Bakan Kurum’dan iklim krizi uyarısı: “Yaşanacak bir dünya kalmayacak”
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle İstanbul'da bir araya gelerek Türkiye'nin COP31 hazırlıklarından kentsel dönüşüme, deprem bölgesindeki seferberlikten kiralık sosyal konut hamlesine kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.
Türkiye'nin "Uygulama COP'u" yaklaşımını detaylandıran Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni taahhütler yerine mevcut taahhütlerin hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bugün dünya maalesef o 1,5 derece hedefinden uzak. Seller, yangınlar, yağışların şiddeti ve sıklığı artarak devam ediyor. Bunlar artık ülkelerin ekonomilerinde çok önemli izler bırakıyor, derin yaralar açıyor. Bu nedenle mücadeledeki samimiyetimizi ve tecrübemizi ortaya koyacağız. İstiyoruz ki tamam, konuşulanlar konuşuldu ama artık bunları hayata geçirmemiz lazım. Artık taahhüt konuşmayalım. Yeni taahhüt istemiyoruz. O taahhütleri uygulamaya geçirmek istiyoruz. Çünkü gençler, çocuklar ve dünya bizden bunu bekliyor. Bu nedenle gerekli iradeyi ortaya koyacak bir başkanlık sürecini ilk günden itibaren yürüttük. Sonuna kadar da bu duruşumuzu ve kararlılığımızı sürdüreceğiz."

"YAŞANACAK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA SINIRLARINIZI SAVUNSANIZ NE OLUR?"
COP31 Başkanı Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin NATO'nun savunma yatırımlarındaki kararlılığa benzer bir yaklaşımla ve finansman desteğiyle yürütülmesi gerektiğine işaret etti.
Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelenin ülkelerin varlığını sürdürmesi, üretimlerini artırması ve istihdam sağlaması açısından önem taşıdığını belirterek şöyle konuştu:
"Burada var olup yok olma meselesi var. Ülkelerin bu dönüşümden istifade ederek üretimlerini ve istihdamlarını artırması meselesi var. İşte tam da bu noktada tüm dünyanın dikkatini Antalya'ya çekmek istiyoruz. Geleceğimiz ve çocuklarımız için bu kararları almak zorundayız. Eğer bir NATO toplantısında ülkeler savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı alıyorsa iklimle mücadelede de tüm dünya aynı kararlılığı göstermek zorunda. Çünkü yaşanacak bir dünya kalmayacak. Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur? Suyunuzun, yeşil alanlarınızın olmadığı bir dünyada ne yapacaksınız? Avrupa'da olduğu gibi tarihî binalarınız olsa ne olacak? Yaşanan iklim göçleri nedeniyle başka krizlerle karşılaştığınızda bunları nasıl çözeceksiniz?"

"BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ZİRVESİ İLE EŞ DEĞERDE BİR ORGANİZASYON"
COP31'in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kadar önemli bir organizasyon olduğuna vurgu yapan Bakan Kurum, iklim değişikliğiyle ilgili dünyayı ilgilendiren tüm konuların bu zirvede müzakere edildiğini belirtti.
Kurum, 196 ülkenin katıldığı zirvede ülkelerin iklim taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve tecrübelerini paylaştığını ifade ederek şunları kaydetti:
"Bu zirve, bugün tüm dünyaya baktığınızda 196 ülkenin katıldığı en büyük zirve. Bu ülkeler iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve tecrübelerini paylaşıyor. Ülkelerin verdikleri taahhütleri ne ölçüde yerine getirdikleri sorgulanıyor. Günlerce müzakereler yapılıyor. Dolayısıyla bu, Birleşmiş Milletler nezdindeki en büyük organizasyon. New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş değer diyebileceğimiz bir organizasyon. Biz ne elde edeceğiz? COP31 Başkanlığı olarak 196 ülke adına hareket ediyoruz. Şeffaf, hakkaniyetli ve adaletli bir başkanlık süreci yürüteceğimizi, COP31'de sonuç almayı hedeflediğimizi söyledik. Bu nedenle diyalog ve uzlaşıyla hareket edeceğiz ancak aksiyonla da sonuç alacağımızı üç kelimeyle tüm dünyaya ifade etmiş olduk."

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK BELGESİNİ ALAN İLK COP ORGANİZASYONU ANTALYA
Bakan Kurum, toplantıda kendisine yöneltilen "COP31 kendi karbon ayak izini azaltmak için ne gibi bir strateji izliyor?" sorusunu da yanıtladı. Kurum, organizasyonun emisyonlarını azaltmak için ulaşım dâhil birçok alanda çalışma yürüttüklerini belirtti.
Türk Hava Yolları ile gelen misafirlerin emisyonlarının dahi dikkate alındığını ifade eden Kurum, şöyle konuştu:
"Türk Hava Yolları ile gelen misafirlerin emisyonlarını bile düşünüyoruz. Sıfır emisyonlu bir organizasyon olmasını istiyoruz. Bu kapsamda sürdürülebilirlik belgesini alan ilk COP organizasyonu olduk. Dün Antalya'ya gittiğimizde bu belgeyi aldık. COP tarihinde de bu bir ilk. Buradaki transfer ve ulaşım araçları Euro 6 standartlarına uygun. Katılımcılar elektrikli ve doğal gazlı araçlarla ulaşım sağlayacak. Buraya yeni araçlar gönderdik. Türkiye'nin dört bir yanından belediyelerimize ait araçları da Antalya Büyükşehir Belediyemize gönderdik. Yeni 650 araç geldi ve bunların tamamı düşük emisyonlu araçlar. Otellerdeki organizasyondan ulaşımdaki ayrıntılara kadar sürdürülebilirliği esas aldık."

"AFET SONRASI YAŞANAN MADDİ KAYIPLARIN MALİYETİ 10 KATINA ÇIKIYOR"
COP31 Başkanlığı'nın dirençli şehirler başlığına dikkati çeken Bakan Kurum, afetlere karşı dayanıklı şehirler inşa etmenin, afet sonrasında oluşacak hasarları gidermekten çok daha düşük maliyetli olduğunu belirtti.
Kurum, afet öncesinde yapılacak yatırımların önemine işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
"Afet sonrası yaşanan maddi kayıpların maliyeti 10 katına çıkıyor. Yani afet öncesinde yapabileceğiniz bir yatırım, afet sonrasında yapacağınız yatırıma kıyasla çok daha uygun. Bu nedenle hep birlikte gerekli iradeyi ortaya koymak zorundayız. En son yaşadığımız seller de bunu gösteriyor. Nepal'de yaşanan sıkıntılar, İspanya ve Brezilya'daki seller de bunu ortaya koyuyor. Bunlar insanların hayatlarına ve ekonomilerine maalesef zarar veriyor."
"ARITMA TESİSİNİZİ YAPMADIĞINIZ YERDE KÜLTÜR MERKEZİNE İHTİYAÇ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM"
İstanbul'un Ayazağa bölgesinde sel sonrasında yaptıkları incelemeyi örnek gösteren Bakan Kurum, dere ıslahı tamamlanmadan aynı noktada kültür merkezi inşaatının hızla sürdüğünü gördüklerini anlattı.
Belediyelerin şehircilik anlayışını iklim değişikliğine karşı dirençli şehirler hedefi doğrultusunda şekillendirmesi gerektiğini belirten Kurum, altyapı yatırımlarının önemine dikkati çekerek şöyle konuştu:
"'Altyapı yatırımı oy getirir mi? Vatandaşın gördüğü bir iş midir?' diye endişe duyan idarecilerimiz var. Ancak asıl mesele bu. Milletimizin de bunu sorgulaması gerekiyor. Yapılmayan bir dere ıslahı, yapılmayan bir yağmur suyu kanalı cana ve mala zarar veriyor. Sonuç bu. Bunları yapmak zorundayız. Altyapımız buna imkân vermiyorsa, hazır değilse veya yetersizse popülist yöneticilik yapmak yerine önceliklerimizi doğru belirlemeliyiz. Kültür merkezine ihtiyacınız olabilir, evet. Ancak altyapınızı ve arıtma tesisinizi yapmadığınız bir yerde kültür merkezine ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Bu konuda çok netim. Her idarecinin, yerel yönetimlerin, belediyelerin ve merkezi idarenin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğine inanıyorum. Yaşadığımız krizler ve seller de bunu açıkça ortaya koyuyor."

"BİZ ÇÖP İTHALATINA KESİNLİKLE İZİN VERMİYORUZ, GRANÜL MALZEME GELİYOR"
Türkiye'nin Avrupa'dan çöp ithal edip etmediğine ilişkin soruları da yanıtlayan Bakan Kurum, ham madde olarak kullanılabilecek formdaki geri dönüştürülebilir atıkların ithal edildiğini belirtti.
Türkiye'de geri dönüşüm sektörünün önemli bir konumda olduğunu ve bu alanda yeni organize sanayi alanlarının açılmasının istendiğini ifade eden Kurum, geri dönüştürülen plastiklerden boru, atık kablolardan elektrik kablosu, kâğıt atıklarından ise defter ve kitap üretildiğini anlattı.
Türkiye'deki ham madde kaynaklarının üretim tesislerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini belirten Kurum, atıkların ham madde olarak kullanılmasını önceliklendirdiklerini söyledi.
Kurum, çöp ithalatına kesinlikle izin verilmediğini vurgulayarak şunları kaydetti:
"Türkiye bu konuda diğer ülkelere kıyasla oldukça iyi bir konumda. Ham maddeye ihtiyacımız var. Ülkemizdeki ham madde, bu tesislerin üretim yapmasına yetmiyor. Kâğıdı ya atıklardan üretmek ya da ağaç kesmek zorundasınız. Biz atıklardan üretimi önceliklendiriyoruz. Ancak elinizdeki atık yeterli değilse atık ithal etmeniz gerekiyor. Bu nedenle üretimimizde ham madde olarak kullanmak üzere kotalar getirdik. Burada birbirinden ayırmamız gereken bir konu var: Biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz. Çöp ülkemize gelemez. Geliyorsa süreçte farklı yanlışlıklar vardır. Savcılıklar da gereğini yapar. Bize bildirin, biz de suç duyurusunda bulunalım. Eğer çöp ülkeye ithal ediliyorsa veya kaçak yollarla getirilmeye çalışılıyorsa bu hukuka ve mevzuata uygun değildir. Dolayısıyla bu yasaktır. Peki, ne geliyor? Granül malzeme geliyor. Öğütülmüş granül malzeme, ham madde olarak üretimde kullanılıyor. Peki, bu şekilde almaya devam mı edeceğiz? Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulaması ve Sıfır Atık uygulamasıyla geri dönüşüm oranlarımızı artırdıkça, COP31'de belirlediğimiz hedefleri hayata geçirdikçe ham madde ihtiyacımızı kendimiz karşılayabileceğiz. Hatta fazlasını üreterek yurt dışına da malzeme ihraç edeceğiz. Bu dengeyi yakalamaya çalışıyoruz."
"ADANA'DA KAÇAK YOLLARLA HAM MADDE GETİRİYORLAR. TESPİTLERİ YAPTIK, İŞLETMELERİ KAPATTIK"
Bakan Kurum, özellikle Adana ve Antalya kıyılarında görülen plastik kirliliğine ilişkin de ciddi yaptırımlar uygulandığını belirtti.
Adana'daki kirliliğin kaçak yollarla getirilen ham maddelerden kaynaklandığını ifade eden Kurum, tespit edilen işletmelerin kapatıldığını, idari yaptırımlar uygulandığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu söyledi.
Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Adana'daki durumda, oraya kaçak yollarla ham madde getiriyorlar. Bu tespitleri yaptık. Tespit ettiğimiz işletmeleri kapattık ve cezai işlem uyguladık. Mevzuatımıza uygun hareket etmedikleri için suç duyurusunda bulunduk. Bu durum devam ederse bize bildirin. İşletmeyi kapatırız. Kimin işletmesi olduğunun veya kiminle ilişkili olduğunun hiçbir önemi yok. Herkes mevzuatımıza ve kanunlara uygun hareket edecek. Sadece bu konuda değil, her konuda kanunlara uygun hareket etmemiz gerekiyor."


