŞAR'A SORU YÖNELTTİ
Duruşmada söz alan İmamoğlu Ceyhun Avşar’a 'Daire Başkanı atanması esnasında Ekrem İmamoğlu’nun bir çabası mı oldu yoksa kendi içinizde bir mekanizma mı işledi?' sorusunu sordu Avşar ise "Atama görevinde sizinle hiçbir görüşmem olmadı" dedi.
Ekrem İmamoğlu ardından "Yol arkadaşım olmandan gurur duyuyorum. Hiç birisiyle ilgili 'şunu al bunu alma' diye engelleme ile karşılaştın mı?’ sorusunu sordu. Ceyhum Avşar, "Olmadı, olmazdı zaten" cevabını verdi.
Mahkemede söz alan Ekrem İmamoğlu, "Hepimiz bir ızdırabın içerisindeyiz. Büyük bir iftiraname. Dava açılır, soruşturulur ama iddia ediyorum böyle bir dava ilk defa tutuklu yürütülüyor. Bu bir kurgu" dedi.
Duruşma 30 Mart Pazartesi gününe ertelendi.
MURAT KELEŞ SAVUNMA YAPTI
İBB'ye yönelik 'Yolsuzluk' davasında aralarında görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 107'si tutuklu 407 sanık duruşmanın üçüncü haftasında hakim karşısına çıktı. 11'nci duruşmada İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in yeğeni Murat Keleş savunma yaptı.
Murat Keleş, "23 Mart 2025 tarihinde amcam Fatih Keleş, daha sonra 20 Mayıs 2025 tarihinde babam Zafer Keleş, sonrasında da 19-20 Haziran'da kuzenim Mustafa Keleş ve ben tutuklandık. Savcılık aşamasında ifade boyunca soruların odağında özellikle amcam Fatih Keleş vardı. Savcılığa çağrılma nedenim sanki yalnızca onun hakkında konuşmak için çağrılmışım gibiydi. İfadem sırasında şahsımla ilgili somut hiçbir suçlama yöneltilmediği gibi sanki amcam aleyhine tanıklık yapayım diye çağrılmış biriydim. Savcı Bey ifadenin sonlarına doğru 'Senin bir suçun yok, belli ki bir şeyden haberin yok' demesi üzerine; gözaltına alınma ve tutuklanma sebebimin amcam hakkında bir şeyler söylemem istenmesi olduğunu düşünüyorum. Dışarıda söylenenler yeterli görülmemiş gibi aile içinden birinin de amcam hakkında olumsuz ifadeler vermesinin beklendiğini düşündüm. Daha sonra savcılıktan tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edildik ve tutuklandık. Burada ilginç olan şudur ki, bizi tutuklayan hakimin tutuklanma kararında yazdığı 'Kaçma ve delil karartma şüphesi' ne oldukça şaşırdım. İtiraz da ettim edebildiğim kadar; çünkü amcam 19 Mart'ta gözaltına alındı, ben 19 Mart'ta İBB'de işe gittim. 23 Mart'ta tutuklandı, ben 24 Mart'ta yine işe gittim. Daha sonra 20 Mayıs'ta babam tutuklandı, ben yine ertesi gün işe gittim. Yani hiçbir şeyden tedirgin olmadığım için, yaptığım bir şey de olmadığı için ben işe gidip gelmeye devam ettim; ama oraya kaçma ve delil karartma şüphesi yazıldı. Amcam ya da babam tutuklandıktan sonra da ne bir çaba sarf ettim biriyle görüşmek için, ne de herhangi bir çabam oldu. Dediğim gibi yasadışı hiçbir eyleme karışmadım. Amcam Fatih Keleş, babam Zafer Keleş ya da kuzenim Mustafa Keleş'in de yasa dışı bir eylem içinde bulunduklarına hiç şahit olmadım. Kendilerini yakından tanıyan biri olarak da iddia edildiği gibi suçların içinde olduklarına inanmıyorum" dedi.
Keleş, "Amcamın İBB Spor Kulübü Başkanı olması nedeniyle; uluslararası spor müsabakaları, olimpiyat organizasyonları, yabancı dilde yapılan temaslar, yurtdışına gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında hazırlanan metinlerin tercümesi konusunda, yabancı dilde yapılan yazışmaların hazırlanmasına yardımcı oldum. Neticede kendisi amcamdı, yeğeni olarak kendisine belediyenin resmi işleri bağlamında destek oldum. Savcılık ifademde de 'Dönem dönem amcamın yanındaydım asistanlık yaptım' beyanımdaki kastım da budur. Resmi başvuru ve resmi mülakatlar sonrası işe alındığım İBB'deki resmiyetle yapılması gereken iş ve görüşmeler yapıldığı için örgüt üyeliğinden cezalandırılmam isteniyor. Bırakalım suç örgütünü, hayatımda hiçbir siyasi partiye ya da derneğe üyeliğim dahi olmamıştır. Bir futbol takımı bile tutmuyorum. iddianamede örgüt üyesi olduğu iddia edilen kısım yazılırken, sanki suçmuş gibi amcamın Fatih Keleş olduğu, babamın Zafer Keleş olduğu yazılmış. Aile bağlarımız sanki örgütsel bir bağ gibi gösterilmiş. Hatta benimle ilgili kısmı yazmaya başlarken 'Fatih'in yeğeni, Zafer'in oğlu' diye başlamışlar. Babam ve amcamla telefonla konuşmuş olmayı örgütsel faaliyetler kapsamında haberleşiyormuşuz gibi bir algı yaratılmaya çalışılmış. Babamın babam olması, amcamın amcam olması suça delil yapılmış. Ben Fatih Keleş'in yeğeni, Zafer Keleş'in oğlu olduğum için tutuklanmışım diye anlıyorum bu iddianamede. Bunu kabul etmek mümkün değil" şeklinde konuştu.
Murat Keleş, "İddianamenin 6'ncı bölümünde amcam ve babamla beraber bazı kişilerle telefon irtibatım olduğu söylenmişti. Sayılmış isimlerin bir kısmını bırakın hatırlayıp hatırlamamayı, fiziken görsem dahi tanımazdım. İsmine de bakınca 'Bu kimdi' diye hatırlayamadığım kişiler bile var. Listede belediye başkanı özel kalem çalışanları ve belediye çalışanları var; ancak iddia edilen telefon irtibatlarının HTS mi, baz mı olduğu, yakınlığım ya da bu irtibatların sayısı ve saati dahi belirtilmemiş. Bu kişilerle yaptığım görüşmeleri hatırlamamakla birlikte, varsa dahi mesai saatleri içerisinde olan bu görüşmelerin 1-2 dakika olduğuna eminim. Bu isimlerin içinde babam Zafer Keleş ve amcam Fatih Keleş de var. Bir insanın ailevi görüşmeleri, kendi babasını, amcasını aramasının örgütsel olarak gösterilmesini anlamakta güçlük çekiyorum. Yine görüşmelerimin az insanla olmasına başka bir bahane daha bulunmuş; 'Az kişiyle görüşüyor çünkü örgüt gizliliğine önem veriyor' deniyormuş. Burada örgüt olmadığı gibi ben de bir örgüt üyesi değilim. Olmayan bir örgütün gizlilik kaygısı da yok. Ben motosikletiyle işe gidip gelen, saklayacak hiçbir şeyi olmayan, sadece çalışan biriyim. Bu sadelikte yaşadığım için de hiçbir şey bulunamamış. Hiçbir şey bulunamıyorsa da bu sefer 'Çok gizli çalışıyor' diye yazılmış iddianameye. Böyle bir mantıkla 10 aydır tutukluyum" dedi.
Keleş, "Ahmet Sarı ile hiç telefonda görüşmedim, numarasını bilmem, özel hayatını bilmem. Ne iş yaptığını bilmem; restoranda, dışarıda herhangi bir yerde hiçbir görüşmem olmadı. Kendisi amcama 17 kere para götürdüğünü iddia etmiş ve Florya veya Bakırköy'deki belediye binalarında babam veya benim tarafımdan teslim alındığını öne sürmüş. Yalandır. Yalnızca ifadenin başında belirttiğim sebeplerden amcamın yanında bulunduğum zamanlarda kendisiyle karşılaşmışlığım ve kısa süreli görmüşlüğüm vardır. Kaldı ki burası başka bir alan değil; kamuya açık belediye kurumlarıdır. Kendisinden hiçbir şekilde para almadım, amcam da dahil hiç kimseye para götürmedim. Buradan Ahmet Sarı'ya mahkeme huzurunda şunu sormalıyım Sayın Başkan, kendisinden bırakın parayı; herhangi bir hediye, bir çikolata, bir kalem, bir iğne dahi almışlığım var mıdır. Bunu Ahmet Sarı'ya sormak isterim çünkü ben buna net bir şekilde cevap verebilirim. Kendisinden hiçbir şey almadım. Belki tek temasım tokalaşmak olmuştur. Bırakın Ahmet Sarı'dan para alıp birilerine teslim etmeyi, bu miktarlarda parayı hayatımda hiç görmedim görmem de mümkün değil" dedi.
RÜŞVET ÇARKININ ŞİFRELERİ ÇÖZÜLÜYOR!
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yolsuzluk soruşturmalarından biri olan ve 407 sanığın hakim karşısına çıktığı dev davada, Silivri’deki duruşma salonu tarihi bir hesaplaşmaya sahne oluyor. A Haber ekibi, adaletin arandığı o sıcak bölgeden, ateş hattından bildiriyor. Rüşvet ağının ilmek ilmek işlendiği iddianameler, mahkeme salonunda yankılanan dehşet verici itiraflar ve sanıkların adaleti oyalamaya yönelik manevraları, kirli çarkın nasıl işlediğini gözler önüne seriyor. İşte rüşvetin, usulsüzlüğün ve İBB koridorlarında dönen karanlık pazarlıkların tüm detayları.
ADALETİN MERKEZİ SİLİVRİ: 11. GÜNDE KRİTİK SAVUNMALAR
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddialarının odağındaki dev davada, yargılama süreci tüm hızıyla devam ediyor. A Haber Muhabiri Mustafa Kadir Mercan, duruşma salonunun önünden bildirdiği detaylarda, davanın kritik bir aşamaya geldiğini vurgulayarak, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk davasında artık 11. günü yavaş yavaş tamamlıyoruz. Bugün de sanık Murat Çalık’ın ifade işlemleri, savunma işlemleriyle devam etti. Sonrasında çapraz sorgusu yapıldı ve bulunduğumuz dakika itibarıyla de verilen öğle arası tamamlanmış durumda. Müdafi avukatları savunma yapacak" ifadelerini kullandı.
SİLİVRİ'DE SAHTE BASIN KARTI SKANDALI: CHP İZİ Mİ VAR?
Duruşmalar devam ederken, yargılama sürecini sabote etmeye yönelik skandal bir gelişme yaşandı. Sıcak bölgede güvenliği sarsan bu olay, mahkeme salonundaki gerilimi tırmandırdı. Mustafa Kadir Mercan, dün yaşanan dehşet verici sızma girişimini, "Dün sahte basın kartıyla bir kişi içeriye girdi, içeriden fotoğraflar paylaştı sosyal medya üzerinden. Keza geçtiğimiz dakikalar itibarıyla de tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Böyle bir durum yaşanmasından sonra aslında bütün basın mensupları olarak bizler de zan altında kalıyoruz. Keza önlemler daha da artırılıyor, bizim de girişlerimiz zorlaşıyor" sözleriyle aktardı.
A Haber Özel Haber Şefi Mehmet Karataş ise bu skandalın perde arkasındaki çarpıcı detayı, "Bu kişinin de aldığım bilgiye göre Tuzla'da yine Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir ferdi olduğu ortaya çıkıyor. Bu usulsüzlük karşısında da tutuklanması talebiyle sevk edildi" şeklinde konuştu.
ASRIN YOLSUZLUĞU: 143 EYLEM VE 17 AYRI SUÇ DOSYASI
Davanın kapsamı ve iddiaların ağırlığı, meselenin sadece bir yerel yönetim soruşturması olmadığını gösteriyor. Mehmet Karataş, dosyanın büyüklüğünü ve niteliğini, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile ilgili bugün hazırlanan iddianame, başlatılan soruşturma asrın yolsuzluğu, asrın soruşturması olarak ifade ediliyor. Burada özellikle rüşvetin ve yolsuzlukların konuşulduğu bir salonda, usulsüzlüklerin aydınlatılmasına çalışılıyor," ifadeleriyle dile getirdi. Karataş, mahkemedeki ağır ilerleyişin nedenine dikkat çekerek, "Bugün zannedersem 13. kişi Murat Çalık’ın ifade vermesiyle birlikte 11. günde 13. sanığın ifadesi alınıyor. Önceki tecrübelerimize dayanarak şunu söyleyebiliriz ki; kesinlikle çok yavaş ilerliyor" dedi.
MAHKEME SALONUNDA OYALAMA TAKTİĞİ VE HEDEF SAPTIRMA
Duruşma salonunda sanıkların ve avukatların, somut sorulara cevap vermek yerine konuyu dağıtmaya çalıştıkları gözlemlendi. Mehmet Karataş, içerideki 'sıcak temas' anlarını ve şahit olduğu manevraları, "Buradaki her söz alan kişinin aslında sorunun cevabından ziyade söylemleri dağıttığı yönünde bir izlenime şahit oldum. Ortada 143 tane eylem, 17 tane suç var. Sanıklara, 'Siz bu parayı aldınız mı? Bu verilen makbuzlarla ilgili ne söylemek istersiniz?' diye soru soruluyor ama bu soruya değil, başka konular anlatılıyor," sözleriyle betimledi. Mustafa Kadir Mercan da, "Soru sorulması gerekirken, hakim zaten söz hakkı tanıyor, bazı tutuklu sanıklar ilk önce kendi temennilerini söylüyorlar, sonra başka konulardan bahsediyorlar ve sadece bir soru soruyorlar. Hemen hemen 11 gün boyunca böyle oluyor" şeklinde konuştu.
BEYLİKDÜZÜ’NDEN İBB’YE UZANAN KARANLIK İLİŞKİLER
Yolsuzluk çarkının geçmişe dayanan kökleri, mahkemede bir bir dökülmeye başladı. Özellikle Murat Çalık üzerinden yürüyen savunmaların, geçmişteki Beylikdüzü dönemine odaklandığı belirtildi. Mehmet Karataş, "Murat Çalık’ın avukatı normalde Murat Çalık ile ilgili söz konusu olan bu eylemle ilgili savunma yapması gerekirken, adam 2017-2018 yıllarındaki başka meydana gelmiş olaylarla ilgili bir şeyler anlatıyor. Murat Çalık ile ilgili söz konusu iddialar 2017-2016 yıllarına da dayanıyor. Çalık’ın daha öncesinde Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olduğu o dönemlerde Beylikdüzü ile ilgili dosyalar var" ifadelerini kullandı.
DEHŞET VEREN RÜŞVET İTİRAFI: 13 DAİRELİK KARANLIK PAZARLIK!
Duruşmanın en sarsıcı anlarından biri, bir tanığın verdiği rüşvet beyanlarıyla yaşandı. İmar usulsüzlükleri için istenen devasa bedeller mahkeme kayıtlarına girdi. Mehmet Karataş, Uğur Güngör isimli şahsın tarihi tanıklığını şu sözlerle paylaştı: "Uğur Güngör’ün burada ifadesi var. Kendisi diyor ki; 'Ben o dönem bir inşaat firmasıyla anlaştım ve oraya arsamı verdim. Bu vermiş olduğum arsa karşılığında da sonrasında alt katların daireden ziyade dükkana çevrilmesi ya da dükkanın daireye çevrilmesi, her neyse yani imara uygun olmayan bir eylem gerçekleştirmek istediklerini ve bunun karşılığında da nasıl yapacağını sorduğunda bu firmanın belediyenin rüşvet istediğini ve buna karşılık yaklaşık 13 dairenin devredilmesi gerektiğini ifade ediyor."
SİLİVRİ HATTINDA GERİLİM SÜRÜYOR: A HABER TAKİPTE!
Milyarlarca liralık kamu kaynağının nasıl buharlaştırıldığı, hangi karanlık odalarda rüşvet pazarlıklarının yapıldığı Silivri’deki bu dev davayla gün yüzüne çıkıyor. A Haber ekibi, davanın her anını, her belgesini ve her itirafını 'sıcak bölge'den anlık olarak aktarmaya devam edecek.